UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Dayanışma En Çok İşçilere Lazım!

25.03.2018, Gebze’den bir kadın işçi

id-tanitim.jpg

İnsan içinde bulunduğu toplumdan, dünyadan kopuk yaşayamaz, tek başına ayakta kalamaz. Ancak bir arada yaşamanın, birlikte hayatı sürdürmenin bazı gerekleri vardır. Ortak çıkarların korunması, geliştirilmesi ve bu çıkarlara sahip çıkılması gibi. Bunun için dayanışma gerekir. Dayanışma; bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması demektir.

Gelenekten Geleceğe İşçi Dayanışması 10. Yılında İleriye

24.03.2018, Mersin’den bir işsiz

id-10-yasinda.png

İşçi sınıfı şu an tüm dünyada yeterli örgütlülük ve bilinç düzeyinden uzak. Ama bu bizlerde umutsuzluk yaratmıyor, çünkü biliyoruz ki işçi sınıfı bu zulüm düzenine karşı sonuna kadar suskun olmayacak. Örgütsüzlük ve bilinçsizlik bizlerin en büyük belasıdır belki de. Sınıfımızdan, mücadelemizden bihaber olmak sömürü dünyasında iyice nefessiz kalışımızı sağlar. Fakat bizler örgütsüz ve bilinçsiz değiliz. Hele ki yalnız ve çaresiz hiç değiliz.

Tarihimizi İşçi Dayanışması’ndan Öğreniyoruz

24.03.2018, Ankara’dan bir sağlık işçisi

id-10-yasinda1.png

Tarih geçmiş kuşakların işçilerinin bize bıraktığı mücadele deneyimleriyle, miraslarla dolu. Ancak işçilerin çoğu bu mücadele deneyimlerinden haberi olmadan ya da bunların tarihini yanlış bilerek yaşamını sürdürür. Tarih kitaplarına bakıldığında işçilerin bu önemli hareketlerini ya göremeyiz ya da patronların çıkarları doğrultusunda çarpıtılarak bize sunulurlar. Sermayenin hizmetindeki tarih kitapları, televizyonlar, gazeteler hep bir ağızdan kralları, sultanları, büyük adamları anlatır.

Çiftlik Bank: Yoksulların Sırtındaki Tezgâhlar

23.03.2018, Kocaeli’den bir petrokimya işçisi

ciftlik-bank.jpg

İnsanlık olarak büyük çalkantıların yaşandığı karanlık bir dönemden geçiyoruz. Gelişmiş olanlar dâhil tüm ülkelerde yaşam standartları düşüyor; işsizlik, gelecek kaygısı ve toplumsal huzursuzluk artıyor. Emekçi kitleler umutsuzlar, kaygılılar ve mevcut koşulların daha da kötüleşmesinden korkuyorlar. Korku onları endişe ve arayışa sürüklüyor.

İşçi Dayanışması Bülteni 10. Yılında!

23.03.2018, Gebze’den bir metal işçisi

id-bulten__MGL3445.jpg

İş Dayanışması bülteni 10. yılında. İşçi Dayanışması 10 yıldır işçilerin penceresinden işçi sınıfının sorunlarını yazıyor. İşçi sınıfının, patronların medyasında yer almayan hak gaspları, iş cinayetleri, sendikasızlaştırma gibi sorunlarını sınıfımızın penceresinden biz işçilere işçilerin kalemiyle taşıyor. Kimi zaman işçi sınıfının şairlerinin dizeleriyle, kimi zaman işçilerin yazdıkları mektuplarla anlatıyor.

İşçi Dayanışması’nı Neden Okumalıyız?

22.03.2018, Kartal’dan bir kadın işçi

id-tanitim.png

İşçi Dayanışması bültenimiz tam 10 yıldır inatla bu mücadele için her ay çıkıyor. Hayatı üretenler biz işçileriz. Hayatı güzelleştirecek güce sahip olanlar da bizleriz. İşçi Dayanışması bültenimiz işçi kardeşlerimizin buna olan inancını güçlendirmek için çalışıyor. Yalanların yerine gerçekleri koyuyor. Sadece sorunları anlatmıyor, çözümünü de gösteriyor. İşçi Dayanışması tüm dünya işçilerine kardeşlik eli uzatıyor.

İşçi Dayanışması Gazetesi 10. Mücadele Yılında

21.03.2018, Ankara’dan bir matbaa-yayın işçisi

id_bulten_120.jpg

Sınıf mücadelesinde önemli bir yer tutan İşçi Dayanışması Gazetesi, Nisan 2008’de yayın hayatına başladı. 10 yıldır hazırladığı güncel, enternasyonal ve tarihsel haber, mektup ve makalelerle sağlam ve iradeli bir çizgi izleyerek yoluna devam ediyor. Geçmişin mücadele deneyimlerini bugüne, bugünün mücadele deneyimlerini yarının işçi kuşaklarına aktaran İşçi Dayanışması, sınıf tarihinde önemli bir aktarma kayışı olma görevini kararlılıkla sürdürüyor.

