UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Metal İşçileri: Asgari Ücret Sefalet Ücreti Olmasın!

24.12.2017, Gebze’den çeşitli fabrikalardan metal işçileri

asgari-ucret-zam-2018.png

Yeni yılın yaklaşmasıyla asgari ücret konusu tekrar gündeme geldi. Asgari ücret tespit komisyonu toplandı. Sendikalar asgari ücret zammı için istenilen ücret taleplerini açıkladı. Tabi Çalışma Bakanının da bazı istekleri oldu. İşçilerin “fedakârlık” yapmasını istedi. 4 aydır metal işkolunda süren bir toplu sözleşme süreci de var. MESS işçilere 3,22’lik bir zam önerdi. İşçiler hariç herkesin asgari ücret hakkında bir yorumu var, beklentisi var. Patronlar asgari ücretin kendilerine büyük külfet olduğunu dile getiriyor ve buna göre zam yapılmasını istiyor. Hükümet işçilerden fedakârlık bekliyor. Başbakan “işçimizi ezdirmeyiz” diyor ama “çok da bir şeyler beklemeyin, enflasyon oranının altında zam yapmadık bugüne kadar bundan sonra da olmaz” diyor. Kimse işçiye sormuyor “1404 lirayla geçinebiliyor musun, bu para yetiyor mu?” diye.

Düşlerimiz, Dişlerimiz, Milli Piyango ve…

24.12.2017, Tuzla’dan bir işçi

milli-piyango.png

Gece vardiyasında arkadaşlarla sohbet ederken milli piyangodan konu açıldı. İki arkadaşım “sana çıksa ne yaparsın” diye başladılar heyecanlı bir şekilde sohbet etmeye. Biri “bana çıksa ben kendime ev alırım. Bir de eşya alsam yeter, ya daha ne olsun ki” diye nerdeyse her gün duymaya alıştığımız en büyük arzusunu bir umutla bir kez daha dillendirdi. Diğer arkadaş da bir hevesle “ben de şu evin borcunu bir bitirsem daha ne olsun!” dedi.

Bilmek İstemiyorum Sendromu!

23.12.2017, Gebze’den bir kadın metal işçisi

bilmek-istemiyorum-sendromu.png

Bir şeyi bilmek, öğrenmek beraberinde hep bir sorumluluk yükler insana. Bu sebeptendir ki, bazen bilmek istememek, öğrenmemek kolayına gelir insanın. Çünkü insan öğrenirse bir gerçeği, harekete geçmek zorunda kalacak, bir şeyler yapması gerekecek. Oysa çekilip bir kenara seyretmek daha kolay olandır.

İçimizdeki Şeytan: Kapitalizm!

22.12.2017, Ankara’dan bir öğrenci

icimizdeki-seytan-s-ali.jpg

Sabahattin Ali, İçimizdeki Şeytan isimli romanında Ömer karakteri üzerinden küçük burjuvanın çeşitli tezahürlerini tahlil edip eleştiriyor. Romanın başkarakteri Ömer yaklaşık 6 yıldır üniversite için İstanbul’da yaşayan bir öğrenci. Aydın geçinen, toplumsal sorunlara egolarını tatmin edecek “eleştiriler” getiren, tipik küçük burjuva ruh halini taşıyan bir çevrede yaşamaktadır.

Uyku İlacı İle Çocukları Uyutmak

22.12.2017, Sancaktepe’den bir tekstil işçisi

ucretler-yukseltilsin_doviz.jpg

Tekstilde çalışan bir işçiyim. Geçen günlerde işyerinde öğle molasında mutfakta çalışan Sevda ablamız dertli görünüyor, “of of” diyordu. “Ne oldu abla?” dedim, sıkıntısını sordum. Erkek kardeşi Esenler’de otuyormuş. Evli ve iki çocuğu varmış. Kardeşi bir şirkette güvenlik görevlisiymiş. Çoğunlukla gece vardiyasında çalışıyormuş.

Dolar Kendiliğinden mi İnip Çıkıyor?

21.12.2017, Ankara’dan bir sağlık işçisi

dolar-artisi.jpg

“Dolardan bize ne, dolsa ne olur dolmasa ne olur? Biz kasaya dolana bakalım. Her şeyi getirip dolara bağlamanın anlamı yok. Çıkıyor, iniyor.” Zamanında böyle buyurmuştu Başbakan Binali Yıldırım. Peki, durum gerçekten dedikleri gibi mi? Doların yükselmesinin bizimle hiç alâkası yok mu? Bu bizim için bir anlam ifade etmiyor mu?

Gebze’de Sıbyan Mekteplerinden Yansıyanlar

21.12.2017, Kocaeli’den bir kadın işçi

sibyan-mektebi.jpg

İşçi Dayanışması’nın Kasım ayı sayısında, emekçi kadın bölümünde kreşle ilgili bir yazı çıkmıştı. Yazıda sıbyan mektepleri ele alınıyordu. Sıbyan mekteplerinde 3-6 yaş arasındaki çocuklara pedagoji ile uzaktan yakından alakası olmayan din ağırlıklı bir eğitim veriliyor. Henüz soyut düşünebilecek yaşta olmayan çocukların psikolojisinin bozulmasına neden olan bir eğitim bu.

Sinsi Timsahlar ve Zorunlu Arabuluculuk Sistemi

19.12.2017, Gebze’den bir petrokimya işçisi

oyku.jpg

Timsahlar kocaman gövdeleri ve azametlerini, en çok da sinsiliklerini kullanarak subaşlarını, dolayısıyla yönetimi ele geçirdiler. Öyle bir düzen kurdular ki; kendileri yan gelip yatacak başkaları onlar için çalışacaktı. Becerikli, maharetli ve çalışkan olan karıncaları çalışmakla görevlendirdiler. Hamam böcekleri de işlerin planlanmasını ve yürütülmesini kontrol ederek karıncaları bu işlerde çalıştırıyorlardı.

Ekonomi Kimin İçin Büyüyor?

20.12.2017, Sancaktepe’den bir işçi

buyuyen-ekonomi.jpg

Türkiye ekonomisi bu yılın üçüncü çeyreğinde büyümede rekor kırdı. Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan üçüncü çeyrekteki büyüme oranı yüzde 11,1 oldu. Hükümet sözcüsü gazeteler “müjdeli” haberi ballandıra ballandıra anlattılar. G20’deki ülkeler içindeki en yüksek büyüme oranına sahip ülke olmakla övündüler. Türkiye ekonomisi nasıl oldu da böyle büyüdü? Bu büyümeden işçilerin payına ne düştü?

Huzursuz Toplumun Metrobüsteki Hali

20.12.2017, Sefaköy’den bir işçi

metrobus-duragi.jpg

Toplumdaki genel huzursuzluk günlük hayatın her alanında karşılığını buluyor. Ulaşım sıkıntısı işçi ve emekçileri gittikçe daha huzursuz bir hale sokuyor. Huzursuz insan elbette her zaman daha saldırgan, kavgaya daha hazır olur. İşe metrobüsle gidip geldiğim için bu kavgalara her gün şahit oluyorum. Kavgasız, gürültüsüz gün neredeyse hiç yok. Kavgaların en büyük sebebi oturmak için yer kapma üzerine oluyor.

Bizim Hoca ve MESS’e Karşı Eylemler

18.12.2017, Kocaeli’nden bir kadın metal işçisi

bizim-haco-ve-messe-karsi-eylemler.png

Metal işkolunda grup toplu iş sözleşmesi sürecindeyiz. Sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamadı ve uyuşmazlık tutanağı tutuldu. Tabi bunun da metal fabrikalarında çeşitli yansımaları oluyor. Çalıştığım fabrikada işverenin baskılarına ve sözleşmede işçilerin yararına olan hiçbir iyileştirmenin kabul edilmemesine karşı eylemler örgütledik. Bu eylemlerden biri de yemekhanede masalara çatal ve kaşıkla vurup isteklerimizi belirten çeşitli sloganlar atmaktı. Bunu yaptık ve çok da ses getirdi. Lakin ilginç bir durum yaşadık, sizlerle de onu paylaşmak istiyorum.

Canımız mı Çıksın Yoksa Sesimiz mi?

18.12.2017, Ankara’dan genç bir işçi

canimiz-mi-ciksin-yoksa-sesimiz-mi.png

Çalışma koşulları gittikçe ağırlaşıyor. Aldığımız ücretler yetmiyor, uzun iş saatlerine bir de fazla mesailer ekleniyor. Biraz daha iyi şartlarda yaşayabilmek için, daha doğrusu geçinebilmek, borçlarımızı ödeyebilmek için günümüzün 10-12 saatini işyerinde geçiriyoruz.

Bir Direnişin Hatırlattıkları

16.12.2017, Tuzla’dan bir metal işçisi

ht-solar-05122017.jpg

Günlerdir duyduğumuz “HT Solar’a sendika gelecek” söylentileri geçtiğimiz hafta başında patlak veren bir direnişle gerçek oldu. Serbest bölgede güneş paneli yapan bu fabrikada 600 işçi arkadaşımız çalışıyor. BMİS’e üye olan işçilerden haberdar olan işveren sarı sendika ile anlaşmaya çalışıp bu sendikaya üye işçileri içeri aldı ve 6 işçiyi işten çıkardığını duyurdu.

