UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Belediye İşçilerinin Sorunları

Kasım 2009, No: 20

Mart ayında yapılan yerel seçimlerle birlikte il ve ilçe belediyelerinin başkanlık koltuklarına çeşitli siyasi partilerden belediye başkanları oturdu. Düzen partilerinden aday olan bu politikacıların hepsi “halka hizmet” vaadiyle işçi ve emekçi kitlelerden oy istemişlerdi.

Mart ayında yapılan yerel seçimlerle birlikte il ve ilçe belediyelerinin başkanlık koltuklarına çeşitli siyasi partilerden belediye başkanları oturdu. Düzen partilerinden aday olan bu politikacıların hepsi “halka hizmet” vaadiyle işçi ve emekçi kitlelerden oy istemişlerdi. Seçimlerin sona ermesiyle beraber, belediye başkanlarının halka nasıl hizmet götürdüklerini yaşayarak görüyoruz. Seçilen belediye başkanları derhal belediye işçilerini işten atmaya, kazanılmış haklarını budamaya, taşeronlaştırmayı yaygınlaştırmaya ve sendikasızlaştırma saldırılarına hız vermeye başladılar.

Kadrolu İşçilerin Hakları Yok Ediliyor

İşyeri temsilcileri, şube başkanları ve işçilerle geçmişten bugüne biriken sorunları üzerine sohbet ettik. İlk dile getirilen sorun, belediyelerde kadrolu çalışan işçi sayısının planlı bir şekilde hızla eritilmesi oldu. Kartal Belediyesinde çalışan bir işçi, ilk özelleştirmenin 1989 yılında orada başladığını, o tarihten bu yana özelleştirmenin bütün belediyelere sıçradığını dile getirdi. Kamuda çalışan işçi sayısının azaltılması yönünde alınan kararlar sonucunda, belediyelere neredeyse hiç kadrolu işçi alınmamış. Var olan işler az sayıdaki kadrolu işçinin sırtına yüklenmiş. Bu durum neticesinde kadrolu belediye işçilerinin iş kazasına uğrama ve meslek hastalığına yakalanma riski de artmaya başlamış. Nitekim 20 yıldır belediyede çalışan bir işçi, birçok arkadaşının, trafik kazası, makinede el sıkışması, bel fıtığı gibi sorunlarla karşı karşıya geldiğini üzülerek ifade etti. Sorunları üzerine konuştuğumuz bir başka işçi de “sosyal haklarımız, yardım paralarımız, ikramiyelerimiz de zamanında ödenmemeye, kırpılmaya başlandı” diyerek gelecek dönemde kendilerini bekleyen tehlikeyi şöyle ifade etti: “Böyle devam ederse bu haklarımız da elimizden alınacak!”

Taşeronlaştırma Ucuz İşçiliği Dayatıyor

Belediye yönetimlerini bu denli pervasızlaştıran, belediyelerde taşeron işçiliğin her geçen gün katlanarak büyümesidir. Belediye hizmetlerinin neredeyse tamamını taşeron firmalar üstlenmiş bulunuyor. Belediyenin asıl işlerinin de yapıldığı park-bahçe, yol yapımı, asfalt, temizlik, zabıta vb. bölümlerinde uzun zamandır taşeron işçiler çalışıyor. Belediyelerde kadrolu işçilerin birkaç katından daha fazla taşeron işçi istihdam ediliyor. Çünkü belediye yönetimleri için taşeron işçi demek, ucuz ve güvencesiz işçi demek. Nitekim konuştuğumuz çok sayıda taşeron işçi, düşük asgari ücrete, sendikasız, sigortasız, uzun saatler boyu çalıştıklarını ifade ettiler.

Her yılsonunda girdi-çıktı yapılarak taşeron işçilerinin iş sözleşmesi yenileniyor ve kıdem tazminatı hakkı kazanmalarının önüne geçiliyor. Hakkını arayan derhal kapı dışarı ediliyor. Bir işçi, belediyede çalışan avukat, mimar ve mühendislerin dahi birer yıllık sözleşmeli işçi olarak işe alındıklarını belirtti. 90’lı yıllardan bu yana taşeron firma sahipleri ve belediye başkanları kol kola yeni ihalelerde, ucuz işçilik sayesinde kâr üstüne kâr elde ettiler.

