UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşçilerden Mektuplar: İşçiler Hayır Diyor, Ya Siz?İçerik yayınları

İşçilerden Mektuplar: İşçiler Hayır Diyor, Ya Siz?

Tüm iktidar yetkilerini tek kişiye veren, tek kişi rejimi yaratmayı hedefleyen anayasa değişikliği Meclisten geçti ve Cumhurbaşkanı tarafından imzalandı. Referandum 16 Nisanda yapılacak. Ancak toplumun çoğunluğu tek kişi rejimini istemiyor, karşı çıkıyor. İşçiler de tek adam rejimini istemiyorlar. İşçilerin sorunları ile iktidar çevrelerinin gündemi taban tabana zıt... İşçilerin gündeminde kriz, işten atmalar, hayat pahalılığı, asgari ücretin erimesi, ücretlerin düşmesi, iş saatlerinin uzun olması, grevlerin yasaklanması, iş kazaları-iş cinayetleri, taşeronluk sisteminin getirdiği sorunlar var. İşçiler, “başkanlık” gibi bir sorunları ve dertleri olmadığını; bir kişinin tüm toplumun üzerine çıkmasına, tüm iktidar iplerini elinde toplamasına, tek kişinin her şeyi belirlemesine karşı olduklarını ifade ediyorlar. İşyerlerinden gelen mektuplarda, okurlarımız, neden “Hayır!” diyeceklerini açıklıyorlar:

Mersin’den UİD-DER’li bir öğrenci
(13.04.2017)
1 Aralık 1955’te bir Beyaz otobüsün kendine ayrılan bölümünde yer bulamayınca Siyahların oturduğu bölüme geldi ve orada oturan Rosa Parks’tan kendisine yer vermesini istedi. Rosa Parks bu kişiye “hayır” dedi ve ardından tutuklandı. Rosa o gün sadece bir kişiye değil bir anlayışa HAYIR dedi ve bu hayır 1 yıl sürecek protesto, eylem ve gösterilerin kıvılcımını ateşledi. Dava süreci boyunca...
Gebze’den bir kadın işçi
(13.04.2017)
Merhaba sevgili çocuk! UİD-DER’e sıcacık duygularını içeren bir mektup göndermişsin. Böylesi karanlık günlerde mektubun içimi serinletti, beni umutlandırdı. Mektubunda referandumda oy kullanamıyor olsan dahi çevrene neden “HAYIR” demek gerektiğini anlattığını, çünkü “HAYIR”ın bir amacı olduğunu yazmışsın. İyi yapıyorsun ve evet, doğru söylüyorsun. “Hayır”ın çok haklı bir amacı var.
Gebze’den bir kadın metal işçisi
(11.04.2017)
İşyerindeki molalarda ülke gündemini oluşturan referandumu kadın işçilerle biz de tartıştık. Çay molasında kadın işçiler olarak referandumda evet ile hayır’ın sonuçlarının neler olacağını konuştuk. Kadın işçiler aynı zamanda birer anne ve anne adayı oldukları için çocukların ve kadınların nasıl etkileneceğinin de üzerinde durduk. Bir ablamız çok derinden iç çekerek söze başladı.
Gazi Mahallesi’nden bir ortaokul öğrencisi
(11.04.2017)
Sevgili UİD-DER’li ağabeylerim ve ablalarım, ben ortaokula giden bir öğrenci olarak referandumdaki değişikliklere neden hayır dediğimi anlatmak istiyorum. Öncelikle oy kullanamıyor olsam da düşüncelerimi çevreme anlatıyorum. Çevremdeki büyüklerimin ve arkadaşlarımın görüşlerini birazcık olsa da etkilemeyi istiyorum. Bir kere ben HAYIR’ın bir amacı olduğunu düşünüyorum.
Tuzla’dan bir işçi-öğrenci
(06.04.2017)
İstikrar, istikrar, istikrar… Son günlerde bu kelimeyi o kadar çok duyuyoruz ki. Başımızı her nereye çevirirsek hemen karşımızda bitiveriyor. TV’lerde, gazetelerde, reklamlarda, billboardlarda, otobüslerle balık istifi gibi işe, okula giderken ve daha birçok yerde… Referandumda evet” demeliyiz ki istihdam artsın, işsizlik belası son bulsun, asgari ücret sefalet ücreti olmaktan çıksın, her an...
