UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Genç İşçiİçerik yayınları

Yaşadığımız dünyadaki sistemin adı kapitalizm. Bu sistem işçilerin sömürüsüne dayanıyor. Patronlar sınıfı işçileri ne kadar sömürürse o kadar kâra geçiyor ve sermayesini büyütüyor. Genç işçiler veya meslek lisesi öğrencisi olup da staj yapan geleceğin işçileri patronlar için vazgeçilmezdir. Normalde eğitim almak için işyerlerine giden stajyer öğrenciler, patronlar tarafından ağır koşullarda çalıştırılıyor ve sömürülüyorlar. Çok sayıda patron işçi alacağına ve dolayısıyla bunlara ücret ödeyeceğine, asgari ücretin üçte birine meslek lisesi öğrencilerini çalıştırmaktadır. Bu nedenle, patronlar meslek liselerinin açılmasına özellikle önem veriyorlar. Her yıl yüzlerce meslek lisesi açılıyor. Özellikle sanayi bölgelerinde kurulan meslek liselerine fabrika patronları ön ayak oluyor, destekliyorlar. Daha sonra enerjik, kabiliyetli ama sınıf bilinçsiz meslek lisesi öğrencilerini ucuz işgücü olarak işyerlerinde çalıştırmaya başlıyorlar.

Stajyer işçilerin pek çok sorunu var. Ancak patronlar, sömürdükleri bu stajyer işçilere bireysel kurtuluş hayalleri pompalamaktan da geri durmuyorlar. Üniversiteyi kazanmak ve bitirmek bir kurtuluş gibi sunuluyor. Aileleri de bu yönde çocuklarını sıkıştırıyorlar. Oysa üniversiteyi bitiren öğrencilerin %99’u da işçi oluyor. Dolayısıyla üniversiteye gitmek kurtulmak anlamına gelmiyor. İster üniversite bitirmiş olsun ister meslek lisesi ya da lise; genç işçilerin kurtuluşunun yolu işçi sınıfının örgütlü mücadelesine katılmaktan geçiyor. Patronların işçileri ve özellikle de stajyer işçileri köle gibi çalıştırmasının önüne geçecek ve çalışma koşullarını düzeltecek olan işçilerin bilinçlenmesi, örgütlenmesi ve hakları için mücadele vermesidir.

İşçi sınıfının sorunlarına sahip çıkan ve bunların çözülmesi için mücadele yürüten UİD-DER, genç ve stajyer işçilerin örgütlenmesine çok önem veriyor. Bu nedenle, genç ve stajyer işçilerin sorunlarına da sahip çıkıyor ve onları bu sorunları çözmek için mücadele etmeye çağırıyor. Bu amaçla İşçi Dayanışması’nın bu sayfasını onlara ayırdık. Böylece genç işçiler bu sayfa aracılığıyla kendi sorunlarını dile getirebilecek ve aynı zamanda İşçi Dayanışması’nı örgütlenmelerinin bir aracı olarak kullanabilecekler.

Tuzla’dan bir kadın işçi
(01.07.2017)
Ailelerine katkıda bulunabilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her yıl yüz binlerce çocuk yaz tatilinde çalışıyor. Birçoğu daha okullar kapanmadan işbaşı yapmış oluyor. Binlerce çocuk ise hiç okul yüzü görmüyor.
Sefaköy’den genç işçiler
(24.06.2017)
Yapılan araştırmalara göre Türkiye, dünyanın 18. büyük ekonomisine sahip ülkesidir. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) raporuna göre Türkiye, dünya işsizlik sıralamasında 6. sırada yer alıyor. Dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasında bulunan ülkede işsizliğin oldukça yüksek, insanların refah düzeyinin bu kadar düşük olması büyük bir çelişki değil mi?
(12.06.2017)
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü vesilesiyle yapılan açıklamalar, ortaya konan rakamlar Türkiye’de ve dünyada çocuk işçilikte gelinen vahim durumu gözler önüne seriyor. Buna göre dünyada 200 milyona yakın, Türkiye’de ise 2 milyona yakın çocuk işçi bulunuyor. Henüz korunup kollanmaları gereken çocuklar, işçileşiyor, küçücük bedenleriyle ağır yüklerin altına giriyorlar.
Çayırova’dan bir öğrenci
(18.05.2017)
Belki de hayatımın en verimli olduğu ve öğrenmeye en elverişli olduğum zamanlardayım. Yaşımdan ve öğrenciliğimden dolayı aklınıza, işçilerin sorunlarıyla ne ilgisi var gibi bir soru gelmiş olabilir. Ben ki işçinin elinden tuttuğu çocuk, ben ki işçinin sırtında ki yüküm. İşçiler bana, bize bu kadar değer verirken nasıl olur da onları düşünmemek gibi bir hataya düşebilirim?
Gazi Mahallesinden bir meslek liseli
(03.05.2017)
Ben meslek lisesine giden ve geleceğinde işçi olacağını garantilemiş bir öğrenciyim. 1 Mayıs bizler için çok önemli. Geleceğin işçisi olarak 1 Mayıs’a ben de sahip çıktım. Hangi sorunumdan başlayayım bilmiyorum. En başta staj sömürüsü var. Biz meslek liseliler son sınıfta staj görüyoruz. Diğer işçi ağabey ve ablalar gibi çok çalışıyoruz ve çok az ücret alıyoruz.
İstanbul’dan bir lise öğrencisi
(24.04.2017)
Ben bir lise öğrencisiyim. Komşumuz olan abiyle sohbet ederken okulda tarih hocamızla aramızda geçen konudan bahsetmiştim. Abi de, İşçi Danışması’nın web sitesindeki “Anneannemin Hikâyesi” başlıklı mektubu okuyarak benim de bu konuyu yazmamı önerdi. Ben de sizlerle tarih hocamla aramda gecen tartışmayı paylaşmak istiyorum. Konu ülkedeki adaletti…
Tuzla’dan bir işçi-öğrenci
(06.04.2017)
İstikrar, istikrar, istikrar… Son günlerde bu kelimeyi o kadar çok duyuyoruz ki. Başımızı her nereye çevirirsek hemen karşımızda bitiveriyor. TV’lerde, gazetelerde, reklamlarda, billboardlarda, otobüslerle balık istifi gibi işe, okula giderken ve daha birçok yerde… Referandumda evet” demeliyiz ki istihdam artsın, işsizlik belası son bulsun, asgari ücret sefalet ücreti olmaktan çıksın, her an...
Ankara’dan bir meslek lisesi öğrencisi
(26.03.2017)
Mesleki Gelişim dersinde öğretmenimiz sınıfa girdi. Derse başlamak üzere akıllı tahtayı açtı. Tahtaya baktığımda ilgimi çeken bir şey vardı. Türkiye’nin büyük sermayedarlarından Rahmi Koç ve Apple’ın kurucularından Steve Jobs’un  yan yana olduğu bir fotoğraf karesi. Daha sonra öğretmenimiz dersi anlatmaya başladı: “Hayatınızın her alanında rekabetçi olun, hırslı olun. Neden Çin, Amerika gibi...
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden bir öğrenci
(26.02.2017)
İşçi abilerim, ablalarım, kardeşlerim. UİD-DER’in internet sitesinde mektuplarınızı gördüm, her biriniz referandumda neden “HAYIR” denmesi gerektiğini işçi ve emekçilerin farklı sorunlarına değinerek anlatmışsınız. Her okuduğumda “ne kadar haklılar” dedim. Sonra düşündüm, peki “evet” dersek ne olur?
Üniversiteli öğrenciler
(24.02.2017)
Bugünden geçmişe bir zaman yolculuğu yaptığımızda, tarihin bitmeyen kavgalarla dolu olduğunu görürüz. Bir tarafta insanlığın başına musallat olan zebaniler, öte yanda daha iyi bir dünya mümkün deyip cehennemi cennete dönüştürmek isteyenler… Bugün de tarihin tozlu sayfalarının tozunu kaldıran zalimler, insanlığı bir dar boğaza sürüklemekte.
Tuzla’dan bir öğrenci
(24.02.2017)
Bugünkü yaşam ve çalışma koşullarımız aslında “EVET” çıkmasının neye yol açacağını daha bugünden açıkça göstermektedir. Çalışma koşulları çok ağır, 2016’da iş cinayetlerinde 1970 işçi katledildi. Diğer taraftan iktidarın çıkarları uğruna başka bir ülkenin sınırları içinde sessiz bir şekilde kurban verilenler de emekçi çocukları! OHAL altında, neredeyse her istediğini yapabilen “fiili başkan”,...
Ankara’dan bir meslek lisesi öğrencisi
(18.02.2017)
Ben meslek lisesinde okuyan bir öğrenciyim. Size okula başladığım günden bu yana tanık olduğum olaylardan bazılarını aktaracağım. Bir gün okuldan çıktığımda okulun bahçesinde bulunan ve üst üste yığılmış tahtaların etrafında bir güvenlik şeridinin olduğunu gördüm. Koca tahta parçalarının böyle muhafaza edilmesi ilgimi çekmişti doğrusu.
Ankara’dan bir grup genç
(20.12.2016)
Pazar sabahı UİD-DER’li genç işçi ve öğrenciler olarak bir araya geldik ve gençliğin sorunları üzerine sohbet ettik. Sohbet öncesinde Dayanışma Televizyonu’nda yer alan “Kâr Düzeni Gençliği Çürütüyor” videosunu izledik. Daha sonra izlediğimiz video üzerine ve gençliğin işçi sınıfının mücadelesinde nasıl bir rol oynadığı üzerine sohbet ettik.
Bir grup genç
(08.11.2016)
UİD-DER’de sınıfımızın mücadele tarihini öğreniyor ve bu tarihten çıkarılan derslerle mücadele ediyoruz. Her onurlu insanın yapması gerektiği gibi haksızlık karşısında boyun eğmeyerek; sabırlı, çalışkan ve fedakârca sınıfımızın hareketinin gelişmesine katkı sunmaya çalışıyoruz. Bizce insan hayatını anlamlı kılan da tam olarak bu!
(28.09.2016)
Yeni bir eğitim ve öğretim dönemi başlıyor. Bir kez daha işçi çocukları yarış atı gibi koşturacaklar. Amaç sınavlardan daha iyi bir sonuç almak, daha iyi bir lisede, daha iyi bir üniversitede okumak… Sonunda ise mevki sahibi, paralı bir iş bulmak… Hatta sınıf atlamak, fakirlikten kurtulup zenginliğin zevkini sürmek… Atalarımız boşuna dememişler: “Umut fakirin ekmeği” diye.
(26.09.2016)
Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte pek çok sorun gündeme geldi. Ders kitaplarının içeriği, açığa alınan öğretmenler, okulların niteliği ve kapasitesi hatta trafiğe katılacak okul servisleri dahi tartışılan konular arasında. Fakat bütün bunların yanı sıra başka bir sorun daha var. Fakat ne hikmetse işin bu tarafı diğerleri gibi konuşulup gündem edilmiyor. Okula gitmesi gereken 1...
Sefaköy’den genç işçiler
(30.07.2016)
Biz üniversite okumak hayaliye yaşadığımız şehirleri bırakıp İstanbul’a gelmiş olan gençleriz. Okulu bitirdik ve bölümlerimizle ilgili işler aramaya başladık. Fakat hiçbir şey hayal ettiğimiz gibi olmadı. İşçi arayan yerlerin hepsi 3-5 yıl tecrübeyi şart koşuyordu. Ama hiç biri bu tecrübe denen şeyin nasıl kazanılacağından bahsetmiyordu.
Avcılar’dan bir üniversite öğrencisi
(29.07.2016)
İşçi ve emekçilerin yaşamları sermaye sınıfının eliyle bir bataklığa dönüşürken işçi sınıfının gençleri de artan baskı ve saldırılardan nasibini alıyor, kapitalizm bataklığında debelenip duruyor. En acısı ise, mücadeleden uzaklaştırılmış ve örgütsüzlüğe mahkûm edilmiş üniversite gençliği, bu bataklıktaki çırpınışlarını bireysel kurtuluşa ve özgürlüğe doğru atılan bir kulaç olarak görüyor.
Fatih’ten UİD-DER’li öğrenciler
(28.07.2016)
İstanbul’da yaşamanın işçi-emekçi aileler için ne kadar zor olduğunu bildiğimiz için dört gözle bir devlet yurduna yerleşmeyi bekledik. Okula başladıktan birkaç ay sonra nihayet bir devlet yurduna yerleşebildik. Ama karşımıza başka zorluklar çıktı. Yaklaşık 30 metrekare odada 6 kişi kalmak zorundaydık.
İstanbul’dan bir üniversite öğrencisi
(28.07.2016)
Saat sabah 5 ve ben projemin son düzeltmelerini yapıyordum. Bir hafta boyunca evden sokağa bile çıkmadan çizdiğim projeyi nihayet bitirebilmiştim. Birkaç saat daha uğraşıp her şeyi tamamladıktan sonra çizimlerimin çıktısını almak için kırtasiyeye uğradım. İşimi bitirip kasaya geldim. Elimdeki kâğıtları hesapladı ve “87 liracık” dedi kasada duran çalışan.
Gebze’den genç bir petrokimya işçisi
(25.07.2016)
Genç işçiler, örgütlü büyüklerinden örnek almalı, birlik ve mücadeleyi yüreklerinin ve zihinlerinin her köşesine işlemelidir. Bu işleyiş ancak mücadele araçlarını doğru kullanmakla mümkün olacaktır. Bu araçlardan biri de 100. sayıya ulaşan Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği'nin aylık bültenidir. Bültenimiz işçilerin sorunlarının ne kadar ortak olduğunu ve çözüme de birlikte ulaşılabileceğini...
UİD-DER’li bir öğrenci
(02.07.2016)
Çalışıp çabalayıp birer üniversite kazanabildik. Bin bir hayalle, başka başka şehirlerde yeni bir hayata atıldık. Ben de bir mühendislik fakültesine yerleştim. Okullarda tozpembe bir gelecek vaat ediliyor her birimize. İstersek hepimiz çok iyi koşullarda çok iyi işlerde çalışabilir hatta kendi işimizi bile kurabilirmişiz! Bu hayallerle adeta bulutlara yükselen genç insanların, mezun olup...
Ankara’dan genç bir işçi
(01.07.2016)
Fransa’da işçiler ve öğrenciler hükümetin iş kanununda yapmak istediği değişikliğe Mart ayından bu zamana kadar gösterilerle yanıt veriyorlar. Yüz binlerce işçi ve öğrenci Fransa genelinde sokağa çıkarak, yürüyüşler yaparak, iş güvencesini ortadan kaldıran, haftalık çalışma süresini 35 saatten 60 saate kadar çıkaran, kolaylıkla işçi çıkarma olanağı sağlayan yasayı protesto ediyorlar.
Pendik’ten bir öğrenci
(19.06.2016)
Çocuk olmanın ne olduğunu hayatları boyunca öğrenemeyecek olan milyonlarca çocuk! Çocuk işçiliğinin durumunu daha somut görmek açısından 4 yaşındaki İkbal Masih’i hatırlayabiliriz. Evi geçindiremediği için annesi tarafından bir halı fabrikası sahibine bir miktar para karşılığında verilen Masih’in köle gibi çalıştırılması…
Gebze’den bir grup genç işçi
(17.06.2016)
Genç işçilere sunulan tüm olanaklar, gençliğin enerjisini kullanmaktan ve bizleri yarış atı olmaktan öteye taşıyamıyor. İçinde yaşadığımız kapitalist düzende, bize sunulanın sopada sallanan bir havuçtan öteye geçmediği ortada. Yüzlerce üniversiteden her yıl binlerce genç mezun oluyor. Mezunlara sunulan iş imkânları ise kıyasıya rekabeti beraberinde getiriyor.
UİD-DER’li bir meslek lisesi öğrencisi
(17.06.2016)
Bizim okulumuzda yaklaşık 1500 öğrenci okuyor. Bir gün okula gittiğimizde sebebini bilmediğimiz ve bize açıklanmayan bir nedenden dolayı tüm tuvaletlerin kapatılarak sadece tek bir tuvaletin açık bırakıldığını gördük. Herkes bu durumdan şikâyetçiydi.
Gebze’den bir grup genç işçi
(30.05.2016)
“Büyüyünce ne olacaksın?”, “hangi mesleğin hayalini kuruyorsun?”, “eğitimini hangi alanda tamamlamak istiyorsun?”, “geleceğin için gerçekleşmesini istediğin en büyük hayalin nedir?”, “ilerleyen yıllarda seni nasıl bir hayatın beklediğini düşünüyorsun?”… Çocukluk döneminin bir klasiği haline gelen bu sorularla hepimiz karşılaşmışızdır.
(20.04.2016)
Fransa, Mart ayı ile birlikte genel grevler, öğrenci boykotları, kitlesel gösterilerle sarsılmaya başladı. Son elli yılın en yaygın ve büyük mücadelesine sahne olan Fransa’da, işçi kitlelerinin böyle bir mücadeleye girişmesinin nedenini iş kanununda yapılması planlanan değişiklikler oluşturuyor.
Tuzla’dan bir öğrenci
(15.04.2016)
Ortadoğu’da süren savaş ve onun bir parçası olarak Kürt illerindeki yıkımlar, ölümler; ülkenin batısında artarak meydana gelen iş cinayetlerinin ve sermaye için çıkarılmaya çalışılan yasaların duyulmasını engelleyerek adeta bir kılıf işlevi üstlenmektedir.
(04.03.2016)
Türkiye’nin ve dünyanın en zengin aile şirketlerinden biri olan Koç Holding, geçtiğimiz haftalarda kârını açıkladı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na açıklanan bilançoya göre, Koç Holding’in 2015 yılı net kârı bir önceki yıla oranla yüzde 32 artışla 3,6 milyar liraya yükseldi.
Genç İşçi

Broşürlerimiz

Sınıfın Penceresinden

  • sosyal_medya_depresyon.jpg
    Kapitalist sistem bir taraftan gençlere umut verip rekabeti aşılıyor ve onları yarış atı gibi yarışa koşuyor, diğer taraftan umutsuzluğa kapılan gençleri uyuşturucu bataklığına itip yozlaştırıyor,...

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this