UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Çeşitli sorunlarİçerik yayınları

Ankara’dan bir eğitim işçisi
(20.12.2016)
Atanamayan öğretmenlerin sıkıntıları hepinizin malumudur. Çok zor şartlarda okullarını bitirir, öğretmenlik yapacakları günü iple çekerler. Ancak son günlerde birçok öğretmenlik branşında aşırı yığılmalar oluştu ve bu da atanamayan öğretmenlerin ucuz işgücü haline dönüşmesine neden oldu.
Sefaköy’den bir sağlık işçisi
(16.12.2016)
Ortadoğu halkları savaşın dehşeti içinde acılı ve sarsıntılı yıllar geçiriyorlar. Bu savaşın bilançosu ölmüş bedenler, yok edilmiş aileler, sürülmüş insanlar ve yetim kalmış çocuklardır. Binlerce hatta yüz binlerce aile dağılmış durumdadır. Ortadoğu topraklarında süren bu acımasız savaşın ateşi, su yerine benzin dökenler sayesinde harlanıyor. Öyle bir savaş ki, şefkate ihtiyacı olan küçücük...
Gebze’den bir metal işçisi
(14.12.2016)
Malumunuz yeni yıl yaklaşırken asgari ücrete zam yapılması konusu gündemde. Biz de fabrikadaki arkadaşlarla bu konuyu gündemimize aldık. Yoğun geçen çalışmadan sonra evlerimize dönerken bu konuyu serviste konuşuyoruz. Ben konuyu açtım. “Ne olacak ya bu asgari ücret, ne kadar zam yaparlar?” diye sordum.
Gebze’den bir kadın işçi
(08.12.2016)
Sanayide günlerce dolaşıp fabrika fabrika iş aradıktan sonra, umutsuzca eve dönmenin ne demek olduğunu biliyorsunuzdur. Arayışlarımdan iki ay sonra telefonum çaldı ve iş görüşmesine “davet edildim”. Nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Ertesi gün söylenen saatte fabrikadaydım. Önce biraz güvenlikte bekletildim, sonra da sekreter “sizi biraz bekleteceğim, buyurun şöyle oturun” dedi.
Küçükçekmece’den bir işçi
(19.11.2016)
Bundan bir sene öncesinde dişimde bir ağrı başlamıştı. Sıcak, soğuk değince dişime, ağrı yapıyordu. Dişimde çürük vardı, dolgu yapılması gerekiyordu. Hemen hastane randevu sisteminden iki hafta sonrasına bir randevu alıverdim...
Gebze’den bir işçi
(10.11.2016)
İnsan var olduğundan beri hep topluluğun parçası olmuştur. İnsan tek başına değil, ancak bir toplulukla birlikte hareket ettiğinde hayatta kalabilmiş, mutlu olabilmiştir. Mesela avlanırken, vahşi doğaya karşı mücadele ederken, barınak bulmaya çalışırken insan, içinde bulunduğu toplulukla birlikte bu zorlukların üstesinden gelebilmiştir. Birlikte hareket ettiği topluluğun üyeleriyle derin bir...
Sancaktepe’den bir işçi
(07.11.2016)
Geçtiğimiz günlerde akşam haberlerini izlerken spikerin bir haberi sunuşu dikkatimi çekti. Tabii en az haberi sunuş biçimi kadar haberin kendisi de dikkatimi çekmişti. Malum geçim sıkıntısı, asgari ücretle çalışan biz işçi aileleri için can yakıcı bir sorun. Gün geçtikçe her şeyin zamlanması aldığımız ücretin daha da eriyip gitmesine neden oluyor.
İstanbul’dan işsiz bir mimar
(06.11.2016)
Düşünün, bir mucize olmuş ve her birimize bir dilek hakkı verilmiş. Neler isterdik neler. Bazıları iş, ev, araba bazıları barış, özgürlük bazıları ise yiyecek aş peşinde. İşçilerin karşılaştıkları sorunlar saymakla bitmiyor. Benim bu dönem en büyük derdim işsizlik. Bu yıl okulu yeni bitirdim. Artık işsiz bir mimarım.
Sincan’dan bir işçi
(01.11.2016)
Bundan 10 yıl önce başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. O zamanlar köyde yaşıyordum. Köyde yaşayan insanlar hepimizin bildiği gibi kışın yakacak odunlarını genelde ormanda kurumuş ağaçlardan temin ederler. Ben bir gün ormandan kuru odun toplarken ormancıya yakalandım. Yakalanmaz olaydım, başıma gelmeyen kalmadı.
(31.10.2016)
Birçok kişinin bildiği bir hikâye vardır. Aksak padişah Timur, Nasrettin Hoca’nın köyüne uğrar. Köylü Timur’u layıkıyla ağırlar. Timur da giderken bu konukseverliğe karşılık; “Köyünüze bir fil hediyem olsun” der ve gider. Fil bu, zamanla bağ bahçe koymaz, her yanı talan eder. Köylüler ne yapsın çaresiz Timur’un hediyesi diye ses çıkaramazlar. Bununla kalsa iyi, köylüler fili beslemek için ambarda...
