UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşçilerin Sordukları/25

Haziran 2014, No:75

İşyerinde risk değerlendirmesi nedir?

İşyerlerinde oluşabilecek iş kazaları ile meslek hastalıklarının önceden tespit edilip önlenmesi için işveren, işyerinde risk analizi yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür. Bu analiz içerisinde işçilerin durumu, kullanılan malzemeler, kimyasal maddeler, her türlü teçhizat ve işyerinin tertip ve düzeninin denetlenmesinin sonuçları yer alır. Genç, yaşlı, gebe veya emziren işçiler ile kadın işçiler için gerekli özel kuralları da içerir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetme­liği’ne göre, risk değerlendirmesi yapmama veya yaptırmama durumunda 3234 lira, ayrıca bu yönetmeliğe aykırılığın devam ettiği her ay için 4851 lira para cezası uygulanır. Risk analizi, olası kazaları önleyici tedbir anlamında önemlidir ve her işyerinde yaptırılması gerekir. İşyerlerimizde bunun takipçisi olmalıyız.

Bir riskle karşılaşınca iş durdurma hakkımız var mıdır?

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının 13. maddesine göre, ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan işçiler, işyerindeki İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu’na, kurulun bulunmadığı yerlerde ise işverene başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilirler. İşveren derhal gerekli tedbirleri almak ve durumu tutanakla tespit  etmekle yükümlüdür. Kurul ise acilen toplanarak karar vermek ve kararını tutanak altına almak zorundadır. Karar, çalışana ve çalışan temsilcisine yazılı olarak bildirilir. Kurul ya da işveren işçinin talebi yönünde karar verirse işçi gerekli önlemler alınıncaya kadar iş durdurabilir. Çalışmadığı süre içinde ücreti ve diğer hakları ödenir.

Yangın ve patlama gibi ciddi ve yakın tehlikenin önlenemez olduğu durumlarda ise işçi işyerini ve tehlikeli bölgeyi terk ederek belirlenen güvenli yere gidebilir. Bu durumda işçi, iş bıraktığı için işten çıkarılamaz. İşten çıkarılması halinde ise işe iade davası açabilir ve haklarını talep edebilir. İster belirli, ister belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışsınlar, işçiler, talep etