UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Bu Koşullarda Taşınmak Hayal Oldu!

Adana’dan bir işçi

Ben Adana’da yaşayan bir işçiyim. Çalıştığım işyeri Adana’da merkezi konumda, oturduğum ev ise şehir merkezine hayli uzakta. Evimin olduğu bölgeye giden otobüs ve dolmuş sayısı fazla değil. Olanlar da düzensiz seferlere sahip. Yani benim her gün işe gidip gelmem ayrı bir gerilime sebep oluyor.

İşte bu sebeplerden, işyerime daha yakın bir eve taşınmaya karar verdim ve yaklaşık üç hafta ev aradım. Uzun zamandır aynı evde yaşadığım için merkezdeki evlerin kira fiyatlarıyla ilgili fikir sahibi değildim. Fark ettim ki kira fiyatları hayli yükselmiş.

Adana’da öğrencilerin yoğunlukta olduğu Baraj yolu bölgesine bakarak başladım ev aramaya. 2+1 evler aylık 750 liradan başlıyor ve 1200 liraya kadar çıkabiliyor. Ben, bütçemi zorlayacağı için 800 liradan yüksek evlere hiç bakmadım. İlk önce internetten araştırmaya başladım. Komisyon masrafı olmasın diye emlakçıların koyduğu ilanlara başta bakmıyordum ama sahibinden ilanlar neredeyse hiç yoktu.

Anladım ki emlakçılardan kaçış yok. Bir aylık kira parasını da emlakçıya vermekten başka çarem kalmamış dedim. İnternette konumunu ve fotoğraflarını beğendiğim evlere bakmak için emlakçı da olsa telefon edip evleri görmeye başladım. Evleri görmeye gittikçe ilanı koyan emlakçıların da hileleri ortaya çıkmaya başladı. İnternetteki ilanlarda harita üzerinde işaretlenen konum caddeye veya durağa çok yakınken, evlere bakmaya gittiğimde gerçekte konumların çok farklı olduğunu gördüm. Bunu emlakçılara söylediğimde ilk olarak “arkadaşlar yanlış işaretlemişler” cümlesini söyleseler de hemen ardından doların çok yükseldiğini, ev kiralarının arttığını, iyi konumda bir evin çok daha pahalı olduğunu söyleyerek kendilerinin de çaresiz olduklarını anlatıp durdular. Bir insanın rahat yaşayabileceği nitelikte olmayan kör cepheli üstelik bol rutubetli bu evler de dolardan nasibini alıp bir aylık ücretimin yarısından fazlasına veriliyor. Böylece boşu boşuna zaman harcamam da cabası oldu benim için.

Biz işçiler için yeni bir konsept düşünen müteahhitler artık sözde daha ucuz olan tek göz odalar, stüdyo tipi evler inşa ediyorlar, buralarda daha fazla ücret ödeyerek yaşamamızı tasarlıyorlar.

Ben de arada sırada misafirim olabileceği düşünüp 2+1 evlere baktım ama emlakçılar bana söylediğim bütçeye uygun olarak sadece stüdyo tipi evleri önerdiler. Yani 1+0 evler. 10-15 metrekarelik bir odaya yatak dolap ve benzeri temel eşyaları tıkıştırıp bir insanın f tipi cezaevleri gibi bir hücrede kalmasına neden olan daireler bunlar. İkinci bir insanın barınması mümkün değil. Bu yüzden onlarda yaşamayı aklıma bile getirmedim.

Sonuçta 3 hafta boyunca neredeyse her mesai sonrası ve hafta sonları ev aramakla uğraşıp zaman tükettim. Şehir merkezine yakın bir mahallede insanca koşullarda yaşamak için en az 900 lira kirayı gözden çıkarmak gerektiğini fark ettim. Bu da benim maaşımın yarısı demekti ve son kararım kaldığım evden ayrılmamak oldu. Adana’nın uzak bir noktasında toplu konutlarda yaşasam da daha tasarruflu ve iyi koşullarda yaşayabiliyorum var olan evimde.

Küçük bir araştırma yaparak büyük şehirlerdeki kira fiyatlarına baktığımda İstanbul’da 2 bin liranın; Ankara’da ise 1500 liranın üzerinde kiraların olduğunu gördüm. Biz işçiler, bu sistemde en temel barınma ihtiyacımızı karşılayabilmek için uzun saatler boyunca çalışıp ücretimizin büyük bir kısmını kiraya yatırmak zorundayız.

13 Eylül 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this