UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Asgari Ücret Sefalet Ücreti Olmasın!

Kardeşler!

Patronlar ve onların temsilcisi hükümet yine yalnızca bir simit almaya yetecek bir zam yapma peşindedir. Patronlar utanmadan bir de asgari ücretin yüksek olduğunu ve kendileri için yük olduğunu söylüyorlar.

Yeni yıla girmemize çok az zaman kaldı. Yeni yıla hep yeni umutlar ve beklentilerle giriyoruz. Bu beklentilerimizin başında ise, ücretlerimizin temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek düzeye çıkartılması isteği var. Milyonlarca işçinin işsizlikle, açlık sınırının altında bir asgari ücretle geçinmek için debelenip durduğunu düşündüğümüzde bu beklenti hiç de haksız değildir.

Sendikaların açıkladığı dört kişilik aile için açlık sınırı 1.000, yoksulluk sınırı ise 3.000 liranın üzerindedir. Bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda dahi milyonlarca işçinin nasıl bir sefalet ve yoksulluk içerisinde olduğu açıkça görülmektedir.

Asgari geçim indirimi dâhil şu anki asgari ücret 739 liradır. Milyonlarca işçi gece gündüz, çift vardiya demeden, fazla mesai ücretleriyle gelirini arttırmaya, açlık sınırını aşmaya çalışıyor. Ama buna rağmen işçiler yoksulluk sınırına yaklaşamıyorlar bile. Yani işçiler ancak karınlarını doyurabiliyorlar. Üstelik zar zor ve sağlıksız koşullarda! Sosyal hayat diye bir şeyi çoktan unuttuk! Sevdiklerinin, çocuklarının yüzünü doğru düzgün göremeyen işçiler için ailesiyle ve arkadaşlarıyla bir çay bahçesine gitmek bile lüks haline gelmiş durumda!

Doğalgaza, akaryakıta, suya, elektriğe, gıda ve ulaşıma yapılan zamlarla işçilerin alım gücü giderek düşüyor. Nisan ayında doğalgaza tek seferde %19 oranında zam yapılmıştı. Aradan dört ay geçmeden, Ekim ayının başında doğalgaz bir kez daha %10 oranında zamlandı. Benzin, mazot ve benzeri petrol ürünlerine yapılan zamlar ise artık otomatiğe bağlanmış durumda. Bunlarla birlikte ulaşıma yapılan zamları göz önünde bulundurduğumuzda, işçinin bulunduğu yerden kıpırdaması imkânsız hale geliyor.

Sendikaların yaptığı araştırmaya göre ortalama kira bedeli 509 lirayı bulurken, asgari ücretlinin kira ve konut harcamaları için ayırabildiği tutar sadece 226 liradır. İşçiler sosyal yaşamdan uzak, depreme dayanıksız, izbe evlere mahkûm ediliyor. Araştırmaya göre, asgari ücretle geçinen 4 kişilik bir ailenin, öğün başına 66 kuruşla karnını doyurması, 1 buzdolabı için 28 ay çalışması, 226 liraya ısınması ve barınması, çocuk başına 2,5 liralık eğitim harcaması ile çocuklarını yetiştirmesi bekleniyor! Bu sefalet ücretiyle yaşamsal ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayabiliriz?

İşçi kardeşler, durum bizler açısından bu kadar acı ve kahrediciyken, patronlar ve onların temsilcisi hükümet yine yalnızca bir simit almaya yetecek bir zam yapma peşindedir. Patronlar utanmadan bir de asgari ücretin yüksek olduğunu ve kendileri için yük olduğunu söylüyorlar. Hatırlarsak, geçen yıl asgari ücret belirlenirken Maliye Bakanı Mehmet Şimşek “Asgari ücret belirlenirken dengeleri gözetmek zorundayız” demişti. Soruyoruz; bir tarafta her şeyi üreten işçiler için açlık ve yoksulluk derinleşirken, diğer tarafta ise zenginlik ve bolluk bir avuç patronun elinde birikmektedir. Bu nasıl bir dengedir? Nasıl bir adalettir?

Bizim açımızdan açık ve nettir ki korunmak istenen denge patronlara daha iyi hizmet etme politikalarıdır. Savaş harcamalarına, silahlanmaya bütçeden inanılmaz paylar ayrılırken, sıra işçiye gelince düşünmeye başlıyorlar. Bütçe gelirinin büyük kısmı, biz işçilerin daha cebine girmeden kesilen gelir vergilerinden, KDV, ÖTV gibi ve daha ismini bilmediğimiz birçok vergi türünden sağlanıyor. Bugün asgari ücretin vergi dışı bırakılması tartışılmaktadır. Ancak bu tartışmalar sırasında patronlar bu vergilerin kendilerine bırakılmasını talep etmektedirler. Unutmayalım ki, bu vergiler bizlerin brüt ücretleri üzerinden kesilmektedir. Asgari ücret vergi dışı kalmalı ve oluşacak fark işçinin cebine girmelidir.

Milyonlarca işçi için asgari ücret taban ücreti oluşturmaktadır. Çok az sayıda işçi asgari ücretin biraz üzerinde ücret almaktadır. Toplu sözleşme süreçleri geldiğinde sendikalı işçilerin ücretleri de dâhil olmak üzere, milyonlarca işçinin ücreti asgari ücret baz alınarak arttırılır. Dolayısıyla sendikalı sendikasız, işli işsiz, sektör fark etmeksizin milyonlarca işçi için asgari ücret en büyük toplu sözleşme demektir.

Ancak asgari ücreti her yıl Asgari Ücret Tespit Komisyonunda yer alan 15 kişi belirliyor. Bu kurulun üyelerinden beşi hükümet temsilcilerinden, beşi bünyesinde en çok patron bulunduran patron örgütünden ve beşi de bünyesinde en çok işçi bulunduran konfederasyon adına sözde işçileri temsil eden Türk-İş bürokratlarından oluşmaktadır. Tablo böyleyken, bu kuruldan işçilerin sürünmeden geçinebilecekleri bir asgari ücret tespit etmesi beklenebilir mi? Ensesi kalın kodamanlardan işçilerin halini anlaması beklenemez!

O halde asgari ücretin ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek, yaşanılabilir bir düzeye çıkması için bu büyük toplu sözleşme sürecinde söz sahibi olması gerekenler işçilerdir. Asgari ücreti işçi kurulları belirlemelidir. İşçi kurullarının oluşturulması ve bu kurulların tartışarak ihtiyaçları belirlemesi, asgari ücretin buna göre ayarlanması mücadele hedefimiz olmalıdır.

Bizler bu hedef doğrultusunda işli, işsiz, sendikalı, sendikasız ayrımı yapmadan örgütlenmeli ve birlikte mücadele etmeliyiz. Unutmayalım ki, bizler birlikte hareket edemezsek patronlar ve onların sözünden çıkmayan AKP hükümeti bizleri açlığa ve sefalete mahkûm etmeye devam edecek ve var olan haklarımıza da el koymaktan geri durmayacaktır.

Asgari Ücret Vergi Dışı Bırakılsın, Vergiler Patronlardan Kesilsin!

Asgari/Temel İhtiyaçları Geçekten Karşılayacak Bir Asgari Ücret!

Asgari Ücreti İşçi Kurulları Belirlesin!

YILLAR İTİBARIYLA ASGARİ ÜCRET

(16 Yaşını Dolduran ve Bekarlar İçin)

TL / YTL
Yıllar Brüt Net
1 Ocak 1975 1.200 849
1 Haziran 1976 1.800 1.222
1 Ocak 1978 3.300 2.102
1 Mayıs 1979 5.400 3.259
1 Mayıs 1981 10.000 7.378
1 Ocak 1982 10.000 7.405
1 Ocak 1983 16.200 10.958
1 Nisan 1984 24.525 16.421
1 Ekim 1985 41.400 28.000
1 Ocak 1986 41.400 28.038
1 Temmuz 1987 74.250 49.095
1 Ocak 1988 74.250 50.595
1 Temmuz 1998 126.000 81.876
1 Ocak 1989 126.000 82.431
1 Ağustos 1989 225.000 141.975
1 Ocak 1990 225.000 146.475
1 Ağustos 1990 414.000 261.954
1 Ocak 1991 414.000 266.454
1 Ağustos 1991 801.000 502.911
1 Ocak 1992 801.000 511.911
1 Ağustos 1992 1.449.000 907.839
1 Ocak 1993 1.449.000 922.839
1 Ağustos 1993 2.497.500 1.563.473
1 Ocak 1994 2.497.500 1.713.435
1 Haziran 1994 2.497.500 1.711.437
1 Eylül 1994 4.173.750 2.759.429
1 Ocak 1995 4.173.750 2.834.429
1 Eylül 1995 8.460.000 5.514.192
1 Ocak 1996 8.460.000 5.739.193
1 Ağustos 1996 17.010.000 11.084.652
1 Ocak 1997 17.010.000 11.422.152
1 Ağustos 1997 35.437.500 22.943.025
1 Ocak 1998 35.437.500 24.518.025
1 Temmuz 1998 35.437.500 25.533.900
1 Ağustos 1998 47.839.500 33.808.514
1 Ocak 1999 78.075.000 57.620.790
1 Temmuz 1999 93.600.000 68.631.120
1 Eylül 1999 93.600.000 68.518.800
1 Ocak 2000 109.800.000 80.550.900
1 Temmuz 2000 118.800.000 86.922.900
1 Ocak 2001 139.950.000 102.369.600
1 Temmuz 2001 146.947.500 107.323.830
1 Ağustos 2001 167.940.000 122.186.520
1 Ocak 2002 222.000.750 163.563.537
1 Temmuz 2002 250.875.000 184.251.938
1 Ocak 2003 306.000.000 225.999.000
1 Ocak 2004 423.000.000 303.079.500
1 Temmuz 2004 444.150.000 318.233.475
1 Ocak 2005 488,70 350,15
1 Ocak 2006 531,00 380,46
1 Ocak 2007 562,50 403,02
1 Temmuz 2007 585,00 419,15
1 Ocak 2009 666,00 527,13
1 Temmuz 2009 693,00 546,48
1 Ocak 2010 729,00 576,57
1 Temmuz 2010 760,50 599,12
1 Ocak 2011 796,50 629,95
1 Temmuz 2011 837,00 658,95
1 Ocak 2012 886,50 701,13
1 Temmuz 2012 940,50 739,79
26 Kasım 2012






  Bildiriler

Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this