UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Ankara Katliamını Protesto Eylemleri Devam Ediyor

Ankara’da emekçilerden oturma eylemi

10 Ekim Cumartesi Ankara Garında gerçekleşen katliamı protesto etmek ve kayıpları anmak için toplanmak isteyen işçi ve emekçilere polis her yerde saldırıyor.

DİSK, KESK, TMMOB VE TTB’nin çağrısıyla yapılan grevin 2. gününde Ankara’da Kolej Meydanı’nda toplanan ve Sakarya Caddesi’ne yürümek isteyen emekçilere polis biber gazı ve copla saldırdı. Polis, katliamın acısı daha taptazeyken insanları kaldırımda yürümeye zorlayarak yürüyüşü provoke etti. Yapılan engellemelere rağmen Emek ve Demokrasi güçleri Sakarya Caddesi’nde birleştiler. Burada, barış mücadelesinde kaybettiğimiz canlarımız için beyaz balonlar gökyüzüne bırakıldı.

Daha sonra oturma eylemi yapıldı.  Oturma eylemi sırasında “Hükümet İstifa”, “Hırsız, Katil AKP”, “Katil Erdoğan, Katil AKP”, “Katil Sarayda Başka Yerde Arama” sloganları atıldı. Emek ve demokrasi güçleri tarafından yapılan çeşitli konuşmalarda Başbakanın ve iktidar partisinin ikiyüzlü açıklamaları, riyakârlıkları teşhir edildi. 1 saat süren oturma eyleminin ardından kitle alandan ayrıldı.

Okan Üniversitesi Öğrencileri’nden Protesto eylemi

10 Ekimde, on binlerce insan barış, emek ve özgürlük için Ankara’ya gitti. Ankara Garı önünde gerçekleştirilen katliamla yüzün üzerinde insan katledildi. Katliamı lanetlemek ve sorumlularının açığa çıkarılması talebini yükseltmek için dört bir yanda eylemler gerçekleştiriliyor. Birçok üniversitede öğrenciler de protesto gösterileri düzenlemeye devam ediyor.

Okan Üniversitesi öğrencileri katliamı protesto etmek için 13 Ekimde bir eylem yaptı. Meydanda toplanan öğrenciler, saygı duruşundan sonra açıklama yaptılar. Açıklamada, “13 yıllık AKP iktidarı döneminde siyasi cinayetler, türlü yolsuzluklar, katliamlar gördük. Son 4 ayda yaşanan bombalama eylemlerinin amacı; toplumsal kaosun büyümesi ve iç savaş şartlarının olgunlaşmasıdır” denildi. Bu katliamların siyasi çıkarlar doğrultusunda yapıldığı belirtildi, gençlerin barış mücadelesini büyüteceği vurgusu yapıldı. Açıklamada şu sözlere yer verildi: “Bu saldırılar karşısında biz gençler daha çok birbirimize kenetleneceğiz. Gençlik barış içerisinde aydınlık bir geleceğin inşası için mücadelesini büyütecektir.”

Basın açıklamasının ardından öğrenciler, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Roboski’nin Katili Ankara’nın Faili”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği!” sloganlarıyla yürüyüş yaptı. Eylem, yürüyüşün ardından katliam üzerine bir forumla devam etti.

Tuzla’da protesto yürüyüşü

Tuzla Barış Bloku 13 Ekimde Yayla Mahallesi’nden Tuzla sahile kadar bir yürüyüş gerçekleştirdi ve Ankara katliamını protesto etti. Yayla Mahallesi’nde toplanan yüzlerce emekçi, sloganlarla mahalle içerisinde yürüdü ve Tuzla halkına katliamlar karşısında sessiz kalmama çağrısında bulundu. Balkonlara çıkan emekçiler alkışlarla, ıslıklarla, lambalarını kapatıp açarak eyleme destek verdiler.

