UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Dayanışmanın Gücü, Gücü Elinde Tutanların Sinir Uçları

14.10.2018, Gebze’den bir kadın işçi

flormar_IMG_0577-.JPG

İçinde yaşadığımız kapitalist sistemde sermayeyi ve gücü elinde tutanlar sermaye sınıfıdır. Ancak gücü elinde tutmakla gerçekten güçlü olmak aynı şey değildir. Çünkü insanlar bir düşünceyi benimseyip kabul etmezlerse, gücü elinde tutanlarla gerçekten güçlü olanlar arasındaki kavga kaçınılmazdır. Tıpkı örgütlü işçi sınıfının patronlar sınıfına karşı giriştiği mücadeleler gibi. Tarihimiz birliğini sağlayan işçilerin örgütlü ve bilinçli bir şekilde atıldıkları sayısız mücadele örneğiyle doludur.

Biz Bir Aile miyiz?

14.10.2018, Sancaktepe’den bir eğitim emekçisi

zengin ve fakir.jpg

Patronundan “biz bir aileyiz” cümlesini duymayan yoktur. Emin olun bu lafı krizin kendisini daha çok hissettirmeye başladığı bugünlerde daha çok duyacağız. Peki, gerçekten patronlarla işçiler bir aile olabilir mi? Ben özel okulda çalışan bir eğitim emekçisiyim. Geçenlerde işverenimiz bir toplantı yaptı bizimle. Malum, kriz kapıyı çalınca tatlı kârları düşer mi diye endişe etmiş.

Bizler Örgütlenirsek Sorunların Üstesinden Geliriz

14.10.2018, Mersin Üniversitesi’nden bir öğrenci

1_mayis_2015_20150501_IMG_2090.jpg

Geçtiğimiz günlerde dışarıda arkadaşlarla yürüyorduk. Bir banka oturduk. Yanımızda bir de gitarımız vardı. Biz de hem şarkı söyledik hem de sohbet etmeye devam ettik ara ara. Derken bir genç arkadaş yanımıza geldi. Bizimle birlikte şarkı söylemeye başladı. Şarkı bittiği zaman arkadaşa adını sorduk ve sohbet etmeye başladık.

“Ayna Nöronlar” ve İşçi Dayanışması

13.10.2018, Mersin Üniversitesi’nden bir öğrenci

ayna-noronlar-ve-id.jpg

Babam iyi bağlama çalan, güzel türkü söyleyen biridir. Ben çocukken babam bağlama çaldığında onun etrafında biriken insanları görür ve babama çok imrenirdim. “Ben de bağlama çalmalıyım” derdim. “Çalmalıyım ki insanlar beni de dinlesinler.” Babam bağlama çalarken sadece türkü söylemezdi, insanların ahlâki değer yargılarından bahseden deyişler de söylerdi. Bu deyişlerde kişi doğruya yönlendirilmeye çalışılırdı. Ben de bunu çok severdim ve doğru olanı yapma isteği içimde büyürdü.

Ben Temelden Başlıyorum!

13.10.2018, Ankara’dan bir işçi

dudullu-insaat_20120606_002.JPG

Geçen gün bir arkadaşımla karşılaştım. Uzun zamandır görüşmüyorduk. Biraz sohbet ettikten sonra nerede çalıştığımı sordu. Şehir hastanesinin şantiyesinde çalıştığımı söyledim. “Yahu sen sağlık bölümünden mezun değil misin, şantiyede ne işin var?” dedi. Ben de “arkadaşım, ben temelden başlıyorum!” diyerek şakayla karışık durumu anlattım.

İşte Açıklıyorum: Kriz Yoktur!

12.10.2018, Hadımköy’den bir metal işçisi

kriz-mriz-yok.jpg

Herkes tutturmuş kriz var diye! Ne krizi kardeşim, yok öyle bir şey! Koskoca devletin cumhurbaşkanı, bakanları yalan mı söylüyorlar? Olsaydı kriz, çıkar söylerlerdi. Ne dediler; bunların hepsi manipülasyon, bizim büyümemizi istemeyen dolar lobisi, dış mihrakların ülkemize karşı açmış olduğu ekonomik savaş… Bir de bunun psikolojik olduğunu söylediler.

Kabul Etmiyoruz, Etmeyeceğiz!

11.10.2018, Esenyurt’tan bir emekçi

disk-prtoesto-102018.jpg

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, son dönemde yaşanan sorunların ekonomik kriz olarak nitelenemeyeceğini savunurken, maaşları ödeyemez duruma gelen patronların işçi atmaması için hükümetin işsizlik fonundan kendilerine destek vermesini talep ettiklerini söylemişti. Ekonomide yaşanan durumu “kriz” yerine, “darboğaz” diye değerlendirmişti. Sanki ekonominin darboğaza girmesi kriz değilmiş gibi!.

