UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kurtuluş Şansta Değil Örgütlü Mücadelededir!

06.10.2018, Ankara’dan inşaat işçileri

santiye-alani.jpg

Düşük ücretler, uzun iş saatleri, yemek ve barınmanın kötü olması, maaşların ödenmemesi, fazla mesailer, iş cinayetleri… Bunlar iş hayatımızda yoğun olarak yaşadığımız sıkıntılar. Peki, biz bu sorunlar karşısında ne yapıyoruz? Zihnimiz ne ile meşgul? Elbette işçilerin ruh hali ve tepkisi sektörlere göre farklılık gösteriyor. Bizim işyerimizde bu sıkıntılar hem yeterince konuşulmuyor hem de iş çözüm üretmeye gelince kimse kendine güvenmiyor.

Çocuğuma Okul İstiyorum

05.10.2018, Kartal’dan bir emekçi kadın

lise-gecis-sinavi.jpg

Çocuğum ortaokulu bitirdi. Liseye geçişte Milli Eğitim Müdürlüğü bizi meslek lisesi başlığı altında imam hatip lisesine yönlendirdi. Biz ise oturduğumuz bölgede bir Anadolu lisesini istedik ve bu temelde 5 tercih hakkımızı kullandık. Fakat tercih ettiğimiz okullardan hiçbirine yönlendirilmedik. Tercihlerimiz arasında meslek lisesi ve imam hatip lisesi olmamasına rağmen imam hatip lisesine yönlendirildik. “Kontenjan dolu, bu liselere gitmezseniz açıkta kalırsınız” diyerek bizi bunlardan birini seçmeye mecbur bırakmaya zorladılar.

Emekli Maaşı 5 Bin Lira Olsun!

05.10.2018, İzmir’den bir işçi

ihtiyar-isci.jpg

Şairin ifadesiyle 8’imizde işe başlarız. 20’sinde evleniriz. İş cinayetinde canımızı yitirmezsek 40-50 hatta 60’ına, 70’ine kadar yaşarız! Bir de 8’de işe başlayıp ölene kadar çalışanlarımız var. Hem de sayıları milyonlarca… “Hep çalışıyorsun, peki ne zaman yaşayacaksın?” diye sorulduğunda neredeyse aynı cevabı veririz: “Ölene kadar!” İnsan sormadan edemiyor.

Brukman Kadınları

05.10.2018, Esenyurt’tan bir kadın işçi

women_of_brukman_2007.jpg

Kadın işçi arkadaşlarımızla birlikte “Brukman Kadınları” isimli belgeseli izledik. Belgesel Arjantin’de geçiyor. 2001 krizini bütün çıplaklığıyla anlatıyor. O yıllarda dünyayı sarsan kriz Arjantin’i de vurmuştu. Patronlar işçilerin maaşlarını vermeden, arkalarına bakmadan kaçmışlardı. İşçiler bir sabah fabrikaya geldiklerinde kimseyi yerlerinde bulamamışlardı. Ne patron, ne müdürler ne de insan kaynakları vardı.

Krizin Faturasını Ödemek İstemiyorum!

04.10.2018, Esenyurt’tan işsiz bir kadın işçi

iskur-kilis.jpg

Derinleşen ekonomik krizle karşı karşıyayız. Ben de işsizim ve iş arıyorum. Bulunduğum ilçenin belediyesinin iş bulma kurumuna müracaat etmek için gittiğimde gördüğüm manzara işin ciddiyetini ortaya koyuyordu. Onlarca insan her biri bir tarafa dağılmış; kimileri koridorlarda ilanlara bakıyor, kimileri de uzun kuyruklarda iş arayan kaydı oluşturuyorlar.

Krizin Faturası Patronlara Kesilsin!

04.10.2018, Bir grup sağlık işçisi

hastane-temizlik-iscisi.jpg

Bizler özel hastanede çalışan sağlık işçileriyiz. Neredeyse her gün işten atılan işçi haberleri alıyoruz. Bazen de kendi işyerlerimizde, çevremizde görüyoruz. Yaklaşık 10 yıl içinde üç hastanesinin üzerine beş ayrı hastane alan patronumuz, çalıştığımız hastanede kemeri bize sıktırmak için kolları sıvadı. Önce patronumuza ait diğer hastanelerden işçi çıkarıldığını duyduk. Bu haberler bir panik havası yarattı. Sıranın bize geldiği söylentileri aldı yürüdü.

İşte Zam Gelmeyen O Şey!

03.10.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

zam-enflasyon.jpg

Duvardaki saat 23.00’ü gösterirken gece vardiyasına gitmek için evden çıktım. Benim servis durağım mahallemizin en büyük marketinin önü. Merkezi ve işlek bir cadde üzerinde olduğu için bu nokta servis durağı olarak belirlenmiş. Servis saatine 5 dakika kala marketin önüne vardım. Genelde büyük marketlerde manav reyonu marketin içinde olur. Benim beklediğim marketin manav reyonu ise marketin dışında.

Sebze Reyonu Önünde Gergin Bekleyiş

02.10.2018, Kocaeli’den bir kadın işçi

market-manav-reyonu.jpg

Geçenlerde işten gelip, evde ne var ne yok diye şöyle bir yokladım. Bir baktım ki evde sebzeler bitmiş, karnımızı doyuracak katıklarımız tükenmişti. Gidip cebimdeki paramın yeteceği kadar erzak almaya karar verdim. Hiç olmazsa bir sebze yemeği pişirir akşam damağımızı tatlandırırdık. İşyerinde akşama kadar kafam davul gibi olmuştu. Alacaklarımı unutmamak için ihtiyaçları yazdım, liste yaptım. Akşam vakti olduğu için geç kalmadan evden hızlıca çıktım ve yola koyuldum.

“Ne Olacak Bu Milletin Hali?”

02.10.2018, Sefaköy’den bir işçi

pazar-yeri.jpg

Bugünlerde raflarda gördüğümüz ürünlerin fiyatlarına baktığımızda şaşkınlıktan gözlerimiz büyüyor, ağzımız açık kalıyor. Özellikle gıda fiyatlarında ciddi bir artış var. Elimize aldığımız her ürünün fiyatını gördüğümüzde ya tekrar yerine bırakıyoruz ya da adetini, miktarını düşürüp öyle alıyoruz. Rafları gezerken alttan alta homurdanarak “bu kadar da olur mu?” diyoruz.

Ayşe’nin Emekli Olma Hakkını Kim Çaldı?

30.09.2018, İzmir’den bir işçi

emekli-maas-kuyrugu.jpg

Ayşe 1964 doğumlu. Karslı babanın, göçmen işçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Yani 54 yaşında. 1986 yılında sigorta girişi yapılmış. Yani 32 yıl önce sigortalı çalışmaya başlamış. 5 yıl çalışmaya ara vermiş. Yani tamı tamına 27 yıl çalışmış. Çalıştığı patronlar sigortasını ya hiç yatırmamış, ya da ayda yılda bir gün sigortalı göstermiş. Kendisi sigortasının yatırılıp yatırılmadığının takibini yapmamış.

İşçiden Al Haberi

30.09.2018, Sancaktepe’den bir metal işçisi

metal-iscileri-eylem.jpg

Başlık böyle olunca hepinizin aklına ilk gelen İşçi Dayanışması bülteni ve UİD-DER’in sitesi olmuştur. Biz işçilerin yaşadığı sorunların, hükümetlerin bizim haklarımıza dönük saldırılarının, fabrikalarda yaşadıklarımızın, evimizde, mahallemizde, sosyal yaşantımızda başımıza gelen olayların, mücadelemizin bizim dilimizle anlatıldığı kanallar bunlar olduğu için elbette aklımıza ilk bu adreslerin gelmesi gayet normal. Ama anlatmak istediğim şey aslında bu değil.

Tatil Lüks müdür?

30.09.2018, Sütlüce’den bir kadın işçi

antalya-kas-plaj.jpg

Yaz geçti ve ben deniz tatili yapamadım. Belki diyorsunuz ki “deniz tatili de neymiş çalışmak varken?” Biz işçiler gece-gündüz çalıştırılmaya öyle alıştırılmışız ki tatili ve dinlenmeyi kendimize hak göremiyoruz artık. Ben de uzun yıllar tatil nedir bilmeden çalışmış bir işçiyim. Ailem köyden şehre gelerek işçileşmiş, yarı köylü yarı işçi bir ailedir. Onlar da tatil nedir bilmeden sürekli çalışmış insanlar.

“Abi Bizi Soymuşlar!”

29.09.2018, Gebze’den bir metal işçisi

ornek-bordro.jpg

Çalıştığım fabrikada her ayın beşi ile onu arası ücret bordrosu dağıtılır. Bu ay dağıtılan bodroyu eline alan her işçi arkadaşımın gözlerinden ateş çıkıyordu. Resmi soygun olan vergi kesintilerine öfke duyan her işçi, kızgınlığını bir diğer işçi arkadaşına anlatıyordu. Bölümde birlikte çalıştığım Orhan da bu işçilerden biri. Eline bodroyu alıp “abi bizi resmen soymuşlar” diyerek yanıma koştu.

Bize Kriz, Patronlara Tatil ve Rahatlama

29.09.2018, Kartal’dan bir işçi

isten-cikarilan-isciler.jpg

Çalıştığım yer karı-koca iki kişinin patronluk yaptığı bir işyeri. En çok söz sahibi olan kadın patron. Burada çalışmaya yeni başlamıştım ve daha işe girer girmez ilk hafta patronumuzun doğum günü varmış. Yani daha ilk haftadan işyerinde bir kutlamaya denk gelmiş oldum. Önce güzel bir pasta kesildi ve ardından da kocasının karısına hediyesini verme sırası geldi. Tabi hediyesi öyle elde taşınabilir cinsten bir hediye değildi. Karısına son derece lüks ve değeri 400-500 bin lira olan bir otomobil hediye etti.

