UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşçiler Neden Rapor Alır?

06.08.2018, Gebze’den bir işçi

hasta-isci.jpg

Patronlar işçilerin daima çalışmasını isterler. Üç vardiya halinde, bayram seyran demeden, durup dinlenmeden çalışmasını… İşçilerin işini aksatmasının geçerli bir sebebi yoktur patronlara göre. Rapor alan işçiler bu nedenle işyerinde sürekli baskı ile karşı karşıya kalırlar. Rapor alan işçi muhakkak ki mobbinge maruz kalır. Vardiya amirinden başlayarak bütün sorumlu kişiler hesap sormaya başlarlar.

Yaşamı İnşa Ediyoruz, Bunları Hak Etmiyoruz

06.08.2018, Ankara’dan bir işçi

mersin-sehir-hastanesi-img-20161001.jpg

Ben yıllar önce üniversiteden mezun olmuş atanamayan bir öğretmenim. Şimdiye kadar geçimimi sağlamak için çeşitli işlerde çalıştım. Yakın zamanda Ankara’da yapımı devam eden iki şehir hastanesinden birinde işe başladım. İnşaat ortamında ilk kez çalışmıyorum elbet fakat bu kadar büyük bir şantiyede ilk kez çalışıyorum. Bu şantiyede bir ayda şahit olduklarım biz işçilerin patronlar ve onların temsilcileri tarafından ne kadar değersiz görüldüğümüzü bir kez daha hatırlattı bana.

İşçi Hakları ve Mücadele Maratonu!

03.08.2018, Gebze’den bir işçi

ford-iscileri.jpg

Türkiye işçi hakları açısından dünyadaki en kötü ülkeler arasında. Yaygın hak gaspları arasında sendikasızlaştırma, grev yasağı, işçi eylemlerine yönelik engellemeler ve hatta mücadeleci işçilerin gözaltına alınmasına kadar birçok saldırı mevcut. Patronların ve hükümetlerin el ele gerçekleştirdikleri bu baskı ve sınırlamaların amacı susmuş, sinmiş, ezilmiş ve hakkını arayamayan bir işçi sınıfı yaratmaktır.

Cazip Ülke, Karın Tokluğuna Çalışan İşçiler

02.08.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

ucuz-isgucu.jpg

Ekonomideki kötü gidişat sürüyor ve ücretlerimiz günden güne eriyor. Patronlar sınıfı ise bu durumdan en az zararla sıyrılmak, krizin faturasını işçilere ödetmek istiyor. Onların hizmetkârları olan hükümetler ise Türkiye’yi patronlar için dikensiz gül bahçesine çevirmeye çalışıyor.

Aman, Şahit Yazmasınlar!

02.08.2018, Sütlüce’den bir kadın tekstil işçisi

anayasa-tokmak.jpg

Merhaba işçi kardeşlerim. Ben bir tekstil işçisiyim. On yıldır çalıştığım bir fabrikadan bir anda işten çıkarıldım. Tazminatımızı sekiz ay taksitle ödemek istediler. Ben bunu kabul etmeyen tek işçiydim, işyerini mahkemeye verdim. Diğer arkadaşlarımı ikna edemedim. Onlar sekiz ay taksitle ödemeyi kabul ettiler. Hatırlayanlarınız bilir, bunu İşçi Dayanışması bülteni aracılığıyla sizle paylaşmıştım.

Gürültü Değil, Direniş Yapıyoruz!

01.08.2018, Flormar direnişçisi bir grup kadın işçi

flormar-1.jpg

Bizler Flormar işçileri olarak 75 gündür fabrika önünde direniyoruz. Bu süre zarfında sesimizi duyurmak adına pek çok şey yaptık, yapıyoruz da. Fabrika önlerine gidip başka işçi arkadaşlara durumumuzu anlatıp destek istedik. Flormar mağazaları önünde bildiriler dağıtıp kamuoyu oluşturmaya çalıştık. Bizi ziyarete gelen insanlara anlattık yaşadıklarımızı. Yetmedi, geçtiğimiz günlerde bir grup Flormar direnişçisi olarak yetkili sendikamızla birlikte Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirdik.

Meslek Liseleri Patronlara Emanet

31.07.2018, Ankara’dan bir işçi

meslek-lisesi-sinif.jpg

Geçtiğimiz Mayıs ayında Gaziantep Valisi tarafından şehrin sanayisinin kalifiye personel ihtiyacını gidermek için önerilen “meslek liselerinin özel sektöre devri” konulu teklif, Milli Eğitim Bakanlığı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kabul edildi. Gaziantep pilot il seçildi. Sanayi odaları meslek liselerinde eğitime dâhil olma ile ilgili çalışmalar yürütmeye başladı.

İşçi Dayanışması’na Sahip Çıkalım!

