Navigation

Buradasınız

“Direniş İradesi Ağır Basmıştı”

Büyük İşçi Direnişi 1970 yılının 15 Haziran günü, 115 işyeri ve yaklaşık 75 bin işçiyle başlayıp, 16 Haziran günü 168 fabrikayı ve 150 bine yakın işçiyi kucaklayan destansı bir mücadele olarak tarihe kazındı. Rabak Elektronik Bakır Baştemsilcisi ve aynı zamanda Maden-İş Sendikası Eyüp Silahtarağa Bölge Temsilcisi Celal Alçınkaya, 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nin benliğinde yarattığı duyguları anlatıyor. Alçınkaya çeşitli izlenimlerini aktararak 15-16 Haziran’ın öncesinde nasıl bir atmosferin oluştuğunu ortaya koyuyor:

“Aradan bunca yıl geçmesine rağmen 15-16 Haziran günleri yaşadığım o büyük mücadelenin heyecanını duyuyorum. İşçi sınıfının büyük mücadelesinde tanık olduğum olaylar şimdi bile bütün canlılığı ve sıcaklığı ile yüreğimde yaşıyor. Kendi adıma bu iki büyük günü yaşamış olmaktan gurur duyuyorum.

15-16 Haziran’a neden olan olayların ortaya çıkacağı daha önceden belli olmuştu. Çünkü bizler, sendikamız tarafından kanunda yapılmak istenen değişiklikler konusunda sürekli bilgilendiriliyorduk. Kanun tamamen DİSK ve DİSK’e bağlı sendikalara yönelmişti, bu sendikaları ortadan kaldırmayı amaçlamıştı.

Hepimiz, sendikamıza yönelen bu tertibin boşa çıkarılması için yapılacak mücadele için kararlıydık. DİSK, bu konuda çalışmalar yapmış ve bir eylem komitesi kurmuştu. DİSK yürütme ve yönetim kurullarınca yapılan toplantılarda, alınan kararları izliyor ve bilgi sahibi oluyordum. Kanun jet hızıyla Meclis’ten geçince, her şey daha da hızlandı.

14 Haziran Pazar günü Merter’de DİSK’e bağlı sendika yöneticileri, işçi ve lokal temsilcileri olarak toplandık. Bu toplantıda bütün arkadaşların kararlılığı dikkat çekiyordu. Ben sendikamızın diğer işyerlerindeki temsilci arkadaşlarımla birlikteydim. Demirdöküm’den Turgut, Sungurlar’dan Adem ve diğer arkadaşlar…

Hepsinin tepkilerini anlıyordum. Konuşan yöneticiler bize yasa hakkında bilgi verdiler. Ardından bizler de söz alarak görüşlerimizi söyledik. Tabii esas olarak DİSK’in alacağı kararı bekliyorduk. Konuşan arkadaşlar değişik eylem biçimlerini öneriyorlardı. En fazla ağır basan eğilim, büyük protesto eylemleriyle iş bırakmak yolundaydı.

Öneriler arasında işçiler tarafından telgraflar çekilmesi, sendikaların yayın organları yoluyla tabandaki işçilere bildirilmesi gibi öneriler de vardı. Ama şunu kesinlikle tespit ettim ki, bütün arkadaşlar çok azimli ve kararlıydılar. Nasıl bir mücadele olursa olsun, sonuna kadar gideceklerdi: Direniş iradesi ağır basmıştı.

Toplantı büyük bir coşkuyla sona erdi. Genel Başkan Kemal Türkler bütün önerilerin tek tek değerlendirileceğini, sendikalar kanalı ile bize sürekli bilgiler verileceğini söyledi. Herkes ertesi gün bir şeyler olacağı inancındaydı. Ayrıca 17 Haziran günü büyük bir miting yapılacaktı.

Merter Toplantısı’ndan baştemsilcisi olduğum Rabak fabrikasına döndüğümde toplantıda alınan kararları, yapılan konuşmaları arkadaşlara anlatıp, yasanın neler getirdiğini açıkladım. Buna karşı direnmenin bir hak olduğunu belirttim. Aslında her şey hazır gibiydi. İşçi arkadaşlardan hiçbir olumsuz tepki gelmedi. Ayrıca benim özel bir çaba göstermeme de gerek yoktu. Aslında Türk-İş’li işçiler de bizimleydi.

Radyoyu dinleyen işçi arkadaşlar, DİSK’in kanuna karşı çıktığını, protestoda bulunacağını öğrenmişlerdi. Silahtar’da haber tüm fabrikalara, kahvelere, hatta evlere yayılmıştı. Gece geç saatlere kadar kahveleri dolaştım, her yerde DİSK’in eylemi konuşuluyordu. Silahtar’da DİSK’e, özellikle Maden-İş’e karşı büyük bir sempati olduğu için işçi olsun, olmasın herkes bizi destekliyordu. Türk-İş’e bağlı sendikaların örgütlü olduğu işyerlerindeki arkadaşlar da bizimle birlikteydi. Sanki her şey önceden hazırlanmış gibiydi. Bu bana göre işçinin sınıf yapısından kaynaklanan bir şeydi. Gece geç saatlerde eve döndüm, eşim ertesi gün miting olup olamayacağını sordu. Ben evde yokken bazı arkadaşlar eve gelip beni sormuşlardı. Herkes ertesi gün miting olacağını tahmin etmiş, direniş haberi ise her tarafa kendiliğinden yayılmıştı.

15 Haziran Pazartesi sabah erken, saat 6 civarında, evden çıktım. Sendikamıza bağlı diğer işyerlerindeki temsilci arkadaşlarla buluştuk, bir saat kadar işyerlerini gezdik. Daha gece vardiyaları çıkmamıştı. Amacımız işçilerin durumunu anlamaktı. Tümü kararlıydı ve bir şeyler bekliyorlardı.”

Kaynak: Derinden Gelen Kökler

14 Haziran 2019

Son Eklenenler

  • İstanbul Tuzla’da üretim yapan Prokom’da DERİTEKS sendikasına üye olan 9 işçi işten atıldı. Prokom işçileri, ücretlerini yükseltmek ve kötü çalışma koşullarına dur demek için sendikalaştılar. Ancak Prokom patronu, işçilerin sendikalı çalışmasına...
  • Geçtiğimiz günlerde çalışma koşullarının ve ihmallerin bir stajyer öğrencinin daha canını almasına şahit olduk. Piri Reis Üniversitesi Güverte Bölümü 1. Sınıf öğrencisi olan Mustafa Koç, 3 aylık deniz stajına çıktı. Okulundan başarıyla mezun...
  • Mücadeleye adanan bir ömür için ölüm bir son değil. Ölenler, kendilerinden sonra gelen işçi kuşaklarının mücadelesinde yeniden canlanır ve gürül gürül akan hayata karışırlar. Kemal abi sen de ölmedin. Biz işçilerin yüreğinde, zihninde ve...
  • Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) Kurucu Genel Başkanı Kemal Türkler, katledilişinin 39. yılında mezarı başında anıldı. Kemal Türkler için yapılan anma törenine ailesi, DİSK genel merkez yöneticileri, Genel-İş ve Birleşik Metal-İş...
  • Ben yaklaşık 5 yıldır iş güvenliği uzmanı olarak çalışıyorum. Bugüne kadar birçok işyerinde iş güvenliği eğitimleri gerçekleştirdim. İş güvenliği eğitimlerinde, eğitim öncesinde ve sonrasında testler yapıyoruz. Soruların içerisinde “hangi durumlar...
  • Kapitalist sömürü sistemi toplumsal eşitsizlikleri büyütmeye devam ediyor. Bir avuç sermaye sahibinin elindeki zenginlik artarken; işsizliğe, açlık ve yoksulluğa itilen nüfus büyüdükçe büyüyor. Ekonomik kriz gerekçe gösterilerek işçilerin hakları...
  • Çalıştığım fabrikanın bahçesinde patronun iki köpeği var. Köpeklere özenle bakım yapılıyor. Geçen aylarda dişi köpek dokuz yavru dünyaya getirdi. Yavru köpekler sayesinde patron öğlen yemeğinde bize tatlı dağıttı. İşçi arkadaşlardan biri “ulan...
  • Yaşadığımız kapitalist sömürü düzeninde gün geçmiyor ki yeni bir rezalet duymayalım, gün geçmiyor ki çürümüşlüğün kokusu burnumuzun direğini kırmasın! Sırf para kazanma ve daha çok kâr elde etme dürtüsüne dayalı kapitalist sistemin insanları ne hale...
  • Patronlar işçilere lütufta bulunmazlar. Örgütsüz ve dağınık işçileri kölece çalıştırmaktan, iliklerine kadar sömürmekten asla geri durmazlar. Sermaye sınıfını dize getirecek olan işçilerin mücadelesidir. Bu iki sınıf arasındaki mücadelenin sonucunu...
  • İşçi sınıfının mücadele tarihi birçok önemli dersle doludur. İşçi mücadelesinin yükseldiği dönemlere damgasını vuran anlar, eylemler, örgütler ve kişiler vardır. 1960 ilâ 1980 arasındaki dönemde Kavel, 15-16 Haziran 1970, 1 Mayıs 1977 gibi işçi...
  • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk “kalkınma planı” olan 11. Kalkınma Planı, Cumhurbaşkanının onayının ardından TBMM Genel Kurulu’na sunuldu ve çeşitli itirazlara rağmen kabul edildi. 2019-2023 dönemine ilişkin ekonomik hedeflerin bulunduğu...
  • Metal işkolunda sendikalı bir işçi olarak çalışıyorum. Sendikasız bir işyerine oranla birtakım haklarımız var ama problemlerimiz de çok. İşçi arkadaşlar dün öğle molasında işyerindeki çalışma koşullarından şikâyet ediyorlardı. “Tehlikeli bir...
  • İşçi sınıfı olarak bugünkü örgütsüzlüğümüzden, dağınıklığımızdan, güçsüzlüğümüzden kurtulmak istiyorsak geçmişimize bakmalıyız. Yaşadığımız katmerli sorunlar son bulsun istiyorsak tarihimizi incelemeli, hafızamızı geri kazanmalıyız. 15-16 Haziran...

UİD-DER Aylık Bülteni

Broşürlerimiz