Diyabet Hastası Çocuklar Kriz Mağduru

11.10.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

cocuklarda-diyabet.jpg

Ekonomik kriz hayatımızın her alanını can yakıcı bir şekilde etkiliyor. Yeme-içme, giyim, barınma ihtiyacından sağlığa kadar. İktidar her ne kadar yaşanan krizin üzerini örtmek istese de nafile. Artan fiyatlar karşısında biz işçilerin ücretleri günden güne eriyor. Ve biz işçiler en temel ihtiyaçlarımızdan biri olan tedavi ihtiyaçlarımızı dahi karşılayamaz duruma geldik.

Bilinçli Davransak Kazanılmayacak Hiç Bir Şey Yok

10.10.2018, Kıraç’tan bir grup kadın işçi

kadin-isci-metal.jpg

Bizler sağlık malzemesi üreten bir grup kadın işçiyiz. Çalıştığımız işyerinde kriz bahanesiyle baskılar artmaya başladı. Her şeye bahane bularak uyarı, ihtar, tutanak tutmaya başladılar. Amaç yıldırmak ve tazminatsız işten atmak! Bizler üç vardiya halinde çalışıyoruz. Gece vardiyalarında işe gelemeyen arkadaşlarımız fabrikayı arayıp gelemeyeceklerini ve nedenlerini vardiya sorumlularına söylüyorlar.

Kriz Mriz Var mı Yok mu?

09.10.2018, Gebze’den bir kadın işçi

kriz var.jpg

Bir süredir fabrikadaki arkadaşlarla her molada birbirimize giriyoruz. Bir türlü anlaşamadığımız konumuz şu; “Kriz var mı, yok mu?” Enjeksiyondan bir arkadaş, “Ne krizi arkadaş! Daha yeni bir sürü makine almadık mı? Allah’ın her günü, her pazarı mesaiye kalmıyor muyuz? Bu kriz mriz lafları hep ortalığı karıştırmak için söyleniyor” diyor. Montajdaki arkadaş, “kardeşim, yeni makine alıyoruz diyorsun da, biz mi alıyoruz sanki. Makineler bizim mi oluyor da, hemen sahipleniveriyorsun. Sen hiç markete, pazara gitmiyor musun?” diye karşılık veriyor.

Krizin Faturası Ağırlaşıyor, Tek Yol Mücadele!

09.10.2018, Sancaktepe’den bir işçi

dolarda-artis.jpg

Biz işçilerin geçim derdi hiç bitmez. Ay sonunu getirme hesapları strese sokar insanı. Ekonomik krizle birlikte bu hesaplar iyice şaştı, serzenişler kat be kat arttı. Birileri istediği kadar kriz yok desin, işçiler en küçüğünden en büyüğüne bütün ihtiyaç maddelerinde hissediyorlar krizi. Malum pek çok işçi ailesi yaz bitiminde kışa hazırlık yapar yiyecek masraflarını kısmak için.

5 Yılda 300 İşçi!

08.10.2018, Ankara’dan bir grup işçi

ankara-isig-2013-2018.jpg

300 can, 300 insan, evine ekmek götürmek için alın teri döken 300 işçi. Kimi akrabamız, kimi komşumuz, kimi hemşerimiz. Belki de hiç biriyle bir tanışıklığımız yok, belki yaşamın bir gününde karşılaştık bir otobüs de ya da bir markette. Belki içten içe birlikte küfür salladık otobüsün kalabalık olmasına, böyle taşınmaya ya da hayat pahalılığına. Akraba, komşu, arkadaş olmasak da sınıf kardeşiydik her biriyle.

Ağaçta Armut, Yürekte Korku!

07.10.2018, Kartal’dan bir kadın işçi

armut-agaci.jpg

Korku hepimizin hissettiği bir duygudur. Tıpkı üzülmek, sevinmek gibi… İnsanlar genelde anlamadığı ve çözemediği olaylardan korkar. Doğaüstü olaylar mesela… Tarih boyunca egemenler, halkları korku yoluyla baskı altında tutmuş ve yönetmişlerdir. Bugün de bu yöntem ile biz işçileri, emekçileri yönetiyor ve üstesinden gelebileceğimiz bu duyguyu, benliğimizde hâkim kılmaya çalışıyorlar.

Örgütlüysek Güçlüyüz!

07.10.2018, Bağcılar’dan bir işçi

krizin-bedelini-patronlar.jpg

Zamlar sonbahar yağmurlarından önce yağmaya başladı. Her gün yeni bir zam haberine uyanıyoruz. Neye, ne kadar zam geldiğini televizyonlardan, gazetelerden öğrenmiyoruz. Televizyonlara veya gazetelere kalsak hayat geçmişe göre daha ucuz. Hatta ortalıkta kriz falan yok, bu yaşananların hepsi psikolojik!

“Üçün Beşin Hesabını mı Yapacaksınız?”

06.10.2018, Dudullu’dan bir işçi

aksaray_2470.JPG

Ekonomik krizi market, pazar alışverişlerinde, faturalarımızda yeterince hissediyoruz. Alım gücümüz her geçen gün hızla düşerken bir de işyerlerimizde kriz fırsatçılığı yapan patronların saldırılarına maruz kalıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki bütün patronlar fırsatçı zaten. Doğrudur, krizin faturasını işçiye ödetmek patronların ortak tutumudur. Ama ben başka türlü fırsatçılık yapan patronlardan söz ediyorum.

Öğretmenler Odasında Kriz Var!

06.10.2018, Kartal’dan bir öğretmen

ogretmen-odasi-kriz.jpg

Benim okulumda her gün ekonomik kriz üstüne sohbetler açılıyor. Bu yıl herkes daha fazla ek ders almaya başladı. Zamlar karşısında ücretimiz düşünce öğretmenler daha fazla ders almak için kendi branşları dışında da derslere girmek için okul idaresinden talepte bulundular. Ve bir kısmının bu talebi karşılandı. Sohbet ettiğim öğretmenlerin çoğu ek dersini arttırmak için okul idaresiyle konuştuğunu, bu krizde geçinmekte giderek daha fazla zorlandığını söyleyip durdu.

Kurtuluş Şansta Değil Örgütlü Mücadelededir!

06.10.2018, Ankara’dan inşaat işçileri

santiye-alani.jpg

Düşük ücretler, uzun iş saatleri, yemek ve barınmanın kötü olması, maaşların ödenmemesi, fazla mesailer, iş cinayetleri… Bunlar iş hayatımızda yoğun olarak yaşadığımız sıkıntılar. Peki, biz bu sorunlar karşısında ne yapıyoruz? Zihnimiz ne ile meşgul? Elbette işçilerin ruh hali ve tepkisi sektörlere göre farklılık gösteriyor. Bizim işyerimizde bu sıkıntılar hem yeterince konuşulmuyor hem de iş çözüm üretmeye gelince kimse kendine güvenmiyor.

Çocuğuma Okul İstiyorum

05.10.2018, Kartal’dan bir emekçi kadın

lise-gecis-sinavi.jpg

Çocuğum ortaokulu bitirdi. Liseye geçişte Milli Eğitim Müdürlüğü bizi meslek lisesi başlığı altında imam hatip lisesine yönlendirdi. Biz ise oturduğumuz bölgede bir Anadolu lisesini istedik ve bu temelde 5 tercih hakkımızı kullandık. Fakat tercih ettiğimiz okullardan hiçbirine yönlendirilmedik. Tercihlerimiz arasında meslek lisesi ve imam hatip lisesi olmamasına rağmen imam hatip lisesine yönlendirildik. “Kontenjan dolu, bu liselere gitmezseniz açıkta kalırsınız” diyerek bizi bunlardan birini seçmeye mecbur bırakmaya zorladılar.

Emekli Maaşı 5 Bin Lira Olsun!

05.10.2018, İzmir’den bir işçi

ihtiyar-isci.jpg

Şairin ifadesiyle 8’imizde işe başlarız. 20’sinde evleniriz. İş cinayetinde canımızı yitirmezsek 40-50 hatta 60’ına, 70’ine kadar yaşarız! Bir de 8’de işe başlayıp ölene kadar çalışanlarımız var. Hem de sayıları milyonlarca… “Hep çalışıyorsun, peki ne zaman yaşayacaksın?” diye sorulduğunda neredeyse aynı cevabı veririz: “Ölene kadar!” İnsan sormadan edemiyor.

Brukman Kadınları

05.10.2018, Esenyurt’tan bir kadın işçi

women_of_brukman_2007.jpg

Kadın işçi arkadaşlarımızla birlikte “Brukman Kadınları” isimli belgeseli izledik. Belgesel Arjantin’de geçiyor. 2001 krizini bütün çıplaklığıyla anlatıyor. O yıllarda dünyayı sarsan kriz Arjantin’i de vurmuştu. Patronlar işçilerin maaşlarını vermeden, arkalarına bakmadan kaçmışlardı. İşçiler bir sabah fabrikaya geldiklerinde kimseyi yerlerinde bulamamışlardı. Ne patron, ne müdürler ne de insan kaynakları vardı.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this