UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Fabrikalardan-İşyerlerindenİçerik yayınları

İşyerlerinizde, fabrikalarınızda yaşadığınız sorunları, tüm işçi arkadaşlarla paylaşmak istediğiniz örnekleri bize yazın
Sefaköy’den bir sağlık işçisi
(16.09.2017)
Ahmet ve Veli aynı mahallede oturur, farklı fabrikalarda çalışırlar. Ahmet örgütlü ve bilinçli bir işçi; Veli ise sorunları başından aşkın, kafası dağınık ama ısrarla örgütlenmeye direnen bir işçidir. Gelin hep birlikte Ahmet’in beyin hücreleri (ABH) ile Velinin beyin hücrelerinin (VBH) sohbetine kulak verelim.
Gebze’den bir kadın işçi
(15.09.2017)
Bugün makinenin başında dört kişi çalışırken basınçtan kaynaklı bir patlama oldu ve büyük bir gürültüyle içindeki parça etrafa saçıldı. Şans eseri hiç birimize bir şey olmadı. Tesadüf eseri yaşıyoruz desek yeridir. Bu makinelerin etrafında herhangi bir koruma bariyeri yok. Çünkü biz işçiler ne de olsa efsunlu olduğumuzdan bize bir şey olmaz! Bizim güvenliğimiz için bir de ekstra masraf mı...
Avcılar’dan dokuma işçisi bir kadın
(14.09.2017)
Merhaba, değerli genç kardeşim. Bize yazdığın mektubu okudum. Bizlere yeni çalışmaya başladığın hastaneden karşılaştığın sorunları yazmışsın. Binlerce işçinin yaşadığı sorunları anlaşılır bir şekilde aktarmışsın. İçtenliğin ve samimiyetinle yazdığın bu mektup için tüm işçi arkadaşlarım adına öncelikle teşekkür ederim. Mektubunu okurken kendi çalışma hayatım geçti gözlerimin önünden.
Gebze’den metal işçisi bir kadın
(13.09.2017)
Bir sabah biraz rahatsız olduğum için izin aldım, işe gitmedim. Evdekiler uyurken bir gürültü duydum dışarıda, dozer sesi. Bir an aklımdan evimizi yıkmaya geldikleri geçti. Çıktım baktım öyle bir şey değilmiş. Daha geçen günlerde işyerinden bir arkadaşın Kirazpınar’da tapulu arsasındaki evini yıktılar. Mahallece toplanıp direnmişler polise, zabıtalara karşı. Biber gazı, cop yemişler. O sıralarda...
Hadımköy’den bir işçi
(11.09.2017)
Geçenlerde işyerinde baktım bir işçinin suratı beş karış. İşçi, küçük bir bölümün sorumlusu. İçimden dedim ki “demek ki kesin çok olumsuz bir durum var”. Bu işçi resmen işverenin mülksüz ortağına dönüşmüş durumda. İşverenle içli dışlı olmuş, olup bitenleri içeri taşır, işçilerin yeterince disiplinli olmadığından dert yanar, daha fazla yetkisi olsa birçoğunu kapı dışarı edeceğinden dem vurur.
(08.09.2017)
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin her ay yayınladığı iş cinayeti raporları, işçi ölümlerinin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor. İSİG Meclisinin son yayınladığı Ağustos ayı raporuna göre geçen ay en az 217 işçi hayatını kaybetti. 2017’nin ilk 8 ayında yaşamını yitiren işçilerin sayısı ise en az 1338’e ulaştı.
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(07.09.2017)
Büro işçisi olarak farklı işyerlerinde çalışan iki kadın arkadaşım, işyerlerinde yaşadıkları sorunlardan bahsediyorlardı. Patronlarının onları azarladığını, sonra da hiçbir şey olmamış gibi gelip kendileriyle sohbet ettiklerini söylediler. Onların bu vurdumduymazlığını ve hiçbir şey olmamış gibi davranmalarını hastalık olarak gördüklerini, ancak deli birinin böyle yapacağını söylediler. Biz olsak...
