UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İş Cinayetlerini Kanıksama, Mücadele Et!

27.10.2018, İzmir’den UİD-DER’li bir işçi

is-cinayetlerine-son.JPG

Resmi verilere göre her gün ortalama 5 işçi çalışırken canından oluyor. Çok daha fazlasıysa sakat kalıyor. AKP’li yıllarda patronlar ve hükümet, “iş kazalarını” işçilerin ve ailelerinin gözünde normalleştirdi, kanıksattı. Hatta öyle bir hale getirdi ki, TV kanallarının birkaç saniyeliğine gösterdiği işçi ölümlerine insanlar dikkat bile etmez oldular. Peki, ne zamana kadar? Kendisine, ailesine kara haber ulaşana dek…

“1 Dolar, 1 Lira Olmuş!”

26.10.2018, İzmir’den bir işçi

1dolar-1lira.jpg

Okul çıkışı otobüs durağı bir anda kovanlarından çıkmış arılar gibi ortalıkta koşuşturan öğrencilerle dolup taştı. Sanki okulda konuşma yasağı varmış gibi öğrenciler kendi aralarında ha bire bir şeyler konuşuyorlardı. Aralarında ileri geri gidip geliyorum. Bir yandan da böyle hararetle konuşup tartıştıkları konunun dersler, hocalar olduğunu düşünerek kulak asmıyorum. Az ilerimdeki gruptan biri “1 dolar, 1 lira olmuş” deyince, o an dikkat kesildim.

Havyar da mı Yemeyelim?

25.10.2018, Tuzla’dan bir metal işçisi

havyar.jpg

Tasarruf kelimesini bu aralar sıkça duyuyoruz. Ekonomik krizin sonuçlarından hepimiz nasibimizi alıyoruz. Eğitim, sağlık, beslenme, gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılayamaz hale geldik. Elektrik, su ve doğalgaza yapılan zamlar belimizi iyice büktü. Asgari ücretle ay sonunu getiremediğimiz için kredi kartlarına iyice mahkûm olduk. Hal böyleyken nasıl tasarruf yapabiliriz?

Şimdi Sıra Kimde?

25.10.2018, Sincan OSB’den bir işçi

istenatmalarason.jpg

Ben Sincan OSB’de çalışan bir işçiyim. Kriz organizedeki fabrikaları da etkiledi. Fabrika patronlarının ilk yaptığı şey işçi çıkarmak oluyor. Çalıştığım fabrikada da işçi arkadaşlarımızı çıkardılar. Arkadaşlarımızın işsiz kalması karşısında çok üzüldüğümüz halde örgütsüz olduğumuz için hiç bir şey yapamadık. İşyerinde işten çıkarmalarla ilgili yaptığımız sohbetlerde kimisi “Nasip, yapabilecek bir şey yok” kimisi de “Kış ayında olması kötü. Kışın iş bulmak zor oluyor” diyor.

Zam Gelmeyen Tek Şey

24.10.2018, Sancaktepe’den bir işçi

asgari-ucret-karikatur.jpg

Son zamanlarda gıdaya, giyeceğe, faturalara, temizlik malzemelerine gelen zamlar hayatımızı o kadar etkiledi ki artık fabrikada çay ve yemek sohbetlerimizin konusu da bu zamlar oluyor. Geçen gün yine fabrikada konuşurken bir arkadaşımız “su faturalarına gelen zamdan sonra kardeşime her gün banyo yaptığı için söylendim. Her gün banyo mu olur, faturayı ben ödüyorum, dedim” diye anlattı. Bir başka arkadaşımız “eskiden 2-3 kilo domates alabilirken şimdi sayılı domates alıyorum ve her yemeğe domates koymuyorum” dedi.

Yaren’in Mavi Gözleri

23.10.2018, Ankara’dan genç bir işçi

kucuk-bir-kiz-cocugu.jpg

Minnacık bir kız çocuğu/ Baldan tatlı, saçları altın sarısı/ Yanakları nar kırmızısı, gözleri masmavi/ Bir görseniz Yaren’in gözlerini/ denizlerin ve gökyüzünün tüm tonlarını çekmiş gözlerine./ Bir de gülüşü var ki bakmaya doyamıyor insan/ Umut diyorsun. Umut!/

Daha Az Çalışıp Daha Sağlıklı Yaşamak!

22.10.2018, Sancaktepe’den bir işçi

isci-ve-zaman.jpg

Biz işçiler, beslenme, barınma gibi en temel ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için çalışmak zorundayız. İş Kanununda işçilerin haftalık çalışma süresi 45 saat olarak belirlenmiş. Ne var ki haftada 45 saat çalışan çok az işçi arkadaşımız vardır. Bazı işyerlerinde günlük çalışma saati, 8 saatin üzerinde. Mesai sayılmaksızın, normal çalışma saati günlük 12 saate kadar fiili olarak çıkmış durumda. İşyerlerinde “Biz bu şekilde çalışıyoruz, işine gelirse” cevabını duyan da çok olmuştur.

