UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Okulumuzdaki Temizlik İşçileri ve Yaşanan Sorunlar

25.11.2018, İstanbul’dan bir eğitim emekçisi

okul-temizligi.jpg

Ben devlet okulunda öğretmenlik yapıyorum. Temizlik işçileriyle her zaman konuşurum, “maaşlarınızı alabiliyor musunuz, sıkıntı yaşıyor musunuz?” diye sorarım. Bazen de kendi aralarındaki konuşmalara tanık oluyorum. Diyelim ki bir okulda 5 temizlik işçisi var. Bunların ikisinin ücreti İŞ-KUR’dan ödeniyor. Ama geri kalan üçünün ücreti ailelerden toplanan paralarla veriliyor. Bu konu çok sıkıntılı. Ailelerden “okul aidatı” denilerek para alınıyor.

“Siz Bugün Ne İçtiniz?”

25.11.2018, Pendik’ten bir metal işçisi

orgutsuzleri-orgutle.jpg

Anlatacağım hikâye işçilerin bir araya geldiklerinde, birbirlerine güvenip ortak bir mücadele yürüttüklerinde, aslında “örgütlendiklerinde” daima kazanacaklarını gösterecek sizlere. Nasıl mı? Dinleyin o zaman. Ben araba parçaları üreten bir metal fabrikasında çalışan 600 işçiden yalnızca biriyim. Ama bir tek farkla, ben örgütlü bir işçiyim. Bunu neden söylediğime de daha sonra değineceğim. Her zamanki gibi işimizin başında çalışıyorduk.

Emekçi Kadınız, Aciz Değil Güçlüyüz!

direnisci-kadinlar.jpg

(24.11.2018) Yine bu sayfalarda şöyle yazmıştık iki yıl önce: “İşçi kadının elinin değmediği, alın terini akıtmadığı, göz nurunu dökmediği iş yoktur aslında. Evde, işyerinde, fabrikada çalışır durur kadın. Üstelik her şeyle tek başına mücadele etmek zorundadır çoğu zaman. Çocuğun bakımı, ev işleri ve emek gücünü sattığı işyeri. Gün doğarken başlar mesai ama ne zaman biteceği belli değildir. Fabrikalardan madenlere, bürolardan tarlalara kadar işçi kadınlar hemen hemen her işkolunda yer alıyorlar. Kısacası hayatın her alanında üretiyor emekçi kadınlar. İşçi sınıfının kadınları için boşuna yaşamın, dünyanın yarısıdır denmiyor.”

Mor Kınalar

24.11.2018, Pendik’ten bir kadın işçi

cocuk-gelin.jpg

Her yörenin kendine has, birbirinden güzel, içli türküleri vardır. Türkülere yansıyan yaşanmışlıklar, insanlarda türlü düşünceler, duygular uyandırır. Geçmişin her tür ağırlığı, çilesi, sevinci türkülere sığınıp dinleyicilerinde yeniden anlam bulur. Kimi derdini anlatır, kimi sevincini, kimi ise isyanını haykırır türkülerle. En çok da analarımız dilinden düşürmez türküleri. Çoğunlukla ortalık yerlerde değil, kendi içinde dinlenir, söylenir.

Şiddetin Her Türlüsü Son Bulsun

24.11.2018, Beylikdüzü’den bir kadın işçi

kadina-siddete-hayir.jpg

Kadına yönelik şiddet bitmek nedir bilmiyor, günden güne artıyor. Haberlerden okuruz; şu gün şu kadın kocası tarafından öldürüldü bıçaklandı, yaralandı... Başka bir gün şu kadın tacize uğradı, tecavüze uğradı… Duyduklarımız sadece haberlere konu olanlar. Geçen haberlerde Zahide Oğuz’un eski kocası Garip Oğuz tarafından vurulup öldürüldüğünü duydum.

Zam %100, İndirim %10!

23.11.2018, Gebze’den bir metal işçisi

zam-ve-indirim.jpg

Enflasyonla topyekûn mücadele kampanyası son sürat devam ediyor. “Müjde, indirim kampanyası başladı, vatandaşın yüzü gülüyor”, “Bütün ürünlerde indirim sezonu başladı”, “Vatandaş rahat etsin diye %10 indirim yapıldı, hem de bir gün değil tam iki ay.” Gazeteler, haber kanalları, köşelerinden yazanlar, siyasi iktidarın sözcüleri bu sözleri ağızlarından düşürmüyorlar. “Daha ne yapalım vatandaşın mutluluğu için çalışıyoruz” diyorlar.

Hakkını Arayan İşçi “Vatan Haini” midir?

3-havalimani-nda-isci-isyani-_2.jpg

(23.11.2018) Yaşadığı topraklara ve insanlarına ihanet… Bir davaya, topluma ve arkadaşlığa ihanet eden insan haliyle sevilmez. Bu yüzden “hainlik” utanç vericidir. İşte bu kavram, tam da utanç verici olduğu için en acı verici, yaralayıcı ve susturucu bir suçlamaya dönüşebiliyor: “Vatan haini!” Bu suçlamaya egemenler tarafından çok sık başvuruluyor.

Tunus’ta Tarihi Grev! Emekçiler Öfkeli!

tunus-22112018-1.jpg

(23.11.2018) Tunus’ta ücretlere zam yapılmayacağını açıklayan hükümete kamu emekçileri grevle yanıt verdi. Ülkenin en büyük sendikası olan Tunus Genel İşçi Sendikası’nın (UGTT) çağrısına kulak veren yaklaşık 700 bin kamu emekçisi meydanlara aktı. Ülke ile aynı ismi taşıyan başkentin Bardo Meydanı eylemlerin merkezi olurken, meclis binası önünde toplanan on binlerce öfkeli kamu emekçisi; “Ücret Artışı Lütuf Değildir!” diye haykırdı.

İşçinin Türküsü

23.11.2018

UİD-DER Müzik Topluluğu’nun “İşçinin Türküsü” adlı ezgisi, uzun bir süredir meydanlarda, grev ve direniş alanlarında işçilerin dilinden düşmüyor. Topluluk, işçilerin birliğini ve mücadelesini anlatan ezgiye bir klip hazırladı. DİNLEYELİM, PAYLAŞALIM, YAYALIM.

Eriyen Ücretler Telafi Edilsin!

Asgari Ücret Dört Kişilik Bir Ailenin İhtiyaçlarına Göre Hesaplansın!

kapak-128.jpg

(22.11.2018) Kısa bir süre sonra bir yılı daha geride bırakmış olacağız. Eğer bir muhasebe yapacak olursak, 2018 yılında uçurumdan düşercesine yoksullaştığımızı görürüz. Krizden dolayı hayat pahalılığı şimşek hızında artarken, ücretlerimiz aynı hızda değer kaybetti ve alım gücümüz azaldı. Üreten, alın teri döken milyonların yaşam koşulları daha da kötüleşmiş oldu. Ama siyasi iktidar “kriz yok, dışarıdan müdahale var” diyerek topu taca atıyor; sorumluluğunu kabul etmiyor. Sermaye sahipleri ise, bizleri sömürerek elde ettikleri kârlarından ödün vermiyorlar.

Kadın Petrokimya İşçileri Krizin Etkilerini Değerlendiriyor

flormar-direnisi-58-gun.jpg

(22.11.2018) Gece vardiyalarını bilirsiniz, uykusu gelmeyen yoktur. Gece vardiyalarının güzel yanı hafta sonu 56 saatlik hafta tatiline çıkmaktır. Haftanın son gününde aklıma UİD-DER’in sitesindeki “Krizi Emekçi Kadınlara Sorduk” başlıklı söyleşi geldi. Yazıyı kadınlarla birlikte ilk çay molasında okuduk. Sonra, “bizim de petrokimya işçileri olarak sorunlarımız var. Neden bunları kâğıda döküp yazmıyoruz, diğer işçi kardeşlerimize iletmiyoruz?” dedik. Ellerimize kâğıtları alarak, yemek ve çay molalarında sohbet ederek sorunlarımızı kaleme aldık ve siz UİD-DER dostlarıyla paylaşmak istedik.

