UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Çeşitli sorunlarİçerik yayınları

İstanbul’dan bir sağlık işçisi
(24.07.2016)
Yaşam koşullarımızın kötüye gitmesi sağlığımızı da bozuyor. Bazen meslek hastalıkları, bazen de ağır yaşam koşulları ve yetersiz beslenme vücudumuzu bitap düşürüyor. Bizler de sağlıklı yaşamak için hastanelerin yolunu tutuyoruz. Sizlere hastanelerin verdiği sağlık hizmetinin rezilliğini uzun uzun yazmayacağım.
Tuzla Organize Sanayi Bölgesinden bir grup metal işçisi
(24.07.2016)
UİD-DER’li metal işçileriyiz. Bizlere dayanışmayı, birlik olmayı öğreten işçi örgütümüzle mücadeleyi büyüteceğiz. UİD-DER’li işçiler olarak AKP iktidarının baskılarından, haklarımıza yönelik saldırılarından önümüzdeki günlerin çok çetin geçeceğini görüyoruz. İşçi Dayanışması bültenimizi düzenli olarak okuyoruz ve bütün bu olup bitenlerin bizi nasıl etkileyeceğini öğreniyoruz.
Esenyurt’tan bir metal işçisi
(24.07.2016)
Yap-işlet-devret modeli ile yapılan İstanbul-İzmir arasındaki yolun 3,5 saate inmesini sağlayacak otoyol projesinin ayağı olan Osmangazi Köprüsü 1 Temmuzda açıldı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım açılış töreninde müjde(!) vermeyi de ihmal etmediler. Ramazan bayramı süresince köprü geçişleri ücretsiz olacaktı.
Sefaköy’den bir kadın işçi
(19.07.2016)
Bazen duyduğumuz şeylerin kötü bir şaka olmasını umarız. Bunlardan bir tanesi de son günlerde Başbakan Binali Yıldırım’ın söylediği acil servislerle ilgili sözler. Başbakan demişti ki “Acil servise artık sadece sağlık hizmeti için değil, kız bakmaya da gidiyor vatandaşlar. Artık hastaneler o kadar şirin hale geldi ki, vatandaşlar oğullarını, kızlarını evlendirmek için, yuva kurmak için...
Tuzla’dan bir metal işçisi
(17.07.2016)
Medyanın gücü hepimizin malumudur. Sermayenin en etkili silahlarından biri olan medya işçi sınıfının en belalı düşmanı haline gelmiş durumda. Nasıl mı? Hayatının çok büyük bir bölümünü işte ve işe giderken yolda geçiren işçiler, arta kalan zamanlarında medya araçlarından özellikle televizyonun en önemli izleyici kitlesi.
Sefaköy’den bir kadın işçi
(14.07.2016)
Bu ay İşçi Dayanışması gazetemizin 100. sayısı çıkıyor! UİD-DER’li işçiler tarafından tam 100 aydır düzenli olarak çıkartılan gazetemiz, işçi ve emekçilere yüz yüze ulaştırılıyor. Her gün yalan söyleyen patron gazetelerinin aksine, İşçi Dayanışması, işçileri kendi sorunları temelinde dayanışmaya ve birlik olmaya çağırıyor.
Gebze’den metal işçisi bir kadın
(14.07.2016)
Hemen her sektörde, işyerinde, fabrikada işçiler deyim yerindeyse ekmeklerini taştan çıkarıyorlar. Üretim baskısı, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı çalışma ortamları, meslek hastalıkları, uzayan çalışma saatleri ve tüm bunların karşılığında ay sonunu bile getirmeye yetmeyen üç kuruş para!
Altunizade’den bir işçi
(11.07.2016)
Okuduğum bir habere göre Cihangir’de lüks restoranlardan birisi “ilginç” bir uygulama başlatmış. Uygulamanın adı “Adım Sayar”. Aslında akıllı cep telefonu kullanan herkesin artık aşina olduğu bir uygulama adım sayar. Peki, ne yapıyor bu adım sayar? İçerisindeki algılayıcılarla birlikte cebinizde bacağınızın hareketlerine göre adım sayısını tutuyor.
Gebze’den bir metal işçisi
(11.07.2016)
Ramazan bayramının gelmesi beraberinde tartışmalar zincirini de getirdi. Fabrikalarda “bayram tatili nasıl olacak, 9 günlük tatil uygulanacak mı?” soruları çok soruldu. Her bayram öncesinde olduğu gibi en önemli tartışmalardan biri biz işçilerin çok fazla tatil yapmasıydı. Türkiye’de çalışmadan geçirilen gün sayısı, resmi tatiller çokmuş!
Gebze’den bir metal işçisi
(10.07.2016)
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden çocuğun ayağı takılıp düşer ve canı yanıp “ahh” diye bağırır. İleride bir dağın tepesinden “ahhh” diye bir ses duyar ve şaşırır. Merak eder ve “sen kimsin?” diye bağırır. Aldığı cevap “sen kimsin?” olur. Aldığı cevaba kızıp “sen bir korkaksın!” diye bağırır. Dağdan gelen ses “sen bir korkaksın!” diye cevap verir.
