UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Bu Nasıl Düzen, Bu Nasıl Adalet?

Bir Tarafta Kölelik Koşulları, Diğer Tarafta Aşırı Zenginlik!

İşçi Dayanışması Bülteni, No:98


Özel istihdam büroları ile Türkiye’yi ucuz işgücü cennetine dönüştürmek istiyorlar. Bu yasa, işçilerin aynı köleler gibi kiralanmasını getiriyor. İşçileri işe alacak özel istihdam büroları, dileyen patrona bu işçileri saatlik, günlük ya da aylık kiralayacak. Kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılacak bu işçiler, bir yılı doldurmadan kendilerini kapının önünde bulacaklar. Kıdem tazminatı alamayacaklar, çoğu zaman sigortaları olmayacak, olsa da parçalı olacak. Çalışmaya gönderildikleri işyerlerinde haklarını bile arayamayacaklar.

Kiralık işçiliğin önünü açan tasarı geçtiğimiz günlerde Meclis’te yasalaştı. İktidar partisi vekillerinin elleri kalktı, indi ve işçilerin çalışma yaşamını kökten değiştirecek düzenleme yasaya dönüştü. İşte her şey bu kadar basit! Kimse işçiye ne istediğini sormadı. Ama hükümete ve patronlara kalırsa tüm dertleri, tasaları işçiler! Meselâ bu yasayla işsizlik azalacakmış! Atalarımız boşuna dememiş, “duy da inanma!” diye. Meğer işçileri ne kadar çok seviyorlarmış! Öyle çok düşünüyor, öyle çok seviyorlar ki, ne yapacaklarını bilemeyip işçileri kölelik konumuna iten bir yasa çıkardılar.

Gerçekler onların söylediğinden farklı tabii… Gazeteleri, işveren örgütlerinin yaptığı toplantıları, hükümetin açıklamalarını yakından takip eden bir işçi, bu sevginin ne tür bir sevgi olduğunu derhal anlar. Uzun bir süredir Bakanlar ve patronlar Türkiye’yi “Çin gibi” yapmaktan söz ediyorlar. İnsan şöyle bir durup düşünmeden edemiyor: İyi mi kötü mü? Ne demek ki “Çin gibi olmak!” Çin’de işçi ücretleri son derece düşük… İşçiler uzun saatler boyunca köle gibi çalışıyorlar, sefalet koşullarında yaşıyorlar. Bu sayede Çin ekonomisi büyüyor, Çin’e yatırım yapan patronların (kapitalistlerin) sermayesi katlanarak artıyor. Yani işçilerin sömürüsü ve sefaleti, patronlar için muazzam zenginlik anlamına geliyor.

İşte Türkiye’yi de Çin veya Vietnam gibi ucuz işgücü cennetine dönüştürmek istiyorlar. Bu yolda bir hayli de adım attılar. Kiralık işçiliği getiren özel istihdam bürolarının kurulması bu yolda önemli halkalardan biri oldu. Bu yasa, işçilerin aynı köleler gibi kiralanmasını getiriyor. İşçileri işe alacak özel istihdam büroları, dileyen patrona bu işçileri saatlik, günlük ya da aylık kiralayacak. Kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılacak bu işçiler, bir yılı doldurmadan kendilerini kapının önünde bulacaklar. Kıdem tazminatı alamayacaklar, çoğu zaman sigortaları olmayacak, olsa da parçalı olacak. Çalışmaya gönderildikleri işyerlerinde haklarını bile arayamayacaklar.

Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesimin toplam servetten aldığı pay 2002’de %39,4 iken, bu oran 2014’te %54,3’e yükselmiş. Ülkedeki toplam birikmiş servetin yarıdan fazlasına, toplumun sadece %1’lik kesimi el koyuyor. %99’luk kesimin aldığı pay ise, toplam servetin yarısı bile değil. Bu nasıl düzen, bu nasıl adalet!

Bu sistemin devreye girmesiyle birlikte işçi, işyeri-işyeri dolaşıp kolayına iş bulamayacak. İş-Kur’un rolü de esas olarak özel istihdam bürolarına geçecek. Böylece işçi, kendisine dayatılan her türlü kötü koşulu; yani kısa süreli çalışmayı, güvencesizliği, düşük ücreti, uzun iş saatlerini kabul etmeye zorlanacak! Ücretli köle konumunda olan işçinin ayağındaki prangalar biraz daha sıkılmış olacak. Bir de bu sistemin taşeronlukla birleştiğini düşünelim! Yani neresinden bakarsak bakalım işçilerin çalışma ve yaşam koşulları daha fazla kötüleşecek, darmadağın edilecek.

İşçinin ayağına vurulan pranga sıkıldıkça kapitalist asalakların kârları da yükselecek. Son 14 yıl içinde Türkiye ekonomisi sürekli büyüdü, dünyada 18. büyük ekonomi konumuna yükseldi. Büyüsün tabii, biz işçiler ekonominin büyümesine karşı değiliz. Ama şu soruyu da sorma hakkımız var: Bu büyümeden işçilerin payına ne düşüyor? Gelin önce patronların, zenginlerin durumuna bir bakalım: Meselâ en zengin yüzde 1’lik kesimin toplam servetten aldığı pay 2002’de %39,4 iken, bu oran 2014’te %54,3’e yükselmiş. Şu hale bir bakar mısınız: Ülkedeki toplam birikmiş servetin yarıdan fazlasına, toplumun sadece %1’lik kesimi el koyuyor. %99’luk kesimin aldığı pay ise, toplam servetin yarısı bile değil. Bu nasıl düzen, bu nasıl adalet!

O halde ekonominin büyümesi demek, biz işçilerin ücretlerinin de büyümesi demek değil. Zenginle yoksul arasında devasa, korkunç bir uçurum var. Bir avuç asalak akıl almaz bir zenginliğe hükmederken, işçiler ve aileleri yoksulluk koşullarında can tüketiyorlar. İşçi ücretleri o kadar düşük ki, fazla mesai geliri olmadan hiçbir işçi, ailesine bakamaz hale gelmiş durumda. Bunun anlamı, günde en az 12 saat çalışma demek. Böylece işçi tükeniyor, ailesini göremiyor, toplumdan kopuyor.

İşçilerin sorunu çok… Peki, kim işçileri düşünecek, kim işçilerin haklarını koruyacak? Meselâ hükümet mi, patronlar mı, valilik mi, belediyeler mi? Kim? İşçilerin sırtından zenginlik elde eden patronların işçileri düşünmeyeceği açık! Ya hükümet, işçinin hakkını düşünür mü? Eğer AKP hükümetinin böyle bir derdi olsaydı kiralık işçilik yasasını Meclis’ten geçirmezdi. Zenginlerin daha da zenginleşmesi, işçilerin ise daha da yoksullaşması AKP hükümeti döneminde olmadı mı? Emeklilik yaşını kademeli olarak arttıran, taşeronluğu alabildiğine yaygınlaştıran, İş Yasası’nı değiştirerek esnek çalışmayı getiren, sendikaları denetimine alan, iş kazalarını ve işçi ölümlerini zerrece önemsemeyen, bu alanda gerekli önlemleri almayan, denetimleri yapmayan bu hükümet değil mi?

Böyle yazdığımız ve söylediğimiz için kimi işçiler derhal savunma yapıyorlar; “diğer hükümetler farklı mıydı?” diye soruyorlar. Değildi, onlar da %1’lik kesimi oluşturan asalaklara hizmet ediyorlardı. Dün onları eleştiriyorduk, bugün de AKP hükümetini eleştiriyoruz. İşçilerin sömürüldüğü, sefalet içinde yaşadığı, bir avuç asalağın ise akıl almaz bir zenginliğe el koyduğu bir düzenin sürmesi için çalışan bir parti işçilerin dostu olamaz! Ancak toplumu öylesine kutuplaştırıp, öylesine karşı karşıya getirmişler ki, işçiler bir sınıf olarak düşünmek ve bu şekilde hareket etmek yerine, asalaklara hizmet eden düzen partilerini savunuyor, birbirlerine hasım oluyorlar.

