UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşçi Tiyatrosu: “Köle İbrahim Tuhaf Konuşuyor”

1 Mayıs Mahallesinden bir işçi

22 Haziran Pazar günü UİD-DER’in Aydınlı temsilciliğinde “Köle İbrahim Tuhaf Konuşuyor” adlı tiyatro oyunu gösterildi. UİD-DER İşçi Tiyatrosu’nun düzenlediği oyunu Gülsuyu ve 1 Mayıs Mahallelerinden de gelen işçi arkadaşlarımızla birlikte ilgiyle izledik.

Tiyatro başlamadan önce işçi arkadaşlarımızın hazırladığı müzik ve şiir dinletisine hep birlikte coşkuyla katıldık. Tiyatro, Mısır’da piramitleri yapan Yusuf, İbrahim ve Musa adlı üç köle ve gelecekten haber veren, her şeyi bilen Bilge Köle’den oluşuyordu. Sürekli olarak taş taşıyan bu kölelerin çalışırken konuştukları şey ise “taş ver, taş al ve taş koydum” kelimeleriydi. Bir gün Köle İbrahim’in kafasına taş düşüyor ve köle olduğunu unutup, arkadaşlarının çalışmalarını garipsemeye başlıyor. Onlara “ücret alıyor musunuz? Sigortanız, sendikanız var mı?” diye sorular sormaya başlıyor. Onlar da biz köleyiz, bu dediklerin de ne, ne tuhaf konuşuyorsun, çalış yoksa köle başı gelecek, kırbaçlayacak bizi deyip işlerine koyuluyorlar tekrar. İbrahim’in anlattıklarından sonra köle başı da bu fikirlere katılıyor ama tam bu fikirleri diğer kölelere söyleyeceği sırada İbrahim’in başına yine bir taş düşüyor ve her şeyi unutup eski haline dönüyor. Fakat diğer kölelerin zihninde sigorta, ücret ve sendika fikirleri yer ediyor.

Bu bir tiyatro oyunuydu ama her birimizin başına bir taş düşürmüştü. Bizler o dönemde Firavunlar ve tanrı Ra’lar için piramitler yaparken, bugün patronlar için gökdelenler, villalar yapıyoruz. O dönemden tek farkımız ise ücretli köleler olmamız. Bugün kapitalist sistemde patronlar biz işçilere sadece aç kalmayacak kadar bir ücret veriyor.

Köle İbrahim “tuhaf” konuşuyordu. Aslında o tuhaf konuşmuyordu. Söylediklerinin tuhaf görünmesinin nedeni diğerlerinin o güne dek hiç duymadıkları şeyleri söylemesiydi. Köle İbrahim sendika, ücret, sigorta diyordu. Köleler bunların hiçbirini duymamışlardı ama bizler hepsini duyduk. Bugün sendikalar var ama ne üye oluyoruz ne de onları haklarımızı koruyacak militan birer sınıf sendikası haline getiriyoruz. Patronlar açlık sınırının altında asgari ücret veriyor, yükseltmek için bir araya gelip daha fazla ücret talep etmiyoruz. SSGSS yasasıyla tüm sosyal haklarımıza ve istihdam paketiyle işsizlik sigortası fonumuzda biriken tüm paralara göz dikiliyor ama biz işçiler hâlâ bir araya gelip bilinçli bir şekilde mücadele etmiyoruz. Sesimizi çıkarmıyoruz.

Bizler bilinçli bir şekilde örgütlenip elimizden alınan haklarımıza karşı mücadele etmedikçe patronlar sınıfı biz işçileri iliklerimize kadar sömürmeye devam edecek. Bizler haklarımıza sahip çıkmak için “tuhaf” da olsa konuşalım. İşyerlerimizde birlik olalım diyelim, militan sınıf sendikacılığı diyelim, daha fazla ücret ve sosyal hak diyelim. Ve “bunlar yetmez, bütün dünyayı istiyoruz” diyelim.

23 Haziran 2008






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this