Esenyurt’tan bir kadın işçi
(05.04.2017)
Fabrikada birlikte çalıştığım ablayla “referandumda evet mi hayır mı demeli” diye sohbet etmeye başladık. Abla bana “sen hayır diyeceksin ben de evet diyeceğim” dedi. Ben de ablaya “vardiya çıkışı dışarıda hem çay içelim hem de sohbet ederiz” dedim. Çay içerken ablaya oylanacak 18 maddeyi bilip bilmediğini sordum. Abla “bilmiyorum, okumadım” dedi. Ben de ablaya maddeleri okumaya başladım.
Gebze’den bir kadın metal işçisi
(04.04.2017)
Dört aydır, 11 aylık belirsiz iş sözleşmeli bir metal fabrikasında çalışıyordum. Günlük on saat çalışma, iki saat yol, üç saat de fazla mesailerle akşama kadar pestilim çıkıyordu. Mesaileri aksatmıyorken gayet iyi bir işçiydim. Bütün gün onca saat ayakta durmaktan ve ağır çalışma koşullarından belimde ağrılar oluşmaya başladı.
Bir metal işçisi
(02.04.2017)
Sürekli oy verdiğim, sonra pişman olduğum, bir alternatif göremediğim için tekrar oy verdiğim iktidar partisi, Türkiye’nin sürekli büyüdüğünden bahsediyor. Yahu kendi kendime soruyorum; “Ha bu Türkiye’nin ekonomisi büyüyor da bizim cebimize niye bir şey girmiyor ki?” “Allah Allah” diyorum, “niye böyle oluyor?”
Ankara’dan bir kadın işçi
(01.04.2017)
Zor zamanlardan geçiyoruz. Nedenini bilsek de bilmesek de her şey üstümüze üstümüze geliyor. Günde 10 ile 16 saat arası çalışmaktan, ücretlerin geçinmeye yetmemesinden, her gün daha da dibine battığımız siyasi-ekonomik istikrarsızlıktan, savaştan, ölümlerden, cinayetlerden ve daha onlarca nedenden dolayı hayattan bıkmış durumdayız. Sırtımızda kaldırabileceğimizin on kat fazlası bir yük var,...
Ankara’dan bir meslek lisesi öğrencisi
(26.03.2017)
Mesleki Gelişim dersinde öğretmenimiz sınıfa girdi. Derse başlamak üzere akıllı tahtayı açtı. Tahtaya baktığımda ilgimi çeken bir şey vardı. Türkiye’nin büyük sermayedarlarından Rahmi Koç ve Apple’ın kurucularından Steve Jobs’un  yan yana olduğu bir fotoğraf karesi. Daha sonra öğretmenimiz dersi anlatmaya başladı: “Hayatınızın her alanında rekabetçi olun, hırslı olun. Neden Çin, Amerika gibi...
Çayırova’dan bir metal işçisi
(23.03.2017)
Geçtiğimiz Cumartesi günü vardiyamızı bitirdik ve servise bindik. Serviste bir işçi arkadaşımızın eksik olduğunu söyledim. Servisteki işçilerden bazısı onun bir 8 saat daha çalışacağını söylediler. Bu işçi 8 saat çalışmanın ardından bir 8 saat daha, yani 16 saat, hatta 20 saat çalışmayı neredeyse alışkanlık haline getirmiş. Bu işçiyle karşılaştığımda dayanamadım ve üzülerek sordum...
Gebze den bir ev işçisi
(22.03.2017)
Ben aileme destek amaçlı ev işlerinde çalışan bir kadın işçiyim. Sabah 09.00’dan akşam 21.00’e kadar günlük 20 lira için çalışıyorum. Tabi bu işler haftada 3-4 gün oluyor. Eşim asgari ücrete çalışıyor. Evimiz ise kira. Aldığımız ücret dolayısıyla yetmiyor. Eşim asgari ücreti bile zamanında alamadığı için benim de çalışmam gerekiyor. Bir tane çocuğumuz var. Onu kreşe yazdırıp fabrikada çalışmayı...
Esenyurt’tan bir emekçi
(22.03.2017)
Haziran seçimlerinin bitip Cumhurbaşkanının hükümeti kurdurmadığı, yeniden seçim dediği dönemde 3 tane mağazası olan arkadaşla konuşuyoruz; Paşam biz esnafız bizim para kazanmamız için istikrar lazım o yüzden AKP’ ye oy ver kardeşim. Bak tek başına gelsinler para muslukları açılacak. Araplar AKP’nin tek başına iktidara gelmesini bekliyor, milyon dolarlar kapıda, ticaret, istikrar…
Kaynarca’dan bir işçi
(18.03.2017)
“Aslında emekli olmam lazım. Ama olamıyorum. Hasta olduğum için raporum çok. Primim daha dolmadı. İyileşmedim ama böyle çalışmak zorundayım. Borçlandırma yapıp emekli olabilir miyim diye araştırıyorum. Benim halim gene iyi. Amcamın oğlu var. Şimdi 57 yaşında. Fabrikada çalışıyordu. Şeker hastalığı çok ilerledi. Hastaneye gidip gelmeye başladı. Ayaklarında yaralar çıktı, morarmalar oldu. İlaç...
