UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşçi Dayanışması Neden İşçilere Ulaşmalı?

UİD-DER’li bir grup işçi

Bizler Uluslararası İşçi Dayanışması Derneği üyesi olan işçileriz. Bu derneği arkadaşlarımız aracılığıyla tanıdık, bizleri davet ettikleri etkinliklere gelip gitmeye başladık ve daha sonra buranın bir parçası olduk. Bu onurlu kavgayla tanıştık ve hangi sınıfa ait olduğumuzu burada öğrendik. Çıkarsız dostlukların ve paylaştıkça artan mutlulukların tadına burada vardık. Yaşamanın anlamını ve karşılıksızca insanları sevmenin keyfini burada yaşadık. Çünkü hepimiz açız; sadece ekmeğe, yemeğe değil bütün güzellikleri yaşamaya açız. Aç bırakıldık birilerinin doyması için ve yine de doyuramadık onları. Kimimiz öldük, kimimiz sakat kaldık, ömürlerimiz alındı elimizden, yetmedi yetmiyor onlar hâlâ doymadı. Bizler dernekte öğrendik ki onlar hiçbir zaman doymayacaklar. Bizler neden aç kaldığımızı sorgulamadığımız sürece, neden tüm güzelliklerden mahrum edildiğimizi öğrenmediğimiz sürece, biz işçiler birleşmediğimiz sürece, onlar hiçbir zaman doymayacaklar.

Derneğimizde her hafta sonu çeşitli etkinlikler yapılıyor. Yapılan bütün etkinliklerin bir amacı var, işçileri ve emekçileri birleştirmek ve sınıf mücadelesini yükseltmek.

Derneğimizin birçok faaliyetinde elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz, aynı zamanda derneğimizin yayın organı olan İşçi Dayanışması’nı işçi arkadaşlarımıza fabrikalarda ve mahallelerde ulaştırmaya çalışıyoruz. Derneğimizi tanıtıp etkinlikleri anlatıyor ve onları deneğimize davet ediyoruz. Biz işçiler haklarımızı burada öğreniyoruz. İşçi dayanışmasını buralarda oluşturmalı ve patronların saldırılarına karşı ayakta kalabilmek için bu dayanışma ağını sıkı sıkı örerek güçlendirmeliyiz.

İşçi Dayanışması neden işçilere ulaşmalı?

İşçi Dayanışması, işçilerin fabrikalarda, atölyelerde, çeşitli sektörlerde ve mahallelerinde yaşadığı sorunları kendi kalemlerinden dökülen sözcüklerle, diğer sınıf kardeşlerine duyurabildikleri bir bültendir. Böyle olduğu için de bu yayının işçiler tarafından sahiplenilmesi ve önemsenmesi gerekir. Çünkü bizler buradan okuduğumuz mektuplardan görüyoruz ki, işçilerin sadece bir sektörde değil birçok sektörde ve bütün iş alanlarında yaşadığı sorunlar hep aynı. Oysa biz işçiler hep şunu söyleriz; “bizim çalıştığımız işyeri çok kötü, böyle işyeri başka bir yerde yok”. Çareyi işimizi değiştirmekte aramaya çalışırız ama aynı sorunlar her gittiğimiz yerde yine karşımıza çıkar. Sorunlardan asla kaçarak kurtulamayız, sorunlarımızı bir araya gelerek birleşerek çözebiliriz, başka türlü bir çözüm yolu yok! İşte bunun için İşçi Dayanışması bütün işçilere ulaşmalı.

İşçi Dayanışması’nı işçi kardeşlerimize nasıl ulaştırıyoruz?

En yakınımızdan başlayarak en uzağımıza doğru, bültenimizi dağıtmaya çalışıyoruz. İşyerinde yanımızdaki iş arkadaşımıza, işten çıktıktan sonra ise mahallerimizde ve diğer fabrikaların önlerinde sınıf kardeşlerimize ulaştırmaya çalışılıyoruz. Birçoğumuz 11-12 saat çalışmanın ardından birkaç işçi arkadaşımıza daha ulaşabilmek için yollara düşüyoruz ve biliyoruz ki harcadığımız emek boşa gitmedi ve de gitmeyecek. Bizlere ulaşanlar böyle ulaştı ve bizler de diğer sınıf kardeşlerimize böyle ulaşacağız.

Özellikle fabrika önlerinde dağıtım yaptığımızda birilerinin paçası tutuşuyor. Engellemeye çalışıyorlar bizleri, tehdit ederek, fabrikanın önünden uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Aslında patronlar ve onların uşakları bu durumu çok iyi biliyorlar; işçiler bir şeyler öğrenirse kendilerinin rahatları kaçacak. Bu baskılara rağmen İşçi Dayanışması işçilere ulaşıyor.

İşçi ve emekçi mahallelerine kapı kapı dolaşarak bültenimizi ulaştırıyoruz. İçeriye davet eden aileleri ziyaret ediyoruz, sıcacık çayları yudumlarken aynı zamanda da sorunlarımızı tartışıyoruz. Her evin içi birbirine benziyor. Yani “bu sorun sadece bize ait” dediğimiz her şey, işçi ve emekçi ailelerinde ve hepimizin hanesinde üç aşağı beş yukarı aynı düzeyde yaşanıyor. Bu da gösteriyor ki biz işçilerin kaderi aynı; aynı sorunları ayrı ayrı hanelerde ve fabrikalarda yaşıyoruz.

Dağıtım sırasında bin bir türlü soru ile karşılaşıyoruz. Bu sorulardan bir tanesi var ki, sistemin insanlar üzerinde yaratmış olduğu tahribatı ve çıkarcılığı anlatmaya yetiyor. Soru şöyle: “Bu işten kaç para alıyorsunuz? Eğer iyi para varsa biz de gelelim dağıtalım!” Bizler dağıtımdan para almayı bir kenara bıraktık, yetmeyen ücretlerimizden dolayı bazen gideceğimiz uzak mesafelere bile yürüyerek gidiyoruz. Bizim tek dileğimiz var, işçiler birleşsin! Bu da aynı zamanda sınıfın çıkarı demek, işçi sınıfının kurtuluşu demek.

Biz işçiler ne yapmalıyız!

Şimdi sıra bu yaptığımız şeyleri düşünmekte. Bu zamana kadar kime ve hangi sınıfa hizmet ettiğimizi anlayabilmek için şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerek.

Biz işçiler birçok şey yapabiliriz, şöyle dışarıya bir çıkıp bakalım… Ne görüyoruz? Birçok şey değil mi? Dışarıda gördüğümüz her şeyi biz işçiler yaptık. İnanın, açın ellerinize ve bakın her şeyi bu eller yaptı, milyonlarca ve milyarlarca olan ellerimiz yaptı. Şimdi güvenmeliyiz kendimize, biz her şeyi başarabiliriz demeliyiz.

İnsanın insan kalabilmesi için haksızlıkların karşısına dikilip hesap sorması ve mücadele etmesi gerekir. Seni de bekliyoruz çalışmalarımıza, fabrika önlerine, mahallelere İşçi Dayanışması dağıtmaya davet ediyoruz, seni de aramızda görmek istiyoruz, bu kavga bizim canım kardeşim! İşçi Dayanışması dağıtma işinden ne kadar kazanıyorsunuz diyen işçi kardeşim! Bu işten senin bir ömür boyu kazanamayacağın kadar çok kazanıyoruz; kendimizi, insanlığımızı kazanıyoruz. Ve eminiz sen de bize katıldığında bir gün koca dünyayı da kazanacağız!

25 Ocak 2009






  "İşçi Dayanışması" dağıtımı

Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this