Zonguldak’ta Göçük: Üç Madenci Yaşamını Kaybetti

zonguldak-maden-iscinayeti-2112018.jpg

(21.11.2018) Sermaye sınıfının sınır tanımaz kâr hırsı işçilerin canını almaya, işçi ailelerini acı ve gözyaşına boğmaya devam ediyor. Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde, İ.A’ya ait ruhsatsız maden ocağında metan gazı sıkışması nedeniyle patlama oldu. Gerçekleşen patlamada 2 işçi yaralandı, üç işçi ise yaşamını kaybetti. Patlama saat 03.00 sularında, Kilimli’ye bağlı Asgaritepe mevkiindeki madende gerçekleşti.

İSİG: Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılında Çocuk İşçiler Ölmeye Devam Etti

isig-z1_info-m.png

(21.11.2018) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2018 yılını “Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı” ilan etmiş, sözde “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı”yla çocuk işçiliği durduracağını açıklamıştı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları gününde açıkladığı rapor Türkiye’de çocuk işçiliği ve iş cinayetleri konusunda vahim gerçekleri ortaya koyuyor.

Fransa’da “Sarı Yelekliler” Zamlara Karşı Sokaklara Aktı

fransa-171120181737275993719.jpg

(21.11.2018) Dünyada hayat pahalılığına karşı sesler yükseliyor. Fransız emekçiler de geçtiğimiz günlerde hayat pahalılığına ve yüksek akaryakıt zamlarına karşı sokaklara çıktı. Fransız hükümetinin akaryakıt fiyatlarına getirdiği ek vergileri protesto eden yüz binlerce işçi ve emekçi, sarı ikaz yeleklerini giyerek ülke genelinde 2 bine yakın noktada bir araya geldi. Çok sayıda yol ve bulvar eylemciler tarafından kesilerek saatlerce ulaşıma kapatıldı.

Kredi Yurtlar Kurumu’nda Krizin Faturası Bize Kesildi

21.11.2018, Mersin’den bir öğrenci

universite-anfi.jpg

Üniversiteyi kazandığımdan beri Kredi Yurtlar Kurumu’nda (KYK) kalmaktayım. Krizin getirdiği dalgalar yurtta kalan biz öğrencileri de etkiliyor. Gençlik Bakanlığı geçenlerde gençlere beslenme yardımının arttığını söyledi. Sormak gerekiyor: Neye göre arttı beslenme yardımı? Her sene peynirden zeytine her şeye gelen zamlar bu sene krizle birleşerek beklediğimizin çok daha ötesinde etkiledi bizi. Eskiden kahvaltı ve akşam yemeklerinde az da olsa karnımızı doyuruyorduk, üstüne bir de su alıyorduk. Şimdi neredeyse her gün ödeme yaptığımız yemekhanede doymuyoruz.

İşçiler ve Sosyal Yaşam

Gebzeli İşçiler: Hayatın Güzelliklerine Hep Uzaktan Bakıyoruz

hayatin-guzellikleri-.jpg

(20.11.2018) Büyük organize sanayi bölgelerinin, yüzlerce fabrikanın bulunduğu Gebze’nin sokak ve caddelerinde, haftanın her gününde, günün her saatinde işçi servislerini görmek mümkün. Gebzeli işçiler adeta gecelerini gündüzlerine katarak çalışıyorlar. Düşük ücretler işçileri daha fazla mesai yapmaya zorluyor. Peki, bu koşullarda işçiler dinlenmeye, ailelerine, sevdiklerine, sosyal yaşamlarına vakit ayırabiliyorlar mı? Farklı sektörlerde çalışan kadın ve erkek işçilere sorduk.

“Genel İşsizlik Sigortası” Aldatmacası!

20.11.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

iskur-kalabalik.jpg

Aklımızla dalga geçercesine “Türkiye’de birlik” sloganıyla bizi birlik olmaya davet ediyorlar. “Genel İşsizlik Sigortası” ile bir sihirli değnek misali hayatımızın garanti altına alınacağını vaat ediyorlar. Milliyet gazetesine verilen bir röportajda ise şöyle deniyor: “Türkiye ekonomisi üzerinde spekülatif oyunlar oynamak isteyenlere bir darbe de Genel İşsizlik Sigortasından (GİS) geliyor. Türkiye’de kapsamı bakımından bir ilk olacak GİS ile istem dışı işsiz kalanlara aylık 3 bin lira işsizlik maaşı ödenecek uygulama başladı.”