“Bunda Bir Yanlışlık Olmalı Tekrar Hesaplar mısın?”

29.09.2018, Kıraç’tan bir tekstil işçi

kahvaltilik-zam.jpg

Merhaba arkadaşlar. Bizler çalıştığımız işyerinden arkadaşlarla bir Pazar günü kahvaaltı yapalım dedik. Kahvaltılık alma işi bana düştü. Ben de markete gittim, yiyeceklerimizi almaya başladım. Biraz zeytin, peynir, yumurta, domates, salatalık, küçük bir reçel, peçete, roka ve plastik tabak aldım. Kasaya yöneldim. Kasadaki kadın aldığım hesaba başladı. Plastik tabakları görünce “bunlar 6 lira, daha uygun olanı var, istersen ondan al” dedi.

İnatlaşmak mı, Birleşmek mi Kurtarır?

28.09.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

yarisan-isciler - Copy.jpg

Bir sonbahar akşamı, havalar iyice soğumuş iki kardeş evlerinde iyice üşüdüklerini fark edip, sobayı yakmaya karar vermişler. Odunları sobanın içine bir bir yerleştirmişler. Üzerine bir miktar kömür ilave etmişler. Sıra odunları tutuşturmaya gelince kardeşlerden küçüğü “odunları benzinle tutuşturalım” demiş. Kömürlükten bir bidon benzin alıp gelmiş.

Daha Fazla İsmail Devrimler Ölmesin!

28.09.2018, Halkalı’dan bir sağlık işçisi

ismail-devrim-2.jpg

Ekonomik krizin etkileri derinleşiyor ve işçiler bunu bizzat yaşamlarında hissediyorlar, görüyorlar. Daralma bahanesiyle işsizliğe terk edilen, fedakârlık yapmaları istenerek fazla mesai ücretlerine el konulan, maliyet hesabı yapılarak sosyal haklarına el konulan, her alandaki zamlarla ekmekleri küçülen, maaşların düzenli ödenmemesinden kaynaklı kredi borçlarını, ev kirasını ödeyemeyen biz işçileriz. Tablo giderek kötüleşiyor ve patronlar daha büyük saldırılara ve yalanlara başvurmaktan geri durmayacaklar.

Kârlarını Paylaşmıyorlar Ama Zararı İşçiye Yüklüyorlar!

28.09.2018, Tuzla’dan bir işçi-öğrenci

krizin-zarari-isciye.jpg

Ben iki üç seneden beri yaz tatillerini çalışarak geçiren bir öğrenciyim. Bu yaz da birden fazla şubesi olan bir kafede kasiyer olarak işe başladım. Bir buçuk ay çalıştıktan sonra genel müdür yanıma gelerek benimle konuşmak istediğini söyledi. Sebebi ise ekonomik kriz yüzünden şirketin küçülmeye gidiyor olmasıymış. Durumların çok kötü olduğunu, bu şubenin kâr yapmadığını bu yüzden işçi çıkarılacağını ve birkaç pozisyondaki işleri bir kişinin yapacağını söyledi.

Meğer Bir Can Bir Pantolon Edermiş

27.09.2018, Tuzla’dan bir işçi

ismaildevrim.jpg

Ekonomik kriz biz işçi ve emekçilerin yaşamını her geçen gün daha çok etkiliyor. Ve bu yaşananlar da krizin somut ve can yakan sonuçları olarak karşımıza çıkıyor. Bir pantolon bir babanın canına kıymasına neden oluyor. Diğer taraftan ise ülkeyi yönetenler çıkıp hâlâ şunları söyleyebiliyor: “Kriz filan sakın ha bunlara aldırmayın, bunların hepsi manipülasyondur, bizde kriz filan yok, güçlenerek geleceğe yürüyoruz.” Bunlar biz işçi sınıfının bilincini çarpıtmak için sarf edilen cümleler.

“Yoksa Sen UİD-DER’li misin?”

27.09.2018, Kıraç’tan bir kadın işçi

avcilar_MGL1609.JPG

Merhaba arkadaşlar. Bundan yıllar önce, daha 13-14 yaşındayken küçük bir atölyede çalışıyordum. Bir tekstil atölyesinde ortacı olarak çalışır, getir götür işleri yapardım. Aynı atölyede birlikte çalıştığım bir abimiz vardı, benim gibi işi yeni öğrenen çıraklara yardımcı olurdu. Birkaç yıl çalıştıktan sonra ben çıktım o atölyeden, o abiyi de yıllarca hiç görmedim. Aradan yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra bir tesadüf eseri hastanede karşılaştık.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this