UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Ölmek SMA’lı Çocukların Fıtratında mı Var?

30.07.2017, Sefaköy’den bir sağlık işçisi

sma-hastaligi.jpg

Son bir ayda, Türkiye’de 10 çocuk SMA hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Peki, nedir bu SMA hastalığı? SMA yaklaşık olarak on binde bir görülen, daha çok akraba evliliklerinde ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalık genlerdeki bozulmadan kaynaklı oluşup kas ve sinirleri etkiler. Bu hastalıkla doğan bebekler başını tutamaz, oturamaz, yürüyemez hatta bir süre sonra solunum kasları etkilendiği için kendi kendine nefes alamaz hale gelir ve makineye bağlanmak zorunda kalır.

Bir Nasrettin Hoca Fıkrası

29.07.2017, Gebze’den bir kadın işçi

nasreddin-hoca.jpg

Nasrettin Hocanın bir hikâyesini anlatayım da ihtiyacı olan nasiplensin. Eşeğine verdiği samana zam gelince Hoca buna bir çare arar, ne etsem ne eylesem diye düşünürken eşeğine günde bir balya saman yerine yarım balya saman vermeye karar verir. Böylece masraflarını düşürecektir. Biraz zaman geçer, bakar ki eşekte bir değişiklik yok, aynı şekilde çalışmaya devam ediyor, Hoca biraz daha hesap kitap yapar ve eşeğe yedirdiği yarım balyayı da yarıya indirir...

Sararmadan Dökülen Yapraklar

29.07.2017, Sancaktepe’den bir işçi kadın

bonzai-icen-genc.jpg

Hemen hemen her gün, televizyon kanallarında, gazete haberlerinde uyuşturucu madde kullanan gençlerin, içler acısı görüntüleri yayınlanıyor. TEM otoyollarının kenarlarında, parklarda, sokak aralarında kendinden geçmiş, yarı baygın yerlerde yatan gençlerin görüntülerini izliyoruz. Sağlık uzmanlarından siyasetçilere kadar herkes özellikle son yıllarda bonzai kullanımında çok büyük bir artışın olduğuna dikkat çekiyor. Bonzai ve uyuşturucu konusu çokça tartışılıyor. Peki, neden gençler uyuşturucu madde, bonzai kullanıyor?

Sana Para Lazım Değil mi?

28.07.2017, Sancaktepe’den UİD-DER’li bir işçi

fazla mesai.jpg

Geçtiğimiz aylarda sıkça karşılaştığım bir soruydu bu “sana para lazım değil mi?” sorusu. Neredeyse her sohbetin sonu bu soruya çıkıyordu. Her söylediğime ise “eee para lazım” cevabı veriliyordu. O kadar ki artık rüyamda bile bu soruyla karşılaşır oldum: “Sana para lazım değil herhalde?”

Çay Saatinde Yanlıştan Dönmek

27.07.2017, Sancaktepe’den bir işçi

kidem-guvencedir.png

Çay saatiydi. Çayımı aldım ve dışarı çıktım. Nereye otursam diye bakınıyordum. İki arkadaş dertli, boyunları bükük bir şekilde duvara yaslanmış, kara kara düşünüyor ve konuşmuyorlardı. Sohbet etmek için bu arkadaşları seçtim. Yanlarına yaklaştım. “Hayırdır, bir derdiniz mi var?” diye sordum. Benimki de soru mu şimdi? Dertsiz işçi var mı ki? Neyse. İçlerinden biri cevap verdi: “Sorma abla. Krediyi ödeyemedim. Maaşıma icra geldi. Başka borçlar da var. Kara kara düşünüyorum nasıl ödeyeceğim diye.”

Okuyup Büyük Adam Olmak!

25.07.2017, Adıyaman’dan işsiz bir işçi

talebe.jpg

Okul sıralarında daha küçük yaşlardan kendi sınıf arkadaşlarımızla yarışıyoruz. Bize rekabet duygusunun yaşamı devam ettirmenin tek yolu olduğu öğretiliyor. Hırs ve rekabet üzerine kurulu eğitim sisteminde öğrencilere yarış atı muamelesi yapılıyor. Başarının ve zekânın ölçütü derslerden ve sınavlardan alınan notlar olarak görülüyor. Bireyciliği, hırsı ve rekabeti kutsayan kapitalist düzen işçi çocuklarına “çok çalışırsanız siz de ileride zengin olabilir, sınıf atlayabilir, rahat yaşayabilirsiniz” diyor.

İşsizlik Büyürken İş Saatleri Neden Uzuyor?

25.07.2017, Mersin’den bir eğitim işçisi

genc-issizler.jpg

İşsizlik, biz işçilerin mutlaka maruz kaldığı ve çalışırken de bir tehdit olarak patronların boynumuza salladığı kör bir kılıç aslında. Her gün milyonlarca işçi iş ararken, yüz binlercesi de uzun çalışma saatleri, hafta sonu mesaileri ile adeta çalışmak ve işini kaybetmemek için yaşar hale getiriliyor. Ben de her gün iş arayan o milyonların içerisindeyim.

Grev Hakkı Yoksa Kölelik Vardır

24.07.2017, Gebze’den petrokimya işçisi bir kadın

grev-yasagi-protesto-m.jpg

Dünyada üretilen her şey işçilerin emeğiyle ortaya çıkar. İşçiler gece-gündüz, yaz-kış demeden çalışır, üretirler. Kızgın demirler ellerinde hayat bulur, şekle girer, nice yapılar yükselir dört bir yanda. Koca bir zenginlik birikir işçilerin sırtından. Ne var ki bunca emeğin karşılığı uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve iş cinayetleri olarak geri döner işçilere. Ömürlerini fabrika köşelerinde tüketen işçiler, tüm bu olumsuzlukların üstesinden gelmek için örgütlenip üretimden gelen güçlerini kullanırlar.

Günden Güne Eriyen Alım Gücü

24.07.2017, Sancaktepe’den bir işçi

alim-gucu.jpg

Ağustosta yapılacak 2018-2019 memur zam oranlarının belirleneceği toplu sözleşme görüşmeleri yaklaşırken Türkiye Kamu-Sen Araştırma Geliştirme Merkezi’nin yaptığı araştırma, kamu işçilerinin aldığı ücretin yaşam koşulları karşısında nasıl eridiğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. 2017 Haziran ayına ait asgari geçim endeksi araştırmasına göre çalışan tek kişinin yoksulluk sınırı 2 bin 540 lira olarak hesaplandı.

Zamansız Kullanılan Yıllık İzinler

24.07.2017, Gebze’den bir metal işçisi

izin hakki.JPG

Yaz ayının gelmesi ve havanın iyice ısınmasıyla birlikte pek çok kişinin gündeminde tatil yapma planları var. Türk Metal’in örgütlü olduğu bir fabrikada çalışan bir metal işçisiyim. Tatil planları, senelik izin konusu doğal olarak bizim de gündemimizde. Ancak işçi senelik izniyle ilgili planlar yaparken patron da üretimi arttırma planları yapıyor, üstelik işçiye de hiç bir şey sorulmuyor. Maalesef ki sendikalı olmamıza rağmen bizde durum bu şekilde ilerliyor.

Rekabeti Körükleyen Sayaçlar

23.07.2017, Tuzla’dan bir metal işçisi

uretim-takip-sayaci.jpg

Çalıştığım fabrikada uzun bir aradan sonra işler giderek artmaya başladı. Siparişler arttıkça işçiler arasındaki rekabet de körüklenmeye başladı. İşyerimiz sendikalı fakat sendikanın olması maalesef bütün işçilerin örgütlü ve bilinçli olduğu anlamına gelmiyor. Son zamanlarda yaşadığımız bazı gelişmeler gerçekten işçilerin yeterince birlik olmadığında, patronların uyanıklıklarına karşı savunmasız olduğunu gösteriyor.

Sermayenin Parolası: Paran Yoksa Öl!

22.07.2017, Ankara’dan bir sağlık işçisi

hastane-acil.jpg

Geçtiğimiz günlerde çalıştığım hastaneye 6 yaşında bir çocuk ateş, iştahsızlık, halsizlik şikâyetleriyle ailesi tarafından getirildi. Tahliller için örnekler alındı, ateşini düşürmek için serum takıldı. Kan sonuçlarına bakan ve çocuğu muayene eden doktor, çocuğun yüksek ihtimalle menenjit olabileceğini söyledi. Menenjit beyin zarlarının iltihaplanmasıyla oluşan bulaşıcı ve ağır bir hastalık. Tedavi edilmezse beyin hasarı ve ölüm riski taşıyor

İş Bulma Sevinci ve Çileli Evrak Listeleri!

22.07.2017, Beylükdüzü’nden bir işçi

ise-giris-saglik-raporu.jpg

Yeni bir işyerine başlayacağım için evrak çıkarmam gerektiğini söyleyip liste verdiler. Ben de önce sağlık ocağına gittim. Fakat doktor bana “burada bu testleri yaptıramazsın özelde ancak parayla yaptırman gerek” dedi. Ben de “devlet hastanesinde yaptırsam olur mu?” dedim. “Olmaz, evraklarını zor yaptırırsın” dedi. Ben de “peki, kaç para?” diye sordum...

Kölelik Bürolarında İşçi Olmak

21.07.2017, Ankara’dan işçi öğrenci

kiralik-isci-burolarina-hayir.JPG

Kiralık işçiliğin önünü açan yasa tasarısı geçtiğimiz sene Mayıs ayında yürürlüğe girmişti. Peki, nedir kiralık işçi yasası? Hatırlayalım: “Bu yasa, işçilerin aynı köleler gibi kiralanmasını getiriyor. İşçileri işe alacak özel istihdam büroları, dileyen patrona bu işçileri saatlik, günlük ya da aylık kiralıyor. Kısa süreli sözleşmelerle çalıştırılacak bu işçiler, bir yılı doldurmadan kendilerini kapının önünde bulacaklar.

Sağlıksız ve Güvenliksiz Çalışan İSG Uzmanları

19.07.2017, Ankara’dan İSG uzmanı bir kadın işçi

isg-egitimi.jpg

Türkiye’de 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunuyla birlikte işyerlerinde iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğu getirildi. Bu yolla gerekli önlemlerin alınacağı ve iş kazalarının minimuma indirileceği vaat edilmişti. Bu kanunun ardından iş kazaları sayısında azalma olması beklenirken tam tersine artış oldu.

Bunları İşçi Basınından Öğreniyorum

18.07.2017, Gazi Üniversitesi’nden bir öğrenci

uidder-web-site-20170718.jpg

İşçilerin kazanılmış hakkı ve iş güvenceleri olan kıdem tazminatının fona devredilerek gasp edilmesi uzun zamandır hükümetin gündeminde. Burjuva medya ise bunu “bütün işçiler kıdem tazminatı alabilecek” şeklinde “müjdeli” haber olarak servis ediyor. Sendikasız, örgütsüz olan ve özelikle taşeronda çalışıp kıdem tazminatını alamayan işçilere, sermaye medyası tarafından sürekli yalan haberler veriliyor.

TRT’nin Hizmeti Patronlara, Maliyeti İşçilere

14.07.2017, Sancaktepe’den bir işçi

trt-payi.jpg

AKP hükümeti patronların üzerindeki “yükleri” kaldırmaya devam ediyor. İşçilerin ücretlerinden, yaptıkları harcamalardan, ellerindeki telefonlardan, her şeyden vergi kesilirken, patronların ödediği vergiler iyice düşürülüyor. Son olarak Haziran ayında Mecliste kabul edilen Üretim Reform Paketi ile elektrik faturalarında “TRT katkı payı” adı altında kesilen vergi patronlar için kaldırıldı.

Bir, İki, Üç, Dört… Eyvah Her Şeyi Sayıyorum!

14.07.2017, Pendik’ten bir kadın işçi

pazar-alisverisi.jpg

Biz işçiler günün büyük bir kısmını sürekli çalışarak geçiriyoruz. Yoğun bir tempoyla makinelerin hızına yetişmeye çalışıyoruz. Çalış çalış, aylar yıllar geçiyor. Sanki fabrikayla kesmişler göbek bağımızı. Teknoloji gelişiyor, makineler gün geçtikçe daha da hızlı ve verimli üretim yapıyor. Makineler gelişip işyerlerinde üretimin kapasitesi ve patronların kârı artarken biz işçi sınıfı ise yerimizde sayıyoruz.

Artık Üniversite Bitirmek de Matah Bir Şey Değil!

13.07.2017, Beylikdüzü’nden bir genç işçi

kadin-isci-metal.jpg

Çalıştığım fabrikada bir ayda 25 kadın işçi işe girdi. Kadın işçilerle hiç konuşma fırsatım olmamıştı. Geçen yemek sırasında birbirimize selam verme şansımız oldu, ben ilk önce hoş geldiniz dedim. Gülümsediler ve “sağ olasın bize hoş geldiniz diyen olmadı da, sen öyle deyince sanki kendi evimizdeymişiz gibi hissettik” dediler. Aslında kadınlar doğru söylüyorlardı yeni gelen işçiler eski işçiler tarafından dışlanıyorlar.

“Misafirlik” ve “Düz İşçilik”

11.07.2017, Pendik’ten bir işçi

suriyeli_ayakkabi_iscileri.jpg

Bizler ne çok misafirperverdik! Dillere destandı bizim kucaklayıcılığımız. Öyle ya savaştan kaçmış, canını kurtarmaktan başka bir derdi olmayan Suriyeli emekçiler; bizim yaşadığımız ülkeye, Türkiye’ye sığınmış ve biz de onlara kucak açmıştık. Ne büyük onur! Bunları anlatmaya devam ediyor bizim hükümet yetkililerimiz. Suriyeli savaş mağdurları konusunda Avrupa ile girişilen “Kayseri pazarlıklarının” üzerinden pek bir vakit geçmedi.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this