UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Elma da mı Be Abi!”

29.08.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

kadin-isciler-1.jpg

Üç aydır maaş alamadıkları fabrikada işler durunca Nazlı iyiden iyiye maddi sorunlar yaşamaya başladı. Artık günlük de olsa bir iş bulmak zorundaydı. Birkaç iş denedi denemesine ya, ücreti çok az olunca yol çilesini çekmeye değmedi. Hele en son çalıştığı lokantanın havalandırmasız küçük mutfağında biriken bulaşık Nazlı’yı hayattan soğutmuştu. Çalışırdı çalışmasına ama ücreti pek azdı. Sonra çalıştığı fabrikadaki iş arkadaşı, Bahar ablası, kozmetik fabrikasında sigortasız günlük iş bulunca, ustabaşı kendisi gibi işsiz arkadaşlarını da çağırmasını istemiş. Parası da çalıştığı kafelere göre daha iyi olunca hevesle gitti.

Eğitim-Sen: “Eğitimden ve Geleceğimizden ‘Tasarruf’ Edilemez!

egitim_sen_basin.jpg

(28.08.2018) Ekonomik kriz ve dolar kurundaki dalgalanma karşısında kamu kurum ve kuruluşları için “tasarruf” paketleri hazırladığını geçtiğimiz günlerde açıklayan hükümet, krizin faturasını yine emekçilere kesti. Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinden ‘tasarruf tedbirleri’ kapsamında 2 milyar TL’lik kesinti yapıldı. Milyonlarca emekçi ailesini doğrudan ilgilendiren bu kemer sıkma politikasıyla ilgili bir basın açıklaması yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen); “Eğitimden ve Geleceğimizden ‘Tasarruf’ Edilemez!” dedi.

Türk-İş Açlık ve Yoksulluk Sınırını Açıkladı

aclik_ve_yoksulluk_siniri_belli_oldu.jpg

(27.08.2018) Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) tarafından işçi ve emekçilerin geçim standartlarını ortaya koymak için yapılan Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırmasının Ağustos ayı sonuçları açıklandı. Konfederasyonun araştırmasına göre açlık ve yoksulluk sınırı ile asgari ücret arasındaki makas giderek açılırken temel tüketim maddelerinin fiyatlarındaki artışlar nedeniyle çalışanların geçim standartları daha da ağırlaştı. Öyle ki sadece gıda harcaması tutarındaki bir yıllık artış oranı, Ocak 2004’den bu yana ilk kez yüzde 20’leri gördü!

“Sen Gebze’de Hiç Çalışmadın Galiba!”

27.08.2018, Çayırova’dan bir işçi

isci_kadin_032.jpg

Merhaba arkadaşlar. Ben Çayırova’da yaşayan bir metal işçisiyim. Sizlere geçen aylarda başımdan geçen bir olayı anlatmak istiyorum. 2 ay önce işsizdim. Her sabah kalkıp sanayi bölgelerinde iş arıyordum. Her gittiğim yer ya “eleman alımımız yok” ya da “bizi sizi arayacağız” diyerek, beni geri gönderiyordu. Böyle iki hafta iş aramaya devam ettim. Ve iki hafta sonunda nihayet bir iş buldum. Çok mutlu oldum. Fakat işbaşı yaptığımda gördüm ki işyeri temiz değildi. Maaşı ancak karın tokluğuna yetiyordu. Bu durumdan nefret ediyordum ve bizi açlığa, yoksulluğa sürükleyen bu sistem batsın diye feryat ediyordum. Böylece çalışmaya devam ettim.

30 Yaşında Yaşlanmak…

26.08.2018, İzmir’den bir işçi

isci-tatili.jpg

Ağustos aynın içindeyiz, tepede kızgın bir güneş var. Deniz mevsiminin son ve en güzel günlerindeyiz. Orman, dağ, bayırın yeşili ağır ağır sarıya dönmeye başlayacak yakında. Sıcak toprak ve derelerden akıp yoluna giden sular, insanı mest edecek kadar güzel bir ay Ağustos ayı. Bu yaz mevsiminden kim istifade etmek istemez ki…

Emekçi Kimliğiyle Gurur Duymak

26.08.2018, Sefaköy’den bir büro işçisi

genc-isci-usta.jpg

İşçi sınıf hareketinin yükseldiği yıllarda sınıf kimliği işçilerin sahiplendiği ve gururla taşıdığı bir kimlikti. 12 Eylül 1980 darbesiyle burjuvazi işçi sınıfının örgütlü mücadelesine büyük bir darbe indirdi. Sonraki yıllarda işçi sınıfına yöneltilen ideolojik bombardımanla işçilerin emekçilerin bilinçleri adeta esir alındı. Bu ideolojik saldırıların acı sonuçlarını şimdi yaşayarak görüyoruz.

