UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

“Oğul Ele Yağşı, Ele Gözel, Ele Temiziydi ki!”

20.11.2018, İzmir’den bir işçi

ozel-hastaneler.jpg

Devlet hastanelerinde her muayene için katkı payı adı altında ayrıca cebimizden para ödemek zorunda bırakılıyoruz. İlaç farkı neredeyse her ilaçta var. Hem de “bugün git, yarın gel” deniliyor. Kocaman devlet hastanelerine günlerce, haftalarca hatta aylarca gidip gelmek zorunda bırakılıyoruz. Yıllar sonrasına gün veriliyor. Yine de ne istediğimiz gibi bir sonuç alabiliyoruz ne de sağlığımıza kavuşuyoruz. Ne hikmetse devlet hastanelerinde neredeyse her doktorun masasında, hastanenin girişlerinde, özel hastanelerin kuşe kâğıda basılı janjanlı reklam broşürleri elimize tutuşturuluyor.

Meğer Direnmek Kazanmakmış!

18.11.2018, Ankara’dan genç bir inşaat işçisi

insaat-iscileri-mucadele.jpg

Merhaba kardeşler, 3. Havalimanı işçilerininki kadar kapsamlı olmasa da biz de ufaktan bir varlığımızı belli ettik işyerinde. Ne de iyi ettik; bizi insan yerine koymayanlara, ihtiyaçlarımızı umursamayanlara iyi bir ders verdik! İşçinin gücünü şöyle bir göstermek hiç de fena olmuyormuş ha! Önce maaşımızı zamanında yatırmamaya başladılar. Her geçen ay daha da geciktirdiler...

Paylaşmanın, Dayanışmanın Hazzına Varmak: İki Çiğdemin Birini Paylaşmak!

17.11.2018, İzmir’den bir deri işçisi

hemsire-nabiz-kontrol.jpeg

Sona, 36 yıldır hâlâ çalışan bir hemşire. 55 yaşında Kürt ananın Kürt babanın kızı. Yeşil gözleri her daim güleç ve ergenliğe yeni adım atmış bir genç gibi utangaç bakıyor. Kalabalık bir ailede büyümüş. 18 yaşında liseyi bitirdikten beridir çalışıyor. İşi sağlık ve uğraştığı insan, işini her daim iyi yapmaya gayret göstermiş. Genç, yaşlı demeden bütün hastalara şefkat gösteriyor. Yemeğini aç birileriyle paylaşmayı çok önemsiyor.

Bedelin, Bedeli Var!

17.11.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

bedelin-bedeli.jpg

BEDEL. Sözlüklerde “bir şeyin yerini tutabilen karşılık” anlamına geliyormuş. Biz işçilerin hayatında da fazlasıyla yeri olan bir kelimedir. Sıklıkla bedel veriyoruz, bedel ödüyoruz ya da bedel ödetiyorlar bize. O zaman bu sözün bizim açımızdan sözlükteki tanımından daha derin bir manası olması gerekir diye düşünmeden edemiyor insan. Öyle ya, bir şeylerin karşılığıysa ve biz de sürekli bu karşılığı ödüyorsak peki neden hiç geçmiyor yoksulluğumuz? Neden üç kuruşun peşinde ömür çürütüyoruz?

Örgütsüzlük, Kıskançlık ve Adalet

16.11.2018, Gebze’den bir işçi

kadin-isciler-1.jpg

Her zamanki gibi o gün işe başladım. Vardiyamı teslim alıp tezgâhıma geçtim. Biz aynı tezgâhta dört kişi çalışıyoruz. Herkesin yaptığı iş zor fakat sadece bir pozisyondaki iş diğerlerine göre kolay sayılır. Bu yüzden biraz dinlenmek için kolay olan tarafla değişiklik yaparız. Fakat nereden bilebilirdim ki kendi dinlenme hakkımdan biraz feragat edince bunun sorun olacağını.

Emeğin Güzellikleri Onlara Sefalet Bize, Neden?

