UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Ekonomik, Demokratik Hak ve Özgürlüklerimizin Teminatı Sermaye Hükümeti Olamaz!

Haklarımızın Teminatı Örgütlülüğümüzdür!

Haziran 2011, No: 39

Kardeşler, 12 Haziran genel seçimleri yapıldı ve sandıktan bir kez daha AKP çıktı. Daha en baştan belirtelim ki, AKP gibi CHP ve MHP de gerçekte emekçilerin temsilcisi değildir. Bu partilerin üçü de patronların kâr düzenini, toplumsal eşitsizliği, işçilerin sermaye tarafından sömürülmesini savunuyorlar. Bu partilerin liderlerinden, “kapitalist sömürü düzeni son bulmalıdır” gibi tek laf işittiniz mi? İşçilerin örgütsüz olduğu günümüz koşullarında, emekçi kitlelerin gidip bu partilere oy vermesi aldatıcı olmamalıdır. Eğer işçiler örgütlü olsaydı ve kendi sınıf çıkarları için bir politika izleselerdi, bu sermaye partileri ancak nal toplarlardı. Ne yazık ki durum bu değildir. Seçimler geride kaldı, şimdi yeni bir hükümet kurulacak ve sermaye düzeni kendi işine bakacak. Biz işçiler ise olup biteni doğru kavramalı, dersler çıkartmalı, uyanık olmalı, ekonomik, demokratik hak ve özgürlüklerimizin yegâne teminatının örgütlülüğümüz olduğunu unutmamalıyız.

Tüm vaatlerine rağmen CHP geniş işçi-emekçi kitlelerden oy alamamıştır. Statükocu-devletçi yüzünü yumuşatan CHP’nin “aile sigortası” vaat etmesi, “taşeronlaştırma son bulacak” demesi, işsizlikten, yoksulluktan ve yolsuzluktan dem vurması geniş emekçi kitleleri tavlamaya yetmemiştir. Demek ki sahte vaatler insanları o kadar da kolay kandıramıyor. Halk kitlelerini aşağılayan, kılık kıyafetine karışan, “bidon kafa” diyen, “aptal” yerine koyan seçkinci bürokratik-devletçi ve Ergenekoncu anlayış, bir kez daha geniş emekçi kitlelerin vetosunu yemiştir.

Hiç kuşku yok ki, AKP’nin %50 oranında oy almasının sebeplerinden biri de, halkı aşağılayan bu bürokratik-devletçi zihniyete duyulan tepkidir. AKP ve onun arkasına yığılmış sermaye çevreleri de emekçi halkın bu tepkisini örgütlemeyi başarmışlardır. Gerçekte CHP gibi AKP de işçilerin çıkarlarını düşünen bir parti değildir. Fakat ne yazık ki, tepede süren iktidar kavgası bu gerçeğin görülmesini engelliyor. İşte bu yüzden, bürokratik-devletçi anlayışa tepki duyan geniş halk kitleleri sanki AKP kendi temsilcileriymiş gibi ona yöneliyorlar. Seçim sonuçlarında, AKP’nin vaatlerinin CHP’nin vaatlerinden daha etkili olduğunu da vurgulamak gerek. Türkiye’nin zamanı gelip geçmiş alt yapı sorunlarının çözülmesini ve bu alana dönük yatırımlar yapılmasını AKP ve Erdoğan, seçim propagandasının merkezine oturttu. Diğer taraftan Türkiye’nin emperyalist bir güç haline gelmesini öne çıkartan Erdoğan, ortaya koyduğu emperyalist vizyonla emekçileri aldatmaya girişmiştir. Özetle söylenen şuydu: Türkiye büyüyor, kalkınıyor, gelişiyor. Bundan emekçiler de paylarını alacaklar! Gerçekten de böyle mi olacak?

Türkiye’nin ekonomik olarak büyüdüğü, Ortadoğu’da öne çıktığı ve dünyada sayılı ülkeler arasına girdiği doğrudur. İyi ama bu ne pahasına olmaktadır? İşçi sınıfının elindeki sosyal kazanımların tümden ortadan kaldırılması, iş temposunun hızlandırılması, iş saatlerinin uzatılması, yani sömürünün katmerli hale getirilmesi pahasına! Patronlar sermayelerini büyütüyorlar, ama milyonlarca işçi asgari ücrete talim etmeye devam ediyor! Demek ki, sermayenin emperyalist düzeye gelmesi; yani patronların daha da büyümeleri, yabancı ülkelere sermaye ihraç etmeleri ve Türkiye’nin uluslararası siyasette rol alması emekçilerin sömürülmekten kurtuluşunun yolunu açmıyor. Zira tek bir Türkiye’den ve tek bir sınıftan söz edemeyiz. On milyonlarca işçinin ve emekçinin yaşadığı bir Türkiye ile üretilen tüm zenginliğe el koyan ve lüks içinde yaşayan burjuva sınıfın Türkiye’si aynı olabilir mi? Ekonominin büyümesi ve Türkiye’nin uluslararası siyasette öne çıkması, gerçekte patronlar sınıfının çıkarları temelinde olmaktadır.

