UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Arılar ve İşçiler

“Arı, üreten bir hayvandır. Hayvanlar âleminde, arıdan başka kendi yiyeceğini üreten hayvan yoktur. Arının yiyeceği baldır. Bal doğada, çiçeklerde gizlidir. Arıdan başka hiçbir yaratık, kimyagerler, eczacılar da dâhil çiçekteki bal özünü arı gibi alamazlar ve bala dönüştüremezler.

İlkbahar gelince, çiçekler açtığında, rüzgâr ve soğuklar geride kaldığından arı kovanından çıkar. Çiçekten çiçeğe koşar; lale, sümbül, gül, menekşe, nergis, papatya, akasya, karanfil ne kadar çiçek varsa hepsini dolaşır, doğanın kendine verdiği özel yeteneğiyle çiçeklerdeki bal özünü alır, kovanına taşır. Tüm ilkbahar, yaz boyunca, durmadan çalışır. Sonbaharla birlikte rüzgârlar da başlar. Rüzgârlı ve soğuk havalarda çalışamaz arılar. Üstelik çiçekler de kurumaya başlamıştır. Bu dönemde arılar kovanlarına kapanırlar. Kovan balla doludur. Arı ailesi son derece mutludur. Hepsi mutluluk şarkıları söylemektedir. Bu günlerde, arı kovanları dinlenecek yerlerdir. Şaşırır insan, arılardan gelen bu güzel seslere. İyice kulak verdiğimizde görülür ki, adeta bir konserdir bu. Tüm arılar katılırlar bu konsere. Bayramları, şöleni vardır arıların. Birlikte çalışmışlar, birlikte üretmişler ve birlikte yiyecekler ballarını. Nasıl sevinmesinler, neden bayram yapmasınlar!

Artık yağsın yağmur, essin rüzgâr. Dışarıda son fırtına son dalı kırarmış, umurunda mı arıların. Tüm kış boyunca yetip de artacak nafakası, yiyeceği yanında. Tüm gelecekleri garanti altında…

Lakin uzun sürmez arıların bayramı. Nasıl fabrikaların, işçilerin çalıştığı işyerlerinin bir sahibi varsa, kovanın da bir sahibi vardır. Biraz sonra kovanın sahibi gelir. Şöyle bir-iki yoklar kovanı. Tamam, kovan balla dolmuştur. İşçi arılar meydana çıkarmışlardır, dünyanın en güzel tatlısını. Keyiflenir kovanın sahibi. ‘Ballarım benim’ der kendi üretmişçesine. Hemen eve koşar kovanın sahibi. Balı alacağı araçlarını toplar. Tepsiler, tabaklar alır, bıçak-çakı alır. Eline eldivenler giyer. Yüzüne de telden bir maske takar. Bazıları, bu maskeyi başkasının ürettiği bir malı çalıyor da utancından takıyor derler. Oysa arının iğnesinden korktuğu için taktığı bilinmektedir. Kovanın başına gelir. Arının zayıf tarafını da öğrenmiş insanoğlu. Dumandan kaçıyor mübarek hayvan. Kaçmasa olur ya. Öldürmez onu duman. Sonra istese kendini de koruyabilecek güçtedir. Ama kaçıyor işte.

Arının kovanına bal taşıdığı delikten kovanın sahibi duman verir içeriye. Neye uğradıklarını şaşırır arıcıklar. Bütün bahar-yaz boyu ürettikleri ballarını bırakıp fırlarlar dışarıya. Ya bir ağaca, ya da bir saçağa konarlar. Oradan gözlemeye başlarlar geleceklerini. Arıdan arınmış kovanı açar kovanın sahibi. Boşaltır balları tepsilere. Ne tepki gösteren vardır, ne de bir şey diyen. Sonra taşır balları evine, yer yakınlarıyla kış boyu. İsterse satar.”

Yukarıdaki hikâye, 1977 yılı basımlı bir kitaptan alındı. “Sendikalı İşçinin Ders Notları” adlı bu kitap Maden-İş Sendikası Eğitim Dairesi tarafından yayımlanmış. Başta Maden-İş olmak üzere o dönemin mücadeleci sendikaları, örgütlü oldukları işyerlerinde, işçilere yönelik eğitim çalışmaları yapıyorlardı. O dönemde sendikalarda sosyalistler çalışıyor ve bu insanlar kendi kişisel çıkarlarını değil, işçi sınıfının genel çıkarlarını savunuyorlardı. İşte bu sosyalist insanların çabalarıyla; işçi sınıfı, patronlar sınıfı karşısında örgütlü ve bilinçli olsun diye yapılan eğitimlerden derlenen yazılarla oluşturulmuş “Sendikalı İşçinin Ders Notları” adlı kitap. Günümüze de pek çok açıdan ışık tutmaya devam ediyor.

Hikâyemize dönecek olursak; arılar, arı olduğundan beri bal üretiyor. Yani arıların özünde var üreticilik. Arıların bal ürettiği yerin, yani kovanın, bir sahibi var. Kovan sahibi gelip alıyor üretilen balı. Kovanda sadece arılar ölmesin diye bir miktar bal bırakıyor. Arıları çok sevdiği, sevimli kanatlarını altın sarısı bulduğu için değil, bal almaya devam etmek için.

İnsan işçiler de aynı arılar gibi hünerli yeteneklere sahiptir. Yeryüzündeki tüm zenginlik bu hünerli ellerin eseridir. Yerin yedi kat altındaki madene kazma vuran da, göğü delen gökdelenler inşa eden de işçilerdir. Ama adına kapitalizm denen bu sistemde, aynı kovan sahipleri gibi işçilerin de ürettiklerinin bir sahibi vardır. Patronlar el koyarlar üretilenlere. İşçilere de sadece ölmeyecekleri, çalışmaya devam edebilecekleri kadar ücret verirler. Bunun adına da sömürü denir. Arılar, düşünemezler dolayısıyla karşı duramazlar sömürüye. Fakat işçiler, duyguları olan, düşünebilen ve örgütlenebilen insanlardır. İşçiler bir araya gelebilir ve tüm bu gidişata son verebilirler. Üretilen tüm zenginliğin paylaşılması, efendinin olmaması, sömürünün ortadan kalkması ancak işçilerin bir araya gelip sömürüye karşı mücadele etmesiyle mümkün olabilir.

4 Ekim 2016






Son Eklenenler

  • kadincinayetleri_yuruyus.jpg
    Yayınladığı seçim manifestosuyla emekçi kadınlardan da oy isteyen AKP, 16 yıllık iktidarı boyunca kadınlara yönelik birçok olumlu düzenlemeyi hayata geçirdiğini iddia ediyor. Oysa biz emekçi...
  • iett-yolculari.jpg
    Gebze İstasyon’da oturanlar bilir 17B otobüsünü. Her zaman böyle tıklım tıkış mıdır bilmem ama bayramda oldukça “samimi” yolculuklar yapıldığına ben de tanık oldum. İstanbul’a gitmek için yola çıktım...
  • rifat-hisarciklioglu.jpg
    Malum seçime az kaldı. Hepimiz seçimleri konuşuyoruz. İşçiler kendileri için en iyisi olsun isterken, mevcut iktidar patronlar için en iyisi olsun diye uğraşıyor. Taşeron çalışan sayısı AKP iktidarı...
  • sogan-kuru-7-lira.jpg
    Hepimizin bizzat tanık olduğu üzere hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Ekonomik kriz derinleşirken, Türkiye’de de bunun yansımasına her gün daha yakından şahit oluyoruz. Bizim gibi işçi ve...
  • yetti-gari-tamam.jpg
    Bugüne kadarki seçimlerden çok farklı olacak olan seçimlere sayılı saatler kaldı. Daha evvelki seçimler ister zamanında yapılsın, ister erkene alınsın, seçimler biter bitmez seçilenler bir daha...
  • patronlar-ister-akp-yapar.jpg
    Şimdiye kadar vaatleriyle işçi emekçileri kandırıp oy toplayan AKP hükümeti tabi ki verdiği sözleri yerine getirmedi. Verdiği sözleri yerine getirmemesi yetmiyormuş gibi üstüne bir de çıkardığı...
  • akhisar (6).jpg
    Soma Katliamı davasının 22. duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 3 gün devam eden duruşmanın ardından 5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı dava 27 Hazirana ertelendi. Duruşma öncesinde...
  • flormar-20180622.jpg
    Sendikalaştıkları için işten atılan ve fabrika önünde direnişe başlayan Flormar işçileri, direnişlerinde 38’inci gününü geride bıraktılar. Fabrika önünde direnişlerini sürdüren işçiler, çeşitli...
  • tamam-diyoruz.png
    Ben bir metal işçisiyim. OHAL bahane edilerek her fırsatta biz işçilerin, özellikle de metal işçilerinin grevleri yasaklanıyor. Bir de utanmadan, pervasızca çıkıp patron örgütlerine OHAL’i...
  • tek-adam-rejimine-hayir.png
    24 Haziranda yapılacak baskın seçime günler kaldı. Bu yapılacak seçimin normal bir seçim olmadığı ortada. Ya tek adam rejimi tüm otoriter, baskıcı yöntemleriyle ülkeyi yaşanamaz hale getirecek ya da...
  • saglik-isciler-tamam.jpg
    24 Haziran seçimlerine çok az bir zaman kaldı. Ben bir sağlık işçisiyim, hastanede çalışıyorum. Benim de çalıştığım işyerinde seçim meselesi gündeme geliyor. Hükümetin seçim vaatlerinden biri de...
  • kidem-tazminati-is-birakma.jpg
    Saat sabah 05.50. Muhtelif sektörlerden işçiler olarak altıyı beş geçe gelen 174 numaralı belediye otobüsünü bekliyoruz. Belediye otobüsü değil de sanki işçi servisi gibi. Aynı saatte bu hattı...
  • genclik-gecmisi-hatirliyor.jpg
    Bizler İstanbul’da çeşitli üniversitelerde okuyan üniversite öğrencileriyiz. Sosyal medya üzerinden “Tamam mı devam mı?” tartışmalarının sürdüğü bir seçim arifesinde, bizler işçilerin kürsüsü olan...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this