UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Çay Saatinde Yanlıştan Dönmek

Sancaktepe’den bir işçi

Çay saatiydi. Çayımı aldım ve dışarı çıktım. Nereye otursam diye bakınıyordum. İki arkadaş dertli, boyunları bükük bir şekilde duvara yaslanmış, kara kara düşünüyor ve konuşmuyorlardı. Sohbet etmek için bu arkadaşları seçtim. Yanlarına yaklaştım. “Hayırdır, bir derdiniz mi var?” diye sordum. Benimki de soru mu şimdi? Dertsiz işçi var mı ki? Neyse. İçlerinden biri cevap verdi: “Sorma abla. Krediyi ödeyemedim. Maaşıma icra geldi. Başka borçlar da var. Kara kara düşünüyorum nasıl ödeyeceğim diye.” Bu işçi arkadaşımızın da yakın zamanda düğünü var. Aslında şimdiye kadar olacaktı düğün ama olamadı borçlarından dolayı. Sürekli ertelediler ama bir türlü borçları da ödeyemediler. Diğer işçi arkadaşa sordum. Ondan da farklı bir cevap almadım. Onun da maaşına icra gelmiş. Borcu maaşından aylık olarak düzenli kesilecekmiş. Ancak anapara dışında, faizler de kesileceğinden ve her ay faiz işlemeye devam edeceğinden kesintiler kolay kolay bitmeyecekmiş vs.

“Peki, ne düşünüyorsunuz? Neden bunlar oluyor? Yok mu bir çıkış yolu?” diye sordum tekrar. Birinin gözleri parladı. “Aslında var” dedi yanındaki arkadaşını göstererek. “Eğer bunun dediği yasa çıkarsa, biraz rahatlarız, inşallah çıkar, bekliyoruz bakalım” dedi. Allah Allah dedim içimden, bir yasa olacak ki işçilerin işine yarayacak ve onları rahatlatacak? Nedir bu yasa? Merak ettim, genelde takip ederim ama yeni çıkacak hayırlı bir yasa da duymadım. Aklımdaki soruları sordum. Yasanın çıkmasını bekleyen arkadaş anlatmaya başladı. Efendim, kıdem tazminatı yasası çıkacakmış, herkes tazminatı alabilecekmiş, alırlarsa da, icralarının büyük bir bölümünü kapatacaklarmış ve rahatlayacaklarmış.

Burjuva medyanın, işçilerin çıkarına olmayan bir yasayı, nasıl da çıkarlarınaymış gibi gösterdiğine, insanları nasıl kandırdığına, yalan söylemekte ne kadar başarılı olduğuna bir kez daha tanık oldum. Bu yasayı, çeşitli kaynaklardan araştırıp araştırmadıklarını, nereden, nasıl duyduklarını tekrar tekrar sordum. Elbette araştırmamışlardı. Malum kanalların malum anlatımlarına, “müjdelerine” inanmışlardı.

Tekrar tekrar birkaç soru daha sordum. Bugüne kadar hangi hükümetin, işçilerin yararına bir yasa çıkarttığını, buna tanık olup olmadıklarını, maaşlara gelen icralar ile ilgili devletin neden bir şey yapmadığını sordum. Çalıştığımız işyerinde icradan dosyası gelen ve maaşlarından icra kesintisi olan işçi oranının hiç de az olmadığını, %75 olduğunu söyledim. Onlar da bu oranı gayet iyi biliyorlar. Sohbetimiz, bu yasanın gerçek içeriğinin ne olduğu ile devam etti. İş garantisini ortadan kaldırdığını, işverenin daha rahat adam çıkartabileceğini çünkü kıdem tazminatı yükünün ortadan kalktığını, fonda biriken paranın ancak 10 yıl sonra alınabileceğini, dolayısıyla da onların icralarına bu gün bir faydası olamayacağını, 10 yıl sonra ise alınıp alınamayacağı kısmında da bir garantinin olmadığını, daha önceki fonlarda ve işsizlik fonunda biriken paranın, bugün ne için kullanıldığını anlattım. Ben de geçmiş zamanlarda Konut Edindirme Fonu mağduru olduğumu ve bu fonların nasıl iç edildiğini anlattım. İşçi arkadaşlarım daha da yıkıldılar ama bu olması gereken bir yıkımdı. İnandıkları, bekledikleri kıdem tazminatı yalanlarıyla dünya başlarına yıkılmış oldu. Her sözümün ardından şaşkınlıkla, “biz böyle bilmiyorduk” dediler. Neden böyle bilmedikleri, medyanın neden böyle haberler verdiği üzerine de konuştuk.

Ertesi gün, çayımı aldım, dışarı çıktım. Gene iki arkadaş aynı yerde oturuyorlardı. Bana seslendiler. Yanlarına gittim. “Abla sen bizi büyük bir yanlıştan döndürdün, Allah senden razı olsun” dediler. Ne kadar güzel bir şey kardeşler. Bir çay saatinde, iki işçi arkadaşımıza daha gerçekleri anlatabilmiş olmak. Çay ve yemek saatleri, biz işçiler açısından önemlidir. İşçi arkadaşlarımıza ulaşmak için, mutlaka bu molaları değerlendirmemiz gerekiyor.

Sözünü ettiğim sohbet, sendikalı bir işyerinde oldu. Sendikalı işyerinde dahi kıdem tazminatı yasasının gerçek içeriğini, kapsamını bilmiyor işçi arkadaşlarımız. Biz bilinçli işçiler olarak daha çok işçi arkadaşımıza ulaşmalı, fabrikalarımızdaki işçi arkadaşlarımız ile sohbet etmeli ve gerçekleri anlatmalıyız. Her gün, her saat, her dakika burjuva medya, işçi arkadaşlarımızı zehirlemeye, yalanlarını yutturmaya devam ediyor. İşçi Dayanışması Bültenini arkadaşlarımıza ulaştırmalı ve okutturmalıyız.

27 Temmuz 2017






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this