UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Asgardia’yı Patronlara Verelim, Biz Dünyayı İstiyoruz!

UİD-DER’li bir kadın işçi

Bilim kurguyu sevenler, bu hikâye tam size göre! Yeni bir bilim kurgu heyecanına hazır mısınız? Ama bu sefer izleyeceğiniz bilim kurgu, televizyon ya da sinemada değil, gerçek dünyada, gözlerinizin önünde gerçekleşecek. Görkemli Asgardia! Tabii bu durum sizi biraz korkutabilir. Sonuçta bilim kurgu izlemeyi sevenler aşağı yukarı hepsinde korkunç şeyler yaşandığını da bilir. Örneğin; dünya uzaylılar tarafından işgal edilir ya da dünyaya bir virüs yayılır ve insanlık tehlike altına girer. Bir başka örnekse dünyada bir savaş çıkar, nükleer silahlar kullanılır ve dünya yaşanılamayacak bir yer haline gelir. Alternatif bir yer bulunmaya çalışılır ya da atmosferde yeni bir yer inşa edilir... Senaryolar çoğaltılabilir elbette. Ama bütün senaryolar korkunç bir hikâye üzerine kurulur. Hepsinde bir yok oluş söz konusudur.

Bilim kurgu senaryolarını aratmayan bu hikâye ise, “Uzayda kurulan Asgardia ülkesi için vatandaşlık başvuruları başladı!” adlı bir haberden geliyor. Paris’te düzenlenen bir etkinlikle tanıtılan bu proje, dünyanın yörüngesinde kurulması hedeflenen bir ülkeyi anlatıyor. Kendi kural ve yasalarıyla işlemesi öngörülen Asgardia’da, “Yeryüzündeki diğer ülkelerin kısıtlamalarından tamamıyla bağımsız, özgür bir ortam” teklifi sunulacakmış. Vatandaşlık başvuruları bile başlamış özgürlük ülkesi Asgardia’ya! Yaklaşık 100 bin insanın yaşayabileceği bir uzay ülkesi… Bu 100 bin insanın sen-ben olmayacağını belirtmemize gerek yoktur sanırım. Yoksullukla boğuşan, daha kirasını ödeyemeyen işçi sınıfının bu kadar pahalı bir yerde yaşaması hakkı mıdır?! Neden doğanın sınırsız nimetleriyle, güzelliğiyle dolu dolu yaşayabilecek bir yeri kurtarmak varken, metal yığınlarının arasında “özgür” bir dünya kurmaya çalışılır? Daha diğer dünya savaşlarının yaşattığı acılar unutulmamışken, bir üçüncü dünya savaşında yine işçi ve emekçileri, dünyayı kıyımdan, yıkımdan geçiriyor sömürücü egemenler. Üstelik kendilerinin de yaşadığı dünyayı! Fakat görüyoruz ki ortaya koydukları çözüm başka bir yer yaratmak. Böylece paçayı kurtarabilecekler! Bu akıl almaz sistemin sonuçları işte budur. Neresinden tutarsan tut elinde kalacak, akıldışı bir işleyişe sahip bu düzenin, ne dünyayı ne de insanlığı gözü görüyor.

Peki, neden savaşların, açlığın, sömürünün olmadığı insanların mutlu ve özgür yaşayabileceği bir yer haline gelemiyor dünyamız? Ve neden dünyamız bütün insanlığa yetecek kadar zengin ve cömertken, bir avuç insanın hırsına, açgözlülüğüne heba edilip gidiyor? Ve tabii içinde bizlerle... İşçi sınıfın ortaya koyacağı çözüm elbette patronlarınki gibi olmayacaktır. Bizler “yeni bir yer inşa etme” yerine dünyamızda “yeni bir düzen inşa” etmeyi kendimize görev bilmek zorundayız. İnsanların yaşamak için çalışırken ölmediği, haksız savaşlarda katledilmediği, bilime ve sanata rahatça ulaşabildiği, paylaşmanın hazzına vardığı, aklın alıp alamadığı ne kadar güzellik varsa yaşayabileceği gerçek bir “özgürlükler dünyası”nın inşası için mücadele etmeliyiz. İşçi sınıfı bunu yapabilecek güce sahip, şu anki karamsar tabloya kilitlenmek yerine gücümüzün farkına varıp o karanlığı hep birlikte yırtalım!

23 Ekim 2016






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this