31.07.2018, Esenyurt’tan bir grup kadın işçi

isci-dayanismasi-ve-isciler.png

Merhaba işçi kardeşlerimiz. İçinden geçtiğimiz süreç sizlerin de bildiği gibi, biz işçilere yönelik saldırılarla ilerliyor. Bu saldırılardan bir tanesi de özellikle işçi basınına yönelik baskılardır. İş kazalarından işçi ölümlerine, işten atmalara, kadın sorunlarına, grevlere, direnişlere işçilerin haklarının yok sayılmasına varana kadar gerçek ve toplumsal olayların birçoğu, ana haber bültenlerinde haber değeri görmüyor, yok sayılıyor.

Y-Kuşağı Gerçekte Ne Yaşıyor?

30.07.2018, Adana’dan bir işçi-öğrenci

cocuk-isci-1.jpg

Son yıllarda televizyonlarda, gazetelerde çokça gördüğüm bir mesele var: Y-kuşağı. 1980-2000 yılları arasında doğmuş ve günümüzde 18-38 yaş arasındakileri kapsayan gençlerin hepsine Y-kuşağı deniyormuş. Bu kuşağı diğer kuşaklardan ayıran belirgin özellikler varmış. Bir kere bu kuşak teknoloji kuşağıymış. Televizyon, bilgisayar, internet birçok büyük gelişmeye tanıklık edip hayatlarını bunların etkisiyle belirliyormuş. Kendilerini özgür hissettikleri işlerde çalışmayı seviyorlarmış ve oralarda başarılı oluyorlarmış.

İşçiler Ölürken Patronların Sermayesi Büyüyor

30.07.2018, Mersin Üniversitesinden bir öğrenci

denizli-iscinayeti.jpg

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre yurt içinde ve dışında yerleşik milyonerlerin toplam sayısı Mart sonu itibariyle 145 bin 989’a ulaştı. Milyarderlerin ve dolar milyarderlerinin sayısı ise bu verilerin içinde yok. Milyoner sayılarının artması demek, zenginliklerin bir avuç kişinin elinde toplanması demektir.

O Bir İşçi Önderiydi

29.07.2018, Esenyurt’tan bir işçi

kemal-turkler-1 mayis 1979_izmir mitingi (2).jpg

Kemal Türkler ismini çocuk yaşta duymuş bir işçiyim. Gaziosmanpaşa’da çoğunluğu fabrikalarda çalışan işçi mahallelerinde büyüdüm. O zamanlar işçilerin birbirleriyle olan ilişkileri çok farklıydı. İşçi aileleri birbirleriyle sürekli görüşür birbirlerini evlerine çay, kahve içmeye, yemeğe davet ederlerdi. Babamların sohbeti fabrikalardaki sorunlar, çektikleri ekonomik sıkıntılar üzerine açılır, uzun uzun konuşup tartışırlardı.

“Beni Bağlamaz”

29.07.2018, Beylikdüzü’nden bir kadın işçi

isci_kadin_032.jpg

Çalıştığım işyerinde patronun çeşitli yasaklamalarına maruz kalıyoruz. Fabrikaların çözülmeyen sorunlarının en başında tuvalet sorunu gelir. Eminim hepinizin yaşadığı bir sorundur. Bir gün şef gelip tuvalet saatleri dışında kimse tuvalete gitmeyecek diye duyurusunu yaptı. Tabi hemen birbirimizle konuşmaya başladık, haklı olarak herkes tepki gösterdi.

Deprem Değil Kapitalizm Öldürür!

28.07.2018, Eskişehir’den bir öğrenci

marmara-depremi-1.jpg

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsmasına “deprem” deniyor. Binlerce yıldır meydana gelen depremler canlı yaşamının gelişmesinde ve Dünyamızın bugünkü şeklini almasında önemli bir rol oynamıştır. Ancak muazzam bir doğa olayı olarak anılması gereken deprem, insanlık için “yıkım”dan başka bir şeyi hatırlatmıyor.

Yıkılmalı Bu Düzensiz Düzen!

28.07.2018, Gebze’den işsiz bir İSG teknikeri

is-guvenligi-uzmanlari-IMG_2603.jpg

Taşeronda çalışan bir iş sağlığı ve güvenliği teknikeriydim ve şu an işsizim. Hani diyorlar ya; “iş var da insanlar iş beğenmiyorlar” diye, nerede o beğenilmeyen işler? Söylesinler ben gidip çalışacağım. İş sağlığı ve güvenliği teknisyenliği mezunuyum, eğitimini aldım ama iş bulamıyorum. Uzmanlık sertifikası istiyorlar. İş sağlığı ve güvenliği eğitimini almamış fakat üniversite mezunu ise bir sınavla uzman olabiliyor, ama ben okulunu okudum mesleğimi yapamıyorum.