Günahların En Büyüğü: Emperyalist Savaş!

22.10.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

ortadoguda-savas.jpg

Savaşlara, açlığa, yoksulluğa, maddi ve manevi yıkımlara sebep olan kapitalizmin günahları saymakla bitmez. Bu günahlardan en büyüğü olan emperyalist savaşlar ise burjuva egemenlerin değirmenine su taşımaktan öteye geçmez. Sermayenin doğasındaki rekabetin kızışmasıyla patlak veren savaşlar, sermaye medyasında yansıtıldığı gibi ne toplumun kurtuluşu, gelecekteki refahı ne de başka ülkelerin insanlarını kurtarmak içindir.

BES’i Bir de Ehline Sordum

21.10.2018, Esenyurt’tan bir işçi

bireysel-emeklilik-sistemi-yagmasi.jpg

Ekmek Teknesi dizisini hatırlayanlarınız vardır. Dizide bütün mahalleli kahvede toplanır, geçmişte yaşanmış bir olayla ilgili hikâye anlatılır, herkes pür dikkat dinlerdi. Hikâyenin sonunda dinleyenler kafalarına takılanları veya anlayamadıklarını sorar, cevap beklerlerdi. Sorularına istedikleri cevapları alamayan mahalleli, “bunu bir de ehline soralım” diyerek hep beraber mahallenin fırıncı babasına giderlerdi.

Ah Şu Beynim!

21.10.2018, Gebze’den bir petrokimya işçisi

beyin-kairkatur.jpg

Tak tuk possst, tak tuk possst yine makine sesleri kulağımda. Beynim zonkluyor adeta. Makineden gelen parçaları alıp montajla, poşetle, masaya bırak. Yıllardır böyle bu iş. Çokta maharetliyimdir. Arkadaşlarım hızıma yetişemez. Bu kadar hızlı olmama rağmen, ben de hayat pahalılığına, yani enflasyona yetişemiyorum. Fazla mesai yapmaktan uzun zamandır ailemle şöyle bir akşam yemeği yiyemedim ya da bir pazar kahvaltısı yapamadım.

Kriz, Kime Göre, Neye Göre?

19.10.2018, Beylikdüzü’nden bir işçi

ekonomik-kriz-pazar.jpg

Kriz büyüdükçe her şeye zam geliyor. İşçiler artık yemelerinden içmelerinden kısıyorlar. Bir taraftan pazara, manava, markete giden emekçi krizin olduğunu cebinden ve aldığı ürünlerden biliyor. Bir taraftan egemenler “yok canım ne krizi, kriz falan yok fırsatçılar var” yalanını işçilere yutturmaya çalışıyorlar.

Patronlara Kriz Var, Ya Biz İşçilere Yok Mu?

19.10.2018, Ankara’dan bir işsiz

tesvik-3.jpg

Hepimiz krizi iliklerimize kadar hissediyoruz. Temel ihtiyaçlarımıza gelen zamlarla, işten atılma tehdidiyle, işsizlikle hepimiz karşılaşıyoruz. Aylardır işsizlikle boğuşan biri olarak geçen günlerde yaşadığım bir olayı anlatacağım. Aylar önce iş için başvurmuş olduğum bir firma aradı. Bir açık pozisyonları olduğunu, çalışmak isteyip istemediğimi sordular. Şartlarda anlaşırsak çalışabileceğimi söyledim. 1800-2000 arası maaş düşündüklerini söyleyerek görüşmeye çağırdılar.

“Üç Alıp, Altı Harcıyorum”

17.10.2018, İzmir’den UİD-DER’li bir işçi

kredi-karti-borcu.jpg

Geçen gün misafirliğe gittiğim evde baba-oğul arasında geçen konuşmaları dinledim. Baba, “kaç para alıyorsun, ne zaman sorsam hep borçlusun?” diye sordu. Oğul, “üç alıp, altı harcıyorum” diye cevap verdi. Baba, “üç alıyorsun da, altı harcıyorsun. Bu üç nereden geliyor?” diye sordu. Oğul, altı tane kredi kartını gösterdi. “İşte bunlardan alıyorum baba. Üç kredi kartım vardı. Üç tane daha aldım” dedi, biraz sitemli bir şekilde.

Karnımızı Doyurmak Hiç Bu Kadar Lüks Olmamıştı!