Süperpak Grevi Sürüyor

25.08.2018, İzmir’den bir UİD-DER’li

superpak-grevi.jpg

20 Haziranda başlayan Süperpak işçilerinin grevi sürüyor. Patronun sıfır zam dayatması sonucu İzmir, Antep ve Karaman’daki üç fabrikanın işçileri aynı gün greve çıktılar. İşveren, işçilerin örgütlü olduğu Selüloz-İş sendikasını devre dışı bırakmak için çeşitli hilelere başvuruyor. İşçilerse grevlerine sahip çıkarak patronun ayak oyunlarını boşa çıkartıyorlar. Grev çadırında, grev nöbet çizelgesi tablosu oluşturmuşlar. Aynı fabrikada çalıştıkları gibi fabrika önündeki grev çadırında grevlerini birlikte sürdürüyorlar. Talepleri belli. Taleplerinin kabul edilmesini, Selüloz-İş sendikasıyla toplu iş sözleşmesi imzalanmasını istiyorlar.

Bir Sorunun Düşündürdükleri

25.08.2018, Sancaktepe’den bir grup işçi

birleşen işçiler yenilmezler

Samatya’dan bir sağlık işçisi ablamız UİD-DER’in sitesine yazdığı “Bir Sorum Var Dostlar” adlı mektubun sonunu “UİD-DER’de arkadaşları görünce bazen diyorum bu insanların hiç mi dertleri yok, hep güler yüzlü, hep enerjikler. Onlarla bir araya gelince bana da geçiyor enerjileri. Peki, yine soruyorum size dostlar, bu işin sırrı ne?” diyerek bitirmiş. Biz de Sancaktepe’den bir grup işçi olarak işçi ablamızın sorduğu soru üzerine düşündük ve bir cevap yazdık:

“Gomşu, Mutlu Oluvemek Bizim de Haggımız Del mi?”

25.08.2018, İzmir’den bir işçi

ege-koy-dugunu.jpg

Malum düğünler, nişanlar daha çok yaz aylarında ve hafta sonları yapılıyor işçi-emekçi mahallelerinin sokaklarında. Düğün sahipleri yakın komşularını, ister tanıdık ister tanımadık olsun, kapıları çalıp davet ediyorlar. Benim de davet için kapımı çaldı düğün sahibi anne-baba. Davetlerine teşekkür ettim. Kendilerini tanımadığımı belli etmeye çalıştığımı anlayan anne, “gomşu, mutlu oluvermek bizim de haggımız del mi?” diyerek, sözlü davetlerini yineledi. Ben de, “gomşula, mutlu oluvemek en çoğ bizim, yanım yoğsulların haggı. Mutlu, mesud, çoğ bahdiyar oluverin her bir insanla” diyerek, davetlerini kabul ettim.

İngiltere’de Madenci Eşlerinin Kararlı Mücadelesi

ingiltere-maden-1984.jpg

(23.08.2018) İşçi sınıfının mücadelesi, kadınıyla erkeğiyle birlik ve dayanışma ile büyür ancak. Bir fabrikada direnişe ya da greve katılan işçilere en büyük destek kendi evlerinden gelir. Evinde eşinin, ailesinin desteğini alan işçi daha kararlı atılır hak arama mücadelesine. İngiltere’de de maden ocaklarının kapatılmaması için mücadele eden maden işçilerinin eşleri, büyük rol oynadılar ve bu mücadelenin kararlı birer savunucusu oldular.

“Huzur Kenti İstanbul”

23.08.2018, Bağcılar’dan bir işçi

metrobus-reklamlar.jpg

Bu başlık çoğumuza tanıdık gelebilir. Başta İstanbul’da yaşayan işçi arkadaşlarım “bu başlığı nerede görmüştüm?” diye düşünebilirler. En çok kullandığımız toplu taşıma aracı metrobüste görmüş olabilirsiniz. Belki tramvay veya metro gibi ulaşım araçlarında da görmüş olabilirsiniz. Ben metrobüste görmüştüm. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, insanlara metrobüste “sıkılmasınlar” diye ufak ekranlardan çeşitli videolar izletiyor. Çok sayıda reklamın yanı sıra belgeseller, komik videolar, haberler, yemek tarifleri ve adrenali yüksek spor videoları yayınlanıyor. Ben yalnız yolculuk yapıyorsam genellikle videoları izliyorum.

Patronların Başı Ağrımıyor!

23.08.2018, Ankara’dan bir kadın işçi

is-yerinde-calisma-ortami.jpg

Ben yayın sektöründe çalışan bir işçiyim. Yayına hazırladığım işlerde çok dikkatli olmak, temiz ve titiz çalışıp her ayrıntıya dikkat etmek zorundayım. UİD-DER’le tanışmadan önce işim sadece bu kadar değildi. Ofiste telefonlara bakmak, patronun misafirlerine çay-kahve getirmek, ofisin temizliğini yapmak gibi işler de bana yüklenmişti. Ben tüm bunlara nasıl ve neden katlandım?

Yaşamlarımız Aynı mı, Çıkarımız Ortak mı?

yasalarimiz-ayni-mi.jpg

(22.08.2018) İki yakayı birbirine bağlayan köprülerin ve Boğaz’ın mavisi eşliğinde birbiri ardına dizili restoranlar… Ellerinde bir tomar anahtarla, müşterilerinin arabalarını restoranın tam önüne çekebilmek için sağa sola koşuşturan valeler… Kargaşanın ortasında, lüks araçlardan inen kirli sakallı, kısa paça pantolonlu, şık giyimli erkekler… Simli, güpür süslemeli, dantel ve fırfır detaylı, sezonun öne çıkan renkleriyle, ipek kumaşlarla ışıldayan bakımlı kadınlar…

Hindistan’daki Sultan ve Halkı

22.08.2018, Esenyurt’tan bir metal işçisi

sultan-karikatur.jpg

Bir zamanlar, Hindistan’ın başında zalim mi zalim, kurnaz mı kurnaz bir sultan varmış. Bu sultan ne yapar ne eder bin bir türlü entrikalarla başta kalmayı başarırmış. Kendisi Karun kadar zengin ve bir o kadar da aç gözlü ama halkı da bir o kadar yoksulmuş. Köylülerin, zanaatçıların çalışma koşulları çok ağırmış, kazandıklarının en az yarısı da vergi adı altında ellerinden geri alınıyormuş.

Ölen Hep Bizleriz İşte

22.08.2018, Sefaköy’den bir sağlık işçisi

huseyin-yilmazer.jpg

Hüseyin Ayılmazer 31 yaşında öğrenmişti kanser olduğunu… Önce Antalya’da tedavi görmeye başlamış, sonuç alamayınca şehir şehir dolaşmaya başlamıştı bir ümit. Ankara, Denizli, İzmir, Gaziantep derken son olarak da Manisa’ya gitti şansını denemek için. Hüseyin eski bir sağlık işçisiydi ve kanser hastasıydı, çalışabilecek gücü olmadığı için işinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Kalacak bir yeri de yoktu Hüseyin’in. Şartlar böyleydi, aslında ölüme mahkûm edilmişti işte. Çok zayıflamıştı seneler içinde.

Yasalar İşçilerden Yana mı?

yasalar-iscilerden-yana-mi.jpg

(20.08.2018) İşyerinde haksızlığa uğradıklarını düşünen, meselâ ücretlerini alamayan işçiler yasal haklarının ne olduğuna bakarlar. İşten atılınca “yasal haklarım nedir?” diye sorarlar. Çünkü yasalar milyonlarca işçinin çalışma şartlarını belirler. Peki, yasaları kim yapar? Yasaları çıkaran siyasetçiler, devlet adamları gerçekten işçilerin çıkarını düşünür mü? Bu soruya doğru cevap verebilmek için iktidarın iş yasalarında yaptığı değişikliklerin bizim yaşamımızı ve patronlar sınıfının durumunu nasıl etkilediğini görmemiz gerekiyor.

Adelheid, Emine, Ahmet, Hüseyin: Mücadele Sürüyor!

20.08.2018, İstanbul’dan bir işçi

mucalede-suruyor.jpg

İşçi Dayanışması’nda ve UİD-DER sitesinde Adelheid Popp’un “Bir İşçi Kadının Gençliği” isimli kitabı hakkındaki yazıları okumuştum. UİD-DER’li bir arkadaşım Adelheid’ın kitabını verdi. Kaplumbağa hızında bir okur olmama karşın bir solukta okuyup bitirdim! Gerek kitabı, gerekse Adelheid Popp’un çalışkan bir işçi, sınıf mücadelesi içerisinde inançlı, kararlı sosyalist bir kadın işçi olması İşçi Dayanışması’nda ve UİD-DER sitesinde günümüz işçi kuşaklarına aktarılmış. Özellikle kadın işçilere Adelheid Popp’un mücadele serüveni çok şeyler katacaktır.

Bir Törenin Düşündürdükleri

20.08.2018, Avcılar’dan bir grup işçi

italya-kopru-cokmesi.jpg

İtalya’nın Cenova kentinde bir otoyol köprüsünün 14 Ağustosta çökmesiyle 43 insan hayatını kaybetti. Bu korkunç faciadan sorumlu olan devlet yetkilileri önce ülkede olağanüstü hal ilan etti ardından ölenler için bir devlet töreni düzenledi. Törende bütün devlet ricali yerini aldı ve gözyaşları döktü. Ailelerin yarısı ise bu törene katılmayarak devleti protesto etti. Olayda hayatını kaybedenlerden 29 yaşındaki Giovanni Battiloro’nun ailesi de bu törende yoktu. Giovanni için yapılan törende babası Roberto Battiloro, “devlet vatandaşlarını korumadı, benim oğlum öldürüldü” diye feryat etti. Cenazede “Antonio, Matteo, Giovanni ve Gerardo… Kader değil devlet” pankartı taşındı.

Ayaklar, Başlar ve “Yanlış Kişiler”

20.08.2018, Adana’dan bir inşaat işçisi

giyim-yoksulluk.jpg

Geçtiğimiz günlerde gazetelere yansıyan bir haber kapitalist sistemin nasıl akıl dışı bir sistem olduğu konusunda beni bir kez daha düşündürdü. Giyim firması Burberry’nin yaklaşık 38 milyon dolarlık ürününü yaktığı anlatılıyordu haberde. Şirket tepkiler üzerine bu kararı, ürünlerinin ucuz fiyata satılmaması ve yanlış kişilerin eline geçmemesi için aldığını açıkladı. Yani bu şirket için ne insanların ihtiyaçları ne işçilerin bin bir emeğiyle üretilen ürünlerin ziyan olması ne atıkların çevreye verdiği zarar önemli!

İşçilerin Sordukları/63 - SGK Sayıştay Denetiminden Neden Çıkartıldı?

iscilerin-sorduklari-63.jpg

(19.08.2018) Milyonlarca işçi ve emekçinin hastalık, işsizlik, sakatlık, ölüm ve analık halinde korunmasını sağlamakla, emekli aylıklarını ve sağlık harcamalarını ödemekle yükümlü Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Cumhurbaşkanının imzaladığı bir kararnameyle Sayıştay Denetiminden çıkarıldı. Başka bir düzenleme yapılmaması durumunda SGK artık her yıl Sayıştay tarafından denetlenmeyecek ve oluşturulan raporlar kamuoyu ile paylaşılmayacak.

Ekonomik Kriz İlaç Bekleyen Hastaları da Vuruyor!

19.08.2018, Mersin’den bir işçi

ekonomik-kriz-ilac.jpg

Son günlerde Türk Lirasının iyice değer kaybetmesiyle beraber sağlık hizmetleri ve ilaçlar da bundan nasibini alıyor. 6 ay önce Sağlık Bakanlığı ile ilaç firmaları arasında yapılan anlaşmaya göre avro 2,69 lirada sabitlenmişti. Ancak ekonomideki kötüye gidiş nedeniyle avro 6-7 liraları aşınca ilaç firmaları bazı ilaçları piyasaya kısıtlı vermeye veyahut vermemeye başladı. Bu durum pek çok ilacın hastalara ulaşmasını engelliyor.

Seninleyken Şarjım Bitmiyor

19.08.2018, Yeşilkent’ten bir ev kadını

1-mayis-gebze_20150501_MRK35992.jpg

Ben iki çocuklu bir ev kadınıyım. UİD-DER’in çeşitli etkinliklerine çocuklarımla birlikte katılıyorum. Kızım “anne sinemaya ne zaman gideceğiz?” diyor. Etkinliklerde sinevizyon görüntülerini izlediğinde sinema sanıyor. “Sizi sinemaya götüreceğim” deyince çok seviniyorlar. Bizler insanız, çevremizde olumsuz şeyler, sorunlar yaşanıyor.

Ekonomik Çöküşün Faturasının Emekçilere Kesilmesine Hayır!

ekonomik-cokus-emekciler.jpg

(18.08.2018) Kriz bahanesiyle zamları, işten atmaları, bize yönelik tüm haksızlıkları, tüm saldırıları meşrulaştırmak istiyorlar. İşçiler olarak haklarımıza sahip çıkmak için, “faturayı ödemeyeceğiz” demek için birleşmeliyiz!

Keskinoğlu: Sermaye Güvenli Limana, İşçi Kapı Önüne!

keskinoglu-isten-atma.jpg

(17.08.2018) Manisa’nın Akhisar ilçesinde faaliyet gösteren Keskinoğlu Tavukçuluk, ülkedeki ekonomik iklim nedeniyle mali krize sürüklendiğini iddia ederek konkordato (mali açıdan zor durumda olan bir kurumla yapılan iflas anlaşması) başvurusunda bulundu. Şirket, bu süreçte küçülme gerekçesiyle 1000’in üzerinde işçiyi işten çıkararak “ekonomik iklimin” faturasını işçilere kesti.

Yaz Tatilinde El Ele Veren Çocukların Düşündürdükleri

17.08.2018, Gebze’den bir metal işçisi

cocuklar-tatil.jpg

Demiri eriten, çeliğe su veren, üreterek hayatı şekillendiren elleri nasırlı işçiler, yani bizler, gece gündüz demeden çalışıyoruz. Sağlığımızı hiçe sayarak birer robot gibi didinip duruyoruz. Biz çalıştıkça sermaye sınıfının zenginliğine zenginlik katıyoruz. Bu yoğun çalışma temposunun sonunda bir nebze dinlenebileceğimiz uzun bir yıllık izni hak ediyoruz. Ama kısacık izinlerimizde çoğumuz bedenimizi dinlendireceğimize, köylerde babamıza, dedemize yardım ediyoruz. Kimimiz bahçede fındık topluyor, kimimiz tarlada ekin biçiyor… İzin bittiğinde, yorgun ve bezgin bir şekilde yeniden fabrikalara yani yoğun iş temposuna geri dönüyoruz.

Sinop’u Daha Az Kişi Ölsün Diye Seçmişler!

17.08.2018, Esenyurt’tan bir emekçi

nukleer.jpg

Sinop’un CHP’li Belediye Başkanı Baki Ergül, bölgeye kurulacak nükleer santralle ilgili bir gazeteciye verdiği röportajında gazetecinin “Nükleer Santral için neden Sinop seçildi?” sorusuna “Türkiye’de kilometrekareye 90 kişi düşerken, Sinop’ta bu oran 30’dur. Eğer nükleer santralde bir patlama yaşanırsa daha az insan ölsün düşüncesiyle Sinop seçildi” cevabını verdi.

“Yakıyor, Yakıyor, Dolarları Yakıyor!”

16.08.2018, İzmir’den bir UİD-DER’li

urfali-patron-dolar-yakiyor-082018.jpg

Metroya bindim. Dışarısı çok sıcak, metronun içi serin mi serin. Etrafıma bakındım. Ayakta boynu göğsüne inmiş, başını telefondan kaldırmayan gençler var. Günün yorgunluğu, havanın sıcaklığından olacak çoğunluk şekerleme yapıyor. Uyanık olanlarsa, birkaç kitap okuyanın dışında, aralarında sohbet ediyorlar.

Yaşamak İçin mi Çalışıyoruz, Çalışmak İçin mi Yaşıyoruz?

16.08.2018, Sancaktepe’den bir işçi

calisan-isci.jpg

Çalışmak yani üretmek şüphesiz yaşamın önemli bir parçası. Çünkü insan ihtiyaçlarını ancak üreterek karşılar. İnsan üretmeseydi, sadece doğanın verdikleriyle yetinseydi bugünkü olanaklara sahip olamazdı. Demek ki yaşamak için çalışmamız, üretmemiz gerekiyor. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki yaşamak için gerekli olan çalışma araç olmaktan çıkmış adeta yaşama amacımız haline gelmiş. Yani çalışmak için yaşar olmuşuz.

DİSK-AR İşsizlik Raporunu Açıkladı

disk-ar-issizlik-15082018.jpg

(15.08.2018) Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR); Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından açıklanan resmi veriler üzerinden işsizlik ve istihdama ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. “İşsizlikte Krizin Ayak Sesleri!” başlığı ile kamuoyuna sunulan DİSK-AR Ağustos 2018 İşsizlik Raporunda, önümüzdeki süreçte işsizliğin artacağı vurgulandı.

Fotoğrafların Dili

15.08.2018, Gebze’den bir metal işçisi

multeciler

Işık yardımı ile cam, kâğıt gibi cisimlerin üzerine iz bırakılması anlamına gelen fotoğraf, 200 yıla yakın bir zamandır hayatımızda. Dijital teknolojinin gelişmesiyle birlikte, fotoğrafın kullanılması hızlı bir biçimde yaygınlaştı. Fotoğraflar artık her alanda kullanılıyor. Kimi fotoğraflar, insanın bebeklikten başlayıp, ölüme kadar geçen sürede yakalanan an’larını gösterir.

Biri “Özgürsünüz’’ mü Dedi?

15.08.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

calisan-isciler-pres-sb.jpg

Köleliğin hüküm sürdüğü eski dönemlerde köleler karın tokluğuna çalışır, efendilerinin bin türlü zulmüne maruz kalırlarmış. Dönemin en büyük uygarlıklarından biri olan Roma’da efendiler lüks ve şaşaa içinde yaşar, saraylar, tapınaklar inşa ettirirken kölelerini ölesiye çalıştırmaktan, zincire vurmaktan geri durmazlarmış.

Krizin Faturası İşçiye Kesiliyor!

antep-tekstil-fabrika.jpg

(14.08.2018) Türkiye ekonomisi büyük bir darboğaza girmiş bulunuyor. Uygulanan ekonomi politikaları ve dış siyasette yükseltilen gerilim bu sıkışmışlığı arttıran, içinden çıkılmaz hale getiren bir işlev görüyor. Dövizdeki sıçramalar işçi ve emekçilerin alım gücünü günden güne azaltırken, temel ihtiyaç maddelerine zam üstüne zam yapılırken ücretlere tek kuruş zam yapılmıyor. Bu da yetmezmiş gibi üretimde durgunluk gerekçesiyle Türkiye’nin çeşitli sanayi havzalarında işçiler toplu olarak işten atılıyor!

Ellerinizden Başka Her Şey Yalan Söylüyorsa

14.08.2018, Esenyurt’tan bir metal işçisi

ruyada-calisma.jpg

İşyerinde çalışırken bir işçi arkadaş “bugün rüyamda sabaha kadar çalıştım valla, işe yorgun geldim, hiçbir yerim tutmuyor” dedi yarı tebessümle. Ben de “o kadar parayı ne yapacaksın zaten akşam onda paydos ettin” dedim. Arkadaş da “rüyada çalışıp yoruluyoruz ama para almıyoruz ki, keşke onu da fazla mesaiye yazsalar” dedi. Ben de “hiç düşündün mü neden rüyamızda bile çalışıyoruz, neden daha güzel şeyler görmüyoruz rüyamızda bari?” diye sordum.

“O Kadar da Uçmayın”

14.08.2018, Pendik’ten bir kadın işçi

emekci-kadinlar-mucadelede-onde_20140501_278.jpg

Geçtiğimiz günlerde, işyerinde, toplu iş sözleşmesi maddelerinin konuşulduğu bir toplantı düzenlendi. Toplantıda sendika başkanı işçilere, patrondan neler talep edebiliriz, neler edemeyiz, bunları anlatıyordu. Ve biz işçilerin de fikrini soruyordu. Bir arkadaşımız “ikramiyelerimiz bölünmesin, biz aldığımız paradan bir şey anlamıyoruz” dedi.

DİSK: “Krizi %1 Yarattı, Bedelini %99 Ödemeyecek!”

disk-IMG_2477.jpg

(13.08.2018) Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, ekonomideki son gelişmelere dair DİSK yönetim kurulu adına bir değerlendirme yaptı. Türkiye ekonomisinin, tehlikeli bir “döviz krizi” ve “borç krizi” ile karşı karşıya olduğunu belirten Çerkezoğlu, döviz ve borç krizi olarak başlayan bu krizin kısa sürede ekonominin diğer alanlarına enflasyon, durgunluk, işsizlik ve yoksulluk olarak yansıyacağına dikkat çekti.

Asya’dan Avrupa’ya İşçiler Mücadele Ediyor!

irlanda-44819082_403.jpg

(13.08.2018) İrlanda’nın en büyük havayolu şirketlerinden biri olan Ryanair’ın pilotları, 12 Temmuzdan itibaren belirli aralıklarla birer günlük grevler gerçekleştirmeye başladılar. Pilotlar ve kabin görevlileri daha iyi ücret ve çalışma şartlarının düzeltilmesini istiyorlar. Hastalık ödemelerinin yapılmasını, asgari dinlenme sürelerinin uygulanmasını ve satış hedeflerinin sona ermesini isteyen havayolu emekçileri, taleplerini kabul ettirmek için mücadeleyi sürdürüyorlar.

“Ama Olmaz ki!”

11.08.2018, İstanbul’dan bir işçi

hayir_2017-03-01_212806.jpg

Hayallerimizin sınırının günlük yaşamımızın ötesine geçtiği nadirdir. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmak zorunda kaldıkça kurduğumuz hayaller de yorganımızın boyunu geçmez oldu. Dünyamızın yüzölçümü 510 milyon km², dile kolay! Görmediğimiz nice yollar, gürül gürül akan çağlayanlar, göklere erişen dağlar, engin deryalar, adını bile duymadığımız şehirler var.

