UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Ama Olmaz ki!”

İstanbul’dan bir işçi

Hayallerimizin sınırının günlük yaşamımızın ötesine geçtiği nadirdir. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorunda kaldıkça kurduğumuz hayaller de yorganımızın boyunu geçmez oldu. Dünyamızın yüzölçümü 510 milyon km², dile kolay! Görmediğimiz nice yollar, gürül gürül akan çağlayanlar, göklere erişen dağlar, engin deryalar, adını bile duymadığımız şehirler var. Ama adımlarımız işyerlerimiz ile evlerimiz, evlerimiz ile çarşı pazar etrafında dönüp duran çemberin dışına çıkmaz. Hayallerimiz de tekdüze hayatlarımıza ayak uydurdukça güdükleşir. Bu tekdüze hayatımızı bölen acı gelişmeler de olur elbet. İşsizliğe düştüğümüzde, iş kazasında elimizi kolumuzu kaptırdığımızda, iş cinayetlerinde can verdiğimizde, griden kömür karasına doğru her ton renge bulanır hayatlarımız. Ellerimizle dünyanın bütün zenginliklerini üretiriz, öte yandan patronların sefahati uğruna gece gündüz çalışarak ömrümüzü tüketiriz. An gelir, bıçağın kemiğe dayandığı da olur. Bilcümle efendileri tutup kollarından silkeleyesin gelir. “Ama nasıl olur?” Doğrudur, her karanlığın sonu aydınlığa çıkar, hep böyle gidecek değil ya? “Ama ne zaman?” Bilirsin, birleşse bütün işçi milleti, kaçacak delik arar patronlar. “Ama olmaz ki!”

Umutsuzluk ve karamsarlık öyle kör bir kuyudur ki, içine düştüğünde ışık gittikçe uzaklaşır, karanlık alabildiğine derinleşir. Ve gözler karanlığa alıştıkça, ışık unutulur, karanlıktan gayrısı olmayacakmış gibi düşünülür. Şimdi de böyle günlerden geçiyoruz. İnsanlığın inişli çıkışlı mücadele tarihi akıllardan silinir, “bir şey yapmak” gözümüzde büyüdükçe imkânsızlaşır, her ağızdan “ama olmaz ki!” sesleri yükselir. Ama olur! İşçi sınıfı tarih boyunca nice olmazları oldurdu, oldurmaya da devam ediyor. Her ayağa kalktığında patronlara korku saldı, gücünün birliğinden geldiğini gördü. Denedi, yendi, yenildi, yenildikçe neden yenildiğini görüp bir daha denemek üzere zafere bir adım daha yaklaştı. Kavel’de “GREV!” dedi, grev hakkını anayasaya koydu. Sendikalarında örgütlendi, patronların örgütü MESS’i dize getirdi. Sendikalarını kapatmaya kalkışanlara karşı 15-16 Haziran 1970’te ayağa kalktı, patronlar korkularından ülkeyi terk etti. Nice fabrika önünde grev çadırları kuruldu, direniş halayları çekildi. O güne kadar “böyle gelmiş böyle gider” diyen işçiler, birlik olup örgütlendiğinde “böyle gitmez, gitmeyecek!” dedi.

Bir seneyi aşkın süredir direnen DHL Expess işçileri, sendikalaştıkları için kendilerini işten atan patrona karşı mücadele etmeyi denedi. “Birçok işçi, direnişimizi örnek alıp “biz de yapabiliriz” diyebilmeli, biz bunu istiyoruz. Biz sendikamızla birlikte sonuca varacağımızı ilk günden itibaren söylüyorduk ve bugün de öyle söylüyoruz. Biz işe geri döneceğimize ve toplu sözleşme yapacağımıza eminiz” dedi ve bugün DHL Express işyerinde toplu iş sözleşmesi aşamasına gelindi. Yine sendikalaştıkları için işten atılan Flormar işçileri aylardır fabrika önünde direnerek mücadele etmeyi seçti. “Bizi duyan işçi arkadaşlara korkmayın diyorum. Biz de başlangıçta çok korkuyorduk. Hiçbir şey olmuyor, daha çok güçleniyorsunuz. Direnişte birlik ve beraberliği görüyorsunuz. Bizim de başlangıçta kafamızda çok soru işaretleri vardı, acaba bu iş olur mu olmaz mı diye” diyen Flormar işçisi korkmayı bırakıp direnişi seçtikçe patronların nasıl geri çekildiklerini gördü. Mücadele eden işçi karanlık kuyulardan çıkmayı denedi ve ışığı gördü!

Neden olmasın? Kazanımlarla dolu mücadele tarihimizin sayfalarını her karıştırdığımızda daha fazlasını yapabileceğimiz ayan beyan ortadayken bize “olmaz!” dedirten ne? Üretimden gelen gücümüz eskisinden daha mı az? Hayır! Daha mı azız patronlar sınıfından? Hayır, çoğalarak büyüyoruz! Hep yenilmek, ezilmek kaderimiz mi? Değil be kardeşim! Bir çocuğun düşüp kalkmadan büyüdüğü nerede görülmüş? Emeklediğimiz çağda ayağa kalkmayı denemeseydik yürümenin tadına varabilir miydik? Peki ya güzel kardeşim, sen denedin mi ayağına takılan prangaları çözmeyi? Bir kez olsun kendi yaşamına kendin karar vermeyi denedin mi? İşyerinde yanı başındaki arkadaşına güvenmeyi denedin mi ki “bu işçilerden bir şey olmaz” demeye dilin vardı? “Ama olmaz!” partisi kurulsa oyunu verir iktidara taşırsın ama yaşamını cehenneme çevirenlere bir kez olsun “Hayır!” demeye cüret etmezsin. Çünkü birlik değiliz. Patronlar sınıfı bizleri bölüp parçalıyor ve düşüncelerimizi de belirliyorlar. “Bir şey yapmak” bir iştir, hakkını aradığında işini de kaybedebilirsin, doğru! Ama mücadele etmeden, bedel ödemeden hak almak nerede görülmüş! Onun için “olmaz ki” demek yerine “nasıl olur?” diye sormalıyız. Yeter ki birlik olmayı ve mücadele etmeyi deneyelim. Denedikçe olmaz denilenlerin olmaya başladığını göreceğiz!

11 Ağustos 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this