UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşçi-Emekçi Kentleri Tek Adam Rejimine Hayır Dedi!

16 Nisanda yapılan referandumda işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin yoğun olarak yaşadığı İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Denizli, Diyarbakır, Adana, Mersin, Eskişehir gibi büyük kentler tek adam rejimine HAYIR dedi. Metal işçilerinin mücadelesine ev sahipliği yapan Bursa’da ve bir işçi yatağı olan Kocaeli’de ise hayır oyları yüzde 50’ye yakın. 16 Nisan referandumunun en önemli sonucu; sanayi ve ticaretin kalbi konumunda olan, işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin toplandığı kentlerin tek adam rejimine HAYIR demesidir. Tüm devlet imkânları seferber edilmesine, tüm medya AKP iktidarının emrine koşulmasına, OHAL düzeniyle demokratik haklar ortadan kaldırılmasına ve halk baskı altına alınmasına rağmen, toplumun yarısı HAYIR oyu kullanmış, tek adam rejimini istemediğini beyan etmiştir. Nitekim bu yüzden AKP-Erdoğan iktidarı yüksek sesle zafer ilan edememiştir.

16 Nisan referandumunun en önemli sonucu; sanayi ve ticaretin kalbi konumunda olan, işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin toplandığı kentlerin tek adam rejimine HAYIR demesidir. Tüm devlet imkânları seferber edilmesine, tüm medya AKP iktidarının emrine koşulmasına, OHAL düzeniyle demokratik haklar ortadan kaldırılmasına ve halk baskı altına alınmasına rağmen, toplumun yarısı HAYIR oyu kullanmış, tek adam rejimini istemediğini beyan etmiştir.

Daha en baştan kesin bir dille vurgulayalım; referanduma hile karıştırılmıştır, tartışmalıdır ve bu nedenle de ciddi bir meşruiyet sorunu vardır. Oy verme işlemi bittikten sonra, oyların sayılması esnasında YSK, AKP’nin talebi üzerine yasaları çiğneyerek kurallarını değiştirmiştir. Böylece AKP’nin denetimindeki YSK, 2 milyon civarında olduğu söylenen geçersiz oyu geçerli sayarak hem evet oylarını yükseltmiş hem de sandıklardaki oyların değiştirilmesinin önünü açmıştır. Aslında devlet-AKP-MHP-Erdoğan bloku, 16 Nisan öncesinden başlayarak oyunlar tezgâhlamış ve seçim sonuçlarını etkilemiştir.

Referandum kampanyası kesinlikle eşit şartlarda gerçekleşmemiştir. OHAL ve KHK düzeni altında, demokratik hakların askıya alındığı koşullarda gerçekleşen referandumda, tüm muhalif kesimler baskı altına alınmış ve sesleri kısılmıştır. Kürt halkının yaşadığı kentlerde on binlerce seçmenin oy kullanacağı sandıklar başka yerlere taşınmış, seçmenlere bilgi verilmemiş ve sandıkların güvenliği sağlanmamıştır. “Milli irade” kavramını ağzından düşürmeyen Erdoğan, milletin iradesinin HAYIR’dan yana olduğu ortaya çıkınca derhal milli iradeyi terörist, bölücü, darbeci ilan etmiştir. Polis hayır çağrısı yapanlara saldırmaktan ve gözaltına almaktan geri durmamıştır. Tüm caddeler ve sokaklar evet çağrısı yapan devasa pankartlarla doldurulurken ve kitlelerin algısı bu şekilde yönetilirken, hayır pankartları yırtılmıştır. Medya tümüyle iktidarın emrine koşulduğu için, hayır kampanyası bu alandan da kitlelere ulaşamamıştır. Valilerden kaymakamlara devlet yöneticileri ev ev gezerek toplum üzerinde açıktan devlet baskısı kurmuş ve tek adam rejimi için oy istemişlerdir. AKP-Erdoğan iktidarı, 7 Haziran seçimlerinden sonra yaptığı gibi, bir kez daha kriz ve kaos taktiğine başvurmuş, başkanlık anayasası kabul edilmezse ülkenin felâkete sürükleneceği yaygarasını kopartarak halkı tehdit etmiştir. Halkın dini inançlarını sonuna kadar istismar etmekten geri durmamıştır. Fakat AKP-Erdoğan iktidarı ile MHP blokunun tüm bu kirli kampanyasına, tüm abanmalarına ve tüm güç gösterilerine rağmen toplumun yarısı tek adam rejimine evet dememiştir.

Tek adam rejimine karşı mücadele, aynı zamanda kapitalist sömürü ve çürümeye karşı da mücadeledir. Ve bu noktada önümüzde duran ilk görev, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs geleneğine sahip çıkarak örgütlü mücadeleyi güçlendirmektir.

