UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Çeşitli sorunlarİçerik yayınları

Pendik’ten bir kadın işçi
(15.06.2017)
Pakistan’da kanalizasyon temizliği işinde çalışan İrfan Masih adlı işçi kanalizasyon temizliği yaparken baygınlık geçirdi. Devlet hastanesine kaldırılan 30 yaşındaki Masih doktorlar tarafından oruçlu oldukları ve hastanın “temiz olmadığı” gerekçesiyle tedavi edilmedi. İşçinin ailesi hastanın bedenini temizledi. Doktorlar ancak bundan sonra oksijen tüpü gönderdi. Ancak gönderilen tüp boş çıktı!
Tuzla’dan işsiz bir işçi
(11.06.2017)
Kişinin kendisini, mevcut konumunu değerlendirirken esas aldığı ölçütler nelerdir? Başarı ya da başarısızlık kavramlarını nasıl ele almaktadır ve bunun yansımalarını kendinde nasıl görmektedir? İçinde yaşadığı topluma bakarken, olan biteni nasıl yorumlamaktadır? Bu ve buna benzer birçok soru sorabiliriz kendimize ve içinde yaşadığımız toplumsal formasyona dair...
Tuzla’dan bir kadın işçi
(10.06.2017)
Ben bir fabrikada beyaz yakalı bir işçi olarak çalışıyorum ve ilk işim. Neredeyse tüm gün ayakta, koşturmacayla geçiyor. Geçenlerde iki gün boyunca üretimde, ayakta çalıştım. Bu iki gün sonunda ayaklarımda dayanılmaz bir ağrı vardı. Sebebini düşündüğümde sonradan aklıma tüm gün ayakta çalıştığım geldi. Sonra üretimde tüm gün ayakta çalışan arkadaşlar gözümün önünden geçti. Üstelik çoğu kadın işçi...
Ankara’dan işsiz bir işçi
(30.05.2017)
Egemen sınıfın işçi ve emekçiler üzerindeki en büyük silahı milliyetçilik. Bunun için de milliyetçi fikirleri küçük yaşımızda bilinçaltımıza yerleştiriyorlar. Kreşlerdeki oyunlarla bile çocuklarımızın bilinçaltına milliyetçiliği yerleştiriyorlar. Bu durumla alakalı bir olay anlatmak istiyorum. Geçenlerde yeğenimin kreş gösterisini izledim.
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(27.05.2017)
Sermaye sınıfı, annelerimizi reklamlarda yere göğe sığdıramazken, çalışma yaşamında insanlık dışı koşullara mahkûm etmektedir. Bir yandan annelik kutsaldır deyip, diğer yandan onları gece vardiyasına mahkûm edip kundaktaki çocuğundan ayrı koymaktan geri durmamaktadır. Annelerin çocuklarına sağlıklı bir şekilde bakabilmeleri için kreş, geçinilebilir ücret, daha az çalışma saatleri gibi haklarını...
Sarıgazi’den bir işçi
(25.04.2017)
Taşeronlaştırma, işsizlik, iş cinayetleri, çocuk işçilik, kadın cinayetleri, gelir eşitsizliği… Oranlar, sayılar işçilerin yaşadıkları sorunların yakıcılığını ortaya koyuyor. Yaşadığımız yakıcı sorunları anlatmakla, yakınmakla çözemeyiz. Kimimiz bu sorunların farkındayız belki ama farkında olmak yetmez. Farkında olalım ya da olmayalım, sorunlarımızı çözmek için adım atmalıyız. Bu da örgütlü bir...
Sefaköy’den bir işçi
(24.04.2017)
Geçen gün çalıştığım hastanede temizlikçi bir ağabeyle sohbet ediyorduk. Çalışma saatlerimizin uzun olmasından, yemek molalarımızın yetersiz olmasından dert yanıyorduk. Bazen o kadar yoğun çalışıyorduk ki gün içerisinde yarım saat yemek molası dışında oturma şansımız olmuyordu. Koskoca hastanede 5-6 temizlik işçisi çalıştırılıyordu.
