UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kendi Gücümüze, Birliğimize İnanmalıyız

12.10.2017, Sancaktepe’den bir işçi

gecit-yok-kortej.png

Patronlar işçilerin üretimden gelen gücü olan grev hakkını kullanmalarını istemezler. Çünkü grev demek onların tıkır tıkır işleyen sömürü çarklarının durmasıdır. İşçiler greve çıktıklarında fabrikada üretim olmaz ve işçiler üretim yapmazlarsa patronlar kazanamazlar. Bu nedenle de patronlar grevi her zaman tehdit olarak görmüş ve grevleri engellemek için her türlü oyuna, hileye, baskıya, zorbalığa başvurmaktan çekinmemişlerdir.

İşçi Kadınlar Mücadeleye Katıldıklarında Güçlüdür

11.10.2017, Esenyurt’tan bir kadın işçi

1_mayis_gebze_20160501_IMG_4293.JPG

Kadına yönelik şiddet katmerli bir şekilde artıyor. Kadınlar, hayatın her alanında şiddetle burun buruna yaşıyorlar. Her gün bir kaç kadın erkekler tarafından öldürülüyor. Şiddete, saldırıya, tacize, tecavüze uğruyor. AKP hükümeti bu konuda bir adım atmıyor. Tam tersine emekçi kadınlar ve sorunları yok sayılıyor. Meclisten kadın düşmanı yasalar çıkarmak için gece gündüz çalışıyorlar.

Yer Otobüs, Konu Eğitim!

11.10.2017, Sancaktepe’den bir anne

imam-hatip-lisesi.jpg

Temizlik işçisi olarak çalışan bir anneyim. Haftada iki üç gün ev temizliğine gidiyorum. İşe otobüsle gidip geliyorum. Otobüsteki diğer yolcular da çoğunlukla işçi olduğu için kimi zaman işyerlerinde yaşadıkları haksızlıkları, hükümete tepkilerini anlattıkları konuşmalarına tanık oluyordum. Geçen gün yine işten dönerken böyle bir konuşmaya tanık oldum.

OHAL ve İşçi Sınıfının Kadınları

10.10.2017, Sefaköy’den bir kadın işçi

KHK_Eylem_4.jpg

Türkiye’de bir yılı aşkın bir süredir OHAL var. OHAL’in işçi ve emekçiler üzerindeki etkilerini UİD-DER’in sitesinde çıkan birçok yazıdan okuduk. İşçilerin sendikalaşma ve örgütlenme haklarının önündeki engellerin, baskıların arttığı, grevlerin yasaklandığı, hak aramanın giderek zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Ama ben bu mektubumda OHAL’in özel olarak biz kadınlar üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsetmek istiyorum.

Yastık Altındaki Altınlar!

10.10.2017, Esenyurt’tan bir işçi

yastik_alti_altin.png

Reisicumhur, nam-ı diğer dünya liderimiz hepimize önemli bir çağrı yaptı. Reis bu çağrısında yastık altındaki ve kollarımızdaki altınları istiyordu. Böyle bir çağrıya kulak kabartmamak ve kulak arkası yapmak yakışır mıydı? Birden koştum yastığımı kaldırdım tam altınları çıkaracakken, içimden bir ses dedi ki, acele etme bir de arkadaşlarına sor bakalım onlar ne yapıyor. Bu sese kulak verdim ve çalışmakta olduğum işyerine gelir gelmez, işçi arkadaşlara bu konu hakkında ne düşündüklerini, altınlarını ne yapacaklarını sordum.

Türk Metal’in Hazırlıkları

07.10.2017, Kartal’dan bir metal işçisi

tm-mess-2017.jpg

Bildiğiniz gibi, metal sektöründe 2017-2019 yılları arasını kapsayan Grup Toplu İş Sözleşmesi görüşmeleri başladı. 150 bine yakın metal işçisini Türk Metal, Çelik-İş ve Birleşik Metal-İş temsil ediyor. Her bir sendika sözleşme taslaklarını üyeleri ve kamuoyuyla paylaştı. MESS sözleşmelerinde Türk Metal’in ağırlığı ve önemi her dönem tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Beş Kuruş

07.10.2017, Gebze’den bir ofis işçisi

5kurus.jpg

Sabah işe gitmek için durağa geçip otobüs beklemeye başladım. Elimi cebime attım. Bozuk paralarımı saydım, beş kuruş eksik. İçimden “20 lirayı bozduracağız artık” dedim. Aynı anda bir baktım ki yerde beş kuruş var. “Keşke başka bir şey isteseydim” dedim. Parayı almak için eğildim, ileriden biri geliyordu; “ha aferin sana” dedi.

Haklarımıza Sahip Çıkmayı Ertelemeyelim!

06.10.2017, Gebze’den bir kadın metal işçisi

kres-hakki-IMG_4695.jpg

Geçenlerde bir akşam, pencereden sokağı izlerken küçük bir kız çocuğunun annesi ile sevgiyle koştuğunu gördüm. Sonraki günlerde de aynı saatlerde kadını küçük kızıyla kucaklaşırken izledim. Çok zamandır uzun saatler boyu çalıştığımdan yaşadığım mahalleye yabancılaştığımı fark ettim. Anneme “mahalleye yeni mi taşındılar?” diye sordum. Fakat yanılmışım. Gördüğüm anne, bakması için çocuğunu yan komşumuza bırakıyormuş.

Ah Şu Gebze-Haremler!

04.10.2017, Pendik’ten bir işçi

gebze-harem-dolmusu.jpg

Ben ofis işçisiyim. Bilirsiniz, genellikle ofis işçilerinin servisi olmaz. İşe gidip gelirken Gebze-Harem minibüslerini kullanmak zorundayım. Minibüs deyip geçmemek lazım, bu hat hem Anadolu Yakasındaki İstanbulluların hem de Gebzelilerin olmazsa olmazı. Çünkü metro yok, tren yok, otobüs yok. Yani bu kadar kalabalık iki kente uygun bir ulaşım hizmeti yok. Bu nedenle minibüsle taşıma gibi ilkel bir yönteme ve çılgın Gebze-Harem minibüsü şoförlerine katlanmak zorundayız.

Çocuk ve İşçi Ali

04.10.2017, Gebze’den bir petrokimya işçisi

uretim-isciler.jpg

Ali, beş yıldır çalışmakta olduğu fabrikadan bir önceki işyerinde en gözde elemandı. Her verilen işi çarçabuk halleder, arkadaşlarının çıkardığı adetler onunkinin yanında önemsiz kalırdı. Ali dendi mi amirler, patron onu parmakla gösterir, onunla iftihar ederlerdi. Fakat kriz gelince kapı önüne kondu, tüm arkadaşları gibi o da işsiz kalmıştı. Yirmili yaşlardaydı o zaman. Beş kardeşin en büyüğüydü. Derme çatma evlerinde annesi ve kardeşleriyle yaşarlardı.

Özel Eğitim Kurumları ve Sömürü

29.09.2017, Mersin’den bir kadın işçi

ozel-okul.Jpeg

Yüz binlerce atanamayan öğretmen var ve özel sektörde düşük ücretlere çalıştırılıyorlar. Kadrolu atanmak bir yana, sözleşmeli atanmaya bile mülakat getirerek “torpilin” önünü açan iktidar, hakkıyla atanmayı imkânsız hale getirmiştir. Hal böyleyken eğitim emekçisi milyonlarca kardeşimiz uzun çalışma saatleri ve düşük ücretlerle çalışmak zorunda bırakılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel etüt-kurs merkezlerinde öğretmenler, günde 10-12 saat çalışıyorlar, bunun karşılığında alınan ücret ise (yaz tatili boyunca maaş ödenmiyor) asgari ücretin bile altında.

Büyüyen Türkiye ve Üç Kuruşluk Yara Bandı

28.09.2017, Gebze’den bir işçi

plaster-band.jpg

Dünyada yeni bir teknoloji üretildiğinde bizleri heyecanlandırıyor. Sonuçta yıllardır teknolojinin bizleri daha rahat bir hayata kavuşturacağı söyleniyor. Acaba bu “bizler” dedikleri kimlerdir? Mesela makinenin ucuz bir parçası olan biz işçiler midir yoksa bu dünyanın egemenleri oldukları için gelişen üretim araçlarının da sahibi(!) olan burjuvazi mi?

Biz İşçiler Ne Çok Utanırız

27.09.2017, GOSB’den bir kadın metal işçisi

coal.jpg

İnsanın hırsı, korkusu, gözyaşı, sevinci, üzüntüsü ve kendisiyle savaşı… Değişik duygularımız vardır ve bunlar birçok kez çatışma halindedirler. Bir insandan duygularının alındığını düşünün. Geriye hareketli, etten kemikten bir makine kalır. Pek çok çeşidi vardır duyguların. Birine kızmak bir duygu, sevmek başka bir duygu, kıskanmak bambaşka bir duygu, utanmaksa çok daha başka bir duygudur.

“Rüyalar Ülkesi” Amerika!

27.09.2017, Kartal’dan bir işçi

poverty-usa.jpg

Geçenlerde okuduğum bir haberde Türkiye’deki eğitimli gençlerin ülkeyi terk edip başka ülkelerde hayat kurmayı tercih ettikleri yazıyordu. Gitmek istemelerinin başlıca nedenleri ise şöyleymiş: “Üniversite mezunları için azalan iş imkânları, İslami hükümet döneminde artan muhafazakârlık, insan hakları ve özgürlüklerinin azalması.” Bu haberi okuduktan sonra çalıştığım firmada hâlâ güncelliğini koruyan ve kulaktan kulağa hızla yayılan “işyeri işçileri Amerika’ya gönderecekmiş” haberi canlandı.

Havale Etme Mücadele Et!

26.09.2017, Gebze’den bir kadın işçi

kortej-IMG_3118.jpg

İşbaşı zilinin çalmasıyla durmaksızın işler eller. Hattın bir ucundan öteki ucuna, bir makineden öteki makineye koşturup durur milyonlarca işçi. Bitmek bilmeyen sayıları yetiştirme telaşı sürer paydos ziline dek. Yoğun iş temposu yüzünden ya bir çay molasında ya da yemek arasında fark eder yanında ter akıtanı. Bazen bir kuru selamını alandır yanı başındaki. Bazense sırtındaki yükü hafifleten, sorunlarını dinleyip yüreğini ferahlatan.

İşyerlerimizde Kreş İstiyoruz, Kreş!

26.09.2017, Şirinevler’den bir kadın işçi

kres-hakki-IMG_4695_1.JPG

Merhaba, 4 yaşında bir çocuğu olan emekçi bir anneyim. Kendim de dâhil çevremdeki çok sayıda kadının ortak bir sorunundan bahsetmek istedim. Bu sorun, siz de tahmin edersiniz ki işyerlerimizin kreşsiz olması. Aslında işçilerin üzerinde biriken sorunlar çok. Ama kreş sorunu emekçi kadınlar için büyük bir sorun. Aslında işçilerin üzerinde biriken sorunlar çok.

Mesele Örgütlü Olmakta!

25.09.2017, Avcılar’dan bir sağlık işçisi

yemekhane-kasik-eylemi-.jpg

“Elma deyip geçmeyin. Elmayı ve kıymetini anlamayan hiçbir şeyi anlayamaz, elmasının kıymetini bilmeyenler de her şeyini kaybetmeye mahkûmdur.” Bu sözleri hatırladınız mı? Evet, İşçi Dayanışması’nda çıkan “Elma Hadisesi” yazısından alıntı yaptım. Sebebini anlatırım şimdi. Geçenlerde bir devlet hastanesinde taşeron olarak çalışan iki kadın arkadaşımla sohbet ediyorduk. Konu konuyu açtı.

Böylesi Yaşamak Değil

25.09.2017, Gebze’den bir işçi

gebze-harem-dolmus.jpg

Ben de çoğu işçi gibi işe giderken toplu taşıma araçlarını kullanıyorum. Sabahları çoğu kez hep aynı yüzleri, her zaman aynı duraktan aynı saatte işe giden insanları görüyorum. Dolmuşlar servisim, işe gitmek için dolmuşa binen insanlar da iş arkadaşım gibi oldular. Her ne kadar hepsiyle sohbet edemesem de elbet konu bir yerden açılıyor. Bir şekilde sohbete dâhil oluyorumi

Hem Suçlu Hem Güçlü!

24.09.2017, Gebze’den işsiz bir işçi

tekno_jandarma_2.jpg

Yaşadığımız topraklarda demokratik haklar son derece güdük. Fakat böyle olmasına rağmen patronların bu kadarına bile tahammülü yok. Kendi çıkardıkları yasalara kendileri uymazlar, ayaklarının altında paspasa çevirirler. Hele bir de örgütlenen, sendikalaşan işçiler söz konusuysa. Örneğin iş kanununda açıkça hiçbir işçi sendikaya üye olduğu için işten atılamaz der. Ancak patronlar çoğunlukla işçilerin sendikalaşmasının önüne geçmek için işten atma yoluna gider.

Okul Masrafları El Yakıyor

24.09.2017, Gebze’den bir kadın metal işçisi

okul-masraflari-el-yakiyor.jpg

2017-2018 eğitim-öğretim yılı 18 Eylül Pazartesi günü başladı. Okulların açılmasıyla işçiler için tam bir çile başlamış oldu. Geçen yıldan bu yıla okul masrafları pek çok kalemde %20-30 oranında artmış durumda. Ama işçilerin aldıkları ücretin bu masrafları karşılayıp karşılamadığı kimsenin umurunda değil. Bizim işyerinde de bu dertten mustarip işçiler, okul masraflarının üstesinden nasıl geleceklerini kara kara düşünüyorlar.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this