UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

2012’ye Girerken: Patronlar Saldırıyor, İşçiler Boyun Eğmiyor!

Aralık 2011, No: 45

2008 yılında patlak veren dünya ekonomik krizi, 2011’de de devam etti. 2011 yılı boyunca tüm dünyada işçi ve emekçiler, patronlar sınıfının ve onların emrindeki hükümetlerin saldırısı altındaydı. Patronların sözünden çıkmayan hükümetler, devreye soktukları “kemer sıkma” paketleriyle krizin faturasını emekçilere kesmeye çalışıyorlar. Ancak işçi sınıfı bu saldırılara boyun eğmiyor. Amerika’dan Yunanistan’a, Mısır’dan Çin’e kadar dünya işçi sınıfı ayağa kalkıyor, örgütleniyor ve mücadele ediyor. Arap coğrafyasında tutuşturulan isyan ateşi gösterdi ki, meydanları zapt eden milyonların önünde hiçbir kuvvet duramaz. Kuzey Afrika’nın Arap halkları on yıllardır tepelerine çöreklenmiş kan emici diktatörleri alaşağı ettiler.  Arap emekçilerin isyanı, başta Yunanistan olmak üzere Avrupa’da patlak veren grevler, “rüyalar ülkesi” olarak adlandırılan ABD’de esen mücadele rüzgârları dünya işçi sınıfına umut veriyor, örnek oluyor. Artık gelecek patronlar için dikensiz gül bahçesi olmayacak!

İrlanda, İspanya, Portekiz gibi ülkelerde işçiler “kemer sıkma” programlarına geçit vermemek için direndi, direniyor. Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman yüz binlerce İsrailli işçi-emekçi, hükümeti protesto etmek için meydanlarda birleşti. İngiltere’de göçmen işçiler yoksulluğa, işsizliğe ve ayrımcılığa karşı isyan ederken, 2 milyon işçi son 30 yılın en büyük grevini gerçekleştirdi. Yunan işçi sınıfı geri adım atmıyor: Peş peşe gerçekleştirdiği genel grevlerle hayatı defalarca durdurdu, parlamento binasını kuşattı ve hükümeti düşürdü. İtalya’da hükümetin “kemer sıkma” saldırısına milyonlarca işçi grev ve gösterilerle yanıt verdi. Yunanistan’dan sonra İtalya’da da hükümet istifa etmek zorunda kaldı. Yerlerine kapitalist ekonomi uzmanlarından oluşan geçici hükümetler atandı. İşçi ve emekçilere yönelik ekonomik saldırı paketleri şimdi bu uzmanlar eliyle hayata geçirilmeye çalışılıyor. Avrupa’daki işçi mücadeleleri patronların hizmetindeki hükümetleri öylesine köşeye sıkıştırmış durumda ki, ortak para birimi avronun kullanıldığı ülkelerin sayısının azaltılması, krizle baş edemeyen kapitalist ülkelerin Avrupa Birliği’nden çıkartılması tartışılıyor. Bir dönem Türkiye işçi sınıfına da umut olarak sunulan Avrupa Birliği çatırdıyor!

ABD’de işçiler ve öğrenciler, Amerikan borsasının ve dünya ölçeğinde faaliyet yürüten dev banka ve sigorta şirketlerinin bulunduğu caddenin adından hareketle “Wall Street’i İşgal Et!” eylemleri başlattılar. ABD’de başlayan “işgal et” eylemleri, 15 Ekimde 80 ülkede eş zamanlı bir eyleme dönüştü ve dünyanın dört bir yanında meydanlara çıkan işçi kitleler, sermaye düzenine karşı öfkelerini haykırdılar. Eylemlerde, sermayenin egemenliğine dikkat çekiliyor ve sermayenin dışında kalan kesimin toplumun %99’unu oluşturduğu vurgulanıyor. Eylemciler, “rahatsız edici” gerçekleri dile getirerek kapitalist düzenin adaletsizliğini teşhir ediyorlar. Bazı eyaletlerde on yıllar sonra ilk defa işçi grevleri yaşanıyor. 1 Mayıs’ı ve 8 Mart’ı yaratan işçilerin ülkesinde, uzun bir aradan sonra işçi mücadelesi yeniden filizleniyor. Bu mücadele kapitalistlere korku salıyor. 