Gebze’den bir grup işçi
(17.03.2017)
Gündem başkanlık sistemi tartışmalarıyla devam ederken biz de bir grup arkadaş bunu biraz daha iyi anlamak için tartışmaya başladık, hatta biraz daha ileri gidip bunu canlandırmak istedik. Birimiz Türk Metal’in olduğu bir fabrikada işçi, birimiz sendikasız bir işçi, birimiz işsiz, birimiz taşeron işçisi. Hepimizin hikâyeleri ayrı ayrı olsa da isteklerimiz çıkarlarımız ortak olan işçileriz.
(17.03.2017)
Bazen bir şarkı çok şey anlatabiliyor. “UİD-DER’den Hayır’lı Bir Şarkı: İşçiler Tek Adam Rejimine HAYIR Diyor” şarkısı, bizzat işyerlerinde ve fabrikalarda alın teri döken işçiler tarafından hazırlandı. Söyleyenlerin de enstrümanları çalanların da tamamı çeşitli sektörlerde çalışan işçilerden oluşuyor. “Hayır’lı Şarkı” işçilerin tepkilerini, öfkelerini, taleplerini dile getiriyor. Bu nedenle...
Avcılar’dan direnişçi bir belediye işçisi
(16.03.2017)
Yaklaşık bir yıl önce Avcılar Belediyesi’nde sendikal örgütlenmeden dolayı işten atıldım. Benimle birlikte atılan arkadaşlarla, 7 ay belediye önünde direnerek haklılığımızı duyurduk. Bu direnişimizin sonucunda Fen İşleri Müdürlüğünde işbaşı yaptık. Ayrıca mahkeme de haklı olduğumuza karar verdi. Açtığımız işe iade davalarımızı kazandık. Sürecimizi sizler de UİD-DER vasıtasıyla takip ettiniz....
(15.03.2017)
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığına göre, işsizlerin sayısı dört milyona yaklaşmış bulunuyor. TÜİK, hesaplama yöntemindeki bir oyunla, işsizlerin oranını ve sayısını düşük gösteriyor. Fakat bu haliyle bile işsizlerin sayısı önemli oranda artmış durumda. Her geçen ay da artmaya devam ediyor. TÜİK’e göre işsizlik oranı 2016 yılı Aralık döneminde yüzde 12,7’ye ulaştı. Geçen yılın aynı...
Gebze’den bir gıda işçisi
(15.03.2017)
Yaklaşan tek adam rejimi referandumunda işçi sendikalarının işçi sınıfının çıkarlarına uygun bir tutum almaları son derece önemlidir. Çünkü tüm yetkileri tek kişide toplayan başkanlık sistemi, işçilerin grev gibi haklarını ve sendikaların örgütlenme özgürlüğünü tümüyle yok edecek bir sistemdir. Ne var ki tüm sendikalar, referanduma bu açıdan yaklaşmıyorlar.
Esenyurt’tan bir kadın işçi
(15.03.2017)
10 yıllık iş hayatımda birkaç işyerinde çeşitli gerekçeler gösterilerek ve her seferinde de haksız olarak işten çıkarıldım. En son işyerinde ise hayatımda ilk defa duyduğum ve akla mantığa uymayan bir gerekçe gösterilerek işten çıkarıldım. Gerekçe OHAL’di! OHAL bahane edilerek ve “şirket olarak küçülmeye gidiyoruz” denilerek birçok arkadaşımla birlikte işten çıkarıldım. Bizim gibi birçok işçinin...
Gebzeli emekçi kadınlar
(14.03.2017)
Gebze’de 8 Mart Uluslararası Emekçi Kadınlar Günü coşkusunu birlikte yaşayan emekçi kadınlar, duygu ve düşüncelerini, taleplerini, tek adam rejimine neden HAYIR dediklerini bizimle paylaştılar. Emekçi kadınlar etkinliğin ardından kendilerine uzatılan kartlara duygularını şöyle döktüler:
Gebze’den bir öğrenci
(14.03.2017)
Bazen arkadaşlarımla siyaset üzerine iki çift laf edelim diyorum. Bakıyorum ki isteklerimiz çok benzer: Yaşam şartlarımız iyileşsin istiyoruz, daha iyi bir eğitim görelim ve gelecek kaygısı yaşamayalım istiyoruz. Savaştan uzak; kısacası insanca bir yaşam istiyoruz. Bunu her kesimden her partiden bireyler olarak istiyoruz. Peki, ama isteklerimiz seçimlerimizle ne kadar örtüşüyor?
