UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Van Halkıyla Dayanışmayı Yükseltelimİçerik yayınları

Van depremi bir kez daha sistemin çürüklüğünü gözler önüne serdi. Yüzlerce kardeşimiz ölürken, binlerce kardeşimiz de yaralandı. Onbinlerce kardeşimiz depremden etkilenmiş durumda ve yardım bekliyor. Buradan tüm emekçi kardeşlerimize sesleniyoruz: Acılarımız ortaktır. En acılı günlerde bile milliyetçiliği kışkırtarak Kürt halkını düşman ilan edenlere kanmayalım. Tüm bunlara inat Van halkıyla dayanışmayı yükseltelim! Tüm kardeşlerimizi UİD-DER’in başlatmış olduğu yardım kampanyasına güç vermeye çağırıyoruz!
Van’dan bir işçi-öğrenci
(18.03.2015)
Van depremini yaşamış bir insanım. Çok önce yazmam gereken, ifade etmem gereken düşüncelerimi ancak şimdi yazabiliyorum. Çünkü yaşananları kavramak, hazmetmek, kabullenmek, boğazına yumru oturmadan anlatabilmek zaman alıyormuş. Gecikmiş düşüncelerimi ifade etmem için fırsat veren UİD-DER’e teşekkür ediyorum.
Van’dan bir işçi-öğrenci
(23.10.2013)
23 Ekim 2011 Pazar günü saat 13.41’de Van’da deprem oldu. Ölüme giden insanların çığlıkları yeri göğü inletecek kadar korkunçtu. Sessiz sedasız bir şekilde, ölülerin ilçede bulunan şeker fabrikasında yıkanıp, sonra da gömülmesi insanlık dışı bir şeydi. Aslında hükümetin bunu yapmasının amacı ölenlerin sayısını az gösterip, oranın afet bölgesi ilan edilmesinin önüne geçmekti. Zaten öyle de oldu.
(23.10.2012)
Van depreminin üzerinden 1 yıl geçti. 23 Ekim 2011’de Van merkezinde ve Erciş’te 7,2 şiddetinde bir deprem meydana gelmiş, 600’ün üzerinde insan hayatını kaybetmişti. Depremden sonra yaşananlar, Van halkının vicdanında daha büyük bir deprem yarattı. Başbakan Erdoğan, “ilk 24 saatte geç kaldık” demişti. Sanki bir toplantıya geç kalmış edasıyla, AKP hükümetinin kabahatini örtmeye çalışmıştı.
Aydınlı’dan bir büro işçisi
(13.12.2011)
Yıllardır gördükleri baskı ve zulüm yetmezmiş gibi, Kürt kardeşlerimiz Van depremiyle sözümona “doğal afetle” bir kez daha sarsıldılar. Onlarca evin beton yığınına dönüşmesi, yitip giden canlar acaba bir doğal afetin ürünü mü diye sorgulamadan edemiyor insan. Van’da açlıktan ve -20 dereceye varan soğuktan küçücük çocuklar ölüyor.
Aydınlı’dan bir işçi
(06.12.2011)
Van’da yaşanan deprem sonrası işçi sınıfı, estirilen milliyetçi rüzgâra inat çok güzel dayanışma örnekleri sergiledi. Van’a gönderilen yardımlardan bir kısmı işe yaramaz ya da eski olduğu gerekçesiyle Kızılay tarafından İstanbul’un bazı ilçelerinde muhtarlıklara gönderilmiş ve buralarda ihtiyacı olan varsa alsın denilmiş.
Gebze’den bir işçi
(03.12.2011)
Depremde evleri hasar gören Ali ve Ayşe Akbaş çifti çadırda kalmaya başladılar. Isınmak için yaktıkları mangalı, havanın soğuk olması nedeniyle söndürmeyince karbondioksit gazından zehirlenerek hayatlarını kaybettiler. Van depreminde evleri yıkılan ve çadırda kalan insanların başlarına bu tür olayların geldiğini duyuyoruz.
Sefaköy’den bir işçi
(03.12.2011)
Hepimizin TV’lere de yansıyan isyanından tanımıştık onu. İşçi kızı Gizem’di o. Ayakkabıları delik bir sınıf başkanıydı. Arkadaşlarına ders çalışmalarını söylüyordu. Geçim sıkıntısıydı daha onun bu yaşta büyük cümleler kurmasına neden olan.