Yürüyüş boyunca “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği”, “Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek”, “Hırsız Katil AKP”, “Katil IŞİD İşbirlikçi AKP”, “Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!” sloganları öfkeyle haykırıldı.

Tuzla sahile gelindiğinde oturma eylemi yapıldı ve ardından HDP İstanbul milletvekili adayı Murat Mıhçı bir konuşma yaptı. Mıhçı, konuşmasında barışta ısrarcı olacaklarına vurgu yaptı. Ankara’da katledilen 9 yaşındaki Veysel’i anarak “küçücük bedenler barış güvercini oldu” dedi. Mıhçı’nın ardından Tuzla Barış Bloku adına Aydın Kılıçdere basın açıklaması yaptı. “Katilleri tanıyoruz” diyen Kılıçdere, devletin hesap vermesi gerektiğini ifade etti. Eylem atılan sloganların ardından sona erdi.

Cenazeler Adana’da kitlesel katılımla karşılandı

Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitinginde katledilen onlarca işçi, öğrenci ve sosyalist için 12 Ekim Pazartesi Adana’da Uğur Mumcu (İstasyon) Meydanı’nda bir anma gerçekleştirildi. Otopsisi tamamlanıp Adana’ya ulaşan Emek Partisi üyesi Dilan Sarıkaya’nın ve HDP üyesi Erhan Avcı’nın cenazesi ile Adana’da katliamı protesto sırasında annesinin kucağında kurşun isabet etmesi sonucu ölen 3,5 yaşındaki Tebriz Dora’nın cenazesi defnedildi.

İstasyon Meydanı’na yürüyüşün ardından Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve Tunus Halk Cephesi Sözcüsü Hamma Hammami burada birer konuşma yaptılar.

Tunus Halk Cephesi Sözcüsü Hammami, “Halk Cephesi’nin sizinle dayanışma içinde olduğunu söylemek için geldim. Biz Tunus’un ilerici güçleri olarak Türkiye halklarının yanındayız. Türkiye’deki ve Ortadoğu’daki halklar başarıya ulaşacaktır” dedi. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Acımızı yaşayıp yasımızı tutacağız ama arkadaşlarımızın başlattığı barış yürüyüşünü tamamlayacağız. Türkiye sahipsiz değildir.” Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan ise “bu olayın sorumluları Sarayda oturanlardır” diye konuştu.

Kitle daha sonra cenazeleri defnetmek için mezarlıklara dağıldı.

Mersin’de kitlesel yürüyüş

Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’nun çağrısıyla gerçekleşen yürüyüşe KESK’e bağlı sendikalar, DİSK Genel-İş Sendikası, Mersin Üniversitesi öğrencileri ve UİD-DER’li işçiler katıldı.

Yürüyüş saat 11.30’da İstasyon Meydanı’ndan başladı. Yürüyüş sırasında “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Katil Erdoğan”, “Savaşa Karşı İnadına Barış”, “Biji Aşiti” sloganları atıldı. Özgür Çocuk Parkı’na kurulan taziye çadırı önünde yürüyüş sona erdi. Burada Eğitim Sen Şube Başkanı Sinan Muşlu, DİSK Genel-İş Şube Başkanı Kemal Göksoy ve HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ birer konuşma yaptılar.  

Yaşanan acının tarif edilemez olduğunu, ölenlerin bize barışı emanet ettiğini belirten Muşlu, kitleyi katliamda yaşamını yitirenler anısına bir dakikalık saygı duruşuna davet etti. Saygı duruşunun ardından Emek ve Demokrasi Platformu adına DİSK Genel-İş Şube Başkanı Kemal Göksoy bir konuşma yaptı. Göksoy, konuşmasında şu sözlere yer verdi: “Faşizme karşı omuz omuza olduğumuz bu birlikteliğimiz diktatörleri yıkacak, sarayları yıkacak, saltanatları yıkacaktır. Eninde sonunda barış gelecek, inadına özgürlük ve demokrasi gelecek, bunu hep birlikte inşa edeceğiz.” Göksoy, konuşmasına şöyle devam etti: “Kimse bize demesin bu katliamın failleri meçhuldür. Biz bu bombanın faillerini 18 Mayısta Adana’da ve Mersin’de patlayan bombalardan, 5 Haziranda Diyarbakır mitinginden, 20 Temmuzda Suruç’taki patlamadan biliyoruz. Bizler bu katliamların hesabı sorulsun diye sokağa çıkan insanlara uygulanan şiddetten biliyoruz, polis coplarından, biber gazlarından, gözaltılardan biliyoruz. Eninde sonunda bu ülkeye barışı getireceğiz. Sizin savaş arzularınıza inat biz barışı inşa edeceğiz ve bu katliamların hesabını soracağız.”

Adana ve Mersin’de taziye ziyaretlerinde bulunmak için bulunan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da bir konuşma yaptı: “Bize bu büyük acıyı yaşatanlar, bu mücadele karşısında yenilecekler. Bu ülkenin Başbakanı, gözümüze baka baka, ‘canlı bombalar harekete geçmezse tutuklayamayız’ diyor. Ama bu ülkede yürüyüşler başlamadan işçiler, emekçiler engelleniyor. Barışa kalkan olan belediye başkanları tutuklanıyor. Bu iktidar harekete geçmeden barış güçlerine müdahale ediyor. Ama adlarını bildiği canlı bombalar harekete geçmeden, insanları öldürmeden engellemiyor. Bu katliamları onaylamaktır.”

Ankara katliamında hayatını kaybedenlerin barış şehitleri olduğunu kaydeden Yüksekdağ, sözlerini şöyle tamamladı: “Onların mücadelesini hedefe ulaştırmak bizim görevimizdir. Bu iktidar, savaş çıkararak, halkın canı pahasına iktidarda kalmak için savaşta ısrar ediyor. Gözünü başkanlık, diktatörlük hırsı bürümüş iktidar karşısında barış demek kolay değil. Biz yine de barış için ısrar ediyoruz. Bizim barış isteğimiz halkın bir arada yaşama özlemidir. İnadına bir arada olacağız, birliğimizi inadına bozmayacağız. Ankara Garı’nda katledilenler bu ülkenin geleceğiydi, birliğiydi. Bu birliği parçalamak istediler. O alçak bombalarla arkadaşlarımızı bedenen öldürdünüz ama birliğimizi bozamayacaksınız. Bu birlik sizi bitirecek. Barış şehitlerimize söz veriyoruz. Bu savaş, yalan, kırım düzeninde inadına savaş diyenlere karşı inadına barış diyenler kazanacak. Biz kazandığımız her şeyi direne direne, birleşe birleşe kazandık. Direne direne kazanacağız, birleşe birleşe kazanacağız.”

Daha sonra kitle taziye ziyaretleri için alandan ayrıldı.

İstanbul’da Valiliğin yasağına rağmen “Hayatı Durduruyoruz” eylemleri

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, Ankara’da 128 kişinin hayatını kaybettiği bombalı saldırıyı protesto etmek için tüm Türkiye’de emekçilere, 12-13 Ekim’de üretimi durdurma çağrısı yaptı. Çağrıyı yapan emek örgütleri tarafından, 13 Ekim’de “Üzgünüz, Öfkeliyiz, Yastayız, İsyandayız, Hayatı Durduruyoruz” sloganıyla Beyazıt Meydanı’nda bir basın açıklaması yapılması kararı alındı.

Eylemde; iki farklı noktada, Sirkeci Garı ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi önünde toplanılıp iki koldan saat 11.00’de Beyazıt Meydanı’na doğru yürüyüş yapılarak burada ortak bir basın açıklaması yapılacaktı. Fakat katliamın geniş kitlelerde yarattığı öfkenin kendi üzerine yoğunlaşmasından rahatsız olan devlet, güvenliği bahane ederek valilik emriyle yürüyüşleri ve iki noktada bulunan emekçilerin buluşmasını engelledi.

Sirkeci Garı

Sabah saatlerinde Kadıköy’den eylem için Sirkeci’ye geçmek isteyen emekçilere polis müdahale etti. Kadıköy’deki Eminönü vapur iskelesinde 4 kişi yaka paça gözaltına alındı.

Saat 10.30 civarında Sirkeci tren garı önünde TMMOB üyesi mühendis ve mimarlar, DİSK üyesi işçiler, derslerini boykot eden öğrenciler ve demokratik kitle örgütleri toplanmaya başladı. Eylem çağrısını yapan sendikaların imzasının bulunduğu “Katili Tanıyoruz!” yazılı pankartın arkasında kortej oluşturan yüzlerce emekçi “Hırsız, Katil AKP”, “Katil Devlet Hesap Verecek”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği!” sloganlarıyla yürüyüşe geçmek istedi. Fakat polis, kaybettikleri arkadaşları için yas tutmak isteyen emekçilerin önüne valilik talimatıyla barikat kurdu. Bu engellemeye karşı emekçiler oturma eylemi yaptı. TMMOB sözcüsü Süleyman Solmaz, CHP Milletvekili Mahmut Tanal, HDP Milletvekili Hüda Kaya polis barikatı önünde birer konuşma yaptılar.

Süleyman Solmaz valiliğin aldığı yürüyüş yasağı kararına karşı “Bize saldırmaya kodlanmış AKP faşizmi arkadaşlarımızın ölmesine güvenlik önlemi almadıkları için sebep oldular. Bugün de karşımıza geçmiş güvenlik önlemi diyorlar. Neyin güvenliği?” diye sordu. CHP Milletvekili Mahmut Tanal ise bu topraklarda gerçekleştirilen katliam dosyalarına ilişkin gizlilik kararlarının kaldırılması gerektiğini ifade etti. HDP’li Milletvekili Hüda Kaya da yaşanan tüm acılara rağmen mücadeleyi bırakmayacaklarını vurguladı. Konuşmaların ardından eylem sona erdi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde toplanan, aralarında UİD-DER’li işçi ve öğrencilerin de bulunduğu yüzlerce emekçi katliamın yaşandığı saat olan 10.04’te saygı duruşunda bulundular. Polis fakülte çevresini abluka altına alarak çıkışları kapattı. Emekçiler sık sık “AKP Savaş Halklar Barış İstiyor”, “Suruç’ta, Cizre’de Aynı Katil Başkentte”, “Katillerden Hesabı Emekçiler Soracak!” sloganlarını attı. Buradaki eyleme HDP milletvekilleri Beyza Üstün, Garo Paylan, Levent Tüzel, KESK üyesi kamu emekçileri, TTB üyesi hekimler ve demokratik kitle örgütleri katıldı.

Katliamda çok sayıda arkadaşlarını yitiren BTS’li kamu emekçileri adına Esra Tetik kan dökenlere seslenerek “Yılmayacağız. Eşitlik ve özgürlük diyeceğiz” dedi. Emekçiler fakülte içerisinde “Katilleri Tanıyoruz” pankartı arkasında yürüyüş yaptılar. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Beyazıt Meydanı’na ulaşmak için kapıdan çıkmaya çalışan emekçilere polis kalkan ve coplarla saldırdı. Bunun üzerine kitle oturma eylemine geçti. Burada kitleye seslenen KESK Eş Genel Başkanı Lami Özgen katliamı bombacılarla birlikte devletin yaptığını söyledi. Kimseden güvenlik talep etmediklerini, sadece devlet katillerinin kendilerinden uzak tutulmasını istediklerini söyleyen Özgen, tüm baskılara inat demokratik bir toplum inşa edeceklerini dile getirdi. Konuşmaların ardından eylem sona erdi.

14 Ekim 2015






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this