UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Süperpak Grevi Sürüyor

25.08.2018, İzmir’den bir UİD-DER’li

superpak-grevi.jpg

20 Haziranda başlayan Süperpak işçilerinin grevi sürüyor. Patronun sıfır zam dayatması sonucu İzmir, Antep ve Karaman’daki üç fabrikanın işçileri aynı gün greve çıktılar. İşveren, işçilerin örgütlü olduğu Selüloz-İş sendikasını devre dışı bırakmak için çeşitli hilelere başvuruyor. İşçilerse grevlerine sahip çıkarak patronun ayak oyunlarını boşa çıkartıyorlar. Grev çadırında, grev nöbet çizelgesi tablosu oluşturmuşlar. Aynı fabrikada çalıştıkları gibi fabrika önündeki grev çadırında grevlerini birlikte sürdürüyorlar. Talepleri belli. Taleplerinin kabul edilmesini, Selüloz-İş sendikasıyla toplu iş sözleşmesi imzalanmasını istiyorlar.

Bir Sorunun Düşündürdükleri

25.08.2018, Sancaktepe’den bir grup işçi

birleşen işçiler yenilmezler

Samatya’dan bir sağlık işçisi ablamız UİD-DER’in sitesine yazdığı “Bir Sorum Var Dostlar” adlı mektubun sonunu “UİD-DER’de arkadaşları görünce bazen diyorum bu insanların hiç mi dertleri yok, hep güler yüzlü, hep enerjikler. Onlarla bir araya gelince bana da geçiyor enerjileri. Peki, yine soruyorum size dostlar, bu işin sırrı ne?” diyerek bitirmiş. Biz de Sancaktepe’den bir grup işçi olarak işçi ablamızın sorduğu soru üzerine düşündük ve bir cevap yazdık:

“Gomşu, Mutlu Oluvemek Bizim de Haggımız Del mi?”

25.08.2018, İzmir’den bir işçi

ege-koy-dugunu.jpg

Malum düğünler, nişanlar daha çok yaz aylarında ve hafta sonları yapılıyor işçi-emekçi mahallelerinin sokaklarında. Düğün sahipleri yakın komşularını, ister tanıdık ister tanımadık olsun, kapıları çalıp davet ediyorlar. Benim de davet için kapımı çaldı düğün sahibi anne-baba. Davetlerine teşekkür ettim. Kendilerini tanımadığımı belli etmeye çalıştığımı anlayan anne, “gomşu, mutlu oluvermek bizim de haggımız del mi?” diyerek, sözlü davetlerini yineledi. Ben de, “gomşula, mutlu oluvemek en çoğ bizim, yanım yoğsulların haggı. Mutlu, mesud, çoğ bahdiyar oluverin her bir insanla” diyerek, davetlerini kabul ettim.

“Huzur Kenti İstanbul”

23.08.2018, Bağcılar’dan bir işçi

metrobus-reklamlar.jpg

Bu başlık çoğumuza tanıdık gelebilir. Başta İstanbul’da yaşayan işçi arkadaşlarım “bu başlığı nerede görmüştüm?” diye düşünebilirler. En çok kullandığımız toplu taşıma aracı metrobüste görmüş olabilirsiniz. Belki tramvay veya metro gibi ulaşım araçlarında da görmüş olabilirsiniz. Ben metrobüste görmüştüm. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, insanlara metrobüste “sıkılmasınlar” diye ufak ekranlardan çeşitli videolar izletiyor. Çok sayıda reklamın yanı sıra belgeseller, komik videolar, haberler, yemek tarifleri ve adrenali yüksek spor videoları yayınlanıyor. Ben yalnız yolculuk yapıyorsam genellikle videoları izliyorum.

Patronların Başı Ağrımıyor!