Ankara’dan bir kadın işçi
(05.09.2017)
Geçenlerde arkadaşlarla sohbet ederken konu yine döndü dolaştı hayat pahalılığına geldi. Arkadaşlar bir bir dertlerinden bahsettiler: -Hayat çok pahalı. -Maaş aldığın gün uçup gidiyor. -Ben maaşı görmüyorum bile, bir bankaya yatıyor oradan diğer bankaya gidiyor. -Yetişmiyor bir türlü, her şey üst üste geliyor. -Pahalı arkadaş, her şey çok pahalı!
Hadımköy’den bir metal işçisi
(02.09.2017)
Kurban Bayramı tatili kaç gün olacak tartışmalarından 10 günlük idari tatil kararı çıktı. Yağmur yağdığında, yolları kar kapladığında, hava sıcaklığı çok yüksek olduğunda idari tatiller uygulanıyor. Kulağa hoş geliyor “tatil” kelimesi. Öyle ya bedenin ve beynin dinlenmesi için tatile ihtiyaç var. İyi güzel de niye tüm çalışanları kapsamıyor bu idari tatil?
Ankara’dan eğitim işçisi
(31.08.2017)
Ben üniversite mezunu ve sigortasız çalışan bir eğitim işçisiyim. Geçenlerde yaşadığım bir rahatsızlıktan dolayı devlet hastanesine gittim. Görevli arkadaşa sıra almak için kimliğimi uzattım. Görevli ekrana ücret yansıdığını, borcu ödedikten sonra muayene olabileceğimi söyledi. Şaşırmıştım çünkü birkaç gün önce SGK’dan durumumu sorgulatmıştım ve oradan bana GSS’den faydalandığım söylenmişti.
Ankara’dan temizlik işçisi
(31.08.2017)
Son zamanlarda bilim insanları yapay zekâların gelişmesiyle beraber insanlığa zararlı olabilecekleri üzerine tartışmaları gündeme getirdiler. Gerçekten de teknolojik gelişmeler bilim insanlarının uyarıda bulunduğu kadar insanlığa zararlı olabilir mi? Bilim insanlarının kendi ürettikleri buluşların insanlığa tehdit oluşturacağı tartışmaları üzerinde durulması gereken bir konu aslında.
Kıraç’tan bir kadın işçi
(29.08.2017)
Yaklaşık on aydır bir tekstil fabrikasında çalışıyorum. Fabrika her yıl işçileri, toplu halde senelik izne çıkartıyor. İzne çıkmadan önce işçi arkadaşlar kendi aralarında hararetli bir şekilde konuşuyorlardı. Ben de herhalde nereye tatile gideceklerini konuşuyorlar diye düşündüm. Sonrasında arkadaşlarla konuşurken meğer izin planı yapmadıklarını, nerede çalışacaklarını konuşuyorlarmış. İşçilerden...
Şirinevler’den bir işçi
(28.08.2017)
Ben özel hastanede çalışan bir işçiyim. 21 yaşındayım. Yaklaşık iki aydır ben de sizler gibi ekmek paramı kazanmak için çalışıyorum. Beni hastaneye ilk görüşmeye çağırdıklarında işe aldıklarını söylediler. Evrak listesini elime tutuşturdular. Ben de işe başlamanın vermiş olduğu heyecanla evraklarımı tamamladım. İki gün sonra teslim etmek için hastanenin insan kaynakları birimine çıktım.
Gebze’den bir kadın metal işçisi
(25.08.2017)
17 Ağustos 1999 depreminin üzerinden tam 18 yıl geçti. Geçen yıllar depremzede ailelerin acısını daha da derinleştirdi. Yaşanan onca acıdan sonra hâlâ hiçbir önlem alınmıyor, her yer “kentsel dönüşüm” adı altında ranta açılıyor. 1999 depreminden önce, fay hattı üzerindeki araziler rant uğruna imara açılmıştı. İnşa edilen evler üzerinden yapılan soygunun faturası, yoksul işçi kardeşlerimize...
(24.08.2017)
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) açıklamalarına göre dünyada her yıl yaklaşık 2,3 milyon işçi iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle yaşamını yitiriyor, 300 milyondan fazla iş kazası meydana geliyor. Rakamların dili soğuktur. Ancak gerçekler can yakmaya devam ediyor. İç ürperten bir başka gerçek ise, işçilerin yaşamının bir değeri olmadığı gibi, ölümlerinin de kayda değer olmadığıdır.