Gebze’den bir metal işçisi
(09.07.2016)
Yazın gelmesiyle birçok fabrikada biz işçilerin sıcakla derdi artmaya başladı. Bizim fabrikadaki hava durumundan sizlere bahsetmek istiyorum. Sabah işe başladığımızda bizleri hafif serin bir hava karşılıyor. Mesai başladıktan hemen birkaç saat sonra sıcaklar etkisini arttırmaya başlıyor. Tabii ki makinelerin çalışmasıyla da sıcaklık yükselmeye devam ediyor.
Gebze’den bir metal işçisi
(07.07.2016)
Bizim işyerinde bayrama bir hafta kala bir yazı astılar. Yazıda “fabrikadaki zorunlu bakımdan dolayı senelik izinler bayram haftası itibari ile başlayacaktır” yazıyordu. Haliyle hepimizin senelik izin hayalleri suya düştü. Kimimiz memlekete gidecek, kimimiz eşiyle izinleri aynı tarihe denk getirecekti ama hiçbirine izin vermediler.
Sefaköy’den bir kadın işçi
(02.07.2016)
Şöyle bir uzaktan dünyanın tablosuna baksak üzerinde yaşayan insanların çok büyük bir kısmı dehşete kapılır herhalde. Dünyanın dört bir yanını savaş, açlık, çürümüşlük sarmış. Bu durum o kadar derinleşmiş ki aslında çok uzaklara gidip de, dünyanın ne halde olduğuna bakmaya lüzum yok.
Tuzla’dan metal işçileri
(19.06.2016)
Tuzla’da metal fabrikasında çalışıyoruz. Çok yoğun bir tempomuz var. Her bölümde az işçiyle çok iş çıkarıyoruz. Yani bizim orada sömürü çarkı tıkır tıkır çalışıyor. Gerçi şu aralar Ramazan nedeniyle biraz yavaşlama oldu ama bu geçici bir durum. O kadar stok yaptık ki, ürün koyacakları yer kalmadı.
Sincan Organize Sanayi Bölgesinden bir işçi
(17.06.2016)
Çalıştığım fabrikaya başlayalı on yıl oldu. Bu süre içerisinde patron işçileri baskı altında tutabilmek için pek çok yola başvurdu. Bu baskılara karşı işçilerin sessiz olduğunu gören patron baskıyı her defasında daha fazla şiddetlendirdi. Bu baskının en son geldiği nokta ise tuvaletlerin önüne turnikelerin konması oldu.
Sefaköy’den genç bir işçi
(10.06.2016)
Mektubuma başlarken öncelikle beni UİD-DER’le tanıştıran ve örgütlü bir birey olmamı sağlayan tüm arkadaşlara teşekkür ederim. UİD-DER’le tanıştıktan sonra hayata başka bir açıdan bakmaya başladım. İçinde yaşadığımız bu iğrenç düzenin bizde yarattığı kötü yönlerimle baş etmeyi, onlardan örgütlü mücadeleyle kurtulabileceğimi öğretti bana UİD-DER.
Kıraç’tan bir grup kadın işçi
(10.06.2016)
Bizler sağlık malzemesi üreten bir fabrikada üç vardiya halinde çalışıyoruz. Sağlık malzemesi ürettiğimiz için hijyen çok önemli. Bizler de ona göre hijyen gerektiren ne varsa kurallara uyuyoruz. Biz uymasına uyuyoruz ama nedense işçilerin sağlığı hiç önemli değil. Örneği üretim “temiz odalarda” yapılıyor ama su sebilleri o odaların dışında duruyor.
Esenyurt’tan UİD-DER’li işçiler
(09.06.2016)
Patronlar ve onların siyasi temsilcisi hükümetler işçi sınıfının haklarına saldırıda sınır tanımıyorlar. Milyonlarca işçinin-emekçinin hiçbir şekilde fikri bile sorulmadan patronların ihtiyaçlarına göre hükümetler yasa üstüne yasa çıkarıyorlar. Çoğu zaman milyonlarca işçi-emekçinin yasa fiilen uygulamaya konulunca haberi oluyor.
Küçükçekmece’den bir kadın işçi
(25.04.2016)
Yine bir 23 Nisan’ı geride bıraktık. Şu anda çocukların içinde bulunduğu atmosfere bakarsak her zamanki gibi emekçilerin ve ezilen halkların çocukları için çok da bayramlık bir hava olmadığını görürüz. Çocukların çalışmak zorunda kaldığı, defalarca tacize ve tecavüze uğradığı, küçücük yaşlarında evlendirildiği ve hiçbir suçları yokken öldürüldüğü bir ülkede, bu çocuklar için bayramlardan söz...
