UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Şehir Hastaneleri Sağlık Sistemini Düzeltecek mi?

07.11.2018, Halkalı’dan bir sağlık işçisi

adana-sehir-hastanesi.jpeg

Esenlik dilemek adettendir. İnsanlar sıklıkla birbirlerine “selamette ve sağlıkta kal” temennisinde bulunurlar. Esenlik, toplum yaşamının normal ve katlanabilir düzeyde olması anlamında da kullanılır. Zaten sağlığın tanımı içinde “sosyal yönden tam iyilik hali” de vardır ki bu kısmı esenliğin temel ve insani boyutudur aslında. Toplumsal yaşamda kullanılan bu temenninin kamu hizmeti düzeyinde de bir karşılığı var. Bu da koruyucu sağlık hizmetidir. Bu nokta önemli, çünkü koruyucu sağlık kişi daha hastalanmadan, hastalanmasına, esenliğin ortadan kalkmasına yol açacak faktörlerin ortadan kaldırılması, engellenmesi sürecidir.

“Tarafsızmış”, Ne Tarafsızı?

07.11.2018, İzmir’den emekli bir işçi

asgari-ucret-disk-IMG_4471.jpg

Ey sınıf kardeşlerim, sözüm sizlere! Örgütlenmez ve sınıfımızın bilincine erişmezsek, erişmek için mücadele etmezsek, bu %1 ve onların çanak yalayıcıları bizim her birimizi sulu dereye götürür, susuz geri getirirler! Şimdiye dek sayısız defa duyduğumuz, “ben tarafsızım” sözünü söyleyenin kesinkes bizden olmadığını bir kenara yazmalıyız!

Emeklilik Hakkımızı İstiyoruz

06.11.2018, Gebze’den bir metal işçisi

emeklilikte-yasa-takilanlar.jpg

Biz emekçiler 17 Ağustos 1999 depreminin acısını yaşarken, bunun üstüne ikinci bir depremi de sermaye hükümetinin emeklilik yaşını yükseltmesiyle yaşadık. O dönemde bu uygulama “mezarda emeklilik” adı verilerek tarihe geçti. AKP hükümeti döneminde de emeklilik yaşı ve prim gün sayısı yükseltildi. Emeklilik yaşı kademeli olarak 65’e çıkarıldı. 1 Ocak 2028’den sonra ilk defa sigortalı olanlar ancak 65 yaşını doldurduğunda emekli olmayı hak edebilecek.

Çocuklarına Hasret Anneler, Annelerine Hasret Çocuklar

06.11.2018, Beylidüzü’nden bir kadın işçi

uidder-kadin-komitesi-kortej.png

Emekçi kadının çilesi bitmek nedir bilmez. Hayatın zorluklarını omuzlarında taşır. Ev işi, çocuk bakımı hele bir de çalışıyorsa o zaman taşıdığı yük üçe beşe katlanıyor. Bir kadın için annelik çok önemli bir duygudur. Çocuğunu dünyaya getirir ona tam doyamadan fabrikanın yolunu tutar. Bir yandan çalışır bir yandan aklı yavrusundadır.

Tavuklar Firarda ya İşçiler?

05.11.2018, Kıraç’tan bir kadın işçi

tavuklar-firarda.jpg

Krizle birlikte işten çıkarmalar arttı.  Çıkarılma korkusu yaşayan işçileri görünce “acaba bugün hangimizi kesecekler” diye düşünen tavuklar geliyor aklıma. Bundan aylar önce Tavuklar Firarda adlı bir animasyon filmi izlemiştim. Bay Tweedy’nin büyük bir tavuk kümesi vardır. Bay ve Bayan Tweedy, tavukların yumurtalarını satarlar, yumurtlamayan tavukları kesip yerler. Ama yumurta satmak yeterince kârlı değildir.

Arkadaş Sohbetlerinin Konusu Kriz

04.11.2018, Ataşehir’den bir kadın işçi

ekonomik-kriz.jpg

Son günlerde arkadaş ortamlarının, aile toplantılarının yegâne konusu kriz. Nasıl olmasın ki! Birkaç gün önce eski işyerinden kadın arkadaşlarımla buluştum. Biri bebek bekliyor ve ayrıca çalışan bir anne. Diğeri yakın zamanda evlenecek. Durum böyle olunca sohbetimiz sırasında da sorunların ortasında buluyoruz kendimizi.

Susarak Doğru mu Yapıyoruz?

03.11.2018, Çayırova’dan bir işçi

insaat-iscileri.jpg

Dedem, babama sürekli “ne yaptıysam hep senin için” derdi. Dedem çok çalışıp didinmiş, haksızlıklara uğramış ama yaşadığı sorunlar karşısında da hep susmuş. “Her şey çocuklarım için, iyi bir gelecekleri olsun, güzel bir hayat yaşasınlar, benim gibi olmasınlar…” der dururmuş dedem. Dedem her şeyi babam için yapmasına yapmıştı ama ne değişmişti? Tabi ki hiçbir şey… Babam yine dedem gibi çalışıyor, üstelik daha ağır şartlarda.

Çocukluğumuzun Tatlarından Bugüne

02.11.2018, GOSB’dan metal işçisi bir kadın

cocuklar-misket-oyunu.jpg

Çocukluğumda sokaklarda koşar, bazen meyve bahçelerine dalardık. Harçlığımızı kaptık mı, doğru Turan amcanın bakkalına atardık kendimizi. Bir paket çekirdek alır, 15-20 çocuk paylaşırdık. Orta sıçan, yakar top, saklambaç en sevdiğimiz oyunlardandı. Bazen öyle günler olurdu ki mutfakta yemek yapan Gülizar teyze, işi gücü bırakıp bizimle orta sıçan oynardı.

Hayal Tacirliğine ve Umut Kuyruklarına Hayır!

02.11.2018, Şirinevler’den bir üniversite öğrencisi

is-basvurusu-kuyruk-urfa-2018.jpg

Egemenlerin sanki kriz yokmuş havasındaki söylemleri, insanları boş hayaller peşinden sürükleme çabaları hiç bitmiyor. Gerçeklerden kopuk bu hayaller en çok da egemen zihniyetin eğitim kurumlarındaki genç emekçi çocuklarına enjekte edilmeye çalışılıyor. Verilen eğitim berbat ve tamamen tekdüze olmasına rağmen sürekli olarak insanlara boş hayaller pompalıyorlar.

EYT: Ölene Kadar Çalışmak İstemiyoruz!

01.11.2018, İzmir’den bir işçi

emeklilikte-yasa-takilanlar-eyt-eylem.jpg

Prim gün sayısını doldurduğu halde emekli olamayan 6 milyon 300 bin işçi olduğu açıklanıyor. Bu konu aylardır Meclisin de gündeminde. Muhalefet partileri konu hakkında çoğu kez önergeler vermiş, açıklamalar yapmış. Hatta Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) derneği kurulmuş bir kaç yıl önce. Ancak iktidarın işçi sınıfına dönük sürdürdüğü topyekûn saldırılardan anlaşılacağı üzere “ölene kadar çalışın” dediği ortada!

Kriz İşçilerin Gündeminde

01.11.2018, Esenyurt’tan bir işçi

kriz-ve-isci-sinifi.jpg

Son birkaç ay içerisinde tüketim ürünlerine gelen zamlar işçilerin gündemine olabildiğince hızlı bir şekilde girdi. Krizin belirtileri daha tam anlamıyla hissedilmeden önce işçiler arasındaki genel sohbet konuları maçlar, diziler olurdu. İşçilerin sohbetlerine kendi sınıfsal çıkarlarına yabancı konular ve yapay gündem damga vururdu.

Stresten Kurtulmanın Yolu Ağlamak mı Mücadele Etmek mi?

31.10.2018, Pendik’ten bir işçi

flormar-iscileri.jpg

Düşük ücretler ve uzun çalışma saatleri biz işçilerin artık alışıldık hale gelmiş sorunlarının başında geliyor. Posamız çıkana kadar çalışıyoruz. Sevdiklerimizle zaman geçirmek, bizleri mutlu eden bir şeyler yapabilmek lükstür bizim için. Mesai saatleri dışında kalan vaktimizi bir sonraki gün zinde olabilmek, dinlenebilmek için uyuyarak geçirmek zorundayız. Düzensiz ve uzun çalışma saatleri, işsiz kalma korkusu sinirlerimizi daha da yıpratır.

Umut Taşıdığın Her Yerde!

31.10.2018, Bahçelievler’den bir sağlık işçisi

the-woman-of-brukman.jpg

Uzun çalışma saatleri, krizle beraber iyice eriyen ücretler, iş cinayetleri, işsizlik, televizyonlardan izlediğimiz cinnet haberleri… Bu sistem yaşamlarımızı çekilmez kılıyor, umutlarımızı bir cenderenin içinde yok ediyor. Hele ki tek adam rejiminde tek bir sözle yasaklanan grevler, krizden kaynaklı iflas eden işyerleri, ücretleri ödenmeyen işçiler, işsizler ordusuna her gün eklenen yüzlerce yüz. Sorunlarımız saymakla bitmez.

Kimileri İntihar Eder, Kimileri Gününü Gün Eder

30.10.2018, Esenyurt’tan bir işçi

kriz-zengine-firsat.jpg

İşsizlik bir kırbaç misali insanları vuruyor. İş arayıp da bulamayan milyonlarca işçi var ve birçoğunun ağzından şu sözler dökülüyor: “Ben bu ülkenin vatandaşı değil miyim, neden iş bulamıyorum?” Binlerce işçi açlığın pençesinde! Bir taraftan üç kuruşa “ne iş olursa yaparım” diyen işçiler, bir tarafta işçilerin sırtından geçinen kodamanlar, patronlar var!

Bunu Ben Bile Hesaplayamam!

30.10.2018, Eskişehir’den bir öğrenci

talebenin-gecim-derdi.jpg

Geçen sene sık sık görüştüğüm bir arkadaşımla karşılaştım. “Epeydir ortalıkta görünmüyorsun, nasılsın, iyi misin?” diye sordum. Bir sordum bin ah işittim. Yaşadığı ekonomik sıkıntılardan, çalışmak zorunda olduğundan, okul ve işi beraber yürütmenin zorluğundan bahsetti. Nasıl kolay olsun ki? Hepimize harika hikâyeler anlatılırdı üniversiteyi kazanmadan önce.

SGK da Krizden Nasibini Aldı!

30.10.2018, Beylikdüzü’nden bir sağlık işçisi

sgk-bina.jpg

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile SGK artık Sayıştay denetimine tabi tutulmayacak ve SGK raporları kamuoyuyla paylaşılmayacak. İşlerine geldiğinde “biz halkımızla iç içeyiz, her şeyi onlarla paylaşırız” havasında dolaşan hükümet, neden durup dururken böyle bir karar alma gereği duyuyor? Nedeni çok açık ki denetimsiz bir mekanizma yaratmaya çalışıyor ve tıpkı işsizlik fonunda, MEB fonunda yaptıkları gibi SGK fonunu da patronların çıkarı için kullanmak istiyorlar.

Üçüncü Hava Limanı İşçileri Haklıydılar

28.10.2018, Bahçelievler’den bir eğitim emekçisi

ucuncu-havlaiani-iscileri-eylem.jpg

Merhaba kardeşlerim. Duydunuz mu ya da okudunuz mu, bilmiyorum Haberiniz olsun: ÜÇÜNCÜ HAVA LİMANI İNŞAAT İŞÇİLERİ HAKLI imiş. Üçüncü havalimanı inşaatının genel sorumlusu, İGA CEO’su Kadri Samsunlu işçi kardeşlerimizden özür dilemiş. Üçüncü havalimanını gezmek vesilesiyle orada bulunan “GAZETECİ” Fatih Altaylı aracılığı ile de özrünü kamuoyu ile paylaşmış ya da Fatih Altaylı durumu böyle aktarıyor. Kadri Samsunlu tam olarak şunu söylemiş: “İşçi arkadaşlarımdan özür diledim, özür dilerim. HAKLIYDILAR.” Bu açıklamanın ardından birkaç doğal soru insanın aklına hemen düşüveriyor.

Sürekli Bir BES Önümüze Çıkıyor

28.10.2018, Kıraç’tan bir işçi

zorunlu-bes-e-hayir.png

Berat Albayrak ve ekibi oturmuş kafa yormuş, en sonunda da işçiler için bir çözüm bulmuş demek isterdim. Ama biz işçiler için çözüm değil, tam tersi patronlara yardım etmek için yapılmış bir düzenleme. Biz emekçiler bir darboğazın içindeyken ve böyle bir kriz yaşanırken, bir de sürekli BES’i önümüze çıkarıyorlar. Bizim paramızla bütçe oluşturup patronlara peşkeş çekiyorlar.

İş Cinayetlerini Kanıksama, Mücadele Et!

27.10.2018, İzmir’den UİD-DER’li bir işçi

is-cinayetlerine-son.JPG

Resmi verilere göre her gün ortalama 5 işçi çalışırken canından oluyor. Çok daha fazlasıysa sakat kalıyor. AKP’li yıllarda patronlar ve hükümet, “iş kazalarını” işçilerin ve ailelerinin gözünde normalleştirdi, kanıksattı. Hatta öyle bir hale getirdi ki, TV kanallarının birkaç saniyeliğine gösterdiği işçi ölümlerine insanlar dikkat bile etmez oldular. Peki, ne zamana kadar? Kendisine, ailesine kara haber ulaşana dek…

“1 Dolar, 1 Lira Olmuş!”

26.10.2018, İzmir’den bir işçi

1dolar-1lira.jpg

Okul çıkışı otobüs durağı bir anda kovanlarından çıkmış arılar gibi ortalıkta koşuşturan öğrencilerle dolup taştı. Sanki okulda konuşma yasağı varmış gibi öğrenciler kendi aralarında ha bire bir şeyler konuşuyorlardı. Aralarında ileri geri gidip geliyorum. Bir yandan da böyle hararetle konuşup tartıştıkları konunun dersler, hocalar olduğunu düşünerek kulak asmıyorum. Az ilerimdeki gruptan biri “1 dolar, 1 lira olmuş” deyince, o an dikkat kesildim.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this