UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

UİD-DER’de “Savaş da İstemiyoruz Düşmanlık da!” Etkinliği

İşçiler Ankara ve İstanbul’da Savaşa Karşı Buluştular

18 Ekim Pazar günü UİD-DER Ankara’da, İstanbul’daki Sefaköy ve Tuzla temsilciliklerinde “Savaş da İstemiyoruz, Düşmanlık da” adlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Etkinliklerde her sektörden işçiler, savaş istemediklerini, savaşın yoksulları vurduğunu, barış için mücadeleyi büyüteceklerini dile getirdiler. Etkinliklerde, Ankara’daki katliama da tepki gösterildi ve emekçilerin barış çığlığının kanla bastırılamayacağı ifade edildi.

Ankara

Matbaa-yayın işkolundan, Hacettepe Üniversitesi’nden işçilerin, metal ve diğer pek çok sektörden işçilerin katıldığı etkinliğe İranlı ve Suriyeli mülteci işçiler, taşeron işçiler, öğrenciler ve HDP Kırıkkale milletvekili adayı Gülhan Akıncı katıldı. Etkinlik, 10 Ekimde Ankara Emek, Barış ve Demokrasi mitingindeki patlamada hayatını kaybeden emekçiler, sosyalistler için yapılan saygı duruşuyla başladı. İşçi ve emekçilerin barış çığlığını kanla bastırmak isteyen egemenlerin başarılı olmayacağının, mücadelenin büyüyerek devam edeceğinin vurgusu yapıldı. Ortadoğu’da kızıştırılan emperyalist savaşın Suriye’de, Libya’da, Yemen’de, Kürt coğrafyalarında yarattığı yıkımın yol açtığı acılar sergilendi.

Etkinlikte, AKP hükümetinin yürüttüğü savaşçı politikalarla işçi ve emekçiler milliyetçi kışkırtmalarla birbirine düşürülmeye çalışılıyor. İşçi sınıfının buna karşı durup, düşmanlığa karşı mücadele yürütmesi gerektiğinin altı çizildi. Türk ve Kürt emekçilerinin çocukları ölmesin denildi. Acılı asker yakınlarının, Türk ve Kürt analarının tepkilerini, barışa özlemlerini içeren videoda “Böyle vatana da, böyle Başbakan’a da, Cumhurbaşkanı’na da yazıklar olsun. Kendi çocuklarını göndersinler!” diyen annenin sözleri, savaşlarda hep işçilerin, yoksulların çocuklarının öldüğünü bir kez daha hatırlattı.

Türkçe, Kürtçe, Arapça ezgilerin, şiirlerin yer aldığı etkinlikte, bu savaşın işçi ve emekçilerin çıkarına olmadığı dile getirildi ve işçilerin kapitalist sömürü düzenine karşı mücadele vermesi gerektiği belirtildi. UİD-DER’in bugüne kadar haksız ve emperyalist savaşa karşı yürüttüğü etkinliklerden, stant çalışmalarından derlenen videodan sonra mücadeleyi ve örgütlülüğümüzü büyütme çağrısıyla, sloganlarla etkinlik sona erdi.

Etkinlik sonrası taşeron bir işçi “Bunlar başka yerlerde bu şekilde anlatılmıyor” dedi. Başka bir işçi etkinliğe katılmadan önce burjuva medyanın yalanlarına inandığını, videoları-etkinliği izledikten sonra etkilendiğini, gerçeği gördüğünü söyledi. Pek çok kişi de böyle bir ortamda, bombaların patlatıldığı bir zamanda böyle bir birliği, mücadele azmini görmenin onları etkilediğini, sevindirdiğini söyledi. Yılmadan mücadele verilmesinin önemini dile getiren sohbetler gerçekleştirildi.

Sefaköy

İçine çekilmek istendiğimiz savaş politikalarına karşı meydanlarda, mahallelerde, fabrikalarda emekçileri, barışın sesini yükseltmeye çağırmaya devam ediyoruz. Bu çalışmaların bir parçası olarak 18 Ekim Pazar günü Sefaköy temsilciliğimizde “Savaş da İstemiyoruz Düşmanlık da” adlı bir etkinlik gerçekleştirdik. Etkinliğe; pek çok sektörden işçi, 78’liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, TKP 1920’den temsilciler, HDP temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

Etkinliğimiz Ankara’da gerçekleşen katliamda yitirdiğimiz kardeşlerimiz için saygı duruşuyla başladı. Savaşı çıkaran egemenlerin riyakârlıklarına ve amaçlarına değinilen sunumda, emekçiler için savaşın yıkıcı sonuçları vurgulandı. Savaşın içinde kalan hayatlar ve yaşanan acılar videolarla ve şiirlerle etkinliğe gelen emekçilere aktarıldı. UİD-DER müzik grubunun seslendirdiği Arapça, Azerice, Kürtçe ve Türkçe ağıtlarla, ezgilerle salondaki emekçiler duygu dolu anlar yaşadı.

Etkinlik sonrasındaki sohbetlerde, misafirlerimiz duygu ve düşüncelerini şöyle ifade ettiler:

Tekstil işçisi bir kadın: Daha önce de etkinliğinize geldim. Fakat bu sefer bu kadarını beklemiyordum. Olayları yakından takip eden biriyim. Buna rağmen, o kadar iyi hazırlanılmış ki, sunumuyla, ezgileriyle, şiirlerle ve görüntülerle yüreğime dokundu. Keşke etrafımdaki arkadaşlarımı da tutup kollarından getirseydim. Bunu herkesin görmesi gerek. Emeğinize, yüreğinize sağlık.

İlahiyat okuyan üniversite öğrencileri: Kaygılarımız vardı. Yanlış anlaşılıyorduk. Çok doluyduk. Geldik ve içimizi döktük, konuşup paylaştık. Kimliğimiz, nereli olduğumuz fark etmez. Burada bütün mazlumlar olarak toplandık. Bu çok önemli. Çok memnun olduk ve bunun için şükrediyoruz. İyi ki tanıştık ve siz bizi bıraksanız da biz sizi artık bırakmayız.

İşçi bir anne:Biz burada izlediğimiz görüntüleri televizyonlarda izleyemiyoruz. O kadar çalışıp, uğraşıp hazırlamışsınız. Kızımla birlikte geldim ve çok etkilendik. Dikkatimi çeken bir şey de etkinlik öncesi ve sonrası genel olarak insanlar o kadar samimiydi ki burada bulunmaktan çok memnun oldum. Teşekkürler.

Bir işçi: Bugün ilk defa böyle bir etkinliğe geldim ve çok söze gerek yok, çok etkilendim. Her şeyin az çok farkındayız. Fakat bireysel tepkilerle bir yere varılmıyor. Tepkilerimizin bireysellikten öteye geçmesi gerekiyor. İyi ki bugün buraya gelmişim. Hep birlikte sorunlarımızı ve nasıl baş edebileceğimizi konuştuk. Emeği geçen herkese teşekkürler.

Eğitim emekçisi: Salona şöyle bir baktım ve bir şey dikkatimi çekti. Türk-Kürt işçiler yan yanaydı ve aynı acılar için gözyaşı döküldü. Çok etkilendim. Demek ki bizler yan yana durup, aynı acıları paylaşabiliyoruz, kardeşleşebiliyoruz.

Fabrika işçisi: Çok önyargılarım vardı insanlarla ilgili. Utanarak söylüyorum, “bunları asla ikna edemezsin” deyip öteye koyduğum insanlar. Fakat burada her kesimden, her inançtan insan vardı. Demek ki yapılabilirmiş. Siz bana bunu gösterdiniz. İnsanların kalplerine nasıl dokunulacağını biliyorsunuz. Sizden öğreneceğim çok şey var. Herkese teşekkür ederim. Bundan sonra da elimden geldiğince çalışmalara katılıp, destek olmak istiyorum.

Tuzla

Gün geçmiyor ki emekçiler ve yoksul insanlar emperyalist ve haksız savaşlarda hayatını kaybetmesin. Egemenlerin ve patronların çıkarları için başta Ortadoğu halkları olmak üzere emekçiler katlediliyor. Savaştan sağ olarak kurtulanlar ise göç yollarında yaşam mücadelesi veriyorlar. Türkiye’de ise AKP’nin 7 Haziran seçimlerinde aldığı yenilginin öfkesiyle savaş tırmandırılmış durumda. Kürt illerindeki savaş Ankara’daki büyük katliamla batı illerine de taşınmış oldu.

UİD-DER, haksız ve emperyalist savaşlara karşı barışın sesini yükseltmek ve bu mücadeleye işçi-emekçileri katmak için 18 Ekimde Aydınlı’da “Savaş da İstemiyoruz Düşmanlık da!” adlı bir etkinlik düzenledi. Etkinliğimize birçok sektörden katılan işçi ve emekçinin yanı sıra HDP il ve ilçe yöneticileri, HDP İstanbul 1. Bölge Milletvekili adayı Orhan Atilla, Tuzla Barış Bloku sözcüleri katıldılar. Etkinlik bitiminde söz alan Orhan Atilla, UİD-DER’e böyle bir savaş atmosferinde barışın sesini yükselttiği için teşekkür etti, etkinliğin önemini vurguladı. Savaşın AKP iktidarının çıkarları için başlatılan bir savaş olduğunu ve seçimlerin de ötesinde emekçilerin geleceklerine sahip çıkması gerektiğini söyledi. Savaşın iş kazaları, taşeronluk gibi işçilerin can yakıcı sorunlarının da üzerini örttüğünü ifade eden Atilla, işçilerin, emekçilerin demokrasiden, barıştan yana tavır almalarını istedi.

Ankara’da hunharca katledilen emekçi kardeşlerimiz için saygı duruşuyla başlayan etkinlik, savaşın bu noktaya nasıl geldiğiyle devam etti. 1 Kasım seçimlerine giderken ülkemizdeki ağır bir savaş atmosferinin olduğu ve Suruç katliamından bu yana neredeyse her gün ölüm haberleriyle sarsıldığımız dile getirildi. Bu haksız savaşlardan biz işçilerin, emekçilerin, yoksulların hiçbir çıkarı olmadığı, aksine gemi üstüne gemi alan, saraylarında sefa süren egemenlerin çıkarı olduğu gerçeği aktarıldı. Başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere emperyalist savaşı ve Kürt illerinde uygulanan devlet terörünü, etkinliğe katılan işçilere, emekçilere çarpıcı bir şekilde yansıtan görüntüler izlendi. Videolarda üzerlerine bomba yağan insanlar, bedenleri parçalan çocuklar, kadınlar, yaşlılar… Polis kurşunuyla katledilen ve gömülmesine dahi izin verilmediği için çocuklarının cansız bedenleriyle koyun koyuna yatan analar sinevizyon ekranına yansıtıldı.

Sunumda, bu vahşet tablosu karşısında evlerimizde oturup bu yaşananların sorumlularına kızarak hiçbir şeyi değiştiremeyeceğimiz vurgulandı. Savaşa karşı katillerin önüne dikilmek gerektiği, kendi çıkarları için yürüttükleri savaşlarda işçilerin canını alan asalaklar sınıfına karşı mücadele etmek gerektiği söylendi. Etkinlikte, UİD-DER müzik grubunun seslendirdiği ezgiler, duygulu anlar yaşattı. UİD-DER’li işçilerin mücadele alanlarında “Savaş da İstemiyoruz Düşmanlık da” diyerek, canla başla yürüttüğü çalışmalardan derlenen görüntüler izlendi ve sermaye sınıfına karşı işçi sınıfının mücadelesini yükseltme çağrısı yapıldı.

Egemenlerin çıkarları için kan dökmeye hayır!

Sarayın savaşına karşı halkların barışı için mücadeleye!

Yılmayacağız, mücadeleyi büyüteceğiz!

19 Ekim 2015






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this