İşçi sınıfı mücadele etmediği müddetçe sermaye düzeni babasının hayrına işçilere haklar bahşetmez. Aynı şekilde demokratik hak ve özgürlüklerin gelişmesini sağlayacak olan da işçi sınıfının mücadelesidir. İşçilerin meclis üzerinde kuracakları basınç ta bu mücadelenin bir parçası olacaktır. 12 Eylül 1980 askeri faşist darbesiyle kurulan rejimin yaptığı anayasa hâlâ yırtılıp çöpe atılabilmiş değildir. Bu anayasa işçi sınıfının örgütlenmesinin önüne türlü engeller dikmiş durumdadır. Bu engellerin başında %10 iş kolu barajı gelmektedir. Grev yapmak neredeyse imkânsız hale getirilmiştir. Grev gözcüsü dört kişiyle sınırlandırılarak, işçilerin işyeri önünde güç oluşturmalarının ve patronlara baskı yapmalarının önüne geçilmiştir. AKP, CHP ve MHP’den tüm siyasal ve sendikal yasakları kaldırmalarını, sınırsız grev ve toplanma özgürlüğünün önünü açmalarını beklemek hayal olur.

Yeni bir anayasanın yapılması gündemdedir. Ezilen Kürt halkının ve sosyalistlerin meclise girmiş olması bu açıdan çok önemli olmakla birlikte yeterli değildir. 12 Eylül anayasasının yırtılıp çöpe atılması, sendikal ve siyasal yasakların kaldırılması, ezilen Kürt halkının demokratik taleplerinin karşılanması, her türlü inanç üzerindeki baskının son bulması ve Alevilerin taleplerinin yerine getirilmesi, başörtüsü yasağına son verilmesi için işçi sınıfı mücadeleyi yükseltmelidir. Ekonomik, sosyal, demokratik hak ve özgürlüklerimizin teminatı sermaye partileri ve sermaye hükümeti olamaz! Onların vaatlerine, aldatıcı nutuklarına kanılmamalı! Haklarımızı teminat altına alacak olan sınıfımızın örgütlü gücü ve mücadelesidir.

15 Haziran 2011
AttachmentBoyut
no39.pdf1.86 MB






Son Eklenenler

  • french-railway-workers-2018.jpg
    Cezayirli doktorlar yedi aydır direniyor. Çalışma şartlarının iyileştirilmesini ve zorunlu kamu görevinin kaldırılmasını isteyen asistan doktorlar, yedi aydır mücadele ediyorlar. Bu eylem Cezayir...
  • emekci-kadinlar-mucadelede-onde_20140501_278.jpg
    Kardeşler bir kadın işçi olarak hükümetin kadın politikaları beni öfkelendiriyor. Kendimi şanslı hissediyorum, çünkü bu mektubu yazarken binlerce kadının sesine ses olduğuma inanıyorum. Her gün bir...
  • hayirda-hayir-var.png
    Hangi kanalı açarsak hep seçimle ilgili konuşmalar yapılıyor. Ne hikmetse kanallar sanki seçimde tek aday Recep Tayyip Erdoğan’mış gibi yanlı haber yapıyorlar. AKP hükümeti kimseden farklı seslerin...
  • patates-sogan-haziran-2018.jpg
    24 Haziran seçimlerine az bir zaman kala fabrikadaki kadın arkadaşlarla sohbet ettik. Bu sohbetlerden birini sizlerle paylaşayım. Konu ekonomik krizden açıldı. Arkadaşlardan biri alım gücünün...
  • kadincinayetleri_yuruyus.jpg
    Yayınladığı seçim manifestosuyla emekçi kadınlardan da oy isteyen AKP, 16 yıllık iktidarı boyunca kadınlara yönelik birçok olumlu düzenlemeyi hayata geçirdiğini iddia ediyor. Oysa biz emekçi...
  • iett-yolculari.jpg
    Gebze İstasyon’da oturanlar bilir 17B otobüsünü. Her zaman böyle tıklım tıkış mıdır bilmem ama bayramda oldukça “samimi” yolculuklar yapıldığına ben de tanık oldum. İstanbul’a gitmek için yola çıktım...
  • rifat-hisarciklioglu.jpg
    Malum seçime az kaldı. Hepimiz seçimleri konuşuyoruz. İşçiler kendileri için en iyisi olsun isterken, mevcut iktidar patronlar için en iyisi olsun diye uğraşıyor. Taşeron çalışan sayısı AKP iktidarı...
  • sogan-kuru-7-lira.jpg
    Hepimizin bizzat tanık olduğu üzere hayat pahalılığı her geçen gün artıyor. Ekonomik kriz derinleşirken, Türkiye’de de bunun yansımasına her gün daha yakından şahit oluyoruz. Bizim gibi işçi ve...
  • yetti-gari-tamam.jpg
    Bugüne kadarki seçimlerden çok farklı olacak olan seçimlere sayılı saatler kaldı. Daha evvelki seçimler ister zamanında yapılsın, ister erkene alınsın, seçimler biter bitmez seçilenler bir daha...
  • patronlar-ister-akp-yapar.jpg
    Şimdiye kadar vaatleriyle işçi emekçileri kandırıp oy toplayan AKP hükümeti tabi ki verdiği sözleri yerine getirmedi. Verdiği sözleri yerine getirmemesi yetmiyormuş gibi üstüne bir de çıkardığı...
  • akhisar (6).jpg
    Soma Katliamı davasının 22. duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. 3 gün devam eden duruşmanın ardından 5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı dava 27 Hazirana ertelendi. Duruşma öncesinde...
  • flormar-20180622.jpg
    Sendikalaştıkları için işten atılan ve fabrika önünde direnişe başlayan Flormar işçileri, direnişlerinde 38’inci gününü geride bıraktılar. Fabrika önünde direnişlerini sürdüren işçiler, çeşitli...
  • tamam-diyoruz.png
    Ben bir metal işçisiyim. OHAL bahane edilerek her fırsatta biz işçilerin, özellikle de metal işçilerinin grevleri yasaklanıyor. Bir de utanmadan, pervasızca çıkıp patron örgütlerine OHAL’i...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this