UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Şiirlerİçerik yayınları

Gebze’den metal işçisi
(09.07.2017)
Niye bana öyle bakıyorsun? / Hayır sana bakmıyorum. / Kendime ve hayata bakıyorum. / Karşımda bir çift ayna. / Şimdi fark ettim daha şimdi / Ağlasan herhalde ben de ağlarım / Yahu hele bir gül / Bak ben de gülerim seninle
Ankara’dan genç bir işçi
(06.07.2017)
Tezenenin ucunda/ SEVDA!/Tezenenin ucunda /KAVGA! / Tezenenin ucunda / YAŞAM! /Daha doyasıya koklayamadan sevda çiçeğini /evladının beşiğini bile sallayamadan / yaşamının baharında / ve yeterince tadamamışken güzelliğini
Gebze’den bir işçi
(04.07.2017)
İlk başlarda romantik özellikler taşıyan şiirleri, 1935 yılından başlayarak Cahit Saffet imzasıyla Varlık ve Servet-i Fünun gibi dergilerde yayınlandı. 1942 yılından sonra ise özgürlük ve barış özlemiyle dolu, toplum sorunlarına duyarlı şiirler yazmaya yöneldi. Şiirleri Yürüyüş, Ant, Yığın ve Yaprak dergilerinde yayınlandı.
Ankara’dan matbaa-yayın işçisi
(17.06.2017)
Görebildiğimizden fazla oysa gökyüzü / Paylaşabildiğimizden çok / Sana da bana da yer var bu coğrafya da. / Bu kavga, umutsuzluğun hırsı değil; / Bölmek için bir lokma ekmeği yarıya / Herkes umutla baksın diye yarına / Herkes gülsün diye…
Gebze’den bir işçi
(08.06.2017)
Bahar ne zaman gelir diye merak ettiniz mi / Çiçekler nasıl açar / Kuşlar nasıl uçar / Bir gönül onlarca, yüzlerce yıl öteden neden tatlı tatlı dokunur, / dünün, bugünün, yarının gönüllerine / Masmavi göklere ulaşmak için
Gebze Plastikçiler Sanayi Sitesinden bir işçi
(03.06.2017)
Bir inatla yaşamak hayatı / Yer gök yarılırken burjuva hayallerle / Bir sevdayla tutulmak güzele / Nazar ederken kem gözlü çirkefler sınıfsız güzelliklere / Kâh nazar boncuğu olmak mavide, beyazda ve siyahta / İlişmek yakasına kundaklı körpe zihinlerin / Kâh vurmak nasırlı yumruğunu kem gözlerin tam ortasına
Ankara’dan genç bir işsiz
(28.04.2017)
Gece ile gündüz birbirine karışmış/Çocuklar makine başında/Bitkinler, eriyip gidiyorlar.../ İşçiler aç, İşçiler sefil,/Barakalarından yağmur damlıyor,/ Pencerelerden rüzgâr doluyor içeriye./ Fabrikanın bacalarından yoksulluk tütüyor.
Gebze’den bir kadın metal işçisi
(12.04.2017)
Ortalık birden bire sus pus oldu / Türkülerin melodisi kesildi / Ne oldu da başımıza bela oldu bu sessizlik / Herkes birden bire kalbini yerlere mi bıraktı / Attı mı uçurumdan yüreklerini / Yok! / Yok, ben buna inanmam / Gözüm görse kalbim buna inanmaz / Olmaz ki / O zaman kalpsiz yaşanmaz
Çayırova’dan bir işçi
(25.03.2017)
Halkı açlığa mahkûm ettiniz Az kanlarına girmediniz Yalanlarla beslendiniz Israrla oy istediniz olmazsa kaos olur dediniz Referandumda bizler size hayır deriz!
Gebze’den bir işçi
(24.03.2017)
Geceye doğru yol alıyorum, / Gün arkamdan geliyor. / Karanlığın içinde sayısız gölge, / Belli belirsiz / Anlam kazanıyor yaklaştıkça. / Ne bir ağaç, ne de taştan bir heykel. / Kimi zayıf kimi şişman, / Kimi uzun kimi kısa, / Kimi kadın kimi erkek / Bir arada yalnız ve ürkek.