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(24.08.2017)
Tane tane, anlaşılır bir konuşma iyi bir iletişimin ön şartıdır. Fakat her şeyi hızlı yapmaya alıştırılan işçiler, eğer işleri iletişim üzerine değilse (medya, call center vb), sakince ve düzgün bir diksiyonla konuşmadıkları için dertlerini anlatamazlar. Hızlı çalışmanın verdiği telaş hali, konuşmalarımıza yansıdığı gibi düşüncelerimize de yansır. Hızlı konuşmamız gerektiğini düşünerek, bir an...
Gebze’den bir kadın işçi
(21.08.2017)
Dolmuşa bindim, boş bulduğum koltuğa oturdum. Şöyle bir etrafa bakarken, yanımda ki genç delikanlının iştahla dondurma yemesi çarptı gözüme. Elindeki mendil poşetini arkasına saklamış, keyifle dondurmasını yemeye devam etti. Sıcaktan eriyen dondurması ellerine bulaşınca çantamdaki mendili çıkarıp ellerini sildim ve sohbetimiz başladı.
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(20.08.2017)
Bugün yanıma üstü başı yırtık, toz içinde kalmış yaşlı bir kadın yaklaştı. Sıcaktan bunalmış, kan ter içinde kalmış, bir elinde eski, yırtık bir çanta olan kadın, elini uzatıp para dilendi. İçim sızladı, elimdeki ekmek poşetini ona verdim, sevindi ve dua ederek uzaklaştı. Yaşlı kadın, her geçenden para istiyor. Kimi yüzüne bile bakmıyor. Kimisi de nefret dolu gözlerle bakıyor. Kimisi acıyarak...
Tuzla’dan UİD-DER’li bir kadın işçi
(18.08.2017)
Bir sabah servise bindiğimde işçi arkadaşlarımın sohbeti dikkatimi çekti, arkadaşlardan üçünün gündemi akşam oynadıkları lotonun sonuçlarıydı. Hararetle tartışıyorlardı. Dayanamadım ve gülümseyerek “paraya mı ihtiyacınız var, niye oynadınız?” diye sordum. İşçi arkadaşlardan biri “paraya ihtiyacı olmayan mı var?” deyince, ben de “peki, loto oynamak yerine iyi maaşlar almak için mücadele etsek daha...
Tuzla’dan işsiz bir işçi
(18.08.2017)
Bir erkek işçi, “Merhaba, böbreğimi satmak istiyorum. 25 yaşındayım, sigara içmiyorum ve sağlık sorunum yoktur”; gündelikçi bir kadın işçi, “Merhaba, böbreğimi ve karaciğerimi satmak istiyorum. Hiçbir şekilde sağlık sorunu yaşamadım, yaşım 32. İki çocuğum var. 100 bin lira borcum var ve çok zor durumdayım”; bir tekstil işçisi, “İstanbul’da yıllardır tekstil işinde çalışmaktayım. Bankalara...
Tuzla’dan bir kadın işçi
(17.08.2017)
Biz işçi-emekçiler her gün bir önceki günün tekrarını yaşayarak ömür tüketiyoruz. Sabahları yorgun yüzlerle kalkıp dinlenemeden makine başında soluğu alıyoruz. Yanımızdaki işçi arkadaşımıza “günaydın” demeye, halini hatırını sormaya üşeniyoruz ve en insani tepkilerimizi git gide yitirip adeta robotlaşıyoruz.
Tuzla’dan bir metal işçisi
(16.08.2017)
Bu hafta içindeki bir gece vardiyasının yemek molasında aynı bölümde çalıştığım arkadaşımla sohbet ediyorduk. Çaylarımız ellerimizde konudan konuya geçerken arkadaşım, sosyal medyada bir paylaşımı beğendiğini ve etkilendiğini söyledi. Merak edip açtım ve tekrar beraber okuduk. John Steinbeck’in Gazap Üzümleri romanından bir alıntıydı. Ve onu oldukça etkilemişti. Nasıl etkilemesin?
Gebze’den bir kadın işçi
(07.08.2017)
Günlerden bir gün, ihtiyar bir amca küçük bir çocuğa kâğıt para vererek, “bu parayı kardeşinle paylaş emi” diye tembihlemiş. Paranın önünü arkasını çeviren çocuk, üzerinde resim ve yazı olan bu kâğıt parçasının ne işe yaradığını düşünmüş ama bulamamış. Eve vardıktan sonra, kardeşinin karşısına geçip parayı ortadan ikiye bölmüş. Amcaya verdiği sözü tutmanın sevinci yüzünü sararken, anne ve...