Kriz ve kaos tehditlerine rağmen işçi sınıfının ve emekçi kitlelerin toplandığı sanayi ve ticaret kentlerinin HAYIR demesi çok önemli ve anlamlıdır. Bu anlamıyla AKP, aynı 7 Hazirandakine benzer bir sonuçla karşı karşıyadır aslında. Büyük kentlerdeki işçi-emekçi kitleler; AKP tarafından propagandası yapılan “Güçlü Türkiye”nin kendilerine bir fayda sağlamadığını, yaşam koşullarında bir değişiklik olmadığını bir şekilde hissediyor ve görüyorlar. Zira gerçekte büyüyen işçi sınıfının ekmeği değil, sermayenin kârıdır. Büyük kentlerdeki sonuçlar aynı zamanda işsizliğe, yoksulluğa, iş cinayetlerine, düşük ücretlere, uzun iş saatlerine, grev yasaklarına ve anti-demokratik uygulamalara da bir tepkidir. Eğer devlet eliyle toplum baskı altına alınmasaydı, kriz ve kaos tehdidi olmasaydı, emekçiler yapay temelde kutuplaştırılıp karşı karşıya getirilmeseydi AKP-Erdoğan iktidarı için sonuç mutlak bir çöküş olurdu.

Baskı, hile ve zorbalıkla sonuçları kendi lehine çeviren AKP-Erdoğan, önümüzdeki dönemde, iktidarını mutlaklaştırmak ve meşruiyet sorunundan doğan güçsüzlüğünü bastırmak üzere zorbalığın dozunu arttırabilir. İşçi-emekçi kitleler, hakkını arayan ve greve gidecek işçiler, sendikalar, sosyalistler ve muhalif kesimler yeni saldırıların hedefi konumundadırlar. Ortadoğu’da maceracı emperyalist siyasetini sürdürmekte kararlı olan Erdoğan iktidarı, emekçi kitlelerin başına yeni çoraplar örmekten geri durmayacaktır.

İşçi sınıfının ekonomik, sendikal ve demokratik hakları daha da kırpılmak ve tümüyle ortadan kaldırılmak isteniyor. Referandumda işçi kitlelerinden oy almak isteyen AKP, kıdem tazminatına el koyma planını 16 Nisan sonrasına ertelemek zorunda kalmıştı. Çalışma Bakanı Müezzinoğlu, patronları memnun etmek üzere kıdem tazminatını 16 Nisandan sonra bir fona devredeceklerini açıklamıştı. Oysa kıdem tazminatı işçilerin iş güvencesidir. Kıdem tazminatının fona devredilmesiyle birlikte patronlar, istedikleri zaman istedikleri işçileri tazminat vermeden işten atabilecekler. Kurulacak fon ise, aynı İşsizlik Fonu gibi patronlara peşkeş çekilecek.

AKP-Erdoğan iktidarı, işçi sınıfı örgütlenmesin, sendikalar güçlenmesin, işçiler mücadele ederek haklarını almasınlar diye elinden geleni ardına koymuyor. Şu ana kadar pek çok grev yasaklandı ve işçilerin eli kolu patronlar karşısında bağlandı. Geçtiğimiz aylarda hem metal hem de banka işçilerinin grevinin yasaklanması, önümüzdeki dönemde yeni grev girişimlerinin başına neler geleceğini ortaya koymaktadır. Önümüzdeki günlerde başlayacak metal işkolundaki sözleşmenin anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine alınacak grev kararı, yasakla karşı karşıya gelebilir. Ancak tüm bu yasak ve bastırma girişimleri, işçilerin tek adam rejimine olan öfkesini daha da artıracaktır.

İşçi sınıfının ve emekçilerin yaşadığı kentlerin HAYIR demesi gerçekten de hayırlıdır ve önümüzdeki dönemde bunun önemli sonuçları olacaktır. İşçi-emekçi kentlerinden tek adam rejimine çıkan hayır sonucu, işçi sınıfının mücadelesinin örgütlenmesi ve yükseltilmesi açısından çok anlamlı bir zemin sunmaktadır. Zira işsizliğin her geçen gün arttığı, ekonomik krizin etkilerinin daha fazla hissedildiği, alım gücünün düştüğü, kredi kartı borçlarının yükseldiği, iş cinayetlerinin sürdüğü koşullar olduğu gibi yerinde durmaktadır. AKP’nin sermaye yanlısı politikaları bu koşulları daha da ağırlaştırmaktadır. Kitlelere pozitif şeyler sunamayan ve toplumu korkutarak iktidarını sürdürmeye çalışan AKP-Erdoğan iktidarının elinde kriz ve kaos sopasından başka bir şey yoktur.