Yusuf’un Hayallerini Çalan Kimdi?

11.08.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

mehmet-siddik-baybarz-is-cinayeti-30072018.jpg

Yer sofrası kurulmuştu. Yusuf ve kardeşi Ayşem biraz kömürleşmiş ıspanak böreklerine öylece bakıyorlardı. Anaları çocuklarına bakarak şöyle diyordu: “Yanmamış yerlerini yiyin yavrularım, daha iyi bir fırınımız olunca söz ne ıspanaklı börekler yaparım size. Hatta kıymalı yaparız paramız olursa he yavrularım.” Fırın davul fırındı ve bir hayli eski olması hasebiyle istenen sonucu vermemişti.

Nasrettin Hoca Dolmuşa Binerse

11.08.2018, Esenyurt’tan bir işçi

nasreddin-hoca-mektup.jpg

Geçenlerde dolmuşa binmiştim. Bizim buraların dolmuşları özellikle bazı saatlerde çok dolu olur ve ayakta on kişi varsa şoföre göre araç boş gidiyordur. Özellikle havaların aşırı ısınmasıyla birlikte sıkışıklık, ter kokusu, iş stresi ve günün yorgunluğu derken iyice çekilmez hale geliyor. Neyse, ayakta gidiyorum, tam önümde bir genç var. Başka bir genç dolmuşa bindi, kendine bir yer açtı, ücretini gönderdi ve öğrenci olduğunu bildirdi.

Flormar İşçileri: Yaşayarak Öğreniyoruz!

flormar-soylesi-072018.jpg

(10.08.2018) 15 Mayıstan bu yana fabrika önünde direnişlerini sürdüren Flormar işçileri ile işçi hakları üzerine sohbet ettik. Direnişçi işçiler, haksızlıklara karşı birlikte mücadele veriyor olmanın haklılığı, gururu ve coşkusuyla sohbete katıldılar. Bize de bu güzel sohbetin bir bölümünü sizlere aktarmak düştü.

Bak, Gör, Algıla ve Mücadele Et!

10.08.2018, GOSB’dan metal işçisi bir kadın

birleşen işçiler yenilmezler

Bakış açısı ya da daha geniş kapsamıyla perspektif; bir konuyu, olayı ya da düşünceyi belli bir noktadan hareketle inceleme, olaya belli bir yönden bakma, bir nevi görüş açısı demektir. Peki, bu noktadan hareketle, bakmak, görmek ve algılamak aynı şeylerdir diyebilir miyiz? Bu sorunun cevabını birlikte bulalım. Misal içinde yaşadığımız dünya adlı gezegen, acaba bütün canlılar için aynı şeyi mi ifade ediyor?

Üniversite Çok İş Yok!

10.08.2018, Mersin’den bir öğrenci

issiz-universite-mezunu.jpg

Bu sene de yaklaşık 2,5 milyon genç üniversite sınavında ter döktü. Sınava giren öğrenci sayısının bu denli artmasının nedeni, mezun olur olmaz bir işe girmek, kendi ayakları üzerinde durabilmek. Ama bunun için de iyi bir bölüm ve “prestiji yüksek” bir üniversiteye girmek şart. Böylesi bölümlerin kazanılması ise oldukça zor. Biz işçi çocuklarının kalemi olsa silgisi olmuyor, kitabı olsa özel ders verecek öğretmeni olmuyor.

Bu Zalim Sisteme Karşı Mücadele Etmeliyiz

10.08.2018, Mersin’den bir öğrenci

atom-bombasi.jpg

Tarih 6 Ağustos 1945. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte atıldı Hiroşima’ya ilk bomba. Yakıp kavurmuştu her tarafı. Ve aradan üç gün geçtikten sonra ikinci bomba… Binlerce insan bir anda hiç yoklarmış gibi suspus olmuştu. İki yüz yirmi bin insanın ölümüne ve on binlerce insanın sakat kalmasına neden olan bir felaketti bu.

Ankara İSİG Meclisi Memur-Sen’i Açıklama Yapmaya Çağırdı

ramazan_aktas_is_cinayeti.jpg

(09.08.2018) Hükümete yakınlığıyla bilinen Memur-Sen’in genel merkez binası inşaatında 4 Ağustosta Ramazan Aktaş adlı işçi, 13. kattan düşerek hayatını kaybetti. İnşaat Ankara’nın Altındağ ilçesine bağlı Zübeyde Hanım Mahallesinde yer alıyor. 38 yaşındaki Ramazan Aktaş, iskelede çalıştığı sırada bina ile iskele arasındaki boşluktan düşerek hayatını kaybetti.

