UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Darbeci Generaller ve 12 Eylül’ün Tüm Sorumluları Sanık Sandalyesine!

4 Nisanda 12 Eylül faşizminin sorumlularından Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya Ankara’da yargılanmaya başlanacak. 32 yıl sonra, sermayenin bu iki faşist generali görüntüde de olsa sanık sandalyesine oturacak. Fakat 12 Eylül’ün diğer sorumluları hâlâ sanık sandalyesine oturtulmuş değiller.

Ancak unutulmamalı ki, faşizmin baş sorumlusu tekelci sermayedir! Tekelci sermaye düzeninden hesap soracak olan işçi sınıfıdır!

İşçi sınıfı, kendine uygulanan zulmü, kıyımı ve hak gasplarını asla unutmamalıdır

12 Eylül 1980 sabahı faşist General Kenan Evren, “kendi kendini kontrol edemeyen demokrasiyi sağlam temeller üzerine oturtmak” üzere yönetime el koyduklarını açıklıyordu.

Faşist askeri darbeyle birlikte demokrasi değil, ama işçilerin katmerli bir şekilde sömürülmesi sağlam bir temele oturtulmuştur.

12 Eylül öncesinde patronların karşısına dikilen güçlü bir işçi hareketi vardı.

İşçiler, sendikalarda, demokratik kitle örgütlerinde ve sosyalist partilerde örgütlüydüler.

İşçiler, patronların dayatmalarına boyun eğmiyor, birleşerek ve üretimden gelen güçlerini kullanarak karşı koyuyorlardı. Patronlar karşısında işçilerin başı dikti; örgütlülükten gelen haklı bir gurur vardı.

Geniş emekçi yığınlar toplumsal değişim istiyordu; sömürüsüz bir dünya özlemi için mücadele veriliyordu.

Patronlar sınıfı ise, kapitalist sömürü düzenini sağlamlaştırmak; toplumsal değişimi durdurmak, başı dik işçilerin örgütlülüğünü ve gururunu kırmak istiyorlardı.

İşte 12 Eylül darbesi bu amaçla yapıldı.

Önce kanlı tezgâhlar sahneye kondu ve darbeye zemin hazırlandı. Faşist güçler işçilerin üzerine salındı. Maraş ve çorum’da Aleviler katliamdan geçirildi, mezhep kavgası kızıştırılmak istendi.

Sonra eli kanlı generaller öncülüğünde sermaye düzeni, tanklarını emekçi halkın üzerine sürdü. Kurulan faşist düzen toplum üzerinde terör estirmeye başladı.

Yüz binlerce insan gözaltına alındı; on binlerce insan işkencelerden geçirildi; binlerce devrimci, öncü işçi ve sendikacı cezaevine atıldı; binlerce insan yurt dışına çıkmak zorunda kaldı; onlarca devrimci fidan idam sehpalarında katledildi.

Faşist rejim adeta işçilerden ve sosyalistlerden tekelci sermayenin intikamını alıyordu: Sendikaların, sosyalist örgütlerin, demokratik kitle kurumlarının kapısına kilit vuruldu.

Patronlar; örgütlü bir toplum, itiraz eden, hakkını arayan, toplumsal değişim arzulayan insanlar istemiyorlardı. Sömürü çarkları sorunsuz dönsün istiyorlardı.

TİSK Başkanı Halit Narin “artık gülme sırası bizde” diye sevinç çığlıkları atıyordu.

Vehbi Koç, faşist Kenan Evren’e mektuplar yazıyor, işçilere haddini bildirdikleri için teşekkür ediyordu.


Bugün sendikasızlaştırma alıp başını gitmişse, taşeronluk sistemi oturtulmuşsa, güvencesiz ve güvenliksiz çalışma koşulları hâkim kılınmışsa, iş kazaları ve ölümler sıçramalı bir şekilde artmışsa, iş saatleri uzatılmış ve işçi sınıfının alım gücü gerilemişse bütün bunlar için yolu düzleyen 12 Eylül faşizmidir!


12 Eylül faşist darbesiyle tepeden tırnağa baskıcı bir rejim kuruldu. Anayasa ve yasalar toplumu hareketsiz bırakacak şekilde hazırlandı. Demokratik hak ve özgürlükler ortadan kaldırıldı.

Kurulan faşist rejim, sermayenin ihtiyacı temelinde 24 Ocak Kararlarını hayata geçirdi.

İşçi sınıfının ekonomik ve sosyal kazanımlarına büyük bir darbe vuruldu. örgütlü güçlerini kaybeden işçi sınıfı, patronların saldırılarına dur diyemedi.

En basitinden; bugün sendikasızlaştırma alıp başını gitmişse, taşeronluk sistemi oturtulmuşsa, güvencesiz ve güvenliksiz çalışma koşulları hâkim kılınmışsa, iş kazaları ve ölümler sıçramalı bir şekilde artmışsa, iş saatleri uzatılmış ve işçi sınıfının alım gücü gerilemişse bütün bunlar için yolu düzleyen 12 Eylül faşizmidir

12 Eylül faşizminin gerçek sorumlusu ise başta TüSİAD olmak üzere kapitalist düzendir. Dolayısıyla sermayenin iki cellâdının sanık sandalyesine oturtulması yetmez

Bu yargılamanın gerçek anlamda bir yargılamaya dönüşmesi için;

  • 12 Eylül faşizmini iş başına getiren TüSİAD gibi patron örgütleri; darbeyi örgütleyen generaller ve ordu yetkilileri; rejimin uygulayıcıları ve işkencecileri hesap vermelidir!
  • 12 Eylül Anayasası toptan çöpe atılmalıdır!
  • İşçi sınıfının örgütlülüğünün önündeki tüm yasaklara son verilmelidir!
  • Demokratik hak ve özgürlüklerin önündeki tüm sınırlar kaldırılmalıdır!

Şu çok iyi bilinmelidir ki, takipçisi olunmadığı ve örgütlü bir şekilde basınç bindirilmediği müddetçe, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanması görüntüden öteye gitmeyecektir. AKP’nin gerçek anlamda darbecilerle hesaplaşma gibi bir derdi yoktur! AKP’nin ve düzen cephesinin, sermayenin bu iki faşist generalinin uydurma yargılanmasını, topluma, 12 Eylül ile hesaplaşma olarak sunmasına asla göz yumulmamalıdır!

İşçi sınıfı kendisine yapılanları asla unutmamalıdır, unutmayacak da

Halit Narinleri unutmayacağız: Son gülen iyi güler

Koçları unutmayacağız

Darbeci cellâtları unutmayacağız

İşkencecileri unutmayacağız!

İşçi sınıfı, 12 Eylül faşizminden ve sermaye düzeninden eninde sonunda hesap soracaktır!

29 Mart 2012






  Bildiriler

Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this