Sendikal Mücadeleyi Yükseltmeliyiz

Bilindiği gibi belediye işçileri Genel-İş, Belediye-İş, Hizmet-İş ve Tüm Bel-Sen gibi sendikalarda örgütleniyorlar. Sendika yöneticileri ve temsilcileri ile yaptığımız sohbette sendikacılar, sendikalar arasındaki rekabetten, sendikaların patronların çıkarını savunan burjuva siyasi partilerin arka bahçesi haline getirilmek istenmesinden,  taşeronlaştırma uygulamalarından şikâyetlerini sürekli dile getiriyorlar.  Diğer yandan yasal uygulamaları gerekçe göstererek, taşeron işçileri sendika üyesi yapmak konusunda henüz mücadeleyi yeterli düzeyde yükseltebilmiş değiller. Bu durum kadrolu ve taşeron işçilerin ortak mücadele etmesinin önünde bir engel teşkil ediyor. Ortak mücadelenin dışına düşen taşeron işçiler, kadrolu işçileri “ayrıcalıklı işçiler” diye tanımlarken, kadrolu işçiler de, taşeron işçilerin hallerine “üzüldüklerini” belirtiyorlar. Bu tam anlamıyla işçiler arasında bir bilinç çarpılması yaşandığının resmidir. Patronlar, işçileri bu şekilde “kadrolu” ve “taşeron” olarak bölmeyi başardıkları müddetçe kaybeden daima tüm işçiler olacaktır.

Belediye İşçilerinin Mücadelesine Destek Ver!

Belediyeler emekçilerin değil sermaye sınıfının çıkarlarına hizmet ediyor. Belediye işçisine yönelen sendikasızlaştırma, işten atma, sosyal haklarını gasp etme ve taşeronlaştırma saldırıları artarak devam ediyor. Saldırıları durdurmak, haklarımızı korumak ve sorunlarımızı çözmek için belediye işçileri olarak dayanışma ve birlik içinde olmalıyız. Sermaye sınıfının yasalarına ve baskılarına karşı örgütlü mücadeleyi yükseltmeliyiz. İzmir Kent A.Ş. işçileri,  Kocaeli Belediyesi işçileri, Esenyurt ve Kadıköy Belediyesi işçileri, haklarını korumak için aylardır sürdürdükleri eylemlerle, direnişlerle seslerini duyurmaya çalışıyorlar. İster kadrolu olalım ister taşeron işçisi, devam eden bu direnişlere destek vermeliyiz. Sendikalarımıza sahip çıkmalı, onları mücadele eden sınıf örgütleri haline getirmeliyiz.

14 Ekim 2009






Son Eklenenler

  • viransehir_iskur_kura_cekimleri.jpg
    Konkordato ilanları, daralma ve ekonomik kriz gerekçesiyle işçi çıkarmalar her geçen gün artıyor. İşsizlik oranları da buna bağlı olarak artıyor. TÜİK’e göre Ağustos itibariyle işsizlik oranı yüzde...
  • kadin-isciler-1.jpg
    Her zamanki gibi o gün işe başladım. Vardiyamı teslim alıp tezgâhıma geçtim. Biz aynı tezgâhta dört kişi çalışıyoruz. Herkesin yaptığı iş zor fakat sadece bir pozisyondaki iş diğerlerine göre kolay...
  • adaletsizlik-890x395.jpg
    Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev...
  • ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg
    Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini...
  • cinde-tokat-motivasyonu.jpg
    Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı...
  • gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg
    Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen...
  • students-protests-colombia.jpg
    Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT...
  • hastane-acil-kalabalik.jpg
    Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar...
  • alisveris-cilginligi.jpg
    Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını...
  • emekci-kadinlar.jpg
    Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı...
  • somali-isciler-isten-atildi.jpg
    Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında...
  • kres.jpg
    Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar....
  • dogan-gunes.JPG
    Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe,...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this