UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kriz Mriz Var mı Yok mu?

09.10.2018, Gebze’den bir kadın işçi

kriz var.jpg

Bir süredir fabrikadaki arkadaşlarla her molada birbirimize giriyoruz. Bir türlü anlaşamadığımız konumuz şu; “Kriz var mı, yok mu?” Enjeksiyondan bir arkadaş, “Ne krizi arkadaş! Daha yeni bir sürü makine almadık mı? Allah’ın her günü, her pazarı mesaiye kalmıyor muyuz? Bu kriz mriz lafları hep ortalığı karıştırmak için söyleniyor” diyor. Montajdaki arkadaş, “kardeşim, yeni makine alıyoruz diyorsun da, biz mi alıyoruz sanki. Makineler bizim mi oluyor da, hemen sahipleniveriyorsun. Sen hiç markete, pazara gitmiyor musun?” diye karşılık veriyor.

Krizin Faturası Ağırlaşıyor, Tek Yol Mücadele!

09.10.2018, Sancaktepe’den bir işçi

dolarda-artis.jpg

Biz işçilerin geçim derdi hiç bitmez. Ay sonunu getirme hesapları strese sokar insanı. Ekonomik krizle birlikte bu hesaplar iyice şaştı, serzenişler kat be kat arttı. Birileri istediği kadar kriz yok desin, işçiler en küçüğünden en büyüğüne bütün ihtiyaç maddelerinde hissediyorlar krizi. Malum pek çok işçi ailesi yaz bitiminde kışa hazırlık yapar yiyecek masraflarını kısmak için.

5 Yılda 300 İşçi!

08.10.2018, Ankara’dan bir grup işçi

ankara-isig-2013-2018.jpg

300 can, 300 insan, evine ekmek götürmek için alın teri döken 300 işçi. Kimi akrabamız, kimi komşumuz, kimi hemşerimiz. Belki de hiç biriyle bir tanışıklığımız yok, belki yaşamın bir gününde karşılaştık bir otobüs de ya da bir markette. Belki içten içe birlikte küfür salladık otobüsün kalabalık olmasına, böyle taşınmaya ya da hayat pahalılığına. Akraba, komşu, arkadaş olmasak da sınıf kardeşiydik her biriyle.

Ağaçta Armut, Yürekte Korku!

07.10.2018, Kartal’dan bir kadın işçi

armut-agaci.jpg

Korku hepimizin hissettiği bir duygudur. Tıpkı üzülmek, sevinmek gibi… İnsanlar genelde anlamadığı ve çözemediği olaylardan korkar. Doğaüstü olaylar mesela… Tarih boyunca egemenler, halkları korku yoluyla baskı altında tutmuş ve yönetmişlerdir. Bugün de bu yöntem ile biz işçileri, emekçileri yönetiyor ve üstesinden gelebileceğimiz bu duyguyu, benliğimizde hâkim kılmaya çalışıyorlar.

Örgütlüysek Güçlüyüz!

07.10.2018, Bağcılar’dan bir işçi

krizin-bedelini-patronlar.jpg

Zamlar sonbahar yağmurlarından önce yağmaya başladı. Her gün yeni bir zam haberine uyanıyoruz. Neye, ne kadar zam geldiğini televizyonlardan, gazetelerden öğrenmiyoruz. Televizyonlara veya gazetelere kalsak hayat geçmişe göre daha ucuz. Hatta ortalıkta kriz falan yok, bu yaşananların hepsi psikolojik!

“Üçün Beşin Hesabını mı Yapacaksınız?”

06.10.2018, Dudullu’dan bir işçi

aksaray_2470.JPG

Ekonomik krizi market, pazar alışverişlerinde, faturalarımızda yeterince hissediyoruz. Alım gücümüz her geçen gün hızla düşerken bir de işyerlerimizde kriz fırsatçılığı yapan patronların saldırılarına maruz kalıyoruz. Şimdi diyeceksiniz ki bütün patronlar fırsatçı zaten. Doğrudur, krizin faturasını işçiye ödetmek patronların ortak tutumudur. Ama ben başka türlü fırsatçılık yapan patronlardan söz ediyorum.

Öğretmenler Odasında Kriz Var!

06.10.2018, Kartal’dan bir öğretmen

ogretmen-odasi-kriz.jpg

Benim okulumda her gün ekonomik kriz üstüne sohbetler açılıyor. Bu yıl herkes daha fazla ek ders almaya başladı. Zamlar karşısında ücretimiz düşünce öğretmenler daha fazla ders almak için kendi branşları dışında da derslere girmek için okul idaresinden talepte bulundular. Ve bir kısmının bu talebi karşılandı. Sohbet ettiğim öğretmenlerin çoğu ek dersini arttırmak için okul idaresiyle konuştuğunu, bu krizde geçinmekte giderek daha fazla zorlandığını söyleyip durdu.

Kurtuluş Şansta Değil Örgütlü Mücadelededir!

06.10.2018, Ankara’dan inşaat işçileri

santiye-alani.jpg

Düşük ücretler, uzun iş saatleri, yemek ve barınmanın kötü olması, maaşların ödenmemesi, fazla mesailer, iş cinayetleri… Bunlar iş hayatımızda yoğun olarak yaşadığımız sıkıntılar. Peki, biz bu sorunlar karşısında ne yapıyoruz? Zihnimiz ne ile meşgul? Elbette işçilerin ruh hali ve tepkisi sektörlere göre farklılık gösteriyor. Bizim işyerimizde bu sıkıntılar hem yeterince konuşulmuyor hem de iş çözüm üretmeye gelince kimse kendine güvenmiyor.

Çocuğuma Okul İstiyorum

05.10.2018, Kartal’dan bir emekçi kadın

lise-gecis-sinavi.jpg

Çocuğum ortaokulu bitirdi. Liseye geçişte Milli Eğitim Müdürlüğü bizi meslek lisesi başlığı altında imam hatip lisesine yönlendirdi. Biz ise oturduğumuz bölgede bir Anadolu lisesini istedik ve bu temelde 5 tercih hakkımızı kullandık. Fakat tercih ettiğimiz okullardan hiçbirine yönlendirilmedik. Tercihlerimiz arasında meslek lisesi ve imam hatip lisesi olmamasına rağmen imam hatip lisesine yönlendirildik. “Kontenjan dolu, bu liselere gitmezseniz açıkta kalırsınız” diyerek bizi bunlardan birini seçmeye mecbur bırakmaya zorladılar.

Emekli Maaşı 5 Bin Lira Olsun!

05.10.2018, İzmir’den bir işçi

ihtiyar-isci.jpg

Şairin ifadesiyle 8’imizde işe başlarız. 20’sinde evleniriz. İş cinayetinde canımızı yitirmezsek 40-50 hatta 60’ına, 70’ine kadar yaşarız! Bir de 8’de işe başlayıp ölene kadar çalışanlarımız var. Hem de sayıları milyonlarca… “Hep çalışıyorsun, peki ne zaman yaşayacaksın?” diye sorulduğunda neredeyse aynı cevabı veririz: “Ölene kadar!” İnsan sormadan edemiyor.

Brukman Kadınları

05.10.2018, Esenyurt’tan bir kadın işçi

women_of_brukman_2007.jpg

Kadın işçi arkadaşlarımızla birlikte “Brukman Kadınları” isimli belgeseli izledik. Belgesel Arjantin’de geçiyor. 2001 krizini bütün çıplaklığıyla anlatıyor. O yıllarda dünyayı sarsan kriz Arjantin’i de vurmuştu. Patronlar işçilerin maaşlarını vermeden, arkalarına bakmadan kaçmışlardı. İşçiler bir sabah fabrikaya geldiklerinde kimseyi yerlerinde bulamamışlardı. Ne patron, ne müdürler ne de insan kaynakları vardı.

Krizin Faturasını Ödemek İstemiyorum!

04.10.2018, Esenyurt’tan işsiz bir kadın işçi

iskur-kilis.jpg

Derinleşen ekonomik krizle karşı karşıyayız. Ben de işsizim ve iş arıyorum. Bulunduğum ilçenin belediyesinin iş bulma kurumuna müracaat etmek için gittiğimde gördüğüm manzara işin ciddiyetini ortaya koyuyordu. Onlarca insan her biri bir tarafa dağılmış; kimileri koridorlarda ilanlara bakıyor, kimileri de uzun kuyruklarda iş arayan kaydı oluşturuyorlar.

Krizin Faturası Patronlara Kesilsin!

04.10.2018, Bir grup sağlık işçisi

hastane-temizlik-iscisi.jpg

Bizler özel hastanede çalışan sağlık işçileriyiz. Neredeyse her gün işten atılan işçi haberleri alıyoruz. Bazen de kendi işyerlerimizde, çevremizde görüyoruz. Yaklaşık 10 yıl içinde üç hastanesinin üzerine beş ayrı hastane alan patronumuz, çalıştığımız hastanede kemeri bize sıktırmak için kolları sıvadı. Önce patronumuza ait diğer hastanelerden işçi çıkarıldığını duyduk. Bu haberler bir panik havası yarattı. Sıranın bize geldiği söylentileri aldı yürüdü.

İşte Zam Gelmeyen O Şey!

03.10.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

zam-enflasyon.jpg

Duvardaki saat 23.00’ü gösterirken gece vardiyasına gitmek için evden çıktım. Benim servis durağım mahallemizin en büyük marketinin önü. Merkezi ve işlek bir cadde üzerinde olduğu için bu nokta servis durağı olarak belirlenmiş. Servis saatine 5 dakika kala marketin önüne vardım. Genelde büyük marketlerde manav reyonu marketin içinde olur. Benim beklediğim marketin manav reyonu ise marketin dışında.

Sebze Reyonu Önünde Gergin Bekleyiş

02.10.2018, Kocaeli’den bir kadın işçi

market-manav-reyonu.jpg

Geçenlerde işten gelip, evde ne var ne yok diye şöyle bir yokladım. Bir baktım ki evde sebzeler bitmiş, karnımızı doyuracak katıklarımız tükenmişti. Gidip cebimdeki paramın yeteceği kadar erzak almaya karar verdim. Hiç olmazsa bir sebze yemeği pişirir akşam damağımızı tatlandırırdık. İşyerinde akşama kadar kafam davul gibi olmuştu. Alacaklarımı unutmamak için ihtiyaçları yazdım, liste yaptım. Akşam vakti olduğu için geç kalmadan evden hızlıca çıktım ve yola koyuldum.

“Ne Olacak Bu Milletin Hali?”

02.10.2018, Sefaköy’den bir işçi

pazar-yeri.jpg

Bugünlerde raflarda gördüğümüz ürünlerin fiyatlarına baktığımızda şaşkınlıktan gözlerimiz büyüyor, ağzımız açık kalıyor. Özellikle gıda fiyatlarında ciddi bir artış var. Elimize aldığımız her ürünün fiyatını gördüğümüzde ya tekrar yerine bırakıyoruz ya da adetini, miktarını düşürüp öyle alıyoruz. Rafları gezerken alttan alta homurdanarak “bu kadar da olur mu?” diyoruz.

Ayşe’nin Emekli Olma Hakkını Kim Çaldı?

30.09.2018, İzmir’den bir işçi

emekli-maas-kuyrugu.jpg

Ayşe 1964 doğumlu. Karslı babanın, göçmen işçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Yani 54 yaşında. 1986 yılında sigorta girişi yapılmış. Yani 32 yıl önce sigortalı çalışmaya başlamış. 5 yıl çalışmaya ara vermiş. Yani tamı tamına 27 yıl çalışmış. Çalıştığı patronlar sigortasını ya hiç yatırmamış, ya da ayda yılda bir gün sigortalı göstermiş. Kendisi sigortasının yatırılıp yatırılmadığının takibini yapmamış.

İşçiden Al Haberi

30.09.2018, Sancaktepe’den bir metal işçisi

metal-iscileri-eylem.jpg

Başlık böyle olunca hepinizin aklına ilk gelen İşçi Dayanışması bülteni ve UİD-DER’in sitesi olmuştur. Biz işçilerin yaşadığı sorunların, hükümetlerin bizim haklarımıza dönük saldırılarının, fabrikalarda yaşadıklarımızın, evimizde, mahallemizde, sosyal yaşantımızda başımıza gelen olayların, mücadelemizin bizim dilimizle anlatıldığı kanallar bunlar olduğu için elbette aklımıza ilk bu adreslerin gelmesi gayet normal. Ama anlatmak istediğim şey aslında bu değil.

Tatil Lüks müdür?

30.09.2018, Sütlüce’den bir kadın işçi

antalya-kas-plaj.jpg

Yaz geçti ve ben deniz tatili yapamadım. Belki diyorsunuz ki “deniz tatili de neymiş çalışmak varken?” Biz işçiler gece-gündüz çalıştırılmaya öyle alıştırılmışız ki tatili ve dinlenmeyi kendimize hak göremiyoruz artık. Ben de uzun yıllar tatil nedir bilmeden çalışmış bir işçiyim. Ailem köyden şehre gelerek işçileşmiş, yarı köylü yarı işçi bir ailedir. Onlar da tatil nedir bilmeden sürekli çalışmış insanlar.

“Abi Bizi Soymuşlar!”

29.09.2018, Gebze’den bir metal işçisi

ornek-bordro.jpg

Çalıştığım fabrikada her ayın beşi ile onu arası ücret bordrosu dağıtılır. Bu ay dağıtılan bodroyu eline alan her işçi arkadaşımın gözlerinden ateş çıkıyordu. Resmi soygun olan vergi kesintilerine öfke duyan her işçi, kızgınlığını bir diğer işçi arkadaşına anlatıyordu. Bölümde birlikte çalıştığım Orhan da bu işçilerden biri. Eline bodroyu alıp “abi bizi resmen soymuşlar” diyerek yanıma koştu.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this