Tuzla’dan bir otomotiv işçisi
(28.10.2016)
İnsanlar başlarına bir şey gelip de dayanışma görmediklerinde hayıflanır, iç çekerek “nerde o eski insanlık, devir değişti, insanlık öldü” derler. Oysa insanlık kendi kendine ölmüyor. Onu öldüren ve yok eden patronların düzeni kapitalizmdir. Kapitalizm topluma paylaşımın, yardımlaşmanın, dayanışmanın yerine bencilliği, rekabeti, bireyselliği pompalıyor. Peki, kapitalizm bunu hangi araçları...
Adana’dan bir tekstil işçisi
(26.10.2016)
Değerli dostlar ben uzun zamandır kendini sosyal medyaya kaptırmış bir tekstil işçisiyim. UİD-DER’li işçiler sayesinde, sınıf kinimin facebook paylaşımları nedeniyle sönümlendiğini fark ettim. Yazı yazmaktan, bir şeyler üretmekten, fikirlerimi yazıya dökmekten, işçi dostlarımla konuşmaktan gittikçe uzaklaştığımı fark ettim.
Sancaktepe’den bir kadın işçi
(25.10.2016)
Bu yıl 9. sınıfa yeni başlayan bir kızım var. Anadolu lisesine gidiyor. Geçtiğimiz günlerde kadın öğretmenlerinden birisi derste “kadınlar asla çalışmamalı, evde olmalı, oturmalı” demiş. Kızım eve gelince bana öğretmeninin söylediklerinden bahsetti.
Gebze’den metal işçisi bir kadın
(20.10.2016)
Düşünüyorum ve düşündüklerimi, benimle aynı kaderi paylaşan işçilerle paylaşmak istiyorum. Ben metal sektöründe otomotiv parçası üreten bir fabrikada çalışıyorum. Ve biliyorum ki benim gibi yüz binlerce işçi var. Dünyanın koca koca sorunları üzerine saatlerce konuşup bunları “dert” edinen de birileri var değil mi?
UİD-DER’li bir işçi
(13.10.2016)
Çalıştığımız fabrikalardan, limanlardan, inşaatlardan kısacası yaşamın tüm alanlarından patronların biz işçiler hakkında ne düşündüğünü, bizleri ne olarak gördüklerini, yaşayarak görür, biliriz. İşçi arkadaşların, patronların işçilere yaklaşımları konusunda yaşadığı birçok deneyim olmuştur mutlaka. Bu deneyimlerin hiç birisi biz işçiler için şaşırtıcı olmuyor.
Gebze’den bir kadın işçi
(11.10.2016)
Tohumun tarlada başlayan macerasının una dönüştüğü yerler olan değirmenlerin uzun ve köklü bir geçmişi vardır. İnsanlığın yaklaşık on bin yıl önce tarımsal üretime başlamasıyla buğday, arpa, mısır gibi tahılların üretimi sağlanmıştı. Tarlalardan biçilen bu tahıllar, taş fırınlarda kavrulup kurutularak değirmenlere getirilirdi.
Gebze’den bir işçi
(24.09.2016)
AKP hükümeti ekonomiyi canlandırmak, işçilerin düşen alış veriş harcamalarını arttırmak için market satışlarına taksitlendirme getiriyor. Bu haber, gazete ve televizyonlarda taksitlendirmenin vatandaşın iyiliği, halkımızın refahı için yapıldığı başlıklarıyla işleniyor.
(17.09.2016)
Geçen gün gece yarısı telefonum çaldı. Numara kayıtlı olmadığından ve gece yarısı olduğu için açmadım. Arayan uzun uzun çaldırdıktan sonra kapattı. Yanlışlıkla aramıştır diye düşünmüştüm. Ardından aynı numaradan “ben Beydağlı Cavur İbram. Çakırcalı Memet Efemin köyünden Cavur İbram. Fcden gadeşini buluncu, gadeşinden alıvedim cebin. Cavur İbram’ın unutuvemediysen arasın. Unuttuysan Allah bin...
Gebze’den bir metal işçisi
(16.09.2016)
Çalıştığım fabrikadan bir örnek vermek istiyorum. Yaklaşık olarak 3 aydır sabah 8-akşam 8 olmak üzere 12 saatlik vardiyalar şeklinde çalışıyoruz. Bu durum birçok arkadaşımızın canına tak etti. Cumartesi günü Pazar mesaisine gelmemeye karar verdik. İki kişi konuşurken ortaya atılan fikir 10-12 kişinin gelmeyeceğim demesi ile son buldu.
Ankara’dan bir işçi-öğrenci
(14.09.2016)
İşsizliğin, yoksulluğun ve açlığın alabildiğine arttığı, can yaktığı bir dünyada yaşıyoruz. Alın teri akıtıp üretenler açlık, yoksulluk içinde yaşıyor. Fakat hiçbir şey için emek harcamayan, hayatını bir asalak gibi geçiren patronlar zevk ve sefa içinde yaşıyorlar. Egemenlerin çıkarları yüzünden çıkarılan haksız savaşlarda milyonlarca emekçi hayatını kaybediyor.