İşçi kardeşler, oyunun farkında mısınız? Goller sürekli işçilerin kalesine atılıyor. Biz işçiler üretiyoruz, ama biz işçiler sefalet koşullarında yaşıyoruz. Artık uyanalım, oyunları görelim ve kendi çıkarlarımız için birleşelim! Bizler işçi sınıfıyız; üreten, alın teri akıtan bir sınıfız. Elimizde çok büyük bir güç var. Eğer bir sınıf olarak, işçi sınıfı olarak birleşirsek ve haklarımız için mücadele edersek her şeyi kökten değiştirmeye başlarız. Aksi halde aklımıza ve ayağımıza daha fazla pranga vurulur.


pdf
İşçi Dayanışması PDF
18 Mayıs 2016






Son Eklenenler

  • disk-turkiye-isci-sinifinin-gercegi.jpg
    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, Türkiye İşçi Sınıfı Gerçeği başlıklı araştırmasının özet sonuçlarını açıkladığı bir basın toplantısı gerçekleştirdi. 21 Şubatta Şişli Belediyesi Nâzım Hikmet...
  • hastane-saglik-sistemi.jpg
    Hafta içi hastanenin acil bölümü tıka basa dolu. Oturacak yer yok, insanlar ayakta. Sıra almak için kuyruğa girdim. Sırada 10 dakika kadar bekledim. Elimi çantama götürüp kimlik için hazırlandım ve...
  • sendika_manset.jpg
    Günümüzde de patronların sömürü çarklarını yavaşlatmanın ve kırmanın en büyük araçlarından biri sendikalardır. Geçmişten ders çıkarmayan veya bu deneyimleri yaşamış işçilerle bağ kuramayan, aceleci...
  • issizlik-1-551x338.jpg
    Her üniversite mezunu gibi benim de hayalim, okulu bitirir bitirmez kendi alanımda iş bulmaktı. Ama okul bitince bu hayalim, hayatın gerçeklikleri karşısında tuzla buz oldu. Her iş başvurusuna...
  • kres-hakki-IMG_4695.jpg
    Sizler de biliyorsunuz ki işçiler olarak çalıştığımız işyerlerinde birçok şeye tanık oluyoruz. Ben de işyerimde arkadaşımla aramızda geçen bir sohbeti aktaracağım sizlere. Ben yaklaşık bir yılı aşkın...
  • ucretler-yukseltilsin_IMG_0479
    Sizlerle işyerinde bir işçi arkadaşımızın başına gelen bir olayı paylaşayım. Bizim işyerinde her sene maaşlara zam yapılır. Bu sene eski elemanlara çok az zam yapıldı, yenilere de hiç yapılmadı. Ben...
  • genel-is-eylem-20171212-2.jpg
    Bizler İstanbul’da büyük bir hastanede temizlik işi yapan kadın işçileriz. Çok uzun zamandır bu hastanede taşeron olarak çalışıyoruz. Çalışma koşullarımız çok ağır. Tüm işlere bizleri koşturuyorlar....
  • calisan-kadinlar-tekstil.jpg
    Ben tekstil sektöründe çalışan bir kadın işçiyim. Küçük yaşta başladığım işçilik hayatım boyunca birçok sorunla karşılaştım. Çalıştığım tüm işyerlerinde siz işçi kardeşlerim gibi ben de çok uzun...
  • 3-havalimani-insaati.jpg
    3. havalimanı inşaatında 400 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği iddiasını gündeme getiren Cumhuriyet gazetesi yazarı Mehmet Kızmaz, şantiyedeki iş güvenliği uzmanları, kamyon şoförleri ve...
  • isg-uzmanlari-gunah-kecisi-olmasin.jpg
    Son senelerde adını sıkça duyduğumuz ve hemen hemen her işyerinde uzmanıyla karşılaştığımız bir meslek var. İş güvenliği uzmanlığı… Sıkça duyuyoruz bu mesleğin adını çünkü iş kazaları ve iş...
  • issizlik12312312312.jpg
    İçerisinde yaşadığımız toplumsal ve ekonomik sistemin adı kapitalizmdir, bu sistem yapısı gereği toplumu iki farklı gruba ayırır: işçiler ve patronlar. Bu sebeple konu her ne olursa olsun, yani...
  • issizlik-azaliyor_mu.jpg
    TÜİK 2017 yılı Kasım ayına ait resmi işsizlik verilerini açıkladı. TÜİK’e göre işsiz sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 440 bin kişi azalarak 3 milyon 275 bine düştü. İşsizlik oranı ise 1,8...
  • yemek-yapan-kiz-cocugu.jpg
    Uzun yıllardır tanıdığım bir işçi ailesinin evine ziyarete gitmiştim. Dışarıda görüşmüş olsak da birkaç yıldır evlerine misafir olma fırsatı bulamamıştım. Bu arada çocukları büyümüş, artık genç...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this