UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Dün Yaptık Bugün de Yapabiliriz

Ankara’dan genç bir işsiz-işçi

Bundan tam 48 yıl önce Türkiye işçi sınıfı kendi gücünün farkına vardı ve patronlar sınıfının saldırılarına “hayır” cevabını verdi. 15-16 Haziran 1970’te işçiler sel olup meydanlara aktılar.

Peki, ne olmuştu o günlerde? 60’lı yıllarda sanayinin gelişmesiyle birlikte Türkiye işçi sınıfı da büyüyordu. 1963’te 173 Kavel işçisinin gasp edilen haklarını almak için giriştikleri mücadele işçi hareketi açısından yeni bir dönemin açılışı oldu. O zamana kadar anayasada olmayan grev ve toplu sözleşme yasasını burjuvazi kabul etmek zorunda kalmıştı. İşçi sınıfı kendi gücüne güvenmeye başlıyordu. Direnişler, grevler patlak veriyordu. Mücadeleye atılan işçiler grevlerde daha da bilinçleniyordu. Devlet güdümünde kurulan ve amacı işçi hareketini devletin denetiminde tutmak olan Türk-İş’in sendikal çerçevesi işçilere dar gelmeye başlıyordu. Böylece sınıf mücadeleci bir sendika olan DİSK doğuyordu.

Kemal Türkler’in başında bulunduğu Maden-İş ve DİSK sınıf uzlaşmacı sendikacılığa karşı çıkıyor ve mücadeleci sınıf sendikacılığını savunuyordu. DİSK işçileri örgütlüyor, işçilerin güvenini kazanıyordu. DİSK’in büyümesi patronları, o dönemin hükümetini ve Türk-İş bürokratlarını korkutuyordu. Bu yüzden de DİSK’in önünü kesmek için burjuvazi ile dönemin Adalet Partisi hükümeti el ele vererek bir yasa hazırladılar. 14 Haziran 1970’te işçi temsilcileriyle toplanan DİSK yönetimi bu yasaya karşı direnme kararı aldı. 15 Haziran günü işçiler fabrikalarından, atölyelerinden çıkarak yola düştüler. Fabrikalarda üretim durdu, bacalar tütmez oldu. İşçiler akın akın kent meydanlarına ve Valiliğe doğru yürüyordu. Günün sonunda yürüyüşe katılan işçilerin sayısı 75 bini bulmuştu. Mücadeleci sendikaları DİSK’i kapattırmayacaklarını haykırıyorlardı.

16 Haziran günü direniş daha da büyüdü. 168 fabrikada üretim durmuş, işçiler büyük sanayi bölgelerinde İstanbul, Gebze ve Kocaeli’de sokaklara dökülmüştü. Meydanları dolduran işçilerin sayısı 150 bini buldu. Polis ve süngülü askerlerin barikatıyla karşılaşan işçiler geri çekilmediler. Çünkü haklılıklarına inanmışlardı ve kendi güçlerinin farkındaydılar. Hiçbir güç onları durduramazdı.

Kendisi için bir sınıf olmayı öğrenen o günün işçileri sendikaları olan DİSK’e sahip çıkmışlar, patronların ve o dönemin hükümetinin hak gasplarına “HAYIR” demişlerdi. Egemenler DİSK’i yok edememişler ve yeni sendika yasası hayata geçirilmeden iptal edilmişti. Önümüzde 24 Haziran seçimleri var. Bugün de haklarımız gasp ediliyor, grevlerimiz yasaklanıyor, sendikasızlaştırma arttırılıyor. Baskılarlarla, dayatmalarla gidilen bu seçim sürecinde bizlere düşen görev; 15-16 Haziran ruhuyla işyerlerimizde, okullarımızda, mahallelerimizde OHAL adı altında tek adam rejimini kalıcılaştıran, grevleri yasaklayan, basın özgürlüğünü kısıtlayan, her türlü muhalefeti bastıran bu iktidara geçmişten gelen ruhla “YETER” demektir.

16 Haziran 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this