Navigation

Buradasınız

1 Eylül Dünya Barış Günü

[img_assist|nid=14802|title=|desc=|link=none|align=right|width=400|height=300]1 Eylül Dünya Barış Günü dünyada ve Türkiye’de çeşitli mitinglerle kutlandı. Bizler de UİD-DER’li işçiler olarak miting alanında yerimizi aldık. Otobüslerle hep birlikte miting alanına doğru giderken sloganlarımızı çalıştık, mitingin önemi üzerine sohbet ettik.

Yürüyüşe başlamadan önce kırmızı önlük ve şapkalarımızı giyerek kortejimizi oluşturmaya başladık. Her mitingde olduğu gibi yine “kıpkızıldı” kortejimiz. Yine sloganlarımızı atarak bir süre bekledikten sonra yürüyüşümüz başladı. Bir işçi derneği olan UİD-DER’e yakışan bir örgütlülük ve disiplinle yürüyor, görenlerin oldukça ilgisini çekiyorduk. Yürüyüş boyunca “Ortadoğu’ya Barış Halklara Özgürlük!”, “Kapitalistler İçin Dökecek Kanımız Yok!”, “Kürtlere Özgürlük, Kurdara Azadi!” ve “Siyasal Baskılara Son, Baskılar Bizi Yıldıramaz!” sloganlarını haykırdık. Ortadoğu’da süren emperyalist paylaşım savaşlarına ve özellikle Türkiye’de, Kürt halkına karşı devam eden haksız savaşa karşı sloganlarımızı haykırdık. Mitingde Kürt anaları artık çocuklarının ölmesini istemiyor, onurlu bir barıştan yana olduklarını ifade ediyorlardı.

Hiçbir ana çocuğunun ölmesini istemez. Ama sormak gerekiyor neden asker anaları bu mitinglere katılmıyor? Çünkü patronlar sınıfının yönetim aygıtı olan devlet, bilinçli olarak kitlelere milliyetçilik duygusu aşılıyor ve çocuklarının ölümünün vatan için olduğu yalanını belleklere kazıyor. Sonuçta ölen askerler de yoksul işçi ve emekçi sınıfının çocuklarıdır. Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. AKP dindarlığı kullanıyor. Din kardeşliğinden dem vuruyor. İslam dininin başkalarının ezilmesine karşı olduğunu söylüyorlar.  Ama Kürtlerin hakları yok sayılıyor. Madem Müslümanlıkta eşitlik var, Kürt halkına yapılan adaletsizlik ve zorbalık neden?

Milliyetçilik öyle bir şey ki, halkların kardeşliğinin ötesine geçiyor ve büyük bir Müslüman kesim bile Kürt halkına yapılan zulme göz yumuyor. Hatta “hak ettiklerini” düşünüyor.

Dünyada ve Türkiye’de yürütülen savaşlar işçi sınıfının savaşı değil patronlar sınıfının daha fazla kâr etme savaşıdır. Ama karşı karşıya gelmeye zorlanan ve savaşlarda ölenler de işçi sınıfının çocuklarıdır. Bu yüzden uyanık olmalı ve bizi birbirimize kırdıranlara karşı örgütlenerek sınıf mücadelesini yükseltmeliyiz.

Aslında biz, bir insanın düşman olup olmadığına hangi ülkeden, hangi milletten veya hangi ırktan olduğuna bakarak değil, işçi sınıfından mı, yoksa işçi sınıfını ezerek ve sömürerek zenginliğine zenginlik katan patronlar sınıfından mı olduğuna bakmalıyız. Gözümüzün körleşmesine izin vermemeli, doğru yerden bakmalı ve kiminle savaşacağımızı iyi bilmeliyiz.

10 Eylül 2012

Son Eklenenler

  • Patronlar işçilere lütufta bulunmazlar. Örgütsüz ve dağınık işçileri kölece çalıştırmaktan, iliklerine kadar sömürmekten asla geri durmazlar. Sermaye sınıfını dize getirecek olan işçilerin mücadelesidir. Bu iki sınıf arasındaki mücadelenin sonucunu...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihi birçok önemli dersle doludur. İşçi mücadelesinin yükseldiği dönemlere damgasını vuran anlar, eylemler, örgütler ve kişiler vardır. 1960 ilâ 1980 arasındaki dönemde Kavel, 15-16 Haziran 1970, 1 Mayıs 1977 gibi işçi...
  • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk “kalkınma planı” olan 11. Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanının onayının ardından TBMM Genel Kurulu’na sunuldu ve çeşitli itirazlara rağmen kabul edildi. 2019-2023 dönemine ilişkin ekonomik hedeflerin bulunduğu...
  • Metal işkolunda sendikalı bir işçi olarak çalışıyorum. Sendikasız bir işyerine oranla birtakım haklarımız var ama problemlerimiz de çok. İşçi arkadaşlar dün öğle molasında işyerindeki çalışma koşullarından şikâyet ediyorlardı. “Tehlikeli bir...
  • İşçi sınıfı olarak bugünkü örgütsüzlüğümüzden, dağınıklığımızdan, güçsüzlüğümüzden kurtulmak istiyorsak geçmişimize bakmalıyız. Yaşadığımız katmerli sorunlar son bulsun istiyorsak tarihimizi incelemeli, hafızamızı geri kazanmalıyız. 15-16 Haziran...
  • Hepimiz işyerlerimizde krizin etkilerini iliklerimize kadar hissediyoruz. İşten çıkarmaların artması, maaşların geç yatması, zorla mesai dayatmaları, iş güvenliği ihmalleri gibi bir sürü sıkıntıyla boğuşmak zorunda kalıyoruz. Ben de çalıştığım yerde...
  • Kırşehir’de bulunan Petlas’ın taşımacılık ve lojistiğini yapan Abdulkadir Özcan Otomotiv Lastik işçileri, DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikasına üye oldukları için işten atıldı. Petlas/AKO işçileri fabrika önünde sendikalaşma üzerindeki baskıların...
  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR), “İşsizlikte Tırmanış Sürüyor!” başlıklı bir rapor yayınladı. TÜİK ve İŞKUR tarafından yayınlanan verilerin değerlendirildiği raporda, oldukça yakıcı gerçekler gözler önüne...
  • Çocuk yaşta işçiliğe başladım. İçimde duyduğum sadece aileme karşı bir sorumluluk duygusuydu. Çünkü babam ne kadar çok çalışsa da geçinmekte zorlanıyorduk. Neden böyle olduğunu bilmiyordum. Mahallemizdeki tüm komşularımız da aynı...

  • 15-16 Haziran 1970’de işçiler ayaktaydı… O dönemde tek vücut olabilen işçiler, giriştikleri şanlı mücadeleden hem alınlarının akıyla hem de gelecek işçi kuşaklarına miras bıraktıkları nice zengin deneyimle çıktılar. 15-16 Haziran Büyük İşçi...
  • Son zamanlarda öyle adaletsiz şeyler oluyor ki insanın kanı donuyor. Adaletin dibe vurduğu bir kaç olaydan bahsetmek istiyorum. 8 Temmuz 2018’de yaşanan tren faciasında 25 kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce yolcu yaralanmıştı. Faciaya ilişkin açılan...
  • Patronlar genellikle en temel işçi haklarını bilmediklerini ve ucuza çalışacaklarını düşünerek genç işçileri çalıştırmayı tercih ediyorlar. Akıllı telefon, medya, internet olanakları elimizin altında olmasına rağmen, sermaye düzeni işçilerin en...

UİD-DER Aylık Bülteni

Broşürlerimiz