UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

DİSK: Ücretler Asgari Eşitsizlikler Azami!

Aralık ayında 2017 yılı için asgari ücret belirlenecek. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu, 29 Kasımda genel merkezinde düzenlediği bir basın toplantısı ile konuya ilişkin görüş ve taleplerini ortaya koydu. DİSK yaptığı açıklamada hükümetin ve patronların asgari ücreti düşük tutmaya çalıştıklarını, 2017 yılı için asgari ücretin asgari geçim ücretine denk gelmesi gerektiğini ve talep ettikleri rakamın net 2000 lira olduğunu açıkladı.

Açıklamayı DİSK Yönetim Kurulu adına DİSK Genel Başkanı Kani Beko gerçekleştirdi. Hükümetin ve patron örgütlerinin asgari ücreti düşük tutmaya dönük açıklamalarına tepki gösteren Beko, DİSK-AR raporunun gerçekleri ortaya koyduğunu dile getirdi. Beko’nun açıklaması şöyle:

ÜCRET ASGARİ, EŞİTSİZLİK AZAMİ!

ASGARİ ÜCRET GEÇİM ÜCRETİ OLMALIDIR!

ASGARİ ÜCRET 2000 TL NET OLMALIDIR!

2017 yılı asgari ücreti bildiğiniz gibi Aralık ayı içinde belirlenecek. Asgari ücret tespiti öncesinde özellikle sermaye ve hükümet çevrelerinde asgari ücret artışını düşük tutmaya dönük açıklamalar gelmeye başladı.

Hükümet ve sermaye çevrelerinin asgari ücretin yüksekliğine ilişkin abartılı ve gerçekdışı değerlendirmelerine dair görüşlerimizi paylaşmadan önce bir hatırlatma yapmak isteriz. Bilindiği gibi DİSK olarak 2015 yılı asgari ücretinin net 1800 TL olmasını, 2016 asgari ücretinin ise net 1900 TL olmasını savunduk. Asgari ücrette esaslı bir artış yapılmasına yönelik başta konfederasyonumuz tarafından dille getirilen talepler, 7 Haziran 2015 seçimleri öncesinde partilerin gündemine girdi. 1400 ile 1800 TL arasında asgari ücret, muhalefet partilerinin seçim vaatleri arasına yer aldı.

Asgari ücretin artış taleplerine kulaklarını tıkayan ve 7 Haziran seçimlerinden büyük oy kaybıyla çıkan AKP hükümeti, 1 Kasım seçimleri öncesinde ise net 1300 TL asgari ücreti kabul etmek zorunda kaldı. 2016 asgari ücretinde yaşanan %30’luk artış başta konfederasyonumuzun yürüttüğü kampanya olmak üzere emek hareketinin önemli bir kazanımı oldu. Hükümet ve sermaye çevreleri şimdi bu kazanımı aşındırmak için çeşitli gerekçelerle asgari ücret artışını baskılamak istiyor. Oysa Türkiye’de asgari ücret geçim ücreti olmaktan hâlâ çok uzaktadır ve ücretler asgari iken eşitsizlikler azamidir. Bu konuda konfederasyonumuzun araştırma birimi DİSK-AR tarafından hazırlanan Asgari Ücret Raporu’ndan çeşitli bulguları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

  1. Türkiye’de emeğin milli gelirdeki payı düşmektedir.

Asgari ücretin enflasyonun üzerinde artmış olması, gelir dağılımında ve yaşama koşullarında anlamlı bir etki yaratmamıştır. Nüfusun en düşük gelir grubunu oluşturan %20’lik diliminin milli gelirden aldığı pay, uzun süredir %6 civarında çakılı kalmıştır. Buna karşın nüfusun en yüksek %20’lik grubunun milli gelirden aldığı pay %46 civarında seyretmektedir. Nüfusun en düşük gelire sahip %20’lik dilimi ile en yüksek gelire sahip %20’lik dilimi arasında 8 kat fark vardır. 1999’da %52,2 olan ücretlerin milli gelir içindeki payı 2000’li yıllarda sistemli biçimde azalarak 2015 yılında %34 seviyesine gerilemiştir. Bu da Avrupa Birliği ortalaması olan %55’in hayli gerisindedir.