Gebze’den bir işçi
(22.04.2017)
İnternette bir haber sitesinde dolaşırken karşıma bir video çıktı. Bu bir TV programı. Bu programın özelliği ise programa patronların konuk ediliyor olması. Muhabirler bir gün boyunca patronlara çalışma hayatında eşlik ediyorlar. Bu sırada tabi sohbetler de eksik olmuyor. Kiğılı ve Zorlu patronları programın konukları arasında yer alıyor.
Pendik’ten bir kadın işçi
(22.04.2017)
İnternette dolaşan bir öykü var; baskıcı, yasakçı, otoriter rejimlerin karakterini çok çarpıcı şekilde özetliyor: Orta Amerika ülkelerinden birinde bir darbe olur. Bütün bilim adamları, şairler, akademisyenler, avukatlar, gazeteciler hapse atılır. Görüş hakları yoktur! İki hafta, üç hafta, altı ay, bir yıl!...
Ankara’dan bir öğrenci
(25.02.2017)
Merhaba dostlar, kapitalizmin tarihsel kriziyle boğuştuğu ve bu krizin doğurduğu işsizliğin çift haneli rakamlara ulaştığı, hayat şartlarının zorlaştığı, geçim sıkıntısının tavan yaptığı bir dönemden geçiyoruz. Biz öğrenciler de bu şartlarda ay sonunu getirmekte ve ihtiyaçlarımızı karşılamakta oldukça zorlanıyoruz. Geçinebilmek için dersin olmadığı günler çalışmak zorunda kalıyoruz. İşsizlik bu...
Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nden bir kadın işçi
(25.01.2017)
Çay molasında bir yandan dinlenip bir yandan çaylarımızı yudumlarken, sohbetimiz son zamanlarda işçilerin gündeminden düşmeyen Bireysel Emeklilik Sistemi üzerineydi. - Abi duydunuz mu? BES diye bir şey varmış. Bireysel Emeklilik Sistemiymiş. - Sadece bireysel emeklilik değil, ZORUNLU bireysel emeklilik diyecektin herhalde. Artık devletimiz neredeyse her işi zorunlu hale getirmeye çalışıyor.
Eyüp’ten genç bir kadın işçi
(20.01.2017)
Kapitalizmin getirdiği sorunlar saymakla bitmez. İşsizlik, yoksulluk, yoksunluk, açlık, sefalet, eşitsizlik, doğa katliamları, savaşlar, ölümler... En kötüsü de bence, yaşamları ellerinden çalınmış çocukların varlığı. Savaşların en yıkıcı sonuçlarını tadıyor bu çocuklar. Hiç bir şeyden yok haberleri…
Sefaköy’den işçiler
(20.01.2017)
Ocak demek kış demek, kar demek, çamur, çile demek bizim gibi emekçiler için. En çok da soğuklarla birlikte hastalıkların baş göstermesi demek. Neticesinde bu soğuk kış günlerinde ay sonunda ne kadar doğal gaz faturası gelecek diye düşünen milyonlarca insan demek. İşe giderken tıklım tıklım metrobüs ve otobüslerde buharlaşan, dışarıya çıktıklarında tir tir titreyen insanlar demek. Islak, çamurlu...
Gebze’den bir işçi
(09.01.2017)
Patronlar kazandıkça işçiler de kazanır mı? Bu soruya işçilerin bir kısmı olumlu cevap vererek, “patron çok kazandıkça yanında çalışan işçileri de düşünür ve yıl sonunda ücretlerimiz böylece artar” derler. Oysa bu düşünce son derece naiftir. Sermaye sahipleri olan patronlar çok kazandıkça işçileri düşünüp ücretlerini kendiliğinden arttırmazlar. Bu kapitalizmin fıtratına yani doğasına aykırı bir...
Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nden bir işçi
(05.01.2017)
Yeni işe başladığım fabrikada bana tuhaf gelen bazı şeyleri sizinle paylaşmak istiyorum. Esasında ilk zamanlarda pek dikkat etmemiştim. Ancak bir kaç hafta sonra dikkatimi çeken bazı şeyler oldu. Şöyle ki bizim fabrikada erkek işçiler ile kadın işçiler arasında adeta kalın duvarlar örülmüş. Şu ana kadar fabrikada çalıştığım yerlerde hep kadın işçiler de oldu. Ancak biz erkek işçiler ile kadın...