Samatya’dan bir işçi
(03.12.2011)
7,2’lik depremle hepimiz yıkıldık. Van halkının acılarını bir nebze de olsa dindirmek için hep birlikte çabaladık. Belki 7,2’lik bir deprem büyüktü ama ardından devletin depremi daha büyük ve etkili oldu. Yapılması gerekenler yapılmadığı gibi, yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması bile sağlanmadı.
Aydınlı’dan bir tekstil işçisi
(29.11.2011)
Vanlı bir inşaat işçisi arkadaşımla konuşurken, “Burada sağlıklı bir ortam yok. Barınma sorunu hâlâ tam anlamıyla giderilmiş değil” diyor ve insanların çözüm olarak göç etmeyi gördüklerini şöyle anlatıyor: “Evleri yıkılmış olan birçok aile çözümü çevre il veya büyük şehirlerde bulunan akrabalarına gitmekte buluyor.”
Van’dan bir inşaat işçisi
(24.11.2011)
23 Ekim Pazar günü, yani depremin olduğu gün, saat 12’de Erciş otogarında indim. İstanbul’dan geliyordum. İner inmez kardeşimin çalıştığı yere gittim. 5 katlı binanın 2. katında yemek yedikten sonra bir vızıltı duydum. Sesten sonra sarsılmaya başladık. İlk başlarda ne olduğunu anlayamadım.
(21.11.2011)
Van’ın merkezinde bulunan Karpuzalan Mahallesindeki deprem çadırlarında yangın çıktı. Yangında iki çocuk öldü, ikisi çocuk, 3 kişi yaralandı. 8 yaşındaki Bahar ve 4 yaşındaki İsmail Tolukan kardeşlerin küçücük bedenleri alevlerden kurtulamazken, babaları ve 7 yaşındaki kız kardeşleri hastaneye kaldırıldı.
Gebze’den bir kadın metal işçisi
(21.11.2011)
23 Ekimde Van’da meydana gelen deprem, yüreklerimizi dağladı. Bu deprem sonrasında ortaya çıkan tabloda yine çürük binaların altında can verenlerin, yakınlarını kaybedenlerin acı feryatları vardı. Kimi evladını, kimi anne babasını, kimi kardeşini, kimi ise ailesindeki herkesi beton yığınlarının arasında kaybetti.
Sefaköy’den bir set işçisi
(19.11.2011)
23 Ekimde Van’da meydana gelen deprem felaketinde yüzlerce insan hayatını kaybetti, binlercesi evsiz kaldı, yaralandı. Bir taraftan burjuva medya yardımların yetkililer tarafından bölgeye ulaştırıldığını, birçok eksikliğin tamamlandığını duyuruyor, diğer taraftan bölge halkının yardım feryatları dinmek bilmiyordu.
Hacettepe Üniversitesi’nden bir işçi
(10.11.2011)
Van depremi yirminci günü geride bıraktı ama ne yaşanılan acılar hafifledi ne de bölge halkının yaşadığı sorunlar, sıkıntılar çözüm buldu. Depremin üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen hâlâ gidilmemiş köyler, ihtiyaçları giderilmemiş depremzedeler var.
Aydınlı’dan bir metal işçisi
(09.11.2011)
Türkiye’nin, hatta dünyanın dört bir yanından yardımlar Van’a akmaya başladı. Ama bir taraftan da milliyetçilik duygusu ile doldurulan kimi insanlar kutuların içine taş ve bayrak doldurup Van’a gönderdiler. Ölümün karşısında bile bu insanlar bir an için insanlıklarından çıktılar.
Sarıgazi’den bir işçi
(09.11.2011)
Depremden sonra birçok televizyon kanalının katılımıyla “Van İçin Tek Yürek” kampanyası düzenlendi. Renkli ışıklar altında dizilerde, şov programlarında her gün gördüğümüz ünlüler en güzel kıyafetleri ve makyajlarıyla yardım telefonlarını açtılar, telefonla yapılan bağışları not ettiler.
