UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşçiler Bu Yıl da Vergi Rekortmeni

Aralık 2011, No: 45

Gebze’den bir kadın petro-kimya işçisi

2011 yılını geride bırakmaya hazırlandığımız şu günlerde, işçilerin en çok konuştuğu konulardan biri de kuşkusuz aldıkları üç kuruş maaşı kuşa çeviren vergiler, yani kesintilerdir. Her yılsonunda televizyonlarda, gazetelerde bolca haberleri yapılır vergi rekortmenlerinin. Övgü ile bahsedilir hepsinden. “Falanca iş adamı şu kadar vergi ödediği için vergi rekortmeni oldu” diye allayıp pullayıp bir güzel yuttururlar bizlere. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değildir. Şöyle bir düşünsek, gerçek vergi rekortmenlerinin biz işçiler olduğunu aslında kolayca görürüz. Aldığımız üç kuruş maaştan, yediğimiz yemekten, içtiğimiz sudan, başımızı soktuğumuz evden, attığımız çöpten ve daha pek çok şeyden ha bire vergi kesiliyor. Başımıza gelen felâketler (deprem gibi) bile vergi nedeni haline getiriliyor. Bu da demek oluyor ki vergi adı altında bir el cebimize giriyor ve ne var ne yok alıp gidiyor. Bize de tüm bunların üstüne ay sonunu nasıl çıkaracağımızı kara kara düşünmek kalıyor.

İşçilerin maaşlarından kesilen vergilerin oranlarına baktığımızda bu durumu daha iyi anlamak mümkün olacaktır. Gelirleri devletin açıkladığı açlık sınırının altında kalan asgari ücretlilerin maaşından bile her ay gelir vergisi ve damga vergisi kesiliyor.

Hemen her işçi bu durumdan şikâyetçidir. Çünkü maaşımızın çok büyük oranı, daha elimize geçmeden buhar olup uçuyor. Adaletsiz vergi oranları ve sermaye sınıfının çeşitli yollarla vergi kaçırması nedeniyle, vergi yükünü sırtlayanlar hep işçiler oluyor. Aldığımız üç kuruş maaşı düşündüğümüzde, %15’lik gelir vergisi oranıyla işçilerin tıpkı diğer yıllarda olduğu gibi bu yıl da vergi rekortmeni olduğunu bir kez daha söylemekte yarar var. Çok çalışıp az kazanan işçiden çok vergi alan devlet, sıra patronlara geldiğinde cömertlikte sınır tanımıyor. Her yıl vergisini ödemeyen, hile yapan patronlar için yeni düzenlemeler yapılıyor. Sıkça duyarız medyadan “vergi affı geliyor, vergi indirimi olacak” diye. Kim içindir bunca zahmet? Elbette ki patronlar için. İşçiler söz konusu olunca, daha ücretleri ceplerine girmeden vergi kesiliyor ve bu işçilere sorulmuyor. Oysa patronlar devlete ne kadar gelir bildiriyorlarsa ona göre vergi ödüyorlar. Patronların az vergi vermek için nasıl hileler çevirdiğini biliyoruz. İşçilerin maaşları haricinde her şeye hemen her gün zam yapılıyor. Bu da zaten ağır çalışma koşullarında ezilen işçileri biraz daha eziyor. Türkiye, işçi ücretlerinden en çok vergi kesen ülkeler sıralamasında başı çekiyor.

Patronların ve onları temsil edenlerin ekonomileri sürekli büyürken, işçilerin ekonomisi unufak olmaya devam ediyor. Bu adaletsiz gelir dağılımı ile bırakın ay sonunu getirmeyi, kirayı ödemek bile mümkün olmuyor. İşte tüm bunlar da kredi kartlarına endekslenmiş, bankalara borçlu hayatları beraberinde getiriyor. Ya da ihtiyaçların karşılanabilmesi için uzayan iş saatlerine sessizce boyun eğmeyi dayatıyor. Bırakın kültürel ve sosyal bir şeyler yapmayı, adeta cendereye alınan işçi, makinelerin bir parçası haline geliveriyor. Elbette ki bu da patronların işine yarıyor.

Oysa gözümüzün gördüğü, kulağımızın duyduğu, elimizle hissettiğimiz güzele dair ne varsa dünyada, hepsini yaratan, var eden bizleriz. Mademki işçiler olarak böylesine büyük bir güce sahibiz, o halde haklarımıza dönük saldırılara da karşı koyabiliriz. Yeter ki gözlerimizin önünde duran o karabulutları dağıtalım, birbirimize güvenelim ve artık birleşelim.

Asgari Ücret Vergi Dışı Bırakılsın!

Dolaylı Vergi Soygununa Son!

15 Aralık 2011






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this