Unutmayalım ki Türkiye, dünya kapitalizminden ve bölgedeki gelişmelerden bağımsız değil. Dünya ölçeğinde ekonomik kriz derinleşiyor, emperyalist savaş yayılıyor, zengin ile yoksul arasındaki gelir uçurumu akıl almaz şekilde büyüyor, işsizlik tırmanıyor, milyonlar açlıkla boğuşuyor, göç dalgaları Avrupa’yı sarsmaya devam ediyor, umutsuz ve çıkışsız emekçi kitlelerin öfkesi biriktikçe birikiyor. Kapitalizm derin bir çıkışsızlığa saplanmış durumda ve işçi sınıfı tarafından tarihin çöplüğüne atılmayı bekliyor. İşte tek adam rejimine karşı mücadele, aynı zamanda kapitalist sömürü ve çürümeye karşı da mücadeledir. Ve bu noktada önümüzde duran ilk görev, işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs geleneğine sahip çıkarak örgütlü mücadeleyi güçlendirmektir.

17 Nisan 2017






Bildiriler

Son Eklenenler

  • stresli-isci.jpg
    Günlük hayatta hepimiz belirli oranlarda strese maruz kalıyoruz. Stres bazı durumlarda tetikleyici ve olumlu bir rol oynarken (mesela bir işi yaparken odaklanmamızı sağlar) strese sürekli maruz...
  • turizm-calisanlari.jpg
    Dünya genelinde ve Türkiye’de hizmet sektörü giderek büyümektedir. Ben de büyüyen hizmet sektöründe çalışan bir işçiyim. Küçükken annem kayıtlı olduğum dershanede temizlik işine bakardı. Ben de boş...
  • calisan-ogrenci.jpg
    Emeklilik yaşı çoktan geçmiş olan bir öğretmenden dinlenen, matematik dersi kadar sıkıcı bir şey yoktur sanırım. Bu yüzden o anlatırken sınıfta nerden geldiği anlaşılmayan bir uğultu başlıyordu. Bu...
  • karayolu-iscileri.jpg
    Kamuda çalışan taşeron işçilere defalarca kadro vaadinde bulunan AKP hükümeti, her seçim sonrasında bu vaadini erteliyor ve umutları bir başka bahara bırakıyordu. Tam da AKP’nin oy oranlarının...
  • disk-asgari-ucret-aciklamasi-IMG_8901.jpg
    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), asgari ücretle ilgili görüşlerini ve taleplerini DİSK Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısı ile duyurdu. DİSK genel merkez yöneticileri...
  • ohal_buhal_1.jpg
    Geçtiğimiz haftalarda 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlamaları yapıldı. Çocuklarımız ellerinde çiçekleriyle okullarına gelip öğretmenlerine sıcak ve içten sevgilerini ilettiler. Biz UİD-DER’li...
  • nehirler-okyanusa-akmali.jpg
    İşçi mahallelerinden ilerleyen servisler kimi zaman sabahın kör karanlığında, kimi zaman da gecenin zifiri karanlığında yedek parça gibi insan taşır fabrikalara. Tekdüze yaşam ve durmaksızın tıkır...
  • kres.jpg
    Merhaba arkadaşlar sizlere çoğumuzun yaşadığı bir sıkıntıdan bahsedeceğim. Özellikle kadın işçilerin hem çalışırken hem de günlük işlerini yaparken yaşadığı, aslında çözümü zor olmayan bir sıkıntıyı...
  • pink-filmi.jpg
    Geçtiğimiz günlerde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle metal sektöründe çalışan bir grup kadın işçi olarak bir araya gelmiş ve Pink filmini...
  • suriyeli-isciler-tekstil.png
    Suriye savaşından kaçan milyonlarca insan yerlerinden yurtlarından oldular. Birçok ülkeye göç ettiler. Türkiye’ye gelen Suriyeliler aç kalmamak için çeşitli işkollarında çalışıp para kazanmak...
  • ht-solar-iscileri-04122017.jpg
    HT Solar işçilerinin, patronun saldırılarına karşı sergilediği kararlı ve örgütlü tutum sonucu patron temsilcileri sendikayla görüşmeyi kabul etmek zorunda kaldı. Patron temsilcileri, bir gün önceki...
  • mess_pazartesi
    180 işyeri ve 130 bin metal işçisini ilgilendiren toplu iş sözleşmesi sürecinde metal patronlarının örgütü MESS ile Birleşik Metal-İş ve Türk Metal arasında anlaşma sağlanamadı. Birleşik Metal-İş...
  • iste-saglikta-devrim-gercekleri.jpg
    Hastanede insanın neler yaşadığını kendi yaşadıklarımdan bir örnekle anlatmak istedim. Geçtiğimiz hafta küçük bir operasyon geçirmek için SGK hastanesine yatışım yapıldı. Yatışım yapıldı dediysem...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this