15.11.2018, UİD-DER’li bir öğrenci

adaletsizlik-890x395.jpg

Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev arkadaşımla yaptığım sohbeti sizlerle paylaşmak istedim. Arkadaşımla ev alışverişi yaptık ve aldığımız ürünlerdeki toplam harcamamız, geçen sene aynı ürünlere yaptığımız harcamanın neredeyse iki katıydı.

Şaka Değil, Gerçek!

15.11.2018, Çorlu’dan bir kadın işçi

ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg

Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini arkadaşım ilk gösterdiğinde ben de inanamamıştım. Haberin başlığı şöyle diyor: “Bir Mesajla Kâbusu Yaşadı!” Nevşehir’de çiftçilik yapan Ahmet Kaya isimli bir ağabeyimiz bu olayın başrolünde. Ahmet Kaya’yı bir hukuk bürosundan 25 kez arıyorlar ve elektrik borcu olduğunu, ödemesi gerektiğini söylüyorlar.

Tokatlı Motivasyon!

15.11.2018, Gebze’den bir kadın işçi

cinde-tokat-motivasyonu.jpg

Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı zamanlar çalışma saatleri uzar, fazla mesailer yapar. Bunun için gerekçesi ise, borçlarını ödemek, belki yeni bir şey almak için biraz birikim yapmaya çalışmaktır. Bu nedenle de kendini motive etmeye, uzun saatler çalışmak için güç kazanmaya çabalar.

Hastaneden İnsan Manzaraları!

14.11.2018, İzmir’den UİD-DER’li bir işçi

hastane-acil-kalabalik.jpg

Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar ne çok hakkımızın gasp edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Muayene olduğum doktora “doktor hanım nasıl durumum?” diye sordum. Doktor “iyi, gayet iyisiniz” dedi.

Koşun İndirim Var!

14.11.2018, Sancaktepe’den bir metal işçisi

alisveris-cilginligi.jpg

Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını hatırlayarak arkadaşlara “aranızda havyar yiyen var mı” diye sordum. İşin açıkçası havyarı bilmeyen olacağını tahmin etmemiştim ama yiyen olduğunu da düşünmüyordum. Sohbet ilerledikçe yiyen olmadığı ama en azından çalıştığı otelde sadece gören olduğu anlaşıldı. Ve gururlu bir şekilde “balık yumurtası ben yemem zaten” dedi.

Sadece Hayatta Kalıyoruz

12.11.2018, Gebze’den bir kadın işçi

somali-isciler-isten-atildi.jpg

Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında eriyen maaşlar, yılsonunda maaşlardan yapılan vergi kesintilerinin etkisiyle iyice kuşa dönmüş durumda. Kriz işçilerin gündeminde ilk sırayı alıyor. Kimisine göre kriz yok. Çünkü fabrikalarda fazla mesailer devam ediyor. Kimisine göre kriz var ama patronlar bunu fırsata çeviriyor. Bu sohbetler her gün dönüp duruyor.

Bizim İşyerinde “Kreş” Var

12.11.2018, Ankara’dan bir sağlık işçisi

kres.jpg

Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar. Bazı durumlarda da özellikle yaz aylarında okullar kapalı olunca çocuklar günde bir kaç saat bazen de sabahtan akşama kadar bizimle işyerinde beklemek zorunda kalıyorlar.

Güneş Tepeye Varınca Son Bulacak Cihanda Savaş

11.11.2018, İzmir’den bir işçi

dogan-gunes.JPG

Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe, ana-babayla

Mehmet Hoca Bulaşık Yıkıyor, Binlerce Öğretmen Atanmayı Bekliyor

11.11.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

bulasikci.jpg

Geçenlerde Kadıköy’e sendikama gideyim dedim. Ama sendikamız o gün erken kapanmış. Sekreterimiz de çıkmış. Oraya gitmek için de biraz aceleyle yürümüştüm. Geri dönüp yürüyecek gücü bulamadım. Bir müddet yakın bir yerde dinleneyim dedim. Sendikanın hemen bitişiğinde, bir restoranın yan tarafındaki bir banka çöktüm.

Temiz Hava ve Soluk Almak İçin…

10.11.2018, Mersin Üniversitesinden bir öğrenci

cevre-sorunu-.jpg

Soluduğumuz hava; gaz, su buharı, toz ve kimyasal bileşiklerden oluşan bir karışımdır. Nefes aldığımızda içimize çektiğimiz hava ile bu karışımı ve partikülleri vücudumuza almış oluruz. Vücudumuzun filtreleme sistemi bu partiküllerin akciğere ulaşmasını engelleyecek niteliktedir ancak özellikle egzoz dumanı gibi, petrol ve kömür gibi fosil yakıtlarla ilişkili olan 2,5 mikrondan ince partiküller (PM2,5) filtre sistemini aşabilir.

Öğrencilerin Gözünden “Hayaller ve Gerçekler”

09.11.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

milli-ezberci-egitim.png

Kerem’e sordum; ne olmak istiyorsun? “Muhasebeci olacağım” dedi. “Peki, neden muhasebeci olmak istiyorsun?” “Abla, para kazanabileceğim başka meslek mi var? Baksana herkes işsiz” diye cevapladı. “Mantığın muhasebe diyor, peki hayalinde ne vardı?” diye sordum. “Abla, ben gitar çalıyorum, konservatuar okumak istedim ama işsiz kalırım diye ailem de istemiyor zaten.” Şura, sözü Kerem’den aldı.

Bir Otobüs ve Kriz: Bedeli Kim Ödüyor?

09.11.2018, Sancaktepe’den bir işçi

kriz-ve-otobus.jpg

Altı yıldır aynı işyerinde çalışıyorum. Oturduğum semtten çalıştığım bölgeye giden tek bir otobüs var. Hâl böyle olunca her gün hemen hemen aynı insanlarla otobüse biniyoruz. Zamanla aynı duraktan bindiğim bazı işçilerle selamlaşmaya, sonra sohbet etmeye başladık. Diğerleriyleyse yüz aşinalığı oluştu. Altı yılda iş değiştirenler de oldu bildiğim, işten çıkarılanlar da. Yeni işe başlayan yol arkadaşlarıyla tanıştığım da oldu. Yine de bütün bu değişiklikler normal kabul edilebilecek bir sıklıkta oluyordu.

“Ehh, Kriz Mriz Yok İşte”

09.11.2018, Mersin Üniversitesinden bir öğrenci

30-3.jpg

Türkiye’de yaşanan bir ekonomik kriz var. Siyasi iktidar ne kadar “kriz mriz yok” dese de, emekçi halk, kendi yaşamına can yakıcı bir şekilde etki ettiğinden, kriz var mı yok mu, çok iyi biliyor! Öğrenciler olarak bu krizden doğal olarak biz de etkileniyoruz. Temel ihtiyaçlara gelen zamlar, yükselen kiralar…

“Ne Diyeyim, Mahmut mu Diyeyim?”

08.11.2018, Gazi Mahallesi’nden genç bir işçi

insaat_iscileri.jpg

Uzun süredir iş arıyordum. Lise arkadaşım Mahmut kendisinin şef olduğu bir temizlik şirketine beni sokabileceğini söyledi. Ama çok çalışmam gerekiyormuş, gevezelik yapmamam gerekiyormuş. Orası okul gibi değilmiş yoksa beni hemen kovdururmuş. Bana sanki daha önce hiç çalışmamışım gibi konuşunca ben de hiç çalışmamışım gibi “Tamam Mahmut, çalışırım Mahmut” dedim.

Hayat Pahalılığı Onlara Uğramıyor mu?

08.11.2018, Zeytinburnu’ndan bir işçi

kriz-2018-10-29.jpg

Zamların alıp başını gittiği bir dönemdeyiz. Her gün yeni bir zamla uyandığımız bu günlerde geleceğe dönük kaygılar artmakta, genel örgütsüzlük koşulları işçileri umutsuzluğa sürüklemektedir. Fabrikalar başta olmak üzere pek çok işyeri konkordato ilan etmektedir. İrili ufaklı işyerleri kapanmaktadır. İşsizliğin artması, çalışma şartlarının kötüleşmesi yaşanan ekonomik krizin derinleştiğini bize gösteriyor.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this