UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Gebze’de 1 Mayıs Üzerine Söyleşi

Derneğimiz 1 Mayıs hazırlıklarını sürdürüyor. Sanayi alanlarında ve mahallelerde işçilere İşçi Dayanışması bültenimizi ve 1 Mayıs’a dönük bildirilerimizi ulaştırıyor, afişlerimizi asıyor ve etkinlikler düzenliyoruz. 17 Nisanda Gebze’de 1 Mayıs üzerine yaptığımız etkinliğe katılan işçilerle ağır çalışma koşulları, uzayan iş saatleri ve 1 Mayıs üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

UİD-DER: bilim ve teknoloji gelişiyor. Daha çok işi daha kısa zamanda yapıyoruz. Ama bizim çalışma koşullarımız ağırlaşıyor. Çalışma temposu alabildiğine hızlandırılıyor. Eskiden 2-3 işçinin yaptığı işi artık bir işçi yapıyor. Sizin işyerinizde durum nedir? Bu ağır çalışma koşullarına nasıl dur diyebiliriz?

Birinci İşçi: Bilim ve teknoloji gelişiyor, ancak bizden daha çok üretmemiz, daha çok çalışmamız isteniyor. İlk insandan itibaren insanın iki eli, iki ayağı, iki gözü vardı, şimdi de aynı şekilde. İnsanın uzuvları değişmiyor. Dolayısıyla çalışma hızı da sınırsız bir şekilde değişemez. Bir insan 8-10 saat çalışır, fazlasını kaldıramaz. Çalıştığım yerde 12 saat çalışıyorduk, çok sıcaktı. Çalışma koşulları ağırdı, belirli bir süreden sonra hastalıklar belirmeye başlıyordu. Bu ağır çalışma koşullarına dur demek için herkesin sesini duyurması ve birlik olması gerekiyor.

İkinci İşçi: Teknoloji ilerliyor, fakat bunun bize bir faydası olmuyor. İşçiler bu gelişmeden faydalanmıyor. Benim çalışma koşullarım üretimde çalışan işçi arkadaşlarıma göre daha iyi ama yine de ağır. Bu ağır çalışma koşullarına karşı işçiler birlik olup çalışma saatlerini düşürebilirler. Fazla mesailere kalmamalı ve 8 saatin üstünde çalışmamalıyız.

Üçüncü İşçi: Bizim çalıştığımız fabrikada çalışma süresi fazla mesailerle 16 saate hatta 24 saate çıkabiliyor. Bunu düzeltmek için birlik olmak zorundayız. Biz fabrikada bunun için bir şeyler yaptık, sendikayı getirdik. Ama bazı işçiler hâlâ bilincinde değiller bu durumun. Tabii ki insanların çoğu yaşam koşullarından dolayı mesaiye kalıyor, ama sağlığından daha önemli olmadığını bilmiyor. Teknoloji konusuna gelince, benim çalıştığım fabrikada robotlar var ve insanlar da o robotlara ayak uyduruyorlar.

UİD-DER: Çalışma saatleri fazla mesailerle birlikte fiilen 12 saate çıkartıldı. Ailemize ve arkadaşlarımıza zaman ayıramıyoruz. Sosyal etkinliklere katılamıyoruz. Patronlar işçileri makine gibi görüyorlar. Sizce işçiler makine mi? Uzun çalışma saatlerine karşı ne yapmak gerekiyor?

Birinci İşçi: Biz makine değil, insanız ve insanın birtakım asli ihtiyaçları var. İnsanın ailesiyle vakit geçirmesi gerekiyor. 12 saat çalışan bir işçi bırakın ailesine zaman ayırmayı, eve geldiğinde tek düşündüğü şey uyumak ve biraz dinlenmek oluyor. Sonra sabah tekrar işe gidiyor. Yani evi adeta otel gibi kullanıyor. Bir öğrencinin derse ilgisi 40 dakikalık süre içinde 15 dakikadır. Ondan sonra öğrencinin dikkati kayar. Yani düşünün, bir işi 12 saat 16 saat yapıyorsunuz, sonucunda bir uzvunuzu kaybedecek iş kazaları yaşıyorsunuz. Yoldaki zaman kaybını da hesaba kattığımızda bu çalışma saati daha da uzuyor.

İkinci İşçi: Bence de çalışma saatleri çok uzun. Meselâ bir devlet dairesinde bir işin oluyor. Halledemiyorsun. Patronlara göre zaten senin böyle bir şeye hakkın yok, bu gözle bakıyorlar bize. İşe gidiyorsun 8 saat diye, ama üzerine bir vardiya daha ekleyip mesaiye kalacaksın diyorlar. Üretimde çalışan arkadaşları düşündüğümde uzun çalışma saatleri adeta bir işkence gibi oluyor. Bence bunun önüne, birlik olarak ve fazla mesailere kalmayarak geçebiliriz. Yani anahtar kelime birlik olmak…

Üçüncü İşçi: Evet birlik olmak ama bilinçli bir şekilde birlik olmak gerekiyor. Neden birlik olmamız gerekiri düşünerek. Yani birlikteliğimizi bilgimizle pekiştirerek… Yoksa başarılı olamayız. Diğer türlü çalışma saatlerini düşürürüz, mesailerin önüne geçeriz, her şeyi yaparız.

UİD-DER: Etkinliğimizde yapılan sunumu dinlediniz. İşçi atalarımız 12-14 saatlik çalışma saatlerine karşı mücadele vermişler. 8 saatlik işgününü patronlara zorla kabul ettirmişler. 1 Mayıs bu mücadelenin sembolü olarak doğmuş. Etkinliğimize katılmadan önce 1 Mayıs’ın anlamını biliyor muydunuz?

Birinci İşçi: 1 Mayıs patronlar sınıfı tarafından topluma çok farklı lanse ediliyor. İşçilerin yalnız olmadıklarını bilmeleri ve görmeleri açısından böyle etkinliklere katılmaları gerekiyor diye düşünüyorum.

İkinci İşçi: Ben 1 Mayıs’ı duymuştum ama gerçek anlamını, haklarımızın neler olduğunu bilmiyordum. Hâlâ daha tam olarak bilmiyorum. Haklarımızı bilmiyoruz. Toplum olarak bilinçsiz bir toplumuz. Böyle etkinlikler daha sık olmalı bence. 1 Mayıs’ı sahiplenmeliyiz. Haklarımızı bilirsek o zaman daha az eziliriz. Patronlara ancak bu şekilde karşı koyabiliriz.

Üçüncü İşçi: Öncelikle şunu söyleyeyim, daha önce 1 Mayıs’a hiç katılmadım. Bu yıl katılacağım. 1 Mayıs’ın işçi bayramı olduğunu biliyordum ama iş saatlerinin düşürülmesi için böyle bir mücadelenin yapıldığını bilmiyordum. Bu etkinlik sayesinde ve çevremdeki arkadaşlarım sayesinde öğrendim. Etkinlik iyice pekiştirdi. Tabii ki kendim gideceğim ama arkadaşlarımı da bu konuda bilgilendireceğim. Öğrendiklerim burada kalmasın. O yönden güzel bir etkinlikti.

UİD-DER: Biz işçiler ancak birleşirsek bir güç haline gelebiliriz. Güç olmadan patronların karşısına dikilemeyiz. 1 Mayıs’ta taleplerimizi daha güçlü haykırmak için işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’a daha güçlü bir şekilde katılmak gerekiyor. 1 Mayıs mitingine katılacak mısınız? 1 Mayıs mitingine daha çok sayıda işçiyi ve emekçiyi katabilmek için siz de işyerinde ve mahallenizde çalışma yapıyor musunuz?

Birinci İşçi: Bu yıl 1 Mayıs mitingine katılacağım. Bu mitinge getirmek için konuştuğum arkadaşlar da oldu. Aslında geçmişte insanlara düzgün bir şekilde ulaşılmış olunsaydı, durum bugün daha farklı olurdu. Örneğin, dünyada ya da Türkiye’de kaç tane patron var? Mesela 1 milyon diyelim. Ama geri kalanların hepsi işçi. Bu bayram da biz işçilerin bayramı. Dolayısıyla bütün işçilerin katılması gerekiyor. Ama işçilerin çoğu işçi olduğunun bile farkında değil. 1 Mayıs’a kitlesel katılmak daha çok haksızlığın yapılmasının önüne geçer.

İkinci İşçi: Ben 1 Mayıs’a daha önce hiç katılmadım. İlk kez bu yıl katılacağım. İnsanın önce değişime kendinden başlaması gerekiyor. Önce ben katılacağım. Sonra evden, komşulardan birilerini katacağım.

Üçüncü İşçi: Önce ben çevremdeki insanlardan bahsedeyim. Anlatıyorum, meselâ, 1 Mayıs senin bayramın diyorum. Ama hiç önemsenmiyor. “Ne yapacağım orada, tatil yaparım evde” diyenler var. Aslında eskiden ben de böyle düşünüyordum. Ama tabii bu bilinçsiz oluşumuzdan kaynaklanan bir şey. Bunların yanı sıra mutlaka geleceğim diyenler de var. Gerçi şunu söylemeliyim, bu yıla kadar ben de 1 Mayıs’ın ne olduğunu, ne anlama geldiğini bilmiyordum. Ben de çevremdekilere anlatacağım.

Birinci İşçi: Ben son olarak bir şey daha eklemek istiyorum. Biz işçiler bir sürü şey üretiyoruz ve patronlar o ürettiklerimizi yine bize satıyorlar. Bunu da anlatarak, reklamını iyi bir şekilde yaparak yapıyorlar. İşçiye yapılan haksızlıkları görmezden gelmesi için, patron kendi çıkarına olan şeyleri daha iyi empoze ediyor. Bizi ona inandırıyor, yanlış olduğu halde. Bizler bu konuda onlar kadar çalışmıyoruz. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı var. O yılan nasıl yaşıyor? Sırayla herkese dokunuyor. Sonunda sıra bu sözü diyene de geliyor. Dünyadan başka gidecek bir yerimiz yok. Yaşam koşullarımız bunlar. Nasıl yaşayacağız? İşçilik yaparak. Bazı haklara sahip olmak istiyorsak önce işçi nedir, işçinin hakkı nedir bunu bilmemiz gerekiyor. İnsan bilmediği şeyin düşmanıdır. Bu kendi hakkı olsa bile. Bir insan birilerine bir şey anlatmak istiyorsa bunun en iyi yolu kendi hayatındaki dik duruşudur. Yani anlattığımız şeylere önce kendimiz inanmalı ve ona göre yaşamalıyız. Biz haksızlığa uğradığımızda hakkımızı arayabiliyorsak diğer insanlara bir şey anlatmaya gerek kalmıyor. O insan yarın bir haksızlığa uğradığı zaman size geliyor. Yani kısacası işçiyiz, daha iyi koşullarda yaşamak ve çalışmak için haklarımızı bilmemiz ve mücadele etmemiz gerekiyor.

UİD-DER: 1 Mayıs günü hep birlikte UİD-DER kortejinde kol kola, omuz omuza gücümüzü büyütmek üzere… Çok teşekkürler.

21 Nisan 2011






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this