  1. İşverenlerin iddialarının aksine Türkiye’de işgücü maliyetleri düşüyor

2000 yılında 100 olan işgücü maliyeti, 2015 yılında 27 puanlık düşüşle 73’e gerilemiştir. Oysa aynı dönem içinde AB ülkelerinde işgücü maliyetlerinde sadece üç puanlık düşüş yaşanmıştır.

Asgari ücret artışlarının gerçek maliyeti işverenler tarafından üstlenilmemektedir. İşverenler, teşvikler ve verimlilik artışı yoluyla, yük olarak ifade ettikleri işgücü maliyetlerinden sürekli olarak tasarruf etmektedir. Yani, ücret ve verimlilik arasındaki makas açılmakta, uzun çalışma saatleri ve yoğun/ağır çalışma koşulları da işgücü maliyetinin düşmesine yol açmaktadır.

  1. Asgari ücretin işverene maliyeti azalıyor.

Sermaye çevreleri özellikle 2016’daki %30’luk asgari ücret artışını bahane ederek, maliyetlerinin çok arttığından dem vurmaktadırlar. Ancak bu yakınmaları gerçeği yansıtmıyor. Asgari ücretin işverene maliyeti bir yandan Asgari Geçim İndirimi (AGİ) öte yandan 5 puanlık SGK prim indirimi nedeniyle önemli ölçüde düşmektedir. 2016 itibariyle AGİ hariç asgari ücret 1300 TL değil, 1177 TL’dir. İşveren tarafından işçiye ödenen net asgari ücret budur.

Asgari ücreti “yük” olarak göstermek isteyen işverenlere yönelik %5’lik SGK prim desteğinin bütçeye getirdiği yük, 2010-2016 arasında 63 milyar TL’dir. Asgari ücret artışının çok önemli bir bölümü kamu kaynaklarından sağlanmaktadır. Böylece işverenin yükümlülüklerinin bir bölümü, halkın/emekçilerin sırtına yüklenmektedir. Halkın/emekçilerin vergileriyle işverenler finanse edilmekte, işverenlere bütçenin neredeyse %4’ü aktarılmaktadır.

  1. Hükümetin iddialarının aksine Türkiye düşük asgari ücretli ülkeler arasındadır.

Asgari ücretin rakamsal olarak karşılaştırmasının emekçiler açısından anlamı yoktur. Önemli olan asgari ücretin alım gücünün karşılaştırılmasıdır. OECD 2015 verilerine göre asgari ücretin satın alma gücü açısından Türkiye 26 OECD ülkesi içinde 20. sırada yer almaktadır. Yine satın alma gücüne göre bir değerlendirme yapıldığında AB ülkeleri ortalama Türkiye’nin 2 ile 2,5 kat daha yüksek asgari ücrete sahiptir.

  1. Asgari ücret dolar karşısında eriyor.

2008 yılı başında 414 dolar olan asgari ücret 2016 Kasım ayı itibariyle 377 dolara geriledi. Döviz kurlarındaki erime asgari ücreti de aşındırmaktadır. Dövizdeki artış nedeniyle enflasyonun yükselmesi, reel olarak geriletecektir.

Bu gerçekler ışığında 2017 asgari ücreti ile ilgili olarak taleplerimiz şunlardır:

  1. İşçi-memur ayrımı yapmadan tüm çalışanlar için tek asgari ücret.

Asgari ücret tüm çalışanlar için ortak ve toplu pazarlıkla belirlenmelidir. Görüşmeler kamuoyuna açık hale getirilmeli, anlaşmazlık durumunda işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanabilecekleri yasal zeminler oluşturulmalıdır.

Ülkemizde 2012 sonrasında memurların ücretleri ve dolayısıyla memur asgari ücretleri, eksik yönlerine rağmen toplu sözleşme yoluyla belirlenmektedir. Ancak devletin işçi çalışanları ile devletin memur çalışanları arasında asgari ücret açısından farklılıklar ortaya çıkmaktadır.

En düşük devlet memuru maaşı Temmuz 2015 yılı itibariyle 2 bin 191 TL, Temmuz 2016 itibariyle 2 bin 517 TL olarak gerçekleşmiştir. Kuşkusuz bu memur maaşlarının yüksek olduğunu değil, işçilerin asgari ücretinin düşük olduğunu göstermektedir.

  1. Asgari ücret AGİ hariç net olarak hesaplanmalı ve vergi dışı bırakılmalıdır.

2008’de AGİ’nin dâhil edilmesiyle net asgari ücret olduğundan yüksek gösterilmeye başlandı. Oysa AGİ işveren tarafından ödenmiyor ve ücret değil. Net asgari ücret işveren tarafından işçiye ödenen miktardır. AGİ ise devlet tarafından sağlanan bir destektir.

Mevcut uygulamada asgari ücret AGİ yoluyla kademeli olarak vergiden muaf tutulmaktadır. Evli ve 5 çocuklu çalışan tümüyle vergiden muaf olabilmektedir. Ücretin asgari ücret kadar bölümü tümüyle vergiden muaf tutulmalıdır.

  1. Asgari ücret tespitinde uluslararası ilkelere, ulusal mevzuata ve TÜİK verilerine uyulmalıdır.

Ülkemizdeki asgari ücret tespit mevzuatı asgari ücreti işçinin kendisinin asgari ihtiyaçları ile sınırlamaktadır. Bu tespit yöntemi değişmeli ve işçinin ailesini dikkate alan bir tespit yöntemi kabul edilmelidir. Asgari ücret İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 131 sayılı sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı’na uygun biçimde işçinin ve ailesinin insanca yaşamasına yetecek şekilde belirlenmelidir.

Ancak asgari ücret TÜİK tarafından hesaplanan bir işçinin geçimi için gerekli besin içi ve besin dışı harcamalara ilişkin asgari tutarın dahi altında kalmaktadır. TÜİK tarafından 2015 Aralık ayında Asgari Ücret Tespit Komisyonuna sunulan ve Kasım 2015’teki değerleri içeren miktar 1600 TL iken, enflasyon ve milli gelir artışından pay da hesaba katılmadan asgari ücret 1300 olarak belirlenmiştir.

  1. Asgari ücret 2000 TL net olmalıdır.

Bir işçinin geçimi için gerekli miktarın aradan geçen bir yıl içinde en az %10 oranında arttığı kabul edilmelidir. Bu durumda 2016 Kasım ayında bu miktar 1750 TL civarında olacaktır.

2017 için ise döviz kurlarındaki sıçrama nedeniyle enflasyonun da artacağını söylemek kehanet olmayacaktır. Dolayısıyla 2016 Kasım ayında 1750 TL civarında olan tek bir işçinin asgari yaşam maliyeti 2017’de 2000 TL’yi rahatlıkla bulacaktır.

Asgari Ücret Tespit Yönetmeliğinde yer alan esaslar işçinin ve ailesinin insanca yaşamasına yetmemekle birlikte, bu yönetmelikteki ilkelere uyulması durumunda dahi 2017 yılı asgari ücretinin en az 2000 TL net olması gerekir. Zorunlu BES uygulamasının ücretleri aşındıracağı dikkate alındığında “2000 TL net asgari ücret”, gerçekten asgari bir taleptir.

Asgari ücretin sadece asgari ücretlileri değil tüm çalışanları ilgilendirdiğinin, tüm ücretleri belirlediğinin bilinciyle, tüm işçileri 2000 TL net asgari ücret talebine sahip çıkmaya çağırıyoruz.

30 Kasım 2016


...önceki
Sesler




Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this