Sefaköy’den iki işçi
(05.01.2017)
“Olamaz uyuyakalmışım! Çocuklar da okula geç kaldı. Hemen kalkmalıyım!” deyip yataktan fırlar Sibel. “Çocuklaaar okula geç kaldınız. Ahmet oğlum hadi uyan. Zeeeynep kızım hadi okula, uyan bakalım. Ahmet sen büyüksün kalk da kardeşine yardım et, hazırlansın.” Apar topar hazırlanan ev halkı koşturarak evden çıkar. Ahmet, kardeşi Zeynep ile birlikte okul yoluna koyulur.
Gebze’den bir işçi
(03.01.2017)
İşsizlik, kapitalist sistemin neden olduğu en önemli toplumsal sorunlardan biridir. Yarattığı maddi ve manevi sorunlarla insanların yaşantısını çekilmez kılar. Türkiye İstatistik Kurumunun yayınladığı en son verilere göre, Eylül 2016 itibariyle işsizlik oranı yüzde 11,3 oldu. Resmi rakamlara göre 3 milyon 523 bin kişi işsizlikle boğuşuyor. Gerçek işsizlik rakamlarıysa bu sayının çok üzerindedir.
Kıraç’tan bir kadın işçi
(27.12.2016)
Bir varmış bir yokmuş derenin derinlerinde küçük bir Karabalık yaşarmış. Karabalık kardeşleriyle hep aynı yerde oynuyormuş. Bir gün Karabalık “anne ben derenin bittiği yeri öğrenmek istiyorum, bunun için de gideceğim” demiş. Annesi “yavrum ben de senin yaşlarında buna benzer şeyleri düşünürdüm, ama bu derenin ne başı ne de sonu var. Olup olacağı gördüğün yer bu kadar” diye cevaplamış.
Gebze’den bir metal işçisi
(22.12.2016)
Soğuk bir kış günü evden çıkmak üzere montumu giyiyorum. Yavaş yavaş gideceğim yere doğru yürümekteyim. Merkeze doğru yaklaşırken bütün ihtişamı ve görkemiyle büyük bir cami dikkatimi çekiyor. Taş duvarlarla örülmüş. Eski ve tarihi bir yapıt. Hava yavaş yavaş kararıyor. Yoğun bir trafik ve insan kalabalığı var. İşçiler işlerinden eve dönmekteler. Nereye baksam yorgun bir yüz hızlı ve koşarcasına...
Ankara’dan bir eğitim işçisi
(20.12.2016)
Atanamayan öğretmenlerin sıkıntıları hepinizin malumudur. Çok zor şartlarda okullarını bitirir, öğretmenlik yapacakları günü iple çekerler. Ancak son günlerde birçok öğretmenlik branşında aşırı yığılmalar oluştu ve bu da atanamayan öğretmenlerin ucuz işgücü haline dönüşmesine neden oldu.
Sefaköy’den bir sağlık işçisi
(16.12.2016)
Ortadoğu halkları savaşın dehşeti içinde acılı ve sarsıntılı yıllar geçiriyorlar. Bu savaşın bilançosu ölmüş bedenler, yok edilmiş aileler, sürülmüş insanlar ve yetim kalmış çocuklardır. Binlerce hatta yüz binlerce aile dağılmış durumdadır. Ortadoğu topraklarında süren bu acımasız savaşın ateşi, su yerine benzin dökenler sayesinde harlanıyor. Öyle bir savaş ki, şefkate ihtiyacı olan küçücük...
Gebze’den bir metal işçisi
(14.12.2016)
Malumunuz yeni yıl yaklaşırken asgari ücrete zam yapılması konusu gündemde. Biz de fabrikadaki arkadaşlarla bu konuyu gündemimize aldık. Yoğun geçen çalışmadan sonra evlerimize dönerken bu konuyu serviste konuşuyoruz. Ben konuyu açtım. “Ne olacak ya bu asgari ücret, ne kadar zam yaparlar?” diye sordum.