İşçi Dayanışması Panzehirdir

21.03.2018, Ankara’dan bir kadın işçi

id-tanitim-kortej.jpg

Kitle iletişim araçlarıyla sunulan çoğu şey aslında biz işçilere yabancı. Televizyonda, gazetelerde, sinemalarda, haberlerde, sosyal medyada bahsedilenler, işlenenler bizim yaşadıklarımızı, sorunlarımızı genellikle anlatmıyor. Egemenler, bu kitle iletişim araçları üzerinden işçilerin düşünce biçimini kendi çıkarları doğrultusunda belirlemeye çalışıyorlar. Nasıl ve ne anlatarak mı yapıyorlar bunu?

Taş Ocakları ve Silikozis

20.03.2018, Mersin Üniversitesinden bir öğrenci

kirklareli-nin-12-tas-ocagi-bulunan-koyunde-yeni-ocak-isyani-436653-5.jpg

Geçtiğimiz günlerde televizyonda haber izliyordum. Kırklareli’nin Kapaklı köyünde 12 taş ocağı olduğunu ve on üçüncü taş ocağının açılmasının düşünüldüğü söyleniyordu. Taş ocağını açacak şirket yetkilileri köy kahvesine gelip duyuru yapmak istemişler. Fakat köyde yaşayan kadınlar toplantının yapılmasını engellemişler ve taş ocaklarını istemediklerini söylemişler. Kadınlar köyde zaten on iki adet ocak bulunduğunu, hâlâ ocak açılmaya çalışıldığını ve bu ocakların hayatlarına zarardan başka bir şey getirmediğini ifade ettiler.

İşçilerin Gazetesi İşçi Dayanışması 10 Yaşında

20.03.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

isci-dayanismasi-tanitim-01092012.jpg

Patronların sefa sürdüğü bu düzende biz işçiler gece gündüz demeden üç kuruşa çalışıyor, ömür tüketiyoruz. Yoksul ile zengin arasındaki uçurum giderek artıyor. Uzun süreli ve yorucu çalışma koşulları, işçilerin belini büküyor. İş cinayetleri, kadına yönelik baskı, şiddet, taciz ve tecavüz olayları giderek artıyor. Fakat her gün izlediğimiz, takip ettiğimiz o kara kutu (TV), patronların medyası, gazeteleri biz işçilerin sorunlarını yansıtmıyor, zaten amaçları da asla bu değil.

İşçi Dayanışmamızın 120’inci Sayısına Merhaba

20.03.2018, Mersin Üniversitesinden bir öğrenci

is-cinayetlerine-son.jpg

Merhaba dostlar. Ben bir işçi-öğrenciyim. Bir yandan okula gidiyorum bir yandan da iş buldukça çalışıyorum. Dünyanın bütün güzelliklerini üreten biz işçilerin gazetesi olan İşçi Dayanışması ile 15 yaşındayken tanıştım. İşçi Dayanışması’nı ilk kez okuduğum zaman bu kadar bizim haklarımızdan bahsedebilecek bir gazetenin varlığına inanamamıştım. Çünkü çevremde her zaman birbiri ile rekabet halinde olan insanlar ve yalan söyleyen kanallar vardı.

Kanserde Kampanya!

19.03.2018, Şirinevler’den bir sağlık işçisi

kanser-tarama.jpg

Bir hasta “kızım kanser taraması burada mı yapılıyor?” diye soruyor. Hemşire olarak bana uzattığı kâğıdı alıyorum. Üzerinde tüm vücut tomografisi yazıyor. “Yok teyzecim. Bu kanser taraması değil. Tomografi çekimi” diyorum. Kafası karışmış bir şekilde kaşlarını çatıyor. “Benimle dalga mı geçiyorsunuz? Beni yukarıdan gönderdiler. Kanser taramasını bedava yapıyoruz, dediler. Bir sürü evrak imzaladık. Nedir peki, ne çekiliyor?” dediler.

Biz de İşten Atıldık

19.03.2018, Sütlüce’den bir kadın tekstil işçisi

isten-atmalara-son-kortej.png

On bir yıldır çalıştığım işyerinden beş dakikada atıldım. Çalıştığım işyeri Türkiye’de bilindik iç çamaşırı ve mayo markalarından biri. Aynı zamanda ihracatı da var. Bir buçuk yıl öncesine göre işlerimiz yavaşlamıştı ve randımanlı bir çalışma yapılmıyordu. Kısacası rutin bir çalışma yapılıyordu, gidiyor geliyorduk, diyelim. Tabii zam alamıyor, zam istediğimizde de “işler iyi değil, bu konuyu yönetim olarak değerlendiriyoruz” deyip geçiştiriyorlardı.

“Koyun Masalı”

18.03.2018, Ankara’dan bir öğretmen

koyun-surusu.jpg

Nasıl oluyor da bu dünyadaki her şeyi var eden işçiler ve onların aileleri sefalet koşullarına itiliyor? Cevabı uzunca değil elbet: Kandırılıyoruz… Geçenlerde okuduğum bir öykü tam da bu konuya değiniyor. Sabahattin Ali’nin “Koyun Masalı” adlı öyküsünü okuyan ya da işitenler vardır. Öykü kendine olan inancın, birliğin ve dayanışmanın ne denli önemli olduğundan söz ediyor. İktidarı kendilerini sömürenlere verenlerinse başlarına gelen acı sondan bahsediyor.

8 Marta Sahip Çıkalım!

18.03.2018, Şirinevler’den bir sağlık işçisi

8-mart-mirasi.jpg

Hastanede herhangi bir gün. Check-up kampanyalarıyla kandırılmış onlarca hastanın işlemleri bitmiş, dinlenme odasında oturuyoruz. Farklı işlerle uğraşan 8 kadın işçi. Çıkış saatimiz yaklaştığı için keyfimiz iyi. Tutturmuşuz bir sohbet, konuşuyoruz. Mevzu önemli! Makyaj malzemeleri. Arkadaşlardan biri bilgisayarın başına oturdu ve internetten makyaj malzemeleri satan sitelerden birinin adını arama motoruna yazdı.

BES Değil Gözü Aç Bir Canavar

18.03.2018, Sefaköy’den bir eğitim emekçisi

emegin-karsiligi.jpg

Geçenlerde çok ilginç bir durumla karşılaştım. Şaşkınım. Zar zor kazandığım, hiçbir şekilde geçimimi karşılamayacak, boynu bükük, mütevazı maaşımdan 60 lira kesinti yapıldı. Uzun süredir beklediğimiz, ama hiç gelmesini istemediğimiz bu 60 liralık kesinti devletin “Bireysel Emeklilik Sigortası” dediği canavara yedirilmişti.

Harca Harca Bitmez!

16.03.2018, Gebze’den petrokimya işçisi bir kadın

asgari-gecim.jpg

Biz işçilerin en sevdiği saatler bir paydos saatleri, bir de molalardır. Ancak o zamanlarda bir soluk alıp, derin bir nefes çekip belimizi doğrultuyoruz. Yine bir çay molasına çıktığım sırada, telefonumu yere düşürmemle birlikte sohbete başladık arkadaşlarla. Mehmet ağabey, “kardeşim, zenginsin galiba, telefonu yere attığına göre” deyince, ben de “olsun ağabey bu ayki maaşımla yenisini alırım. Asgari ücret az değil hani, dünyanın parası harca harca bitmez” dedim.

Rızkımızı Çalan Kim?

13.03.2018, Gebze’den bir kadın metal işçisi

emek-hirsizligi.jpg

Kısacık çay molasında işçi arkadaşlarımızla dinlenirken bir sohbet başladı. Aramızda Koç’un bir fabrikasında yıllardır çalışan bir misafirimiz de vardı. Ahmet ağabey sık sık bizim çalıştığımız fabrikaya iş için gelir, gelirken de sağ olsun, eli boş olmaz. Hoş geldin, selam sabah, çoluk çocuk nasıl derken sohbet rızkımızı kimin verdiğine geldi.

Patronların Kârı Halkın Sağlığına Tercih Ediliyor!

11.03.2018, Bağcılar’dan bir sağlık işçisi

nisasta-bazli-seker.jpg

Son zamanlarda gündemde olan şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunun bizleri oldukça ilgilendirdiğini düşünüyorum. Türkiye’nin pancar üretiminden çekilmesi, şeker ihtiyacının mısırdan yapılan nişasta bazlı şekerden karşılanması ve bunun satışa sunulması ihtimali bizler için tehlike arz ediyor. Genetik yapısına müdahale edilmiş gıdalardan üretilen tatlandırıcıların insan sağlığına zararları oldukça fazla.

Robotlaşma mı Dediniz?

11.03.2018, Yeşilkent’ten bir işçi

atlas-robot-660x330.png

Robot deyince çoğumuzun aklına insansı robotlar gelir. Yani elleri, ayakları ve kafası olan, dış görünüşü de insana benzeyen aletler. Filmlerde dünyayı kurtarmaya çalışan iyi robotlar veya yok etmeye çalışan kötü robotlar vardır. Bu robotların gerçeklerini de yaptılar elbette. Genel olarak önceden programlanmış kimi işleri yapabilme mantığıyla yapılan bu robotlardan nedense bir tane yapılıyor.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this