UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Almanya’da Göçmen İşçilerin 1973 Ford Grevi

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 118

İkinci Dünya Savaşı tüm dünyada çok büyük bir yıkıma yol açtı. Milyonlarca insan öldü, milyonlarcası sakat kaldı. Hitler faşizmi hem dünyaya hem Almanya’ya büyük bedeller ödetti. Savaşın ardından Alman hükümeti ve patronlar sınıfı, ekonomiyi toparlamak ve savaşın yok ettiği işgücünü yerine koymak üzere bazı ülkelerle anlaşmalar yaptı. Bunlardan biri de Türkiye’ydi.


İkinci Dünya Savaşı tüm dünyada çok büyük bir yıkıma yol açtı. Milyonlarca insan öldü, milyonlarcası sakat kaldı. Hitler faşizmi hem dünyaya hem Almanya’ya büyük bedeller ödetti. Savaşın ardından Alman hükümeti ve patronlar sınıfı, ekonomiyi toparlamak ve savaşın yok ettiği işgücünü yerine koymak üzere bazı ülkelerle anlaşmalar yaptı. Bunlardan biri de Türkiye’ydi. 1961’de Türkiye ile Almanya arasında “İşgücü Alımı Anlaşması” yapıldı. Binlerce insan daha iyi bir gelecek umuduyla diline, kültürüne yabancı oldukları bir ülkeye gitmek üzere yollara düştü. Yolculuğun sonunda bir yanda hayaller öte yandaysa gerçekler vardı. Almanya’daki yaşama uyum sağlayamama, dil bilmeme, ailelerin parçalanması... Sorunlar sadece bunlarla sınırlı değildi. Türkiye’den giden göçmen işçiler, aynı işi yapmalarına rağmen Alman işçilerden çok daha düşük ücret alıyor ve ağır koşullarda çalışmak zorunda kalıyorlardı.

1973 yılındaki Ford Köln Grevi Almanya’da Türkiyeli göçmen işçilerin öncülük ettiği ilk grev, ilk işçi eylemi, ilk hak arama mücadelesidir. Farklı dillerden, dinlerden işçiler, birlikte hareket etmiş, işçi sınıfının enternasyonal mücadelesinin en güzel örneklerinden birini sergilemişlerdir.

Köln Almanya’nın en çok göç alan kentlerinden biriydi. Binlerce Türk, Kürt, Yugoslav, İtalyan ve Alman işçi burada bulunan Ford fabrikasında çalışıyorlardı. Alman işçilerin aldığı ücret 8-9 mark civarındayken, Türkiyeli işçilerin ücreti 4-6 mark arasında değişiyordu. Enflasyon giderek yükseliyordu ve işçi ücretleri hızla eriyordu. Sendikalar göçmen işçileri görmezden geliyordu. 1973’te fabrikada yapılan temsilcilik seçimlerinde bir Türk işçi, Mehmet Özbağcı da temsilciliğe aday oldu. 30 binden fazla işçinin çalıştığı Ford’da 5600 oy aldı. IG Metall Sendikasının listesindeki tüm adayların toplamı ise 9000 civarında oy almıştı. Ancak göçmen işçilerin oyları sendika bürokrasisi tarafından görmezden gelindi.

Enflasyonun giderek yükselmesi, işçi ücretlerinin erimesi nedeniyle birçok fabrikada, sendikalar yeni bir toplu sözleşme ve ücret talebinde bulundular. Fakat patronların bu talepleri bastırmaya çalışması nedeniyle tüm ülkede grevler başladı ve yayıldı. Binlerce göçmen işçinin çalıştığı Ford’da ise ücretlerin arttırılması talebinin yanı sıra işçilerin başka bir talebi daha vardı. 4 haftalık yıllık izin sürelerinin 6 haftaya çıkarılması. Göçmen işçiler memleketlerini, ailelerini ziyaret etmek için 4 haftanın yeterli olmadığını dile getirdiler. Ancak bu talep patronlar tarafından reddedildi. Sendikacılar elbette bu talebi toplu sözleşmede dile getirmedi. 1973 yılının Ağustos ayına gelindiğinde binlerce göçmen işçiyi kapsayacak grevin fitili ateşlenmişti. Yıllık izinde Türkiye’ye giden işçiler doktor raporuyla izinlerini uzattılar. Fabrika yönetimiyse raporları kabul etmeyerek izin dönüşü işbaşı yapmayan işçileri işten atmaya girişti. Onlarca işçi işten atıldı. Çıkarılan işçilerin iş yükü geride kalanlara yüklendi. Bu durum içten içe öfkeyi büyüttü.

24 Ağustosta grev başladı. İşçilerin öne çıkardığı iki talepleri vardı. İşten atılan 500 Türkiyeli işçinin işe geri alınması, tüm işçilerin saat ücretlerinin 1 mark arttırılması. Bürokrat sendikacılar burada da uğursuz rollerini oynayarak grevi desteklemediler. Alman işçilerin tamamı olmasa da az bir kısmı göçmen işçilerle birlikte hareket etti. Ancak göçmen işçiler, birbirlerine kenetlenmiş ve grevi başarıya ulaştırmak için tek vücut olmuşlardı.

Bu grev, Alman hükümetini ve bir dünya tekeli olan Ford yönetimini diğer göçmen işçileri de cesaretlendireceği düşüncesiyle bir hayli endişelendirmişti. Böylelikle Türk konsolosluğu devreye girmiş ve işçilere grevi bitirme çağrısı yapılmıştı. Ancak ok yaydan fırlamıştı bir kere. Ağır çalışma koşullarına, düşük ücretlere, her türlü ayrımcılığa maruz kalan işçiler, birlikte hareket etmeyi ve birbirlerine güvenmeyi öğrenmişlerdi artık. Göçmen işçiler geri adım atmayarak, birlikte hak arama mücadelesine devam ettiler.

Ford yönetimi, grev kırıcıları ve polisi devreye soktu. Grev kırıcıları grevci işçilere saldı, polis öncü işçilerin büyük bir kısmını gözaltına aldı. Grev bastırıldı. Ancak işçilerin gözü açılmıştı. Ne patronun ne de bürokrat sendikacıların yaptıklarını unuttular. 1975 yılında gerçekleştirilen sendika temsilciği seçimlerinde, grev kırıcılığına ön ayak olan sendika temsilcilerini ve destekçilerini alaşağı ettiler.

1973 yılındaki Ford Köln Grevi Almanya’da Türkiyeli göçmen işçilerin öncülük ettiği ilk grev, ilk işçi eylemi, ilk hak arama mücadelesidir. Farklı dillerden, dinlerden işçiler, birlikte hareket etmiş, işçi sınıfının enternasyonal mücadelesinin en güzel örneklerinden birini sergilemişlerdir.

Bugün de gözünü kâr hırsı bürüyen patronlar dünyanın dört bir yanını yangın yerine çevirmiş, milyonlarca insanı yerinden yurdundan etmiş, mülteci, göçmen durumuna düşürmüştür. Mülteci işçiler ayrımcılığa maruz kalıyor, kötü çalışma koşullarına mahkûm ediliyorlar. Ford grevi göçmen işçilerin bizim sınıf kardeşlerimiz olduğunu hatırlamamız açısından da kıymetli, iyi bir örnektir.

27 Ocak 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this