UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Çeşitli sorunlarİçerik yayınları

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nden bir kadın işçi
(25.01.2017)
Çay molasında bir yandan dinlenip bir yandan çaylarımızı yudumlarken, sohbetimiz son zamanlarda işçilerin gündeminden düşmeyen Bireysel Emeklilik Sistemi üzerineydi. - Abi duydunuz mu? BES diye bir şey varmış. Bireysel Emeklilik Sistemiymiş. - Sadece bireysel emeklilik değil, ZORUNLU bireysel emeklilik diyecektin herhalde. Artık devletimiz neredeyse her işi zorunlu hale getirmeye çalışıyor.
Eyüp’ten genç bir kadın işçi
(20.01.2017)
Kapitalizmin getirdiği sorunlar saymakla bitmez. İşsizlik, yoksulluk, yoksunluk, açlık, sefalet, eşitsizlik, doğa katliamları, savaşlar, ölümler... En kötüsü de bence, yaşamları ellerinden çalınmış çocukların varlığı. Savaşların en yıkıcı sonuçlarını tadıyor bu çocuklar. Hiç bir şeyden yok haberleri…
Sefaköy’den işçiler
(20.01.2017)
Ocak demek kış demek, kar demek, çamur, çile demek bizim gibi emekçiler için. En çok da soğuklarla birlikte hastalıkların baş göstermesi demek. Neticesinde bu soğuk kış günlerinde ay sonunda ne kadar doğal gaz faturası gelecek diye düşünen milyonlarca insan demek. İşe giderken tıklım tıklım metrobüs ve otobüslerde buharlaşan, dışarıya çıktıklarında tir tir titreyen insanlar demek. Islak, çamurlu...
Gebze’den bir işçi
(09.01.2017)
Patronlar kazandıkça işçiler de kazanır mı? Bu soruya işçilerin bir kısmı olumlu cevap vererek, “patron çok kazandıkça yanında çalışan işçileri de düşünür ve yıl sonunda ücretlerimiz böylece artar” derler. Oysa bu düşünce son derece naiftir. Sermaye sahipleri olan patronlar çok kazandıkça işçileri düşünüp ücretlerini kendiliğinden arttırmazlar. Bu kapitalizmin fıtratına yani doğasına aykırı bir...
Sincan Organize Sanayi Bölgesi’nden bir işçi
(05.01.2017)
Yeni işe başladığım fabrikada bana tuhaf gelen bazı şeyleri sizinle paylaşmak istiyorum. Esasında ilk zamanlarda pek dikkat etmemiştim. Ancak bir kaç hafta sonra dikkatimi çeken bazı şeyler oldu. Şöyle ki bizim fabrikada erkek işçiler ile kadın işçiler arasında adeta kalın duvarlar örülmüş. Şu ana kadar fabrikada çalıştığım yerlerde hep kadın işçiler de oldu. Ancak biz erkek işçiler ile kadın...
Sefaköy’den iki işçi
(05.01.2017)
“Olamaz uyuyakalmışım! Çocuklar da okula geç kaldı. Hemen kalkmalıyım!” deyip yataktan fırlar Sibel. “Çocuklaaar okula geç kaldınız. Ahmet oğlum hadi uyan. Zeeeynep kızım hadi okula, uyan bakalım. Ahmet sen büyüksün kalk da kardeşine yardım et, hazırlansın.” Apar topar hazırlanan ev halkı koşturarak evden çıkar. Ahmet, kardeşi Zeynep ile birlikte okul yoluna koyulur.
Gebze’den bir işçi
(03.01.2017)
İşsizlik, kapitalist sistemin neden olduğu en önemli toplumsal sorunlardan biridir. Yarattığı maddi ve manevi sorunlarla insanların yaşantısını çekilmez kılar. Türkiye İstatistik Kurumunun yayınladığı en son verilere göre, Eylül 2016 itibariyle işsizlik oranı yüzde 11,3 oldu. Resmi rakamlara göre 3 milyon 523 bin kişi işsizlikle boğuşuyor. Gerçek işsizlik rakamlarıysa bu sayının çok üzerindedir.