Sancaktepe’den bir grup işçi
(20.04.2016)
Egemenler biz işçileri din, dil, ırk temelinde bölerek birbirimize düşüyorlar. Artan milliyetçilikle Türk-Kürt düşmanlığı kışkırtılıyor. Egemenlerin kullandıkları söylemler ve tutumlar insanları kutuplaştırıyor. Geçtiğimiz seçim döneminden bu yana toplumda net bir şekilde hissettiğimiz kutuplaşma Türk-Kürt düşmanlığına doğru ilerliyor.
Tuzla’dan bir işçi
(08.04.2016)
Ekonomik kriz ve savaş tüm dünyada giderek derinleşirken, işçi sınıfına yönelik saldırılar da beraberinde büyüyor. Çünkü patronlar bu süreçleri aşmanın çözümünü bizleri daha da fazla sömürmekte, daha da yoksullaştırmakta veya bizi ölmeye-öldürmeye gönderdikleri savaşlarda görüyorlar.
Kartal’dan UİD-DER’li bir işçi
(31.03.2016)
Geçenlerde iş güvenliği uzmanı olarak çalışan bir arkadaşımla iş güvenliği konusunda işçi arkadaşların nasıl davrandığı üzerine konuşuyorduk. Çalıştığı inşaatlarda, neredeyse her gün, işe yeni giren işçilere kendi yaşamlarını riske atmamaları için işçi sağlığı ve güvenliği eğitimleri veriyor.
Sincan Organizeden bir grup kadın işçi
(26.03.2016)
Çalıştığımız fabrikada yaklaşık 9 aydır maaşlar sürekli gecikmeli ya da yarım yatıyor. Geçtiğimiz günlerde maaşlar yine gecikince pres, emaye ve boyahane bölümleri iş durdurdu. Bunun üzerine patron çay molasında toplantı yaptı.
Tuzla’dan bir metal işçisi
(24.03.2016)
Hafta içinde televizyonlarda da yayınlanan Avrupa ligi maçı öncesi bir grup Sparta Prag futbol kulübü taraftarının mültecilere yönelik aşağılayıcı tutumları, onların üzerlerine idrarlarını yapmaları insanın kanını donduran cinstendi. Medyada hızla yayılan görüntüler hepimizi üzdü.
Ankara’dan UİD-DER’li bir işçi
(22.03.2016)
Ben çocuk ve aile kulübünde çalışan genç bir işçiyim. 1300 lira maaş ile haftada 54 saat çalışıyoruz ve işimiz dikkat gerektiriyor. İşyerinde 4 ayrı vardiyamız var. Geçtiğimiz günlerde kapanış vardiyasındayken çıkmama 2 saat kala başım dönmeye ve burnum kanamaya başladı. 15 dakika dışarıya, molama çıktım.
Tuzla’dan bir kadın işçi
(22.03.2016)
Gerek fabrikalarda olsun, gerek özel şirketlerde masa başında olsun, ister üniversite mezunu olsun, ister hiç okumamış olsun biz işçiler patronlar tarafından sömürülüyoruz. Hayatlarımız, en doğal haklarımız hiç farkında olmadan gasp ediliyor. Biz işçi ve emekçiler bu oyuna gelmemeliyiz.
Avcılar’dan bir kadın işçi
(21.03.2016)
Birçok tehlikeli ilaç deneyi insanlar üzerinde yapılıyor. 2011 yılında, ABD’de birçok ilaç şirketinin yasalardan kaçınmak ve araştırma maliyetlerini düşürmek amacıyla, insanlarla yapılan deneyleri daha geri ülkelere taşıdığı ve Türkiye’nin de bu ülkelerden biri olduğu belirtilmişti. Konu bir dönem Türkiye’de de gündeme gelmiş, ama sonra unutulmuştu.
Sefaköy’den bir UİD-DER’li
(20.03.2016)
Gözlerini kâr hırsı bürümüş patronlar, işçileri, halkları birbirine düşman etmek için ellerinden geleni yaparken kendi çıkarları için ne sınır ne ulus tanıyor. Hem içerde hem de Türkiye dışında savaş nutukları atanlar, sıra patronların kârı olunca her şey güllük gülistanlıkmış gibi rahatça ceplerini doldurmaya devam ediyorlar. İkiyüzlülükleri bununla da kalmıyor.
Esenyurt’tan bir işçi
(15.03.2016)
Günümüzle bir bağlantısı olduğu için sizlere çocuk yaşlarda yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Çocukluğumun geçtiği köyde, her evde mutlaka bir eşek vardı. Bu eşekler, köylüler için önemliydi, çünkü bütün ağır işleri onlar yapardı ve karın tokluğundan başka da bir masrafı yoktu.
Şişli’den bir işçi-öğrenci
(11.03.2016)
Irkçılık ve milliyetçilik, egemenlerin işçileri ve emekçileri yönetmek, egemenlikleri altında tutabilmek için ortaya çıkardıkları ve kendi çıkarları doğrultusunda kullandıkları ideolojilerdir. Bu gibi kavramlar, bir avuç egemen tarafından çeşitli yollarla doğal hale getirilmeye çalışılıyor.

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this