UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Ya elleri olmayanlar!

13.10.2006, Gebze'den bir işçi

Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği Üyelerinden Mektup

UİD-DER üyesi işçiler

(13.10.2006) Geçtiğimiz günlerde hayata gözlerini açan Uluslararası İşçi Dayanışması Derneğimiz UİD-DER’in kuruluşundan duyduğumuz heyecan, coşku ve mutluluğun yanı sıra, derneğimizin düzenlediği “15-16 Haziran Genel Direnişi” konulu açılış etkinliğinden edindiğimiz izlenimleri sizlerle paylaşmak istiyoruz.

UİD-DER üyesi işçilerin çağrısı

UİD-DER üyesi işçiler

(13.10.2006) Uluslararası işçi mücadelesinin büyük önderlerinin yıllar önce yaktığı meşale bugün de yolumuzu aydınlatıyor: Dünyanın bütün işçileri birleşin! Bizler, Asyalısından Avrupalısına, Amerikalısından Afrikalısına, dünya üzerindeki tüm işçiler tek bir sınıfın evlatlarıyız. Birleştiğimizde kazanacağımız koca bir dünya var ve ücretli kölelik zincirlerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok! O halde ne bekliyoruz?

İş Kanunu (4857)

(21.05.2003) Kanun No: 4857,
Kabul Tarihi : 22.5.2003,
Resmi Gazete : 10.06.2003 - 25134

Ankara’nın Proleterleşen Çehresi ve OSTİM İşçileri

(01.09.2006) OSTİM işçilerinin çalışma ve yaşam koşulları, diğer küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde çalışan işçilerinkinden pek de farklı değil. Şehirler, sektörler, atölyeler farklı olsa da işçilerin karşılaştıkları sorunlar hep aynı. Zorunlu mesai, ücret zamlarının verilmemesi, ücret ödemesinin keyfi olarak düzenlenmesi veya parçalı ödenmesi, şiddete maruz kalma vs.

Kapitalizmde Sosyal Güvenlik

Levent Toprak

(01.04.2006) SSCB ve sözde sosyalist blokun çöküşüyle birlikte kapitalizmin ideologları başka birçok şeyin yanı sıra kapitalizmin yeni bir canlanma evresine girdiğini propaganda etmeye başladılar. 90’lı yıllardaki görece ekonomik toparlanma da buna önemli bir kanıt olarak sunuldu. Oysa 70’lerin sonları ve 80’lerin başlarından itibaren ve özellikle de söz konusu görece toparlanmanın yaşandığı 90’lar da dahil olmak üzere (hatta özellikle bu 90’larda), günümüze kadar gelen dönemde gördüğümüz görüntüler, insanlığa yeni ümitler ve heyecanlar veren, canlılık saçan bir sistemin görüntülerine hiç benzemiyordu.

Sendikalılık Oranları Düşmeye Devam Ediyor

Aslı Ceren

(20.09.2005) Tüm bu olumsuz gelişmeler işçi sınıfını moral olarak olumsuz etkilemektedir. İşçi sınıfının politik bilinç ve örgütlülükten yoksun olduğu koşullarda, işçi sınıfının onca yoğun sömürüye rağmen üzerindeki ölü toprağını atamaması anlaşılabilir bir durumdur. Oysa tarih gericilik dönemlerinin ebediyen devam etmediğini sayısız örneklerle göstermiştir. Latin Amerika'daki yükseliş ve Avrupa'daki kıpırdanışlar da bunun kanıtıdır.

Sendikal Yasaklar Savaşarak Aşılır

İlkay Meriç

(01.02.2006) Avrupa Birliği uyum süreciyle birlikte çeşitli yasal düzenlemelere girişmek zorunda kalan Türkiye burjuvazisi, bu kapsamda 2821 ve 2822 sayılı sendikal yasaları da gözden geçirmeye ve yeni yasa taslakları hazırlamaya başladı. İşçi sınıfının militan sendikal örgütlülüğünü engellemeye, onu devlet güdümlü sendikalara mahkûm etmeye, grev yapmasını bin bir prosedürle olanaksız kılmaya çalışan, örgütlülüğün önüne devasa barajlar diken bu gerici sendika yasaları yaklaşık 23 yıldır yürürlükteler. Ve bugün Avrupa Birliği’ne gelin gitme telâşı içindeki Türkiye burjuvazisi, annesinin tepe tepe eskitip ona miras bıraktığı bu “çeyizleri”, deliklerini, yırtıklarını biraz oyayla, boncukla kapatıp çeyiz sandığına koymak istiyor.

Kadına Yönelik Şiddet

Aylin Dinç

(01.03.2006) Geçtiğimiz yıl Kürt illerinde yapılan bir araştırma, evli kadınların töreye uymayan davranışlarında kocaları ve akrabaları tarafından korkunç yöntemlerle cezalandırıldıklarını ortaya koyuyordu. Araştırmaya göre, kadınlara uygulanan yaygın cezalar arasında burun ve parmak kesme, saç kazıma, cinsel organ dağlama, aç bırakma, duyu organlarına kezzap damlatma yer alıyor. Kadınlar, radyodan şarkı isteme, sinemaya gitme, izinsiz dışarı çıkma, eve geç gelme, kuma kabul etmeme, kocaya ve ailesine karşı çıkma, ailenin istemediği bir ilişki yaşama gibi nedenlerden dolayı işkenceye uğruyor, hatta öldürülüyor.

8 Mart ve Feminizm

Zeynep Günes

(08.03.2004) Kadın sorununun işçi devrimiyle birlikte otomatik bir çözüme kavuşamayacağı doğrudur. Fakat bu sorunun çözülmeye başlanabileceği yegâne ortamı ancak sınıfsız topluma giden zorunlu bir uğrak noktası olarak işçi iktidarı yaratabilir. Kadın sorunun nihai çözümü ise ancak işbölümünün ortadan kalkacağı, eskinin tüm alışkanlıklarının, değer yargılarının yok olup insanın insan olarak tarihinin başlayacağı komünist toplumda mümkün olacaktır. Yine ancak bu toplumda, kadın ile erkek arasındaki ilişki, her türlü çıkardan ve bencilce duygudan arınmış, salt sevgiye dayalı bir ilişki haline gelecektir.

Kadın Sorunu ve Ekim Devrimi

İlkay Meriç

(01.10.2005) Dünyayı sarsan Ekim devriminin ardından yaşananlar iki açıdan paha biçilmez derslerle doludur: Birincisi, bu devrim, sınıfsız toplum yolunda ilerleyen bir işçi iktidarı altında yaşanan büyük toplumsal dönüşümlerin işçi ve emekçi sınıfların ve elbette kadınların hayatını nasıl sıçramalı bir biçimde değiştireceğini göstermiştir. İkincisi ise, dünya devrimine dönüşemediği ve varolan kazanımlar bizzat proletaryanın önderliğinde ve koruyuculuğunda kalıcı hale getirilemediği takdirde kurtuluş yolunun nasıl karartılabileceğinin kanıtı olmuştur.

Kapitalizmin Karanlığını Yırtacak Kızıl Tomurcuklarız!

Utku Kızılok

eylül günlüğü

(04.10.2006) Kör karanlığın tanrıları toprağın derinliklerini sarsan, gök kubbeyi yırtan bir çığlık kopardılar, oturdukları dağ doruklarından. Sarsıldı yer küre, kayalardan kayalar koptu, ama su yürüdü kendi yolunca. İlk kıvılcımı çakmıştı insan ve o büyülü alevi, ateşi yakmıştı; aydınlanmıştı kör karanlığı. Anladı karanlıklar prensi sonunun geldiğini, bugün yarın karışacaktı sonsuz yokluğa ve sahneyi bırakacaktı ateşi yakanlara. Yakılmıştı ilk ateş ve başlamıştı insanlığın ileriye yürüyüşü. Geleceğin büyük ateşini yakacak serüven başlamıştı böylece. Selam ilk ateşi yakanlara, suyun önünü açanlara; selam karanlığın bağrını yırtarak kör tanrıları ebediyete gönderen Prometheuslara; selam geleceğin büyük ateşini tutuşturacak alazları bizlere ulaştıranlara.

Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!

Utku Kızılok

garp cephesi

(04.10.2006) Birinci ve İkinci Emperyalist Savaşta milyonlarca insan öldü, Avrupa kıtasında taş üstünde taş kalmadı. Ama bugün burjuva ideologları bizlere rahat olmamızı öğütlüyorlar. Bu korkunç dünya savaşlarının bir daha asla yaşanmayacağını, geçmişte yaşananlardan gerekli derslerin çıkarıldığını vaaz ediyorlar. Oysa kapitalist sistem sürekli savaş üreten bir mekanizmadır, o ortadan kalkmadan da savaşlar asla son bulmayacaktır.

Emperyalist Savaş ve Kitlelerdeki İç Dönüşümün Öyküsü: 1902 Doğumlular

Akın Erensoy

1902 dogumlular

(20.09.2004) Ernest Glaeser'in 1902 Doğumlular adlı romanı, savaş ve savaşta alınan tutumları, yığınlardaki değişimleri belgesel bir nitelikte anlatmaktadır. İşçi sınıfının Birinci Dünya Savaşı dönemindeki ruh halini, savaşa dair nasıl bir hazırlıksızlık içinde bulunduğunu ve bunda II. Enternasyonal reformizminin ve şovenizminin nasıl etkili olduğunu çarpıcı bir dille anlatan bu roman, bugünün genç kuşaklarının hafızalarının tazelenmesine katkıda bulunacaktır.

Maden: Bir Direniş Öyküsü

Adil Aksu

(01.07.2006) Maden filmi iş kazasıyla başlıyor ve iş kazasıyla sona eriyor... Ancak iki kaza arasında geçen süre içinde değişim, dönüşüm, örgütlenme ve mücadele süreci yer alıyor. Artık işçiler aynı işçiler değillerdir. Başlangıçta işçiler kaderci veya nemelazımcıyken maden ocağında gerçekleşen örgütlenme sayesinde durumları farklılaşmıştır.

İşçinin Kaleminden

(03.10.2006) <?php iscinin_kaleminden(); ?>

İspanyol konuğumuzun konuşması

(25.06.2006) Sınıfımızın genel çıkarlarını sıkı biçimde savunacak bir önderliğe ihtiyacımız var. İşçilerin birliğini güçlendirecek bir önderlik. Patronlar üzerine baskı uygulamak için mücadeleleri birleştirecek bir önderlik. Özetle işçilerin bilinç, mücadele ve örgütlülük düzeyini yükseltecek bir önderliğe ihtiyacımız var, çünkü kendi sınıf çıkarlarımızı savunmak için tek güvence güçlü bir işçi hareketidir.

İsyan bayrağını kaldır: bilinçle ve örgütlülükle

17.07.2006, UİD-DER üyesi bir işçi

Hepinize devrimci selamlar

17.07.2006, UİD-DER üyesi bir tekstil işçisi

25 Haziran pazar günü…

27.06.2006, Topkapı’dan bir işçi

Birlikte mücadele dolu günlere

29.06.2006, Pendik’ten bir UİD-DER üyesi

Yıllardır verilen mücadele ve emek bir çatı altında toplandı

01.07.2006, Bostancı’dan bir kadın işçi

Dünya yerinden oynar işçiler birlik olsa

01.07.2006, UİD-DER üyesi bir kadın işçi

Zirveye doğru bir adım daha

30.06.2006, Kartal’dan bir işçi

Düş değil bu hayal değil he hey be hey!

30.06.2006, UiD-DER üyesi bir sanat emekçisi

Yaşasın örgütlü mücadelemiz

28.06.2006, Gebze’den bir Petro-Kimya işçisi

Hepimiz işçiydik

30.06.2006, Kartal’dan UİD-DER’li bir işçi

Sarp kayadan geçen yola MERHABA

30.06.2006, Kartal’dan bir işçi

Büyük fırtınalarda büyük dalgalar yükselir

01.07.2006, UİD-DER üyesi iki işçi

15-16 Haziran’ı anarken güneşin kollarını tutmak

27.09.2006, Gebze’den bir otomotiv işçisi

Yaratan ve yaşatan bizleriz

27.06.2006, Gebze’den bir metal işçisi

DGM ve Profilo Direnişleri

(09.09.2006) İşçi hareketinin 1980 askeri darbesiyle geriletilmesi ve ardından SSCB’nin çöküşüyle büyük bir bunalıma sürüklenmesi, gerek işçi sınıfının genç kuşaklarının gerekse de sol hareketin genç kadrolarının zihninde çok önemli bir tarihsel hafıza yitimine neden olmuştur. Bugün işçi hareketinin genç unsurları arasında bırakalım siyasal bir mücadeleyi, sendikal-ekonomik bir mücadelenin bile başarıyla yürütülebileceğine ve kazanımla sonuçlanabileceğine duyulan inanç son derece erozyona uğramıştır.

UİD-DER açılış konuşması

(25.06.2006) Derneğimizin bu ilk büyük etkinliğinde, sizlerle birlikte olmanın sevinci ve heyecanı içindeyiz. Açılışımızın, işçi sınıfının “15-16 Haziran Genel Direnişi”ni anma toplantısıyla yapılıyor olması ise eminim hepimiz için ayrı bir anlam taşıyor. Ne mutlu bizlere ki, “geçmişini bilmeyenin geleceği de olamaz!” sözünün bilincindeyiz. Ve insanlığın geleceğini inşa etmenin, mütevazi ama kararlı çabalara bağlı olduğunun farkındayız.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this