UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Ben Halimden Memnunum”

Kasım 2014, No:80

“Memnunuz” çünkü aslında çaresiz hissediyoruz kendimizi. İşsizlik ve kötü çalışma koşulları almış başını gidiyor. Madenciler, inşaatçılar onar yüzer ölüme gönderiliyor. Bu koşullarda halimizden nasıl memnun olalım? Oysa 1980 darbesinden önce, meselâ bir metal fabrikasında çalışıyor olsaydık şimdiki durum bize tam kölelik olarak görünürdü.


UİD-DER’li bir metal işçisi, başından geçenleri şöyle anlatmıştı: “Bir gün bir iş için patronumla bir yere gitmek zorunda kaldım. İş bittiğinde acıkmıştık. Bir lokantaya girdik. Karides yedik. Aman yarabbi! O ne güzel bir lezzetti öyle. Ben zeytini çok severim. O karidesi yiyinceye kadar zeytinden daha güzel lezzet olduğunu bilmiyordum. Meğer ne güzel tatlar varmış şu dünyada, ne lezzetler varmış! Daha adını, tadını bilmediğimiz neler vardır kim bilir! Hepsi patronların, hepsi zenginlerin! Biz de sanıyoruz ki en güzel lezzet zeytin…” Elbette arkadaşımız bizlere bunu anlattığında biraz güldük, biraz duygulandık. Dünyanın tüm zenginliklerini ürettiğimiz halde ne kadar çok şeyden mahrum edildiğimizi düşündük bir kez daha. Ama bu hikâyeyi anlatmamızın esas nedeni başka!

Pek çok işçi arkadaşımızın durumu karidesi bilmediği için zeytini bu dünyanın en lezzetli yiyeceği zanneden bu arkadaşımızın durumuna benziyor. Pek çok fabrikada asgari ücretin çok az üzerinde ücret aldığı için, ücreti düzenli ödendiği için ya da sendikalı olduğu için “ben halimden memnunum” diyen işçilere rastlarız. “Bizim en azından sigortamız var”, “çalıştığım yerden memnunum, servisimiz ve sigortamız var”, “işyerimden memnunum 1500 lira maaş alıyorum”, “bizde fazla mesai çok olur, memnunum”… Bu sözleri ne çok duyduğunuzu hiç düşündünüz mü? Peki, aslında gerçekten memnun olacak bir şey var mı ortada?

“Memnunuz” çünkü aslında çaresiz hissediyoruz kendimizi. İşsizlik ve kötü çalışma koşulları almış başını gidiyor. Madenciler, inşaatçılar onar yüzer ölüme gönderiliyor. Bu koşullarda halimizden nasıl memnun olalım? Oysa 1980 darbesinden önce, meselâ bir metal fabrikasında çalışıyor olsaydık şimdiki durum bize tam kölelik olarak görünürdü. Çünkü metal fabrikalarında çoğunlukla sendika vardı. İşçilerin günde 3 mola hakkı vardı. Senede 6 ikramiye, yakacak parası, ayakkabı parası rutin uygulamalardı. Tozlu ve ağır bölümlerde iş saatleri toplu sözleşmelerle kısaltılıyordu. Müdür ve amirler işçilere baskı yapacak, kötü davranacak olsa tüm işçileri karşısında buluyordu. İş koşullarından memnun olmayan işçiler grev yapıyorlardı. Hatta başka fabrikalarda süren mücadeleleri desteklemek için bile grev yapılabiliyordu. İşçiler haklarına ve örgütlülüklerine sahip çıkıyorlardı.

Bu gerçekleri biz UİD-DER’li işçilerden dinleyen örgütsüz işçiler büyük şaşkınlık yaşıyor, anlattıklarımıza inanmakta zorlanıyorlar. Zeytinle beslendikleri için karides gibi bir lezzet olabileceğine inanmıyorlar adeta. Oysa işçiler tadını bilmese de karides ve başka pek çok lezzet var dünyada.

Kardeşler, teşbihte hata olmaz derler. Elbette konumuz zeytin-karides değil. Konumuz patronların saldırıları karşısında kaybettiğimiz haklarımızın bir zamanlar var olduğunu unutmuş olmamızdır. Mücadelemizle çok daha büyük haklar elde edebileceğimizi bilmiyor oluşumuzdur. Halimizden aslında memnun olmadığımız halde memnun gibi görünmek zorunda hissetmemizdir. Neden memnun olacağız? Asgari ücretin açlık sınırının çok altında olmasından mı? Taşeronluğun, günde 12 saat çalışmanın artık “normal” olmasından mı? O kadar çalıştığımız halde geçinememekten mi? Her gün işçilerin iş kazalarında ölmesinden mi? İşçileri ölüme yollayanların pişkince “kader, fıtrat” demesinden mi? Örgütsüz, dağınık, güvensiz bir sınıf olmamızdan mı? Bize “halinize şükredin” diyenlerin, her şeye boyun eğmemizi isteyenlerin gözünün doymamasından mı? Sırtımızdan daha da semirmelerinden mi?

Niye, neden memnun olalım? Elbette memnun olmayacağız. İnsan değil makine yerine konulmaktan memnun olmayacağız. Uzayıp giden iş saatlerinden, düşen ücretlerden, taşeronlaştırmadan, artan baskılardan, iş kazalarından, iş cinayetlerinden memnun olmayacağız. Biz hep zeytine mahkûm edilirken başkalarının dünyanın tüm nimetlerini, zenginliklerini fütursuzca tüketmesinden memnun olmayacağız.

Ücretlerimizi yükseltmek, iş saatlerini kısaltmak, haksızlıkları, iş kazalarını, taşeronluğu ortadan kaldırmak için mücadele edeceğiz. Daha da önemlisi sömürüyü ortadan kaldırmak için mücadele edeceğiz, ediyoruz.

Biz memnun olacağımız bir dünyayı kendi ellerimizle yaratacağız. İşçiler olarak bir araya gelip patronlar sınıfını, sömürüyü, savaşları, ücretli köleliği ortadan kaldırmaktan son derece memnun olacağız. Patronlar sınıfının mahvettiği bu dünyayı kurtarmaktan ve kendi ellerimizle güzelleştirmekten son derece memnun olacağız. Patronlar sınıfının ellerinden kurtaracağımız dünya herkesi mutlu etmeye yetecek.

25 Kasım 2014






Son Eklenenler

  • adaletsizlik-890x395.jpg
    Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev...
  • ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg
    Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini...
  • cinde-tokat-motivasyonu.jpg
    Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı...
  • gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg
    Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen...
  • students-protests-colombia.jpg
    Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT...
  • hastane-acil-kalabalik.jpg
    Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar...
  • alisveris-cilginligi.jpg
    Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını...
  • emekci-kadinlar.jpg
    Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı...
  • somali-isciler-isten-atildi.jpg
    Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında...
  • kres.jpg
    Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar....
  • dogan-gunes.JPG
    Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe,...
  • bulasikci.jpg
    Geçenlerde Kadıköy’e sendikama gideyim dedim. Ama sendikamız o gün erken kapanmış. Sekreterimiz de çıkmış. Oraya gitmek için de biraz aceleyle yürümüştüm. Geri dönüp yürüyecek gücü bulamadım. Bir...
  • yoksulluk-artiyor.jpg
    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi görüşmeleri, bir önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda yapıldı. Görüşme sırasında ortaya konulan veriler, yoksulluğun ne kadar yayıldığını...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this