(09.11.2011)
Depremden sonra derneğimiz UİD-DER, “Van Halkıyla Emekçi Dayanışmasını Yükseltelim!” sloganıyla bir dayanışma kampanyası başlattı. Başlattığımız kampanyaya emekçiler ilgisiz kalmadılar ve ellerinden geldiğince Van’daki depremzede kardeşleri için yardımlarda bulundular.
Beylikdüzü’nden bir kadın işçi
(06.11.2011)
Van’da olan deprem yüreklerimizi, ciğerlerimizi parçalarken, ırkçı, şoven saldırganlık devam ediyor. Van depremiyle birlikte insanlıklarını kaybetmiş olanları görmüş olduk. Bu durum çok acı bir tablo. Bir insan depreme, enkaz altında kalanlara sevinir mi? Yardıma muhtaç olan insanların şiveleriyle, söyledikleriyle dalga geçer mi?
Maltepe’den bir UİD-DER’li
(03.11.2011)
23 Ekim Pazar günü Van’da yaşanan deprem, hepimizi derinden sarstı. İnsanların bu düzende ne denli çaresiz ve güçsüz kaldıklarına bir kez daha şahit olduk. Aslında tüm bu yıkımların önlenebileceğini bilmek, ölen ve yaralanan, evleri yıkılan insanların acısını ikiye katladı.
Gebze’den bir işçi
(31.10.2011)
Günlerdir düşünüyordum. Bir insan yıkılmış bir şehrin enkazı altında kalan insanlara nasıl olur da koli koli taş gönderebilir? Hangi vicdan 13 yaşındaki Yunus’un, 14 günlük Azra’nın kaderine üzülmeden, yardım elini uzatmak yerine intikam duygusuyla o insanlara taş gönderir?
(31.10.2011)
Van, Erciş ve çevresini vuran 7,2 büyüklüğündeki depremin yarattığı ağır yıkım tablosu her gün biraz daha can yakıcı hale geliyor. Ağırlıklı bölümü Erciş ve civar köylerde olmak üzere binlerce binanın yıkıldığı veya ağır hasar aldığı bölgede, şu ana dek enkaz altından 600’den fazla insanın cansız bedeni çıkarıldı.
Kıraç’tan bir işçi
(28.10.2011)
Van’da meydana gelen depremde yüzlerce insan öldü yüzlercesi de göçük altında. Depremin ilk günü akşamına kadar kurtarma çalışmalarını halk kendi imkânlarıyla yürüttü. Akşam başbakan Van’a geldi, incelemelerde bulundu. Ardından bakanlar, milletvekilleri ve medya ekipleri bölgeye üşüştüler.
Sefaköy’den bir işçi
(28.10.2011)
Dostlar, ne kadar acı bir olay olduğunu hepimiz bilsek de şüphesiz ki orada o acıları yaşayanlarla aynı acıyı hissetmemiz mümkün değildir. Van depremiyle birlikte yine aynı manzaralar çıktı karşımıza, bir an gözlerimin önüne Gölcük depremi, Avcılar depremi, daha yaraları sarılmayan Japonya depremi geldi.
(25.10.2011)
Van ve Erciş’i yıkan, yüzlerce Kürt emekçinin canını alan bu deprem, Kürt illerinde tırmandırılan askeri operasyonlara denk geldi. Kürt sorununu çözmeyen ve yoksul emekçilerin ölümüne sebebiyet veren düzen cephesi, beri taraftan da şovenizmi yükseltiyor.
Van Halkıyla Dayanışmayı Yükseltelim

Kampanyalar

Emekçi Kadınlar Mücadeleye
Mülteci Emekçiler Sınıf Kardeşimizdir!
Fumiaki Hoşino’ya Özgürlük
Kore’de Sendikal Baskılara Son
Düşük Ücretlere, Uzayan İş Saatlerine, Taşeronlaştırmaya Hayır!
İş Kazaları Kader Değildir, İşçi Ölümlerini Durduralım!
Ücretler Yükseltilsin, İş Saatleri Kısaltılsın
Tüm Dünyada Sendikal Baskılara Son!
Kıdem Tazminatımızı Gaspettirmeyelim!
İran İşçi Sınıfına Yönelik Baskılara Son!

UİD-DER Aylık Bülteni

Son Eklenenler

Share this