“Milli Eğitim” Bakanlığı

16.12.2017, Eskişehir’den bir öğrenci

milli-ezberci-egitim.png

İnsanlık yüzyıllardır bir mücadele içerisinde. Emekçiler kimi zaman sarsılmaz denilen iktidarları yıkmış, kimi zaman imkânsız denileni gerçekleştirmiştir. İnsanlık en zorlu dönemlerde dahi bilimde-sanatta inanılmaz ilerlemeler gerçekleştirmiştir. Bugün sahip olduğumuz teknolojik bilgilerin, tıbbi gelişmelerin tamamı insanlığın çabasıyla ortaya çıktı ve ilerledi, ilerliyor. Peki, biz bu koca mirası neden “milli” bir perspektiften yorumluyor ve çocuklarımıza öğretiyoruz?

Hakkımı Nasıl Kazandım?

15.12.2017, Çayırova’dan bir işçi

karikatur.jpg

3 yıl önce bir petrokimya fabrikasında işe başlamıştım. İşe belirli süreli sözleşmeli işçi statüsünde başladım. Bu şekilde işe başlamaya mecburdum çünkü uzun zaman iş bulamamıştım. Zamanla işçilerle yaptığım sohbetten öğrendim ki bu uygulamayı hemen herkese yapıyorlarmış. Sözleşmesi dolan işçiye “sen git 10-15 gün dinlen, sonra yeniden gel işbaşı yap” diyorlardı.

Gerçek Çözüm: Kaçmak Değil, Mücadeleye Koşmak!

14.12.2017, Ankara’dan bir işçi

metal-iscileri-eylem.jpg

“Çok çalışmak, para kazanmak lazım”, “Gençken çalışabildiğin kadar çalış”, “Fazla mesai var mı? Varsa beni yazın” vs... Her işçi neredeyse her gün duyar bu sözleri. Uzun çalışma saatlerine bir de fazla mesailer, ek işler eklenir. Çünkü asgari ücret ya da biraz onun üstündeki ücret, her gün en temel yaşam ihtiyaçlarımıza gelen zamları, faturaları, kredi kartı borçlarını karşılamaya yetmiyor.

Toplu İş Sözleşmemiz Nasıl Sonuçlandı?

13.12.2017, Gebze’den bir gıda işçisi

toplu-sozlesme-1.jpg

Bir toplu iş sözleşmesi daha bitti. Sözleşmeye başladığımızda hepimiz umutluyduk. İki yıl boyunca durup dinlenmeden çalışmıştık. Üretim her geçen gün artmıştı. Hafta içi, hafta sonu mesailerine kalmıştık. Yıllık izinlere dahi zar zor çıkmıştık. Üstelik patron bir konuşmasında “işler iyi giderse bundan hepimiz fayda görürüz” demişti.

5 Milyon Euro Kaç Asgari Ücret Eder?

13.12.2017, Pendik’ten bir işçi

zarrab.jpg

Malum, ABD’de görülen ve Türkiye’yi de doğrudan ilgilendiren bir dava var. Zarrab davası! Neler olmuş, kim ne yapmıştan ziyade biz daha çok olayın başka bir yönüne bakalım. Sanık ve tanıkların mahkeme salonundaki ifadeleri sırasında rüşvet için telaffuz edilen rakamlar bizim için dudak uçuklatan cinsten! Peki, onlar için?

Avcılar Belediyesi’nden Bir İşçi Çocuğunun Duyguları

13.12.2017, Bir direnişçi işçi çocuğu

avcilar-bld_20170811__MGL9833.JPG

Avcılar Belediyesinden bir direnişçi işçi çocuğunun duygularını sizlerle paylaşıyoruz. Liseye yeni başlayan kardeşimiz, ilk akrostiş şiiriyle patronlara sesleniyor, ikincisiyle de UİD-DER’e…

Periyodik Sömürü ve Gece Mesaisi

12.12.2017, Mersin Üniversitesi’nden bir öğrenci

sirkadiyen_ritim.jpg

İnsanoğlu yüz yıllardır bilim çalışmaları yapıyor. Bu çalışmalar teknolojik gelişmeler ile birlikte günümüzde çok daha hızlı ilerleyebiliyor. Geçtiğimiz aylarda Nobel Tıp Ödülüne layık görülen proje benim de ilgimi çekti. Proje “sirkadiyen ritim” olarak adlandırdığımız insanın biyolojik ritminin nasıl işlediğine açıklık getirmekte. Yani vücudun ne zaman uyku haline geçtiğini ya da ne zaman uyanması gerektiğini bilimsel temellerde açıklıyor.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this