Gebze’den bir metal işçisi
(10.09.2016)
Geçtiğimiz günlerde fabrikadaki arkadaşlarla balık tutmaya gidelim diye anlaştık. İki üç arkadaş iş çıkışı sahile balık tutmaya indik. Ben de Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok kitabını okuyordum. Kitabın bitmesine birkaç sayfa kalmıştı. “Arkadaşlar ben şu kitabımı bitireyim siz hazırlıkları yapıp oltaları hazırlayana kadar” dedim.
İstanbul’dan bir sağlık işçisi
(09.09.2016)
Çalıştığım hastanede, diğer işçiler gibi birçok sorun yaşıyorum. Günde 10 saat çalıştığım bu hastanede dinlenme molası ile yemek molası toplam 40 dakika. Bu 40 dakikanın 30 dakikası öğle yemeği molası olarak belirlenmiş, geriye kalan 10 dakikası ise beşerli olarak ikiye ayrılıyor. 5 dakika kahvaltı, 5 dakika çay molası.
Hadımköy’den bir kadın işçi
(08.09.2016)
Ben bir fabrikanın yemekhanesinde garson olarak çalışıyorum. Patron, işçileri çalıştırarak sömürdüğü yetmezmiş gibi bir de fabrikanın kantininde sabahları işçilere parayla kahvaltı sattırıyor. Kantine o kadar iştah acıcı yiyecekler koyuyorlar ki işçinin iştahı kabarıyor. Kahvaltı yiyecekleri asgari ücrete çalışan bir işçi için pahalı.
Ostim’den bir metal işçisi
(07.09.2016)
Ben Ostim’de çalışan bir metal işçisiyim. İşçi Dayanışması’nın 101. sayısında çıkan “Rekabet: İşçinin Düşmanı, Patronun Kâr Kaynağı” yazısını okudum. Derneğimizi ziyaret eden bir grup işçinin, üretmeleri gereken günlük ürün miktarını aştıklarını gururlanarak anlattıkları yazıyor yazıda.
Altınşehir’den bir kadın işçi
(07.09.2016)
Türkiye’nin en büyük tekstil firmalarının birisinin deposunda, yemekhane bölümünde taşeron işçi olarak çalışan bir kadın işçiyim. Bu firmanın Türkiye’nin hemen hemen her kentinde ve her AVM’sinde satış mağazaları var. Bu tekstil firmasının hitap ettiği yani ürünlerini pazarladığı en büyük toplumsal kesim de yoksul emekçilerdir.
Fatih’ten bir kadın işçi
(21.08.2016)
Haksız savaşların, işçi sınıfına getirdiği acıları anlatmak için söylenecek çok şey vardır elbet. Ama bazen kelimeler bir bakışın, dokunuşun, bir annenin feryadının ya da bir çocuğun şaşkınlığının anlatacağı şeye yetmez. Son birkaç gündür gazetelerde, televizyonlarda “Suriyeli Ümran”dan bahsediliyor.
Sefaköy’den bir işçi
(17.08.2016)
Geçtiğimiz günlerde çocuk yaşta çalışmaya başladığım mesleğimin 21. yılını geride bıraktım. Çocukluğumu ve gençliğimi verdiğim meslekte yıllarımı kuralsız ve dizginsiz bir sömürü altında çalışarak geçirdim. Geçirdiğim yıllar boyunca patrona karşı en ufak bir hak mücadelesi vermedim, bir kez olsun hakkımı aramadım.
(02.08.2016)
Koca bir yıl boyunca gece-gündüz demeden yoğun bir tempoyla, fazla mesailerle çalışıyoruz. Bu yoğun tempolu çalışma karşılığında ise, işe gidebilmemiz için gerekli olan şeylere yetecek bir ücret alıyoruz sadece. Yani karın tokluğuna çalışıyoruz. Evin kirası, faturaların ödenmesi ve çocukların masrafları için gece gündüz demeden çalışıp didiniyoruz.
Çayırova’dan bir erkek işçi
(28.07.2016)
UİD-DER Kadın Komitesi çalışma hayatında işçi kadınların yakıcı sorunlarına çözüm bulunması temelinde birçok talep için mücadele yürütüyor, kampanyalar düzenliyor. Bizler de taleplerin hepsini sahipleniyor ve bu talepleri için mücadelelerinde her zaman yan yana duruyoruz. Ama bir talepleri var ki benim çalıştığım işyerinde ve tüm iş yerlerinde uygulanması gerektiğini düşündüğüm için değinmek...
Esenyurt’tan bir kadın işçi
(26.07.2016)
Başbakan Binali Yıldırım AKP Meclis Gurubunun toplantısında gündemi değerlendirirken sağlık sektörüne yönelik konuşmalar yapmıştı. Binali Yıldırım, AKP’nin sağlıkta bir devrim yaptığını söylüyor ve devamında “hastanelerin acil servisleri o kadar şirin oldu ki sadece acil değil yuva kurma yeri oldu. Kızını, oğlunu, evlendirmek isteyenler acile geliyor.

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this