Tek Çaremiz Örgütlü Mücadelemiz

27.07.2018, Manisa’dan bir öğrenci

is-guvenligi-maliyet-degil-hayattir.jpg

Merhaba, sizlerle fabrikada iş güvenliği stajyerliği yapan bir arkadaşımla aramızda geçen sohbeti paylaşmak istiyorum. Arkadaşım işten yorgun argın bir vaziyette eve gelmişti. Hep beraber yemek yerken işyerinde yaşadığı önemli bir olaydan bahsetti. Çalıştığı işyerinde, devamlı kullanılan taşıma halatı çok yıpranmış. Arkadaşım da bu halatın kopup ciddi bir iş kazası yaşanabileceğini oradaki yetkililere bildirmiş ve bir an önce güvenlik önlemi alınmasını istemiş.

Yalnız Değiliz

26.07.2018, Flormar direnişçisi bir kadın işçi

flormar-direnisi-58-gun.jpg

Merhaba. Ben Flormar’da sendikal haklarını arayan ve haksız yere işten çıkarılan işçi kadınlardan sadece biriyim. Kimi haklı bulur bizim direnişimizi, “sendikal haklarını aramasalardı” diyenler de vardır illaki. Ben de bu olay başıma gelmeden önce direnişteki işçileri gördüğümde “ne güzel çalışıyorlar, para kazanıyorlar ne diye eylem yapıyorlar?” diye kendimce yorumlar yapar, eylem yapanları haksız bulurdum.

Vicdansız Patron, Vicdansız Kapitalizm

26.07.2018, Ankara’dan inşaat işçileri

santiye-alani.jpg

Merhaba işçi kardeşler! Bizler büyük bir şantiyede çalışan inşaat işçileriyiz. Çalıştığımız sahada beş binden fazla işçi var. Şantiyede şahit olduğumuz bir olayı sizlerle paylaşmak istedik. Bu şantiyede 18 yaşından küçüklerin çalıştırılması yasak. Geçenlerde işe giriş ofislerine İlhan isimli 14 yaşında bir çocuk geldi. Babasını trafik kazasında kaybedince evin sorumluluğu küçücük bedenine yıkılmış.

“Hürmüz’ün 7 Gocası Vadı, İZBAN’ın 10 Gocası Va!”

25.07.2018, İzmir’den bir işçi

izban-tren.jpg

İzmir’in şehir içi treni İZBAN’a bineceğim. Veli Efendi hipodromu koşu atları gibi bariyerlerden geçiyoruz. Tek tek, sırayla ve tabi ki Kent Kart okutarak geçebiliyoruz. Kent Kartında 10 liranın altında akçe varsa, “demir bekçi” bariyeri geçmene izin vermiyor. İndiğimiz durakta makineye kartımızı tekrar okutarak “indirimden” yararlanıyoruz. Hem kartımızda 10 akçenin altında akçe kalmışsa geçiş verilmiyor, hem de indiğimiz durakta bilmem kaç kuruşunu geri almış oluyoruz!

Borç Yükü Altındaki İşçiler ve Gerçekler

24.07.2018, Gebze’den bir metal işçisi

avcilar-belediye-iscileri.jpg

Milyonlarca işçinin canını feci şekilde yakacak kriz koşar adımlarla işçilerin yaşamına giriyor. Krizden ve bozuk düzenden en fazla zarar gören yine işçi ve emekçiler olacak. İşsizlik artıyor, ücretler eriyor, alım gücü düşüyor. Ve tüm bu koşulların yükünü işçiler çekerken, malumunuz 24 Haziran geldi ve geçti. Sanki emekçilerin tüm dertleri bitecek ve her şey güllük gülistanlık olacak algısı yaratıldı.

“Yerin Dibine Batı Batıverin Emi!”

22.07.2018, İzmir’den UİD-DER’li bir işçi

izmirde-sogan-7tl.jpg

Marketin sebze-meyve reyonunda fiyatlara bakıyorum. Dolmalık biberler doksanlık nineler gibi buruşmuş. Fiyatı 4,99 lira. Kuru soğanın fiyatı 7,50 yani 1,5 dolar. Salatalığın etiketinde “badem 4,99” yazıyor. Salatalıkların her biri kocamış kabaklar kadar büyük. Üstelik solmuş, yumuşamışlar. Patates 5,99 lira. Hani 5,99 değil de, 6 lira olsa alamayacağız! Bu düzenin kâr için yapmayacağı hilebazlık yok. Bizlerin aklıyla alay ediyorlar. İşlerine geldiğinde deveyi pire kadar küçük göstermek ve inandırmak için şapkadan fil bile çıkartırlar. Elbette yersen!

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this