Sefaköy’den bir kadın işçi
(12.03.2017)
Çayın demini almadan içilmesi, mutfağın düzenli kullanılmamasıyla başladı sohbetimiz. “İnsanları değiştiremezsin, bunlar böyle düzenden anlamaz” dedi. Ben ise mantıklı konuşup, sürekli söyleyip üstüne gidilirse düzelebileceğini anlatmaya başladım. Düzelir düzelmez, değişir değişmez diye devam ederken sohbetimize, UİD-DER’de konuştuklarımız geldi aklıma.
Esenyurt’tan bir işçi
(12.03.2017)
İş çıkışı arada bir gittiğim köy derneğimize uğradım. Birçok genç ve orta yaşlı köylülerim vardı, kimi oyun oynuyor, kimi siyaset tartışıyordu, ben siyaset tartışanların yanına gittim. Referandum tartışmaları ve gündemde olan bazı konuların yanı sıra işsiz olduklarını da konuşuyorlardı. İçlerinden bir kaçı “bizim bu köy derneğimiz hiç bir işe yaramıyor, her derneğin başkanı belediyeye adamını...
UİD-DER’li bir grup işçi
(09.03.2017)
Bizler UİD-DER’li işçiler olarak her olguyu sınıfımızın penceresinden bakarak değerlendiriyoruz. 16 Nisanda yapılması planlanan referandumda başkanlık anayasasına “HAYIR” diyeceğiz ve o güne kadar işçi sınıfı saflarında HAYIR’ı büyütmek için canla başla çalışacağız. Çünkü bu referandumla yapılmak istenen Erdoğan’ın başında olduğu tek adam rejimi yaratmaktır.
Gebze’den bir kadın işçi
(09.03.2017)
Çarşıya, pazara gidip de “her şey ateş pahası” sözünü duymayanımız yoktur. Tezgâhlarda yerini alan rengârenk meyvelerin, sebzelerin yanına yaklaşılmıyor. Fiyatlar el yakıyor. Akşam saatlerinde belki ucuzlar diye umutlansak da nafile. Eldeki parayla birkaç poşet doldurmak bile mümkün olmuyor. Alan da, satan da “Ne olacak bu milletin hali?” diye soruyor birbirine. Halimizin ne olacağını merak...
Ankara’dan bir öğretmen
(08.03.2017)
Son günlerde Türkiye’nin gündemini oluşturan referandum süreci, biz emekçileri yakından ilgilendiriyor. Hükümet elindeki bütün imkânları kullanıp halkı ”evet” e ikna etmeye çalışırken, biz işçilerin onlara cevabı ne olmalı? Atanamayan bir öğretmen olarak benim de bu soruya verecek bir cevabım var.
Ankara’dan bir grup işçi
(06.03.2017)
Biz işçiler olarak referandumda “hayır” dememiz gerektiğini düşünüyoruz. Neden mi? OHAL sürecinde iş cinayetlerinin artması, işçilerin hak arama çabalarının bastırılması yetmez mi? Daha birkaç gün önce, 2 Martta, Fethiye’de krom madeninde gerçekleştirilen “kontrollü” patlamada Sezgin Altın isimli işçinin göğsüne ve başına kaya parçaları isabet etti.
Kadıköy’den bir işçi
(06.03.2017)
Geçtiğimiz gün işyeri servisinde bir sorunla karşılaştık. Servis şoförü bir arkadaşımızı istediği yerde indirmedi ve problem büyüdü, yönetime gitti. Neyse, sorunu hep birlikte gidip konuşarak çözdük. Ben de bu sorun üzerinden başkanlık sisteminin ne menem bir şey olacağını arkadaşlara anlatmaya karar verdim.
(05.03.2017)
AKP hükümeti, 16 Nisanda yapılacak referandumda, tek adam rejimi getiren başkanlık sisteminin onaylanmasıyla “milli irade”nin tecelli edeceğini iddia ediyor. İşçi ve emekçi kitleleri tek adam rejimine ikna etmek için “milletin seçtiğini yani milletin iradesini başa getireceğiz” diyor. Yürüttükleri siyasete karşı çıkanları “milli iradeye” saygı duymamakla itham ediyor. Her fırsatta “milletin...
İşçilerden Mektuplar: İşçiler Hayır Diyor, Ya Siz?

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this