UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Rekabete, Bireyciliğe ve Bencilliğe Hayır!

İşçileri Güçlü Yapan Birlik ve Dayanışmadır!

İşçi Dayanışması Bülteni, No: 116

İnsanın insanı sömürmediği, sınıf ayrımlarının olmadığı, insanların özgürce ürettiği ve paylaştığı eşitlikçi bir toplum mümkün dediğimizde, derhal şu yanıtı alırız: Ama insanlar o zaman çalışmazlar ki, herkes yan gelip yatmak ve başkası çalışsın ister! Öyle mi gerçekten de, insanlar çalışmaktan kaçarlar mı? Meselâ mevcut işler tüm çalışabilir nüfusa dağıtılsa, günde dört saat çalışılsa, geçim sıkıntısı ortadan kalksa, üretim topluma faydalı olma düşüncesiyle yapılsa ve insana zevk verse, yine de kimse çalışmak istemez mi? Hiç kuşku yok ki böyle bir toplumda kimse çalışmaktan kaçınmaz.




İnsanın insanı sömürmediği, sınıf ayrımlarının olmadığı, insanların özgürce ürettiği ve paylaştığı eşitlikçi bir toplum mümkün dediğimizde, derhal şu yanıtı alırız: Ama insanlar o zaman çalışmazlar ki, herkes yan gelip yatmak ve başkası çalışsın ister! Öyle mi gerçekten de, insanlar çalışmaktan kaçarlar mı? Meselâ mevcut işler tüm çalışabilir nüfusa dağıtılsa, günde dört saat çalışılsa, geçim sıkıntısı ortadan kalksa, üretim topluma faydalı olma düşüncesiyle yapılsa ve insana zevk verse, yine de kimse çalışmak istemez mi? Hiç kuşku yok ki böyle bir toplumda kimse çalışmaktan kaçınmaz.

Kapitalist düşünceye göre, toplumun kalkınıp gelişmesi için her bireyin kendi çıkarlarının peşinden koşması gereklidir, doğru olan budur. “Her koyun kendi bacağından asılır” ne de olsa! Bu yüzden hayatın her alanında rekabet kışkırtılır, bireycilik öne çıkartılıp yüceltilir.

Peki, “kimse çalışmaz, herkes yan gelip yatmak ister” düşüncesi nereden çıkıyor? Örneğin, bu tür düşünceler işçilerin beyninden mi fırlayıp topluma yayılıyor? Elbette hayır! Bu tip düşüncelerin kaynağı patronlar sınıfıdır; kapitalist sömürü düzeninden çıkarı olan partiler ve medyadır. Eğer toplumu bir piramide benzetirsek, bu piramidin en tepesinde oturan bir avuç azınlığın aşağıdaki çoğunluğa hükmettiğini görürüz. Doğal olarak sömürü düzeninin efendileri ayrıcalıkları ortadan kalksın istemezler. Bu yüzden de hiç ara vermeden emekçileri aldatır; onlara, eşitlikçi bir toplumun imkânsız olduğu ve “böyle gelmiş böyle gider” düşüncesini benimsetirler.

Bir düşünelim: Güç nedir? İktidar olmak gücü ele geçirmektir meselâ. Parayı, silahları, orduyu ve polisi kontrol eden devlet güçtür, güçlüdür. Üretim araçlarını, sermayeyi ve işyerlerini ellerinde tutan patronlar güçlüdür. Güç zor demektir ve zor belirleyicidir. Fakat eğer insanlar bir fikri/düşünceyi benimseyip kabul etmezlerse, güç tek başına işe yaramaz. Örneğin köleler, kölelik düzeninin bir kader olduğu ve değiştirilemeyeceği düşüncesini kabul etmeseydiler, köle sahipleri sadece kamçı gücüyle kölelere boyun eğdirebilirler miydi? Hayır! Demek ki bir düzenin ayakta kalabilmesi için emekçilerin o düzendeki işleyişi normal kabul etmesi ve rıza göstermesi gerekiyor.

Bu koşul köleci düzen için de kapitalist sömürü düzeni için de geçerlidir. Bu gerçeği bilen patronlar sınıfı; sömürünün, sınıf ayrımlarının, sermayenin tek elde toplanmasının, zengin fakir ayrımının, işsizliğin, yoksulluğun normal olduğu düşüncesini işçi ve emekçilere kabul ettirir, benimsetirler. Kapitalist düşünceye göre, toplumun kalkınıp gelişmesi için her bireyin kendi çıkarlarının peşinden koşması gereklidir, doğru olan budur. “Her koyun kendi bacağından asılır” ne de olsa! Bu yüzden hayatın her alanında rekabet kışkırtılır, bireycilik öne çıkartılıp yüceltilir. Sanki alttaki milyonların ve hatta milyarların piramidin tepesine çıkması mümkünmüş gibi, sınıf atlama hayalleri pompalanır. Güya toplumda herkes eşit ve özgürdür; rekabet eden insanlar en iyi işleri ortaya koyar, zengin olur, yüksek mevkilere gelirler. Tembelliği ancak rekabet ortadan kaldırabilir. Sen de çalış, sen de rekabet et, sen de rekabet gücünü arttır, sen de kazan, sen de zengin ol!

Okulda, dizilerde, filmlerde, reklamlarda, işyerinde, sokakta, alışverişte, evde, kısacası hayatın her alanında bu düşünceler egemen kılınır; başka türlü bir dünyanın imkânsız olduğu fikri toplumun hücrelerine kadar işlenir. Rekabet ve bireycilik düşüncesi kutsallaştırılırken; toplumcu, paylaşımcı, dayanışmayı esas alan, insanları birliğe ve mücadeleye çağıran düşünce küçümsenir ve gözden düşürülmeye çalışılır. Bu temelde, sömürü düzenine itirazların yükselmesini önlemek amacıyla işçilerin arasına nifak tohumları saçılır. Nitekim herkesin tek başına olduğu, yalnız olduğu düşüncesi benimsetildiği için, bu durumda olan her işçi kendisini patron karşısında yalnız ve güçsüz hisseder. Yanındaki arkadaşlarına güvenmeye cesaret edemez, şüpheyle yaklaşır. Kimseye güven olamayacağını, herkesin kendisini satacağını düşünür. Eşitlikçi bir dünya mümkün dendiğinde, farkında olmadan patronların ağzıyla konuşur. Böylece üretenler bölünüp parçalanır; sömürü düzenine, kötü çalışma ve yaşam koşullarına rıza göstermiş olurlar.

Tek başına hareket eden her işçi, patronların kurduğu bireycilik tuzağına düşmüş olur. Hiç unutmayalım ki patronların gücü, işçilerin bir sınıf olarak birleşememesinden, örgütlü ve bilinçli olamamasından gelir.

Oysa sömürücülerin propagandasının aksine, insan toplumsal bir varlıktır. Yani toplum olmadan, o toplumu oluşturan gruplar ve paylaşım olmadan, tek tek insanlar zavallı kimselerdir. İnsan, insanlığını ancak toplum içinde hisseder. Bireysel gözüken her sorun aslında toplumsaldır. Meselâ psikolojik sorunların temelinde yaşam şartlarının ağırlaşması, işsizlik, yoksulluk, savaş ve yıkım vardır. Dolayısıyla toplumu ilgilendiren sorunlar ancak toplumsal temelde, elbirliğiyle çözülebilir. Ancak birlik ve dayanışma içinde olan insanlar zorlukların üstesinden gelebilirler. Bu yüzden de, geçmişten günümüze birlik olma, yardımlaşma, dayanışma düşüncesi yok edilememiştir.

Dünyadaki tüm üretimi ve zenginliği yaratan işçilerdir. Lakin işçiler bu üretimi tek tek kişiler olarak değil bir sınıf olarak gerçekleştirirler. Yani kolektif bir şekilde üreten ve zenginliği var eden işçi sınıfıdır. Patronlar sınıfı karşısında işçi sınıfının çıkarları ortaktır. İşte bu yüzden de işçiler, patronlar karşısında tek tek kişiler olarak değil, örgütlü bir güç olarak hareket etmek zorundadırlar. Tek başına hareket eden her işçi, patronların kurduğu bireycilik tuzağına düşmüş olur. Hiç unutmayalım ki patronların gücü, işçilerin bir sınıf olarak birleşememesinden, örgütlü ve bilinçli olamamasından gelir.

Paylaşım ve dayanışmaya ihtiyacı olan da, bu değerlere sahip çıkabilecek olan da işçiler-emekçilerdir. Öyleyse rekabeti ve bireyciliği kışkırtan, dayanışmacı ve paylaşımcı düşüncelere saldıran sömürücülerin görüşüne aldanmayalım! İşçileri güçlü yapan birlik ve dayanışmayı güçlendirelim!

pdf
İşçi Dayanışması PDF
20 Kasım 2017






Son Eklenenler

  • guney-kore-hyundai.jpg
    Güney Kore’de yedi ayrı fabrikasıyla dünyadaki en büyük entegre tesislerinden birine sahip Hyundai Motor’da işçiler, ücretlerin yükseltilmesi için aldıkları grev kararını kısmi olarak uygulamaya...
  • uidder_IMG_2132.jpg
    Çalıştığımız fabrikadan kadın işçilerle birlikte film izlemeye karar verdik. Film üzerinden işçi sınıfının kadınlarına dair birçok sorunu da konuştuk. Sohbetimize vesile olan Hint yapımı bir film...
  • stresli-isci.jpg
    Günlük hayatta hepimiz belirli oranlarda strese maruz kalıyoruz. Stres bazı durumlarda tetikleyici ve olumlu bir rol oynarken (mesela bir işi yaparken odaklanmamızı sağlar) strese sürekli maruz...
  • turizm-calisanlari.jpg
    Dünya genelinde ve Türkiye’de hizmet sektörü giderek büyümektedir. Ben de büyüyen hizmet sektöründe çalışan bir işçiyim. Küçükken annem kayıtlı olduğum dershanede temizlik işine bakardı. Ben de boş...
  • calisan-ogrenci.jpg
    Emeklilik yaşı çoktan geçmiş olan bir öğretmenden dinlenen, matematik dersi kadar sıkıcı bir şey yoktur sanırım. Bu yüzden o anlatırken sınıfta nerden geldiği anlaşılmayan bir uğultu başlıyordu. Bu...
  • karayolu-iscileri.jpg
    Kamuda çalışan taşeron işçilere defalarca kadro vaadinde bulunan AKP hükümeti, her seçim sonrasında bu vaadini erteliyor ve umutları bir başka bahara bırakıyordu. Tam da AKP’nin oy oranlarının...
  • disk-asgari-ucret-aciklamasi-IMG_8901.jpg
    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), asgari ücretle ilgili görüşlerini ve taleplerini DİSK Genel Merkezi’nde gerçekleştirdiği basın toplantısı ile duyurdu. DİSK genel merkez yöneticileri...
  • ohal_buhal_1.jpg
    Geçtiğimiz haftalarda 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlamaları yapıldı. Çocuklarımız ellerinde çiçekleriyle okullarına gelip öğretmenlerine sıcak ve içten sevgilerini ilettiler. Biz UİD-DER’li...
  • nehirler-okyanusa-akmali.jpg
    İşçi mahallelerinden ilerleyen servisler kimi zaman sabahın kör karanlığında, kimi zaman da gecenin zifiri karanlığında yedek parça gibi insan taşır fabrikalara. Tekdüze yaşam ve durmaksızın tıkır...
  • kres.jpg
    Merhaba arkadaşlar sizlere çoğumuzun yaşadığı bir sıkıntıdan bahsedeceğim. Özellikle kadın işçilerin hem çalışırken hem de günlük işlerini yaparken yaşadığı, aslında çözümü zor olmayan bir sıkıntıyı...
  • pink-filmi.jpg
    Geçtiğimiz günlerde 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü vesilesiyle metal sektöründe çalışan bir grup kadın işçi olarak bir araya gelmiş ve Pink filmini...
  • suriyeli-isciler-tekstil.png
    Suriye savaşından kaçan milyonlarca insan yerlerinden yurtlarından oldular. Birçok ülkeye göç ettiler. Türkiye’ye gelen Suriyeliler aç kalmamak için çeşitli işkollarında çalışıp para kazanmak...
  • ht-solar-iscileri-04122017.jpg
    HT Solar işçilerinin, patronun saldırılarına karşı sergilediği kararlı ve örgütlü tutum sonucu patron temsilcileri sendikayla görüşmeyi kabul etmek zorunda kaldı. Patron temsilcileri, bir gün önceki...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this