Latin Amerika’da da mücadele rüzgârları esiyor. Şili’de, öğrencilerin parasız eğitim hakları için başlattıkları mücadele, işçi sınıfının desteğiyle yüz binlerin sokaklara döküldüğü büyük bir eyleme dönüştü. Şilili işçiler ve öğrenciler parasız sağlık ve parasız eğitim haklarını kazanana kadar mücadeleye devam etmekte kararlılar. Latin Amerika’nın pek çok ülkesinde, özellikle 2000’lerden bu yana işçi kitleleri, patronlar sınıfına karşı sert mücadeleler yürütüyorlar.

2009’un sonunda patronlar, hükümetler ve patron yalakası iktisatçılar “kriz bitti” diyorlardı. Amaçları emekçi kitlelerin kapitalizmden umutlarını kesmesini engellemekti. Kapitalizm olduğu müddetçe krizler de olacak. Bu seferki kriz ise çok daha büyük bir kriz. Nitekim şimdilerde utanıp sıkılmadan krizin 2012 yılında da devam edeceğini söylüyor ve “kemer sıkma” politikalarını haklı göstermeye çalışıyorlar. Bu genel kriz ortamında Türkiye ekonomisi büyüyor ama 2008 ve 2009’da krizin faturasını işçilere kesen patronlar, şimdilerde ekonominin büyümesinden işçilere hiçbir şey koklatmıyorlar. Türkiye ekonomisinin hızlı büyümesinden işçilerin payına uzayan iş saatleri, artan iş temposu, işsizlik kırbacıyla dayatılan kötü çalışma koşulları, iş kazaları ve meslek hastalıkları düşüyor. Ücretler yerinde saymaya, alım gücü gerilemeye devam ediyor. 659 liralık asgari ücrete yapılan %3 zamla asgari ücret sefalet ücreti olmaya devam edecek.

Fakat 2012’de ekonomik büyümenin yavaşlayacağı öngörülüyor. Patronlar sınıfı ve onların gözde hükümeti AKP, işçi ve emekçilerin haklarını gasp etmek için yoğun bir çalışma yürüterek yeni yıla hazırlanıyor. 2011 yılı patronların torba yasa saldırısıyla başlamıştı. 2012 yılına girerken “Ulusal İstihdam Stratejisi” saldırısı gündemde.

TÜSİAD, MÜSİAD, TİSK, TOBB ve TUSKON gibi patron örgütleri yıllardır işçilerin kazanılmış hakkı olan kıdem tazminatının ortadan kaldırılmasının hayalini kuruyorlardı. Patron örgütleri hükümete sundukları raporlarda kıdem tazminatının kendileri için yük olduğunu, işçilere bu tazminatı vermek istemediklerini açıkça belirtiyorlardı. Ancak işçilere bu kadar bariz bir kazık atıp, patronları açıktan kayırmak öyle kolay bir iş değildi. Patronlara kıyak geçerken işçileri de uyutmanın bir yolunu bulmak gerekiyordu. AKP hükümeti sinsi bir plan hazırlayarak işe koyuldu. Basın yoluyla yalan kampanyası başlatıldı ve kıdem tazminatına dönük saldırı süreci hızlandırıldı.

Kardeşler! Hazırlanan planın içinde yalnızca kıdem tazminatının elimizden alınması yok! Bu plan hayata geçtiğinde bölgesel asgari ücrete geçilecek, işçilerin kiralanabileceği “özel istihdam büroları” (kölelik büroları) kurulacak, deneme süresi 25 yaşın altındaki işçiler için 4 aya çıkartılacak!  

Bizi kolayca işten atabilmek, kıdem tazminatımızı elimizden almak, asgari ücreti bölgelere göre belirleyerek daha da düşürmek ve istihdam bürosu dedikleri kölelik büroları yoluyla hiçbir sosyal güvence olmadan çalışmaya zorlamak istiyorlar. Biz UİD-DER’li işçiler olarak bu saldırıları kabul etmiyoruz. Boyun eğmiyoruz! Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği olarak bu saldırılara karşı tüm sınıf kardeşlerimizi mücadeleye çağırıyoruz. Bu kapsamda, başlattığımız imza kampanyasına güç vermeye davet ediyoruz.

15 Aralık 2011
AttachmentBoyut
no45.pdf2.15 MB






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this