Gebze’den bir kadın işçi
(08.12.2016)
Sanayide günlerce dolaşıp fabrika fabrika iş aradıktan sonra, umutsuzca eve dönmenin ne demek olduğunu biliyorsunuzdur. Arayışlarımdan iki ay sonra telefonum çaldı ve iş görüşmesine “davet edildim”. Nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Ertesi gün söylenen saatte fabrikadaydım. Önce biraz güvenlikte bekletildim, sonra da sekreter “sizi biraz bekleteceğim, buyurun şöyle oturun” dedi.
Küçükçekmece’den bir işçi
(19.11.2016)
Bundan bir sene öncesinde dişimde bir ağrı başlamıştı. Sıcak, soğuk değince dişime, ağrı yapıyordu. Dişimde çürük vardı, dolgu yapılması gerekiyordu. Hemen hastane randevu sisteminden iki hafta sonrasına bir randevu alıverdim...
Gebze’den bir işçi
(10.11.2016)
İnsan var olduğundan beri hep topluluğun parçası olmuştur. İnsan tek başına değil, ancak bir toplulukla birlikte hareket ettiğinde hayatta kalabilmiş, mutlu olabilmiştir. Mesela avlanırken, vahşi doğaya karşı mücadele ederken, barınak bulmaya çalışırken insan, içinde bulunduğu toplulukla birlikte bu zorlukların üstesinden gelebilmiştir. Birlikte hareket ettiği topluluğun üyeleriyle derin bir...
Sancaktepe’den bir işçi
(07.11.2016)
Geçtiğimiz günlerde akşam haberlerini izlerken spikerin bir haberi sunuşu dikkatimi çekti. Tabii en az haberi sunuş biçimi kadar haberin kendisi de dikkatimi çekmişti. Malum geçim sıkıntısı, asgari ücretle çalışan biz işçi aileleri için can yakıcı bir sorun. Gün geçtikçe her şeyin zamlanması aldığımız ücretin daha da eriyip gitmesine neden oluyor.
İstanbul’dan işsiz bir mimar
(06.11.2016)
Düşünün, bir mucize olmuş ve her birimize bir dilek hakkı verilmiş. Neler isterdik neler. Bazıları iş, ev, araba bazıları barış, özgürlük bazıları ise yiyecek aş peşinde. İşçilerin karşılaştıkları sorunlar saymakla bitmiyor. Benim bu dönem en büyük derdim işsizlik. Bu yıl okulu yeni bitirdim. Artık işsiz bir mimarım.
Sincan’dan bir işçi
(01.11.2016)
Bundan 10 yıl önce başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. O zamanlar köyde yaşıyordum. Köyde yaşayan insanlar hepimizin bildiği gibi kışın yakacak odunlarını genelde ormanda kurumuş ağaçlardan temin ederler. Ben bir gün ormandan kuru odun toplarken ormancıya yakalandım. Yakalanmaz olaydım, başıma gelmeyen kalmadı.
(31.10.2016)
Birçok kişinin bildiği bir hikâye vardır. Aksak padişah Timur, Nasrettin Hoca’nın köyüne uğrar. Köylü Timur’u layıkıyla ağırlar. Timur da giderken bu konukseverliğe karşılık; “Köyünüze bir fil hediyem olsun” der ve gider. Fil bu, zamanla bağ bahçe koymaz, her yanı talan eder. Köylüler ne yapsın çaresiz Timur’un hediyesi diye ses çıkaramazlar. Bununla kalsa iyi, köylüler fili beslemek için ambarda...
Tuzla’dan bir otomotiv işçisi
(28.10.2016)
İnsanlar başlarına bir şey gelip de dayanışma görmediklerinde hayıflanır, iç çekerek “nerde o eski insanlık, devir değişti, insanlık öldü” derler. Oysa insanlık kendi kendine ölmüyor. Onu öldüren ve yok eden patronların düzeni kapitalizmdir. Kapitalizm topluma paylaşımın, yardımlaşmanın, dayanışmanın yerine bencilliği, rekabeti, bireyselliği pompalıyor. Peki, kapitalizm bunu hangi araçları...

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this