15.10.2018, Gebze’den metal işçisi bir kadın

domates-06102018.jpg

Mesai bitip de serviste yerini alınca insan, şöyle bir oh çekesi geliyor. Bütün günün yorgunluğu, stresi silindir gibi üzerinden geçtikten sonra rahat bir nefes çekiyor içine. Ama işte o zaman da dertleri kafasına üşüşmeye başlıyor. Neyse ben cam kenarına geçip o günkü serviste yanıma gelecek sohbet arkadaşımı beklerken Ali abi telefonuyla konuşarak yanıma geldi oturdu.

Dayanışmanın Gücü, Gücü Elinde Tutanların Sinir Uçları

14.10.2018, Gebze’den bir kadın işçi

flormar_IMG_0577-.JPG

İçinde yaşadığımız kapitalist sistemde sermayeyi ve gücü elinde tutanlar sermaye sınıfıdır. Ancak gücü elinde tutmakla gerçekten güçlü olmak aynı şey değildir. Çünkü insanlar bir düşünceyi benimseyip kabul etmezlerse, gücü elinde tutanlarla gerçekten güçlü olanlar arasındaki kavga kaçınılmazdır. Tıpkı örgütlü işçi sınıfının patronlar sınıfına karşı giriştiği mücadeleler gibi. Tarihimiz birliğini sağlayan işçilerin örgütlü ve bilinçli bir şekilde atıldıkları sayısız mücadele örneğiyle doludur.

Biz Bir Aile miyiz?

14.10.2018, Sancaktepe’den bir eğitim emekçisi

zengin ve fakir.jpg

Patronundan “biz bir aileyiz” cümlesini duymayan yoktur. Emin olun bu lafı krizin kendisini daha çok hissettirmeye başladığı bugünlerde daha çok duyacağız. Peki, gerçekten patronlarla işçiler bir aile olabilir mi? Ben özel okulda çalışan bir eğitim emekçisiyim. Geçenlerde işverenimiz bir toplantı yaptı bizimle. Malum, kriz kapıyı çalınca tatlı kârları düşer mi diye endişe etmiş.

Bizler Örgütlenirsek Sorunların Üstesinden Geliriz

14.10.2018, Mersin Üniversitesi’nden bir öğrenci

1_mayis_2015_20150501_IMG_2090.jpg

Geçtiğimiz günlerde dışarıda arkadaşlarla yürüyorduk. Bir banka oturduk. Yanımızda bir de gitarımız vardı. Biz de hem şarkı söyledik hem de sohbet etmeye devam ettik ara ara. Derken bir genç arkadaş yanımıza geldi. Bizimle birlikte şarkı söylemeye başladı. Şarkı bittiği zaman arkadaşa adını sorduk ve sohbet etmeye başladık.

“Ayna Nöronlar” ve İşçi Dayanışması

13.10.2018, Mersin Üniversitesi’nden bir öğrenci

ayna-noronlar-ve-id.jpg

Babam iyi bağlama çalan, güzel türkü söyleyen biridir. Ben çocukken babam bağlama çaldığında onun etrafında biriken insanları görür ve babama çok imrenirdim. “Ben de bağlama çalmalıyım” derdim. “Çalmalıyım ki insanlar beni de dinlesinler.” Babam bağlama çalarken sadece türkü söylemezdi, insanların ahlâki değer yargılarından bahseden deyişler de söylerdi. Bu deyişlerde kişi doğruya yönlendirilmeye çalışılırdı. Ben de bunu çok severdim ve doğru olanı yapma isteği içimde büyürdü.

Ben Temelden Başlıyorum!

13.10.2018, Ankara’dan bir işçi

dudullu-insaat_20120606_002.JPG

Geçen gün bir arkadaşımla karşılaştım. Uzun zamandır görüşmüyorduk. Biraz sohbet ettikten sonra nerede çalıştığımı sordu. Şehir hastanesinin şantiyesinde çalıştığımı söyledim. “Yahu sen sağlık bölümünden mezun değil misin, şantiyede ne işin var?” dedi. Ben de “arkadaşım, ben temelden başlıyorum!” diyerek şakayla karışık durumu anlattım.

İşte Açıklıyorum: Kriz Yoktur!

12.10.2018, Hadımköy’den bir metal işçisi

kriz-mriz-yok.jpg

Herkes tutturmuş kriz var diye! Ne krizi kardeşim, yok öyle bir şey! Koskoca devletin cumhurbaşkanı, bakanları yalan mı söylüyorlar? Olsaydı kriz, çıkar söylerlerdi. Ne dediler; bunların hepsi manipülasyon, bizim büyümemizi istemeyen dolar lobisi, dış mihrakların ülkemize karşı açmış olduğu ekonomik savaş… Bir de bunun psikolojik olduğunu söylediler.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this