Flormar’da Baskılar Artıyor, İşçiler Boyun Eğmiyor

flormar-direnisi.jpg

(09.08.2018) Flormar işçileri direnişlerinde 87 günü geride bıraktılar. Direnişçi işçiler, fabrika önünde “sendikalı olarak işlerine geri dönmek” talebiyle kadınıyla erkeğiyle kararlı bir mücadele yürütüyorlar. Kolluk kuvvetlerinin Flormar işçilerinin direnişlerine yönelik baskıları artarak devam ediyor. İşçilerin taleplerini dile getiren pankartların indirilmesi, “gürültü” yaptıkları gerekçesiyle ses aracına müdahale edilmesi gibi çeşitli gerekçelerle direniş alanını sınırlamak için türlü dayatmalar gündeme getiriliyor.

Askıda Ekmek!

09.08.2018, Hadımköy’den bir işçi

askida-ekmek.jpg

Her sabah uyandığımızda yeni zamlarla karşılaşıyoruz. Zamlar yağmur gibi yağıyor işçi, emekçi yoksulların üzerine. Gıdadan giyim eşyalarına, beyaz eşyadan enerji kaynaklarına, iğneden ipliğe her şeye zam gelirken ücretlere nedense zam gelmiyor. Reel ücretler yapılan zamlar karşısında erirken çalışanların alım gücü her gün biraz daha düşüyor. Açlığa, yoksulluğa itilen insan sayısı her gün daha da artıyor.

Ankara’da İnşaat İşçileri Eylem Yaptı

ankara-09-08-2018-isciler-eylem.jpg

(09.08.2018) Ankara’da Etlik Şehir Hastanesi şantiyesinde çalışan işçiler, iş bırakma eylemi yaptı. Yaşadıkları çalışma, beslenme ve barınma sorunlarının çözülmesini isteyen, bu nedenle yemek protestosu ve iş bırakma eylemi başlatan binlerce inşaat işçisi, “Yönetim Buraya!” sloganıyla şantiye alanında toplandı. İşçilerin uzun süredir dile getirdikleri sorunlarını ve taleplerini duymazdan gelen yönetim ise, işçilerin görüşme talebine bir kez daha kulak tıkadı.

Sorun İnsanda Değil, Onu Zehirleyen Sömürü Düzeninde!

2018-08-08_234031.jpg

(08.08.2018) Yemyeşil, capcanlı bir ağaç birden bire yapraklarından dallarına oradan köklerine doğru kurumaya başladığında onu kurtarmak için neden kuruduğunu anlamaya çalışırsın. Bunun için de kurumasına neden olabileceğini düşündüğün sebeplere yönelik çözümleri uygulamaya başlarsın. Mesela toprak susuz kalmışsa su verirsin, toprağı aşırı sudan vıcık vıcık ise suyu emecek kuru toprak koyar, kökünü harmanlarsın.

Yükselen Doların Faturasını Kim Ödüyor?

08.08.2018, Aydınlı’dan bir kadın işçi

asgari-ucret-eriyor.jpg

Gün geçmiyor ki zam haberiyle uyanmayalım. Elimizin değdiği her şey zamlanıyor, cebimize girmeden ücretlerimiz eriyip gidiyor. Ekonomi ne zaman dar boğaza düşse faturasını biz işçilere, emekçilere kesiyorlar. İşyerlerinde maaşlarımız yerinde sayıyor, ücretlerimiz ödenmiyor, geciktiriliyor ama zamlar hiç durmuyor. Tabi bu aralar hepimizin gündemine yerleşen doların yükselişi bu zamlardan bağımsız değil.

UİD-DER’li Mücadele Arkadaşım, Şahitlik İşini Sormuşsun…

08.08.2018, İzmir’den bir işçi

is-mahkemesi.jpg

Sütlüce’den kadın işçi kardeşimiz, mektubun elimize ulaştı, UİD-DER aracılığıyla. Binlerce UİD-DER’li gibi ben de mektubunu okudum. Gerek UİD-DER sitesinde, gerekse İşçi Dayanışması gazetesinde çıkan her yazı, her okur mektubu gibi hepimiz için çok kıymetli, çok değerli. Her zerresinde ortak, kolektif emeğimiz var. Tırnaklarla betonu delip toprağa ulaşmak misali koca bir emek yani…

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this