UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Fazla Mesaiye Kalmamak İçin İzin Almak Zorunda mıyız?

Sancaktepe’den bir tekstil işçisi

Ben tekstil sektöründe çalışan bir kadın işçiyim. Ancak kızımı bırakabileceğim bir yer olmadığı için yarım gün çalışıyorum. Kızımı okula bırakıp işe gidiyorum, iş çıkışı da onu okuldan alıp eve dönüyorum. Emekçi bir kadın olarak gerçekten zor ve yıpratıcı bir temponun içindeyim. Sabah kalkıp evin işlerini görmek, yemek hazırlamak, daha sonra işe gitmek, iş çıkışı yine eve gelip akşam yemeği, bulaşıklar, kızımın ödevleri vs. ile uğraşmak derken gün bitiyor. Fiziksel olarak insanı yıpratan, yorucu bir tempo bu.

Bu yorucu ve yoğun tempo yetmezmiş gibi bir de işyerinde yaşadığımız sıkıntılar var. Resmi tatil günlerinde işe gitmek zorundayız. Üstelik fazla mesai ücreti de almıyoruz. Yılbaşı tatilinde bile işe gitmeye zorlandık. Gelmeyenlerin ücretleri kesildi. Hemen bütün tekstil atölyelerinde yaşanan fazla mesai sorununu biz de yaşıyoruz. Günlük çıkarmamız gereken belirli bir adet oluyor. Ama bu adet sürekli olarak artıyor. Yaptıkça daha fazlasını istiyor patron. Ama bu bile siparişleri yetiştirmeye yetmeyince Cumartesi dâhil fazla mesaiye bırakılıyoruz. Zaten bütün gün çalışmaktan didinmekten yorulmuş olan bedenlerimiz hafta sonu geldiğinde iyice tükenmiş oluyor. Normalde Cumartesi günleri yarım gün çalışıyoruz. Bu yarım gün aslında fazla mesai sayılmalı ama öyle olmuyor. Öğleden sonra kendi işlerimizi görmek, ihtiyaçlarımızı karşılamak istiyoruz. Sadece işlerimizi halletmek için değil sosyalleşmek için de bedenen dinlenebilmek için de zamana ihtiyacımız var. Bunun için yalnız Pazar gününün tatil olması yetmiyor. Çünkü hafta içi zaten fazla mesai yaptığımız için iş ve ev dışında bir şey yapamıyoruz. Ama öyle bir duruma düşürülüyoruz ki fazla mesaiye kalmamak için izin almamız gerekiyor! Patron ısrarla “bana mazeretle gelmeyin” diyor ve izin vermeye yanaşmıyor. Oysa bizim fazla mesaiye kalmamak için gerekçe sunmamıza gerek bile yok. Neden ben hakkım olan bir şey için mazeret bildirip özel yaşamıma dair şeyleri açıklayarak izin almak zorundayım ki? Hastalık, yorgunluk, düğün, aile işleri ya da başka birçok nedenim olabilir ama mazeretimin ne olduğunun ne önemi var? Fazla mesai yapılıyorsa isteyen kalmalı, istemeyen mazeret bildirmeye zorlanmamalı.

Ne yazık ki bu ve bunun gibi pek çok sorun yaşamamıza rağmen ve hemen herkes bu durumdan şikâyetçi olmasına rağmen birlikte hareket edemiyoruz. İşyerinde kayıt dışı çalıştırılan göçmen işçiler var. Gündelikçiler var. Uzun süreli çalışan işçi sayısı çok az. Genellikle kısa bir süre çalıştıktan sonra koşulları beğenmeyip işten çıkıyorlar. Ama ortak hareket etmeye dönük bir girişim ya da çaba yok. Mesela yakın zamanda usta makinecilerin de içinde olduğu bir grup, ustanın çok fazla bağırıp çağırması nedeniyle işten ayrıldı. Aslında bu arkadaşlar çekip gitmeselerdi, en azından daha güçlü ses çıkarabilecek bir çoğunluk sağlayarak birlikte hareket edebilseydik sorunlarımızın önemli bir kısmını çözebilirdik. Ben yıllarca tekstil atölyelerinde çalıştım ve gittiğim her yerde hemen hemen aynı sorunlarla karşılaştım. Buradan ayrılıp başka bir atölyeye gittiğimde de benzer sorunlarla karşılaşacağımı biliyorum. Patronlar “birkaç kişi gider ama nasılsa bu koşullara razı olan başka gelenler olur” ya da “göçmen işçi çalıştırırım, hem daha az öderim” diye düşünüyor. O yüzden işçilerin birlik olmaktan başka çaresi yok. Kendimiz bir şeyleri değiştirmediğimiz sürece sorunlarımız aynı kalacak hatta büyüyecek!

28 Mart 2019






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this