Gebze’den bir kadın işçi
(06.08.2017)
Gecesini gündüzüne katarak çalışan, tüm zenginliği emeğiyle var eden işçilerin, hükümetin ve patronların gözünde bir değeri yoktur. Ömrü boyunca çalıştığı için yıpranmış, yaşlanmış işçilerin kalan günlerini nasıl yaşayacağı, nasıl geçineceği patronların ya da devletin zerre kadar umurunda değildir. Çünkü patronlar, işçileri posası çıkana kadar çalıştırmakla yetinmez, ölene kadar çalışmaya mahkûm...
Kocaeli’den bir kadın petrokimya işçisi
(05.08.2017)
Çalıştığımız işyerinde son bir yılda sayısız kez gıda zehirlenmesi yaşandı. En son yaşadığımız bir zehirlenme olayından örnek vermek istiyorum. Yemekte tavuk vardı ve tavuğu yedikten sonra pek çok arkadaşımla beraber midede sancı ve ayrıca ağızda garip bir tat hissetmeye başladık. O gün tavuk yemeyen arkadaşlarımız kulaktan dolma çareler söylediler.
Esenyurt’tan bir metal işçisi
(03.08.2017)
Günden güne çürüyen ve gericileşen sistemin topluma ve işçi sınıfına ağır çalışma koşulları ve sefaletten başka vereceği bir şey kalmayınca, geriye kara propaganda, yalanlar ve göz boyamalar kalıyor. Örnek olarak “ekonomi büyüyor, büyük Türkiye, dünya lideri Erdoğan” gibi birçok şeyi sıralayabiliriz. İktidarın başı böyle yapınca, haliyle daha alttaki unsurlar da (mesela valiler, belediye...
Sefaköy’den bir sağlık işçisi
(30.07.2017)
Son bir ayda, Türkiye’de 10 çocuk SMA hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Peki, nedir bu SMA hastalığı? SMA yaklaşık olarak on binde bir görülen, daha çok akraba evliliklerinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalık genlerdeki bozulmadan kaynaklı oluşup kas ve sinirleri etkiler. Bu hastalıkla doğan bebekler başını tutamaz, oturamaz, yürüyemez hatta bir süre sonra solunum kasları etkilendiği...
Sancaktepe’den bir işçi
(27.07.2017)
Çay saatiydi. Çayımı aldım ve dışarı çıktım. Nereye otursam diye bakınıyordum. İki arkadaş dertli, boyunları bükük bir şekilde duvara yaslanmış, kara kara düşünüyor ve konuşmuyorlardı. Sohbet etmek için bu arkadaşları seçtim. Yanlarına yaklaştım. “Hayırdır, bir derdiniz mi var?” diye sordum. Benimki de soru mu şimdi? Dertsiz işçi var mı ki? Neyse. İçlerinden biri cevap verdi: “Sorma abla. Krediyi...
Adıyaman’dan işsiz bir işçi
(25.07.2017)
Okul sıralarında daha küçük yaşlardan kendi sınıf arkadaşlarımızla yarışıyoruz. Bize rekabet duygusunun yaşamı devam ettirmenin tek yolu olduğu öğretiliyor. Hırs ve rekabet üzerine kurulu eğitim sisteminde öğrencilere yarış atı muamelesi yapılıyor. Başarının ve zekânın ölçütü derslerden ve sınavlardan alınan notlar olarak görülüyor. Bireyciliği, hırsı ve rekabeti kutsayan kapitalist düzen işçi...
Mersin’den bir eğitim işçisi
(25.07.2017)
İşsizlik, biz işçilerin mutlaka maruz kaldığı ve çalışırken de bir tehdit olarak patronların boynumuza salladığı kör bir kılıç aslında. Her gün milyonlarca işçi iş ararken, yüz binlercesi de uzun çalışma saatleri, hafta sonu mesaileri ile adeta çalışmak ve işini kaybetmemek için yaşar hale getiriliyor. Ben de her gün iş arayan o milyonların içerisindeyim.

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this