UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

8 Mart ve Kadın İşçilerin Sorunları

Mart 2010, No: 24

Bostancı’dan bir kadın işçi

Merhaba, kadın ve erkek işçi kardeşlerim. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün yüzüncü yılı kutlanıyor. 8 Mart vesilesiyle sizlere seslenmek ve kadınların ortak sorunlarını paylaşmak istiyorum. Ben metal sektöründe çalışan bir işçi kadınım. Yıllardır da fabrikalarda işçilik yapıyorum. Aynı zamanda bir anneyim. Dolayısıyla sorumluluklarım ve iş yüküm biraz daha ağır. Anneyim dedim, evet ama anne olma duygusunu bile tam olarak yaşayamadım diyebilirim. Çünkü çocuğum henüz 2,5 aylıkken tekrar işe başlamak zorunda kaldım. Kim istemez ki çocuğunun yanında olabilmeyi, bebekliğinin her bir anını birlikte yaşayabilmeyi. Ama biz işçi kadınların böyle bir “lüksü” yok. Bizler de eşlerimizle birlikte çalışmak zorundayız. Asgari ücretin ne kadar olduğunu her birimiz biliyoruz. Böyle bir ücret ile bir evin giderlerini karşılayabilmek mümkün mü? Bu nedenle de doğum sonrası ücretli olan 1,5 aylık iznimizi kullandıktan hemen sonra işbaşı yapmak zorunda kalıyoruz. Ya da 6 aylık ücretsiz izin alabiliyoruz. Ama eve giren asgari ücretle 6 ay idare edebilirseniz ve tabii patronunuz size 6 ay izin vermeyi kabul ederse. Genelde doğum izninde olan kadınlar, çocuk dünyaya getirmenin cezasını işsizlik olarak ödüyorlar. Patron, doğum sonrasında günde 1,5 saat ücretli süt izni vermek zorunda. Veya bu izinleri birleştirerek haftada bir gün izin verebilir. Tabii ki bu patronların işine gelmiyor ve izin vermemek için işimize son veriyorlar.

Aynı zamanda biz kadın işçiler olarak patronların bu kirli düzeninde iki kat daha eziliyor ve sömürülüyoruz. Patronların sömürüsünün dışında, hayatın her alanında, yani işyerinde, sokakta ve evde kadın olmamızdan kaynaklı cinsiyet ayrımcılığına uğruyoruz, ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz. Bununla birlikte, işyerinde ve sokakta taciz ediliyor ve hakir görülüyoruz. Biz kadınların, tüm bu haksızlıkları ve çarpıklıkları görmemiz gerekiyor. Hangi işçi kadın arkadaşımız bu sorunları yaşamıyor ki? Bu nedenle mücadelenin en ön saflarında yerlerini alması gerekenler biz kadın işçiler olmalıyız. Erkeklerimizle birlikte yan yana olmalı, birleşmeli ve birlikte mücadele etmeliyiz. Bizim mücadeleye atılmak için o kadar çok nedenimiz var ki. Fabrikada işçisin, eziliyor ve sömürülüyorsun, tacizlere maruz kalıyorsun. Kadın olduğun için daha düşük ücret alıyorsun. Çocuk doğurduğun için işsiz kalıyorsun. Konfeksiyonlarda üç beş kuruşa, sigortasız çalıştırılıyoruz. Bir de gözlere gözükmeyen bir iş hayatımız daha var: Evlerimizde de çalışıyoruz. Yemek yap, çocuk büyüt, temizlik yap derken hayatımız katlanılmaz hale geliyor. Soralım kendimize: Ne anladık bu yaşamdan? Hangi gün kendimiz için bir şeyler yapabildik? Çocuklarımızın geleceği için hangi uğraşların içinde olduk?

Bizlere, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü miras bırakan Amerikalı tekstil işçisi kadınlar gibi mücadele etmeliyiz. Bugün 8 saat çalışma hakkı varsa, geçmişte Amerikalı kadın ve erkek işçilerin, Rus ve Avrupalı kadınların mücadelesi sayesinde var. Bugün işyerlerinde her ne kadar uygulanmasa da kreş hakkımız var. Bu hak da geçmişte verilmiş mücadeleler sayesinde kazanılmıştır. Ama bizlere bırakılan mirası artıramadığımız gibi, elimizde olanın gasp edilmesine de sessiz kalıyoruz. Oysa daha insanca yaşam için bu mirasa sahip çıkmalıyız. 8 Mart’ı yaratan kadın işçiler, bu mirası bizlere bırakabilmek için bedel ödediler, hayatlarını ortaya koydular. Biz kadın işçiler, erkek işçilerle bir araya gelerek güçlerimizi birleştirmeli, var olan haklarımızı korumalı ve yeni haklar alabilmek için mücadele etmeliyiz. Birlikte taleplerimizi ortaklaştırmalı, omuz omuza vermeliyiz. Bizler çaresiz değiliz. Tüm işçiler yan yana geldiğimizde, isteyip de başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Ben bir kadın işçi olarak, çocuğumun ve insanlığın geleceği için mücadele etmeyi seçtim. Bizden sonra gelecek işçi kuşaklarına, çocuklarımıza bırakacağımız miraslar olmalı. Soruyorum ne bırakabileceğiz çocuklarımıza? Ama mücadele edersek güzel bir dünya ve insanca yaşanabilecek bir hayat bırakabiliriz.

Bu yılki 8 Mart bizlere geçmişimizi yeniden hatırlatsın. Haklı taleplerimiz için bir araya gelelim ve birlikte mücadele edelim.

Her işyerine, her mahalleye ücretsiz kreşler açılsın!

Doğum sonrası izinler artırılsın ve ücretli olsun!

Kadınların muayyen günlerindeki izin hakkı uygulamaya geçirilsin!

Çalışma saatleri kısaltılsın, herkese iş!

Evet, bir işçi ve bir insan olarak bunları istemem o kadar doğal ki. Haydi, işçi kardeşlerim. Sizler de isteklerinizi bu listeye ekleyin. Birleştirelim umutlarımızı, güçlerimizi ve birlikte mücadele edelim. Bunu yapmak zor değil. Bunun için tek gerekli olan şey 3 iken 5, 5 iken 10, 10 iken 100 olabilmektir. Bizler de bunu yapabiliriz. Bizler insan gibi yaşamayı hak eden insanlarız. Çünkü biz üreten, biz çalışan ve biz var eden insanlarız. Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!

15 Mart 2010






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this