23.08.2018, Ankara’dan bir kadın işçi

is-yerinde-calisma-ortami.jpg

Ben yayın sektöründe çalışan bir işçiyim. Yayına hazırladığım işlerde çok dikkatli olmak, temiz ve titiz çalışıp her ayrıntıya dikkat etmek zorundayım. UİD-DER’le tanışmadan önce işim sadece bu kadar değildi. Ofiste telefonlara bakmak, patronun misafirlerine çay-kahve getirmek, ofisin temizliğini yapmak gibi işler de bana yüklenmişti. Ben tüm bunlara nasıl ve neden katlandım?

Hindistan’daki Sultan ve Halkı

22.08.2018, Esenyurt’tan bir metal işçisi

sultan-karikatur.jpg

Bir zamanlar, Hindistan’ın başında zalim mi zalim, kurnaz mı kurnaz bir sultan varmış. Bu sultan ne yapar ne eder bin bir türlü entrikalarla başta kalmayı başarırmış. Kendisi Karun kadar zengin ve bir o kadar da aç gözlü ama halkı da bir o kadar yoksulmuş. Köylülerin, zanaatçıların çalışma koşulları çok ağırmış, kazandıklarının en az yarısı da vergi adı altında ellerinden geri alınıyormuş.

Ölen Hep Bizleriz İşte

22.08.2018, Sefaköy’den bir sağlık işçisi

huseyin-yilmazer.jpg

Hüseyin Ayılmazer 31 yaşında öğrenmişti kanser olduğunu… Önce Antalya’da tedavi görmeye başlamış, sonuç alamayınca şehir şehir dolaşmaya başlamıştı bir ümit. Ankara, Denizli, İzmir, Gaziantep derken son olarak da Manisa’ya gitti şansını denemek için. Hüseyin eski bir sağlık işçisiydi ve kanser hastasıydı, çalışabilecek gücü olmadığı için işinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Kalacak bir yeri de yoktu Hüseyin’in. Şartlar böyleydi, aslında ölüme mahkûm edilmişti işte. Çok zayıflamıştı seneler içinde.

Adelheid, Emine, Ahmet, Hüseyin: Mücadele Sürüyor!

20.08.2018, İstanbul’dan bir işçi

mucalede-suruyor.jpg

İşçi Dayanışması’nda ve UİD-DER sitesinde Adelheid Popp’un “Bir İşçi Kadının Gençliği” isimli kitabı hakkındaki yazıları okumuştum. UİD-DER’li bir arkadaşım Adelheid’ın kitabını verdi. Kaplumbağa hızında bir okur olmama karşın bir solukta okuyup bitirdim! Gerek kitabı, gerekse Adelheid Popp’un çalışkan bir işçi, sınıf mücadelesi içerisinde inançlı, kararlı sosyalist bir kadın işçi olması İşçi Dayanışması’nda ve UİD-DER sitesinde günümüz işçi kuşaklarına aktarılmış. Özellikle kadın işçilere Adelheid Popp’un mücadele serüveni çok şeyler katacaktır.

Bir Törenin Düşündürdükleri

20.08.2018, Avcılar’dan bir grup işçi

italya-kopru-cokmesi.jpg

İtalya’nın Cenova kentinde bir otoyol köprüsünün 14 Ağustosta çökmesiyle 43 insan hayatını kaybetti. Bu korkunç faciadan sorumlu olan devlet yetkilileri önce ülkede olağanüstü hal ilan etti ardından ölenler için bir devlet töreni düzenledi. Törende bütün devlet ricali yerini aldı ve gözyaşları döktü. Ailelerin yarısı ise bu törene katılmayarak devleti protesto etti. Olayda hayatını kaybedenlerden 29 yaşındaki Giovanni Battiloro’nun ailesi de bu törende yoktu. Giovanni için yapılan törende babası Roberto Battiloro, “devlet vatandaşlarını korumadı, benim oğlum öldürüldü” diye feryat etti. Cenazede “Antonio, Matteo, Giovanni ve Gerardo… Kader değil devlet” pankartı taşındı.