Gebze’den bir işçi
(22.03.2017)
Beyaz bir güvercin gibi, / Özgür ve temizdir hayallerimiz. / Sarı yapraklar gibi rüzgârın götürdüğü yere değil, / Güneşin aydınlığıyla / Kızıl goncalı kırlarda gezinmeye koşacak ayaklarımız. /
Gebze’den bir petrokimya işçisi
(28.02.2017)
Yorduysa seni makine olmak / Öfkeliysen tezgâh başında / Bitkin düşüyorsan her gün sonunda / Hayır de… / Yoksunsan adaletten / Mahrumsan eşitlikten / Hep azsa bugünkü dünkünden / Hayır de…
Avcılar’dan bir işçi
(25.02.2017)
Ne zaman geldi bunlar başımıza? / Bu haksızlıklar, ölümler, yıkımlar / Daha adını sayamadığım onca dert, keder / Ne EVET ne HAYIR dediğimizden beri / Bir kere zulme haksızlığa EVET dediysen / Debelenip durursun onun çürümüş karanlığında
Esenyurt’tan bir kadın işçi
(18.02.2017)
Bir gün daha başlıyor / Her ne kadar gözyaşı birikmiş olsa da bu topraklarda, / Biliyoruz ki; / Güneş doğmaktan hiç vazgeçmedi. / Hüzünler birikmiş, sineye çekilmiş olsa da / Bir gün filizlenecektir ektiğimiz tohumlar / Her bir tohum yarınlara açılan bir kapıdır / Bugün bir “HAYIR”la başlar / Yarına merhabaları ulaştırır.
Gebze’den bir kadın işçi
(11.02.2017)
Debelenip dursan da düştüğün yerde, / Paçandan tutup alaşağı edecek seni, / Daha dün öldü dediklerin. / Çok değil 100 yıl önce, / 1917’de / Büyük fırtınalar estirdik. / Öyle tepeden bakıp da, / Bıyık altından hiç sırıtma bir dev edasıyla. / Unutma ki; / Fillerin sultanlığını yıkan da, / O küçücük gördükleri karıncalardı.
Gebze’den iki kardeş işçi
(09.02.2017)
Kıraç değil topraklarımız. / En iyi tohumları biliyorum, / En tatlı meyvelere gebe / Suya doymuş, / Güneşe doymuş, / Humuslu topraklara düşmeye görsün hele. / Yeni ayak basmadık biz bu dünyaya / İlk defa nasır tutmuyor avucumuz / İlk defa mücadeleye sarılmıyor nasırlı ellerimiz. /
Gebze’den metal işçisi bir kadın
(28.01.2017)
Ben tek başıma bir şey yapamam diyerek çekilme geri, / Doğru bir duruştur, asıl olan her zaman. / Zeytin dalının rüzgâra direnmesi gibi, / Dökülse de meyveleri, bahara ulaşmaktır hedefi.
Gebze’den kadın bir metal işçisi
(27.01.2017)
Yaşamak güzel şey, / Tadında yaşayabilirsen eğer. / Mesela bir göl kıyısında, yudumlarken çayını / Her yanda kuş cıvıltıları, / Ve rengârenk bir ormanın eteğinde / Ve zehir bulaşmamışsa suya! / Mayın tarlasına dönmemişse toprak.
Ankara’dan genç bir işçi
(25.01.2017)
Üstümüze yapışmış yoksulluk / kapı kapı dolaşan şey açlık değil de nedir? / Çocuklarımızın gülümsemelerine yapışan bu burukluk / yaşamın zindanı değil de nedir? / Şöyle ayağını bir güzel uzatamadan / saatlerce vida sıkarken yahut tarlada çapa yaparken / kurduğun hayaller yaşamın kıyısına ne kadar yakın?
Ankara’dan bir kadın işçi
(03.01.2017)
Görüyorum,/Bir kâhin değilim ama görüyorum sonlarını./Bir kâhin değilim ben, /Ben bir işçiyim;/Elleri ayakları nasır tutmuş çalışmaktan/Ama yüreği acıdan korlaşmış/Zihni bilinçten berraklaşmış./İşte bu yüzden görüyorum sonlarını.
Bir gıda işçisi
(20.12.2016)
Gövdelerin / Omuzların / Başların üzerinde taşıyorlar / Çaresiz / Buruk / Acılı yüreklerle taşıyorlar / Yoksul / Aç / Kimsesiz toprağa taşıyorlar
Gebze’den bir kadın metal işçisi
(14.12.2016)
Tarih bizi çağırıyor kavgaya / Bu davada ön saflarda olmaya / Çekmeyin ellerimden geriye / Yalanlarla vurulurken çocuklar kalplerinden / Oturup izleyemem can pazarını / Çocuklar bekler bizi / Evlerinin kapısından caddelere çıkmaya / Nasıl susar vicdanım! /
Gebze’den kadın bir metal işçisi
(07.12.2016)
Bir ah çekiyorum, yine yoksun / Sevdam hasretinde boğuşuyor, yoksun. / Yine gel eskisi gibi / Yine bir Ekim sabahı, coşkuyla karşılayalım seni. / Belki de, Şubatta gelirsin / Belki de, beklemek değil de / Tutup kolundan getirmek gerek seni. /
Gebze’den bir kadın işçi
(01.12.2016)
Tutuştur sol memenin altındaki sevdayı / Uyansın, dört açsın gözlerini / Güzel günler yakındır / Yakındır, gelecek o güzel günler / Aldanmasın bu günkü ayrılığa / Ayrılıklar yalandır / Ödeyeceğiz sevdamızın bedelini
Gebze’den bir kadın işçi
(30.11.2016)
Susturun şu uğursuz / Şuursuzca yankılanan sesleri / Kulağımı tırmalıyor / Bu ruhsuz ve amaçsız / Nereye varacağını düşünmeyen güruh / Fikrin yoksulluğunda / Beynimi kemirsin istemiyorum.
Bir metal işçisi
(27.11.2016)
Çarşı pazar olmuş ateş pahası / Ücretleri yükseltmez Allahın belası / Ülke zaten olmuş can pazarı / Sıranın bize gelmesini bekleme / / Esnaf kardeş neyi beklersin / Köylü kardeş ne eker ne biçersin / İşçi kardeş fabrikada ter dökersin / Sıranın bize gelmesini bekleme
Bir metal işçisi
(24.11.2016)
Siyaset üstü sendika mı olur yalancı / Yediniz işçilerin ekmeğini talancı / Bilinçlendirmeden örgütlendirdin ziyancı / İşçi kardeş uyan uyan!
Gebze’den bir kadın işçi
(19.11.2016)
Karanlığa bürünmüş bir kasırga büyüyor,/Kasıklarından vuran ağrı, kusmuk gibi boşalıyor ağzından./Kâh alıp götürüyor/Kâh gecenin kör vakti vurup kırıyor kapıları/Ne demeli bunca densizliğe…/Tarihin tozlu sayfalarındaki canavar, yeniden uyanıyor.
Gebze’den bir işçi
(16.11.2016)
Hani beklersin ya bir şeyi./ Oldu olacaktır./ Mesela,/ sen doğumhane kapısında,/ doğdu doğacaktır bebek. /Kokusu karışmıştır havaya,/ pişti pişecektir yemek./ Peki, fark ettin mi?/ Gözündeki kızıllığı,
Ankara’dan bir kadın işçi
(11.11.2016)
Uçurumun kenarındasın/“Yapacak bir şey yok” diyorsun/“Böyle gelmiş böyle gider” diye büyük laf ediyor başkası/Uçurumun kenarında ya düşeceksin ya çıkacak/Yanında senin gibileri var daha milyonlarca/Elleri nasırlı,/Yüzleri yorgun,/Biraz kaygılı, biraz buruk,/Ve acılı/Milyonlarca insan, aynı uçurum, aynı acı

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this