Kıraç’tan bir kadın işçi
(27.12.2016)
Bir varmış bir yokmuş derenin derinlerinde küçük bir Karabalık yaşarmış. Karabalık kardeşleriyle hep aynı yerde oynuyormuş. Bir gün Karabalık “anne ben derenin bittiği yeri öğrenmek istiyorum, bunun için de gideceğim” demiş. Annesi “yavrum ben de senin yaşlarında buna benzer şeyleri düşünürdüm, ama bu derenin ne başı ne de sonu var. Olup olacağı gördüğün yer bu kadar” diye cevaplamış.
Gebze’den bir metal işçisi
(22.12.2016)
Soğuk bir kış günü evden çıkmak üzere montumu giyiyorum. Yavaş yavaş gideceğim yere doğru yürümekteyim. Merkeze doğru yaklaşırken bütün ihtişamı ve görkemiyle büyük bir cami dikkatimi çekiyor. Taş duvarlarla örülmüş. Eski ve tarihi bir yapıt. Hava yavaş yavaş kararıyor. Yoğun bir trafik ve insan kalabalığı var. İşçiler işlerinden eve dönmekteler. Nereye baksam yorgun bir yüz hızlı ve koşarcasına...
Ankara’dan bir eğitim işçisi
(20.12.2016)
Atanamayan öğretmenlerin sıkıntıları hepinizin malumudur. Çok zor şartlarda okullarını bitirir, öğretmenlik yapacakları günü iple çekerler. Ancak son günlerde birçok öğretmenlik branşında aşırı yığılmalar oluştu ve bu da atanamayan öğretmenlerin ucuz işgücü haline dönüşmesine neden oldu.
Sefaköy’den bir sağlık işçisi
(16.12.2016)
Ortadoğu halkları savaşın dehşeti içinde acılı ve sarsıntılı yıllar geçiriyorlar. Bu savaşın bilançosu ölmüş bedenler, yok edilmiş aileler, sürülmüş insanlar ve yetim kalmış çocuklardır. Binlerce hatta yüz binlerce aile dağılmış durumdadır. Ortadoğu topraklarında süren bu acımasız savaşın ateşi, su yerine benzin dökenler sayesinde harlanıyor. Öyle bir savaş ki, şefkate ihtiyacı olan küçücük...
Gebze’den bir metal işçisi
(14.12.2016)
Malumunuz yeni yıl yaklaşırken asgari ücrete zam yapılması konusu gündemde. Biz de fabrikadaki arkadaşlarla bu konuyu gündemimize aldık. Yoğun geçen çalışmadan sonra evlerimize dönerken bu konuyu serviste konuşuyoruz. Ben konuyu açtım. “Ne olacak ya bu asgari ücret, ne kadar zam yaparlar?” diye sordum.
Gebze’den bir kadın işçi
(08.12.2016)
Sanayide günlerce dolaşıp fabrika fabrika iş aradıktan sonra, umutsuzca eve dönmenin ne demek olduğunu biliyorsunuzdur. Arayışlarımdan iki ay sonra telefonum çaldı ve iş görüşmesine “davet edildim”. Nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Ertesi gün söylenen saatte fabrikadaydım. Önce biraz güvenlikte bekletildim, sonra da sekreter “sizi biraz bekleteceğim, buyurun şöyle oturun” dedi.
Küçükçekmece’den bir işçi
(19.11.2016)
Bundan bir sene öncesinde dişimde bir ağrı başlamıştı. Sıcak, soğuk değince dişime, ağrı yapıyordu. Dişimde çürük vardı, dolgu yapılması gerekiyordu. Hemen hastane randevu sisteminden iki hafta sonrasına bir randevu alıverdim...
Gebze’den bir işçi
(10.11.2016)
İnsan var olduğundan beri hep topluluğun parçası olmuştur. İnsan tek başına değil, ancak bir toplulukla birlikte hareket ettiğinde hayatta kalabilmiş, mutlu olabilmiştir. Mesela avlanırken, vahşi doğaya karşı mücadele ederken, barınak bulmaya çalışırken insan, içinde bulunduğu toplulukla birlikte bu zorlukların üstesinden gelebilmiştir. Birlikte hareket ettiği topluluğun üyeleriyle derin bir...
Sancaktepe’den bir işçi
(07.11.2016)
Geçtiğimiz günlerde akşam haberlerini izlerken spikerin bir haberi sunuşu dikkatimi çekti. Tabii en az haberi sunuş biçimi kadar haberin kendisi de dikkatimi çekmişti. Malum geçim sıkıntısı, asgari ücretle çalışan biz işçi aileleri için can yakıcı bir sorun. Gün geçtikçe her şeyin zamlanması aldığımız ücretin daha da eriyip gitmesine neden oluyor.
İstanbul’dan işsiz bir mimar
(06.11.2016)
Düşünün, bir mucize olmuş ve her birimize bir dilek hakkı verilmiş. Neler isterdik neler. Bazıları iş, ev, araba bazıları barış, özgürlük bazıları ise yiyecek aş peşinde. İşçilerin karşılaştıkları sorunlar saymakla bitmiyor. Benim bu dönem en büyük derdim işsizlik. Bu yıl okulu yeni bitirdim. Artık işsiz bir mimarım.
Sincan’dan bir işçi
(01.11.2016)
Bundan 10 yıl önce başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. O zamanlar köyde yaşıyordum. Köyde yaşayan insanlar hepimizin bildiği gibi kışın yakacak odunlarını genelde ormanda kurumuş ağaçlardan temin ederler. Ben bir gün ormandan kuru odun toplarken ormancıya yakalandım. Yakalanmaz olaydım, başıma gelmeyen kalmadı.
(31.10.2016)
Birçok kişinin bildiği bir hikâye vardır. Aksak padişah Timur, Nasrettin Hoca’nın köyüne uğrar. Köylü Timur’u layıkıyla ağırlar. Timur da giderken bu konukseverliğe karşılık; “Köyünüze bir fil hediyem olsun” der ve gider. Fil bu, zamanla bağ bahçe koymaz, her yanı talan eder. Köylüler ne yapsın çaresiz Timur’un hediyesi diye ses çıkaramazlar. Bununla kalsa iyi, köylüler fili beslemek için ambarda...
Tuzla’dan bir otomotiv işçisi
(28.10.2016)
İnsanlar başlarına bir şey gelip de dayanışma görmediklerinde hayıflanır, iç çekerek “nerde o eski insanlık, devir değişti, insanlık öldü” derler. Oysa insanlık kendi kendine ölmüyor. Onu öldüren ve yok eden patronların düzeni kapitalizmdir. Kapitalizm topluma paylaşımın, yardımlaşmanın, dayanışmanın yerine bencilliği, rekabeti, bireyselliği pompalıyor. Peki, kapitalizm bunu hangi araçları...
Adana’dan bir tekstil işçisi
(26.10.2016)
Değerli dostlar ben uzun zamandır kendini sosyal medyaya kaptırmış bir tekstil işçisiyim. UİD-DER’li işçiler sayesinde, sınıf kinimin facebook paylaşımları nedeniyle sönümlendiğini fark ettim. Yazı yazmaktan, bir şeyler üretmekten, fikirlerimi yazıya dökmekten, işçi dostlarımla konuşmaktan gittikçe uzaklaştığımı fark ettim.
Sancaktepe’den bir kadın işçi
(25.10.2016)
Bu yıl 9. sınıfa yeni başlayan bir kızım var. Anadolu lisesine gidiyor. Geçtiğimiz günlerde kadın öğretmenlerinden birisi derste “kadınlar asla çalışmamalı, evde olmalı, oturmalı” demiş. Kızım eve gelince bana öğretmeninin söylediklerinden bahsetti.
Gebze’den metal işçisi bir kadın
(20.10.2016)
Düşünüyorum ve düşündüklerimi, benimle aynı kaderi paylaşan işçilerle paylaşmak istiyorum. Ben metal sektöründe otomotiv parçası üreten bir fabrikada çalışıyorum. Ve biliyorum ki benim gibi yüz binlerce işçi var. Dünyanın koca koca sorunları üzerine saatlerce konuşup bunları “dert” edinen de birileri var değil mi?
UİD-DER’li bir işçi
(13.10.2016)
Çalıştığımız fabrikalardan, limanlardan, inşaatlardan kısacası yaşamın tüm alanlarından patronların biz işçiler hakkında ne düşündüğünü, bizleri ne olarak gördüklerini, yaşayarak görür, biliriz. İşçi arkadaşların, patronların işçilere yaklaşımları konusunda yaşadığı birçok deneyim olmuştur mutlaka. Bu deneyimlerin hiç birisi biz işçiler için şaşırtıcı olmuyor.
Gebze’den bir kadın işçi
(11.10.2016)
Tohumun tarlada başlayan macerasının una dönüştüğü yerler olan değirmenlerin uzun ve köklü bir geçmişi vardır. İnsanlığın yaklaşık on bin yıl önce tarımsal üretime başlamasıyla buğday, arpa, mısır gibi tahılların üretimi sağlanmıştı. Tarlalardan biçilen bu tahıllar, taş fırınlarda kavrulup kurutularak değirmenlere getirilirdi.
Gebze’den bir işçi
(24.09.2016)
AKP hükümeti ekonomiyi canlandırmak, işçilerin düşen alış veriş harcamalarını arttırmak için market satışlarına taksitlendirme getiriyor. Bu haber, gazete ve televizyonlarda taksitlendirmenin vatandaşın iyiliği, halkımızın refahı için yapıldığı başlıklarıyla işleniyor.
(17.09.2016)
Geçen gün gece yarısı telefonum çaldı. Numara kayıtlı olmadığından ve gece yarısı olduğu için açmadım. Arayan uzun uzun çaldırdıktan sonra kapattı. Yanlışlıkla aramıştır diye düşünmüştüm. Ardından aynı numaradan “ben Beydağlı Cavur İbram. Çakırcalı Memet Efemin köyünden Cavur İbram. Fcden gadeşini buluncu, gadeşinden alıvedim cebin. Cavur İbram’ın unutuvemediysen arasın. Unuttuysan Allah bin...
Gebze’den bir metal işçisi
(16.09.2016)
Çalıştığım fabrikadan bir örnek vermek istiyorum. Yaklaşık olarak 3 aydır sabah 8-akşam 8 olmak üzere 12 saatlik vardiyalar şeklinde çalışıyoruz. Bu durum birçok arkadaşımızın canına tak etti. Cumartesi günü Pazar mesaisine gelmemeye karar verdik. İki kişi konuşurken ortaya atılan fikir 10-12 kişinin gelmeyeceğim demesi ile son buldu.
Ankara’dan bir işçi-öğrenci
(14.09.2016)
İşsizliğin, yoksulluğun ve açlığın alabildiğine arttığı, can yaktığı bir dünyada yaşıyoruz. Alın teri akıtıp üretenler açlık, yoksulluk içinde yaşıyor. Fakat hiçbir şey için emek harcamayan, hayatını bir asalak gibi geçiren patronlar zevk ve sefa içinde yaşıyorlar. Egemenlerin çıkarları yüzünden çıkarılan haksız savaşlarda milyonlarca emekçi hayatını kaybediyor.
Gebze’den bir metal işçisi
(10.09.2016)
Geçtiğimiz günlerde fabrikadaki arkadaşlarla balık tutmaya gidelim diye anlaştık. İki üç arkadaş iş çıkışı sahile balık tutmaya indik. Ben de Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok kitabını okuyordum. Kitabın bitmesine birkaç sayfa kalmıştı. “Arkadaşlar ben şu kitabımı bitireyim siz hazırlıkları yapıp oltaları hazırlayana kadar” dedim.

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this