Ayaklar, Başlar ve “Yanlış Kişiler”

20.08.2018, Adana’dan bir inşaat işçisi

giyim-yoksulluk.jpg

Geçtiğimiz günlerde gazetelere yansıyan bir haber kapitalist sistemin nasıl akıl dışı bir sistem olduğu konusunda beni bir kez daha düşündürdü. Giyim firması Burberry’nin yaklaşık 38 milyon dolarlık ürününü yaktığı anlatılıyordu haberde. Şirket tepkiler üzerine bu kararı, ürünlerinin ucuz fiyata satılmaması ve yanlış kişilerin eline geçmemesi için aldığını açıkladı. Yani bu şirket için ne insanların ihtiyaçları ne işçilerin bin bir emeğiyle üretilen ürünlerin ziyan olması ne atıkların çevreye verdiği zarar önemli!

Ekonomik Kriz İlaç Bekleyen Hastaları da Vuruyor!

19.08.2018, Mersin’den bir işçi

ekonomik-kriz-ilac.jpg

Son günlerde Türk Lirasının iyice değer kaybetmesiyle beraber sağlık hizmetleri ve ilaçlar da bundan nasibini alıyor. 6 ay önce Sağlık Bakanlığı ile ilaç firmaları arasında yapılan anlaşmaya göre avro 2,69 lirada sabitlenmişti. Ancak ekonomideki kötüye gidiş nedeniyle avro 6-7 liraları aşınca ilaç firmaları bazı ilaçları piyasaya kısıtlı vermeye veyahut vermemeye başladı. Bu durum pek çok ilacın hastalara ulaşmasını engelliyor.

Seninleyken Şarjım Bitmiyor

19.08.2018, Yeşilkent’ten bir ev kadını

1-mayis-gebze_20150501_MRK35992.jpg

Ben iki çocuklu bir ev kadınıyım. UİD-DER’in çeşitli etkinliklerine çocuklarımla birlikte katılıyorum. Kızım “anne sinemaya ne zaman gideceğiz?” diyor. Etkinliklerde sinevizyon görüntülerini izlediğinde sinema sanıyor. “Sizi sinemaya götüreceğim” deyince çok seviniyorlar. Bizler insanız, çevremizde olumsuz şeyler, sorunlar yaşanıyor.

Yaz Tatilinde El Ele Veren Çocukların Düşündürdükleri

17.08.2018, Gebze’den bir metal işçisi

cocuklar-tatil.jpg

Demiri eriten, çeliğe su veren, üreterek hayatı şekillendiren elleri nasırlı işçiler, yani bizler, gece gündüz demeden çalışıyoruz. Sağlığımızı hiçe sayarak birer robot gibi didinip duruyoruz. Biz çalıştıkça sermaye sınıfının zenginliğine zenginlik katıyoruz. Bu yoğun çalışma temposunun sonunda bir nebze dinlenebileceğimiz uzun bir yıllık izni hak ediyoruz. Ama kısacık izinlerimizde çoğumuz bedenimizi dinlendireceğimize, köylerde babamıza, dedemize yardım ediyoruz. Kimimiz bahçede fındık topluyor, kimimiz tarlada ekin biçiyor… İzin bittiğinde, yorgun ve bezgin bir şekilde yeniden fabrikalara yani yoğun iş temposuna geri dönüyoruz.

Sinop’u Daha Az Kişi Ölsün Diye Seçmişler!

17.08.2018, Esenyurt’tan bir emekçi

nukleer.jpg

Sinop’un CHP’li Belediye Başkanı Baki Ergül, bölgeye kurulacak nükleer santralle ilgili bir gazeteciye verdiği röportajında gazetecinin “Nükleer Santral için neden Sinop seçildi?” sorusuna “Türkiye’de kilometrekareye 90 kişi düşerken, Sinop’ta bu oran 30’dur. Eğer nükleer santralde bir patlama yaşanırsa daha az insan ölsün düşüncesiyle Sinop seçildi” cevabını verdi.

“Yakıyor, Yakıyor, Dolarları Yakıyor!”

16.08.2018, İzmir’den bir UİD-DER’li

urfali-patron-dolar-yakiyor-082018.jpg

Metroya bindim. Dışarısı çok sıcak, metronun içi serin mi serin. Etrafıma bakındım. Ayakta boynu göğsüne inmiş, başını telefondan kaldırmayan gençler var. Günün yorgunluğu, havanın sıcaklığından olacak çoğunluk şekerleme yapıyor. Uyanık olanlarsa, birkaç kitap okuyanın dışında, aralarında sohbet ediyorlar.

Yaşamak İçin mi Çalışıyoruz, Çalışmak İçin mi Yaşıyoruz?

16.08.2018, Sancaktepe’den bir işçi

calisan-isci.jpg

Çalışmak yani üretmek şüphesiz yaşamın önemli bir parçası. Çünkü insan ihtiyaçlarını ancak üreterek karşılar. İnsan üretmeseydi, sadece doğanın verdikleriyle yetinseydi bugünkü olanaklara sahip olamazdı. Demek ki yaşamak için çalışmamız, üretmemiz gerekiyor. Ama öyle bir düzende yaşıyoruz ki yaşamak için gerekli olan çalışma araç olmaktan çıkmış adeta yaşama amacımız haline gelmiş. Yani çalışmak için yaşar olmuşuz.

Fotoğrafların Dili

15.08.2018, Gebze’den bir metal işçisi

multeciler

Işık yardımı ile cam, kâğıt gibi cisimlerin üzerine iz bırakılması anlamına gelen fotoğraf, 200 yıla yakın bir zamandır hayatımızda. Dijital teknolojinin gelişmesiyle birlikte, fotoğrafın kullanılması hızlı bir biçimde yaygınlaştı. Fotoğraflar artık her alanda kullanılıyor. Kimi fotoğraflar, insanın bebeklikten başlayıp, ölüme kadar geçen sürede yakalanan an’larını gösterir.

Biri “Özgürsünüz’’ mü Dedi?

15.08.2018, Tuzla’dan bir kadın işçi

calisan-isciler-pres-sb.jpg

Köleliğin hüküm sürdüğü eski dönemlerde köleler karın tokluğuna çalışır, efendilerinin bin türlü zulmüne maruz kalırlarmış. Dönemin en büyük uygarlıklarından biri olan Roma’da efendiler lüks ve şaşaa içinde yaşar, saraylar, tapınaklar inşa ettirirken kölelerini ölesiye çalıştırmaktan, zincire vurmaktan geri durmazlarmış.

Ellerinizden Başka Her Şey Yalan Söylüyorsa

14.08.2018, Esenyurt’tan bir metal işçisi

ruyada-calisma.jpg

İşyerinde çalışırken bir işçi arkadaş “bugün rüyamda sabaha kadar çalıştım valla, işe yorgun geldim, hiçbir yerim tutmuyor” dedi yarı tebessümle. Ben de “o kadar parayı ne yapacaksın zaten akşam onda paydos ettin” dedim. Arkadaş da “rüyada çalışıp yoruluyoruz ama para almıyoruz ki, keşke onu da fazla mesaiye yazsalar” dedi. Ben de “hiç düşündün mü neden rüyamızda bile çalışıyoruz, neden daha güzel şeyler görmüyoruz rüyamızda bari?” diye sordum.

“O Kadar da Uçmayın”

14.08.2018, Pendik’ten bir kadın işçi

emekci-kadinlar-mucadelede-onde_20140501_278.jpg

Geçtiğimiz günlerde, işyerinde, toplu iş sözleşmesi maddelerinin konuşulduğu bir toplantı düzenlendi. Toplantıda sendika başkanı işçilere, patrondan neler talep edebiliriz, neler edemeyiz, bunları anlatıyordu. Ve biz işçilerin de fikrini soruyordu. Bir arkadaşımız “ikramiyelerimiz bölünmesin, biz aldığımız paradan bir şey anlamıyoruz” dedi.

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this