İşçilerden Patronlara “Teşvik”

20.11.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

ekonomik-kriz-karakatur.jpg

Hükümet ardı ardına patronlar için teşvikler açıklıyor. Krize karşı sermaye sahiplerini koruyacağını onları krize ezdirmeyeceğini söylüyor. Bu durum biz işçileri de kara kara düşündürüyor. Ne yapacağımızı bilmez haldeyiz. Maazallah, patronlar zarar ederse ülke hepten batar! Koca kapitalist dünyayı ve kapitalist işleyişi düşünün bir… Bu sistemi krize karşı korumak kolay mı?

“Oğul Ele Yağşı, Ele Gözel, Ele Temiziydi ki!”

20.11.2018, İzmir’den bir işçi

ozel-hastaneler.jpg

Devlet hastanelerinde her muayene için katkı payı adı altında ayrıca cebimizden para ödemek zorunda bırakılıyoruz. İlaç farkı neredeyse her ilaçta var. Hem de “bugün git, yarın gel” deniliyor. Kocaman devlet hastanelerine günlerce, haftalarca hatta aylarca gidip gelmek zorunda bırakılıyoruz. Yıllar sonrasına gün veriliyor. Yine de ne istediğimiz gibi bir sonuç alabiliyoruz ne de sağlığımıza kavuşuyoruz. Ne hikmetse devlet hastanelerinde neredeyse her doktorun masasında, hastanenin girişlerinde, özel hastanelerin kuşe kâğıda basılı janjanlı reklam broşürleri elimize tutuşturuluyor.

Emeklilikte Yaşa Yani Siyasi İktidara Takılanlar!

emeklilikte-yasa-takilanlar-kadikoy-eylem.jpg

(18.11.2018) Emeklilik, işçiler için can yakıcı bir sorun olmaya devam ediyor. Her seçim öncesinde emeklilik ve emekliler konusu gündeme getiriliyor ama sorunlara çözüm bulunmuyor. Yerel seçimler yaklaşırken bu sefer de emeklilikte yaşa takılanlar gündeme geldi. Muhalefet partileri emekli olabilmek için yaş bekleyenlerin emekli edilmesi için önerge verirken, iktidar “mümkün bile değil” şeklinde açıklama yaptı!

Meğer Direnmek Kazanmakmış!

18.11.2018, Ankara’dan genç bir inşaat işçisi

insaat-iscileri-mucadele.jpg

Merhaba kardeşler, 3. Havalimanı işçilerininki kadar kapsamlı olmasa da biz de ufaktan bir varlığımızı belli ettik işyerinde. Ne de iyi ettik; bizi insan yerine koymayanlara, ihtiyaçlarımızı umursamayanlara iyi bir ders verdik! İşçinin gücünü şöyle bir göstermek hiç de fena olmuyormuş ha! Önce maaşımızı zamanında yatırmamaya başladılar. Her geçen ay daha da geciktirdiler...

İzmir’de Emekçiler Seslendi: Krizin Faturasını Ödemeyeceğiz!

kesk-izmir-17112018.jpg

(17.11.2018) Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) bu gün İzmir’de yoksullaşmaya, işsizliğe, güvencesizliğe karşı bölgesel bir mitingi gerçekleştirdi. Mitinge KESK’e bağlı sendikalar, DİSK’e bağlı sendikalar, emekten yana siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, Gıda-İş’e üye oldukları ile işten çıkarılan ve direnişe geçen TARİŞ işçileri ve Ege Üniversitesi işçileri katıldı.

Bakan Buyurdu: Kırmızı Et Bulamıyorsanız Balık Yiyin!

et-balik.jpg

(17.11.2018) 13 Kasımda Ankara Üniversitesi Su Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi (ASAUM) tarafından “Balık Ankara’da da Yenir” temalı bir festival düzenlendi. Festivale katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada kırmızı etin gerektiğinden çok tüketildiğini, daha az tüketilmesi gerektiğini ifade etti. Bakana göre eti çok tüketiyormuşuz, zaten diyetisyenler de daha az tüketmemizi öneriyormuş. Oysa kırmızı et yerine balık, tavuk, hindi yemeliymişiz!

Paylaşmanın, Dayanışmanın Hazzına Varmak: İki Çiğdemin Birini Paylaşmak!

17.11.2018, İzmir’den bir deri işçisi

hemsire-nabiz-kontrol.jpeg

Sona, 36 yıldır hâlâ çalışan bir hemşire. 55 yaşında Kürt ananın Kürt babanın kızı. Yeşil gözleri her daim güleç ve ergenliğe yeni adım atmış bir genç gibi utangaç bakıyor. Kalabalık bir ailede büyümüş. 18 yaşında liseyi bitirdikten beridir çalışıyor. İşi sağlık ve uğraştığı insan, işini her daim iyi yapmaya gayret göstermiş. Genç, yaşlı demeden bütün hastalara şefkat gösteriyor. Yemeğini aç birileriyle paylaşmayı çok önemsiyor.

Bedelin, Bedeli Var!

17.11.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

bedelin-bedeli.jpg

BEDEL. Sözlüklerde “bir şeyin yerini tutabilen karşılık” anlamına geliyormuş. Biz işçilerin hayatında da fazlasıyla yeri olan bir kelimedir. Sıklıkla bedel veriyoruz, bedel ödüyoruz ya da bedel ödetiyorlar bize. O zaman bu sözün bizim açımızdan sözlükteki tanımından daha derin bir manası olması gerekir diye düşünmeden edemiyor insan. Öyle ya, bir şeylerin karşılığıysa ve biz de sürekli bu karşılığı ödüyorsak peki neden hiç geçmiyor yoksulluğumuz? Neden üç kuruşun peşinde ömür çürütüyoruz?

İşsizlik Artarken İşsizlik Fonundaki Kara Delik Büyüyor

viransehir_iskur_kura_cekimleri.jpg

(16.11.2018) Konkordato ilanları, daralma ve ekonomik kriz gerekçesiyle işçi çıkarmalar her geçen gün artıyor. İşsizlik oranları da buna bağlı olarak artıyor. TÜİK’e göre Ağustos itibariyle işsizlik oranı yüzde 11,1’e yükseldi. İşsiz sayısı ise 3 milyon 670 bin kişiye ulaştı. Ancak TÜİK tarafından kullanılan standart işsizlik tanımı son derece dar.

Örgütsüzlük, Kıskançlık ve Adalet

16.11.2018, Gebze’den bir işçi

kadin-isciler-1.jpg

Her zamanki gibi o gün işe başladım. Vardiyamı teslim alıp tezgâhıma geçtim. Biz aynı tezgâhta dört kişi çalışıyoruz. Herkesin yaptığı iş zor fakat sadece bir pozisyondaki iş diğerlerine göre kolay sayılır. Bu yüzden biraz dinlenmek için kolay olan tarafla değişiklik yaparız. Fakat nereden bilebilirdim ki kendi dinlenme hakkımdan biraz feragat edince bunun sorun olacağını.

Emeğin Güzellikleri Onlara Sefalet Bize, Neden?

15.11.2018, UİD-DER’li bir öğrenci

adaletsizlik-890x395.jpg

Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev arkadaşımla yaptığım sohbeti sizlerle paylaşmak istedim. Arkadaşımla ev alışverişi yaptık ve aldığımız ürünlerdeki toplam harcamamız, geçen sene aynı ürünlere yaptığımız harcamanın neredeyse iki katıydı.

Şaka Değil, Gerçek!

15.11.2018, Çorlu’dan bir kadın işçi

ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg

Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini arkadaşım ilk gösterdiğinde ben de inanamamıştım. Haberin başlığı şöyle diyor: “Bir Mesajla Kâbusu Yaşadı!” Nevşehir’de çiftçilik yapan Ahmet Kaya isimli bir ağabeyimiz bu olayın başrolünde. Ahmet Kaya’yı bir hukuk bürosundan 25 kez arıyorlar ve elektrik borcu olduğunu, ödemesi gerektiğini söylüyorlar.

Tokatlı Motivasyon!

15.11.2018, Gebze’den bir kadın işçi

cinde-tokat-motivasyonu.jpg

Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı zamanlar çalışma saatleri uzar, fazla mesailer yapar. Bunun için gerekçesi ise, borçlarını ödemek, belki yeni bir şey almak için biraz birikim yapmaya çalışmaktır. Bu nedenle de kendini motive etmeye, uzun saatler çalışmak için güç kazanmaya çabalar.

İstanbul’da Gülsan Fabrikasında 213 İşçi İşten Çıkarıldı

gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg

(14.11.2018) Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen işçilere bir gün sonra patron tarafından fabrikanın battığı ve kapatılacağı söylendi. Aynı gün işçilerin bir kısmı, diğer kısmı da 5 Kasımda olmak üzere 213 işçi hiçbir hakkı verilmeden işten çıkarıldı.

Dünyada İşçi Mücadeleleri

students-protests-colombia.jpg

(14.11.2018) Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT) çağrısıyla, 8 Kasımda binlerce işçi sokaklara çıktı. Yeni yasa, tüketici vergisini yükseltirken şirketlere vergi indirimi sağlıyor.

Hastaneden İnsan Manzaraları!

14.11.2018, İzmir’den UİD-DER’li bir işçi

hastane-acil-kalabalik.jpg

Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar ne çok hakkımızın gasp edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Muayene olduğum doktora “doktor hanım nasıl durumum?” diye sordum. Doktor “iyi, gayet iyisiniz” dedi.

Koşun İndirim Var!

14.11.2018, Sancaktepe’den bir metal işçisi

alisveris-cilginligi.jpg

Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını hatırlayarak arkadaşlara “aranızda havyar yiyen var mı” diye sordum. İşin açıkçası havyarı bilmeyen olacağını tahmin etmemiştim ama yiyen olduğunu da düşünmüyordum. Sohbet ilerledikçe yiyen olmadığı ama en azından çalıştığı otelde sadece gören olduğu anlaşıldı. Ve gururlu bir şekilde “balık yumurtası ben yemem zaten” dedi.

Krizi Emekçi Kadınlara Sorduk

emekci-kadinlar.jpg

(13.11.2018) Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı olumsuzlukları görmek mümkün. Ekonomik zorluklar emekçileri her boyutuyla olumsuz etkiliyor. Mutsuzluk, umutsuzluk, gelecek kaygısı, aile içi tartışmalar, sosyal ilişkilerden uzaklaşma, işsizlik korkusunun yarattığı basınç giderek artıyor. Emekçi kadınlarla yaptığımız sohbetlerde hem bu durumu hem de altta biriken öfkeyi gördük.

Sadece Hayatta Kalıyoruz

12.11.2018, Gebze’den bir kadın işçi

somali-isciler-isten-atildi.jpg

Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, yılsonunda maaşlardan yapılan vergi kesintilerinin etkisiyle iyice kuşa dönmüş durumda. Kriz işçilerin gündeminde ilk sırayı alıyor. Kimisine göre kriz yok. Çünkü fabrikalarda fazla mesailer devam ediyor. Kimisine göre kriz var ama patronlar bunu fırsata çeviriyor. Bu sohbetler her gün dönüp duruyor.

Bizim İşyerinde “Kreş” Var

12.11.2018, Ankara’dan bir sağlık işçisi

kres.jpg

Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar. Bazı durumlarda da özellikle yaz aylarında okullar kapalı olunca çocuklar günde bir kaç saat bazen de sabahtan akşama kadar bizimle işyerinde beklemek zorunda kalıyorlar.

Güneş Tepeye Varınca Son Bulacak Cihanda Savaş

11.11.2018, İzmir’den bir işçi

dogan-gunes.JPG

Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe, ana-babayla

Mehmet Hoca Bulaşık Yıkıyor, Binlerce Öğretmen Atanmayı Bekliyor

11.11.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

bulasikci.jpg

Geçenlerde Kadıköy’e sendikama gideyim dedim. Ama sendikamız o gün erken kapanmış. Sekreterimiz de çıkmış. Oraya gitmek için de biraz aceleyle yürümüştüm. Geri dönüp yürüyecek gücü bulamadım. Bir müddet yakın bir yerde dinleneyim dedim. Sendikanın hemen bitişiğinde, bir restoranın yan tarafındaki bir banka çöktüm.

Yoksullukta Çağ Atlamışız!

yoksulluk-artiyor.jpg

(10.11.2018) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi görüşmeleri, bir önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda yapıldı. Görüşme sırasında ortaya konulan veriler, yoksulluğun ne kadar yayıldığını gözler önüne serdi. Yardım miktarındaki ve yardım edilen kişilerin sayısındaki artış, açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşayan inanların sayısının arttığına işaret ediyor.

Temiz Hava ve Soluk Almak İçin…

10.11.2018, Mersin Üniversitesinden bir öğrenci

cevre-sorunu-.jpg

Soluduğumuz hava; gaz, su buharı, toz ve kimyasal bileşiklerden oluşan bir karışımdır. Nefes aldığımızda içimize çektiğimiz hava ile bu karışımı ve partikülleri vücudumuza almış oluruz. Vücudumuzun filtreleme sistemi bu partiküllerin akciğere ulaşmasını engelleyecek niteliktedir ancak özellikle egzoz dumanı gibi, petrol ve kömür gibi fosil yakıtlarla ilişkili olan 2,5 mikrondan ince partiküller (PM2,5) filtre sistemini aşabilir.

Makro/Uyum Market İşçileri Kazandı!

makro-iscileri-1.jpg

(09.11.2018) Ödenmeyen kıdem tazminatları için aylardır mücadele eden Makro/Uyum Marketleri işçileri kazandı! Yaklaşık 7 aydır gasp edilen hakları için direnen işçilerin verdiği mücadele, birleşen ve patronların saldırılarına boyun eğmeyen işçilerin kazanacağını bir kere daha göstermiş oldu.

Öğrencilerin Gözünden “Hayaller ve Gerçekler”

09.11.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

milli-ezberci-egitim.png

Kerem’e sordum; ne olmak istiyorsun? “Muhasebeci olacağım” dedi. “Peki, neden muhasebeci olmak istiyorsun?” “Abla, para kazanabileceğim başka meslek mi var? Baksana herkes işsiz” diye cevapladı. “Mantığın muhasebe diyor, peki hayalinde ne vardı?” diye sordum. “Abla, ben gitar çalıyorum, konservatuar okumak istedim ama işsiz kalırım diye ailem de istemiyor zaten.” Şura, sözü Kerem’den aldı.

Bir Otobüs ve Kriz: Bedeli Kim Ödüyor?

09.11.2018, Sancaktepe’den bir işçi

kriz-ve-otobus.jpg

Altı yıldır aynı işyerinde çalışıyorum. Oturduğum semtten çalıştığım bölgeye giden tek bir otobüs var. Hâl böyle olunca her gün hemen hemen aynı insanlarla otobüse biniyoruz. Zamanla aynı duraktan bindiğim bazı işçilerle selamlaşmaya, sonra sohbet etmeye başladık. Diğerleriyleyse yüz aşinalığı oluştu. Altı yılda iş değiştirenler de oldu bildiğim, işten çıkarılanlar da. Yeni işe başlayan yol arkadaşlarıyla tanıştığım da oldu. Yine de bütün bu değişiklikler normal kabul edilebilecek bir sıklıkta oluyordu.

“Ehh, Kriz Mriz Yok İşte”

09.11.2018, Mersin Üniversitesinden bir öğrenci

30-3.jpg

Türkiye’de yaşanan bir ekonomik kriz var. Siyasi iktidar ne kadar “kriz mriz yok” dese de, emekçi halk, kendi yaşamına can yakıcı bir şekilde etki ettiğinden, kriz var mı yok mu, çok iyi biliyor! Öğrenciler olarak bu krizden doğal olarak biz de etkileniyoruz. Temel ihtiyaçlara gelen zamlar, yükselen kiralar…

“Ne Diyeyim, Mahmut mu Diyeyim?”

08.11.2018, Gazi Mahallesi’nden genç bir işçi

insaat_iscileri.jpg

Uzun süredir iş arıyordum. Lise arkadaşım Mahmut kendisinin şef olduğu bir temizlik şirketine beni sokabileceğini söyledi. Ama çok çalışmam gerekiyormuş, gevezelik yapmamam gerekiyormuş. Orası okul gibi değilmiş yoksa beni hemen kovdururmuş. Bana sanki daha önce hiç çalışmamışım gibi konuşunca ben de hiç çalışmamışım gibi “Tamam Mahmut, çalışırım Mahmut” dedim.

Hayat Pahalılığı Onlara Uğramıyor mu?

08.11.2018, Zeytinburnu’ndan bir işçi

kriz-2018-10-29.jpg

Zamların alıp başını gittiği bir dönemdeyiz. Her gün yeni bir zamla uyandığımız bu günlerde geleceğe dönük kaygılar artmakta, genel örgütsüzlük koşulları işçileri umutsuzluğa sürüklemektedir. Fabrikalar başta olmak üzere pek çok işyeri konkordato ilan etmektedir. İrili ufaklı işyerleri kapanmaktadır. İşsizliğin artması, çalışma şartlarının kötüleşmesi yaşanan ekonomik krizin derinleştiğini bize gösteriyor.

İddianameye Göre Hakkını İsteyen Havalimanı İşçileri Suçlu

havalimani-iscileri.jpg

(07.11.2018) Aralarında İnşaat-İş Sendikası üye ve yöneticileri ile DİSK’e bağlı Dev Yapı-İş Sendikası Genel Başkanı Özgür Karabulut’un da olduğu 31’i tutuklu 61 havalimanı işçisi için hazırlanan iddianame, bugün Gaziosmanpaşa Asliye Ceza Mahkemesine iletildi. İddianameyi hazırlayan Gaziosmanpaşa Başsavcılığı, işçilere “görevi yaptırmamak için direnme, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, kamu malına zarar verme, toplantı ve yürüyüşlere silah veya 23. maddede belirtilen aletlerle katılma ve mala zarar verme” suçlamalarında bulundu.

Baskı ve Saldırılara Karşı TARİŞ İşçileri Direnişte!

taris-iscileri-07112018.jpg

(07.11.2018) İzmir’deki Çiğli Organize Sanayi Bölgesinde kurulu TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı fabrikasında DİSK/Gıda-İş Sendikasına üye olan işçilerden 7’si, 6 Kasımda işten atıldı. Bu saldırı karşısında vardiya bitiminde işyerini terk etmeme kararı alan TARİŞ işçileri, atılan işçilerin geri alınması ve sendikanın tanınması talebiyle eylem yapmaya başladı. Anayasal haklarına ve işten atılan arkadaşlarına sahip çıkan işçilere polis saldırırdı ve aralarında sendikacıların da bulunduğu 64 kişi gözaltına alındı.

Şehir Hastaneleri Sağlık Sistemini Düzeltecek mi?

07.11.2018, Halkalı’dan bir sağlık işçisi

adana-sehir-hastanesi.jpeg

Esenlik dilemek adettendir. İnsanlar sıklıkla birbirlerine “selamette ve sağlıkta kal” temennisinde bulunurlar. Esenlik, toplum yaşamının normal ve katlanabilir düzeyde olması anlamında da kullanılır. Zaten sağlığın tanımı içinde “sosyal yönden tam iyilik hali” de vardır ki bu kısmı esenliğin temel ve insani boyutudur aslında. Toplumsal yaşamda kullanılan bu temenninin kamu hizmeti düzeyinde de bir karşılığı var. Bu da koruyucu sağlık hizmetidir. Bu nokta önemli, çünkü koruyucu sağlık kişi daha hastalanmadan, hastalanmasına, esenliğin ortadan kalkmasına yol açacak faktörlerin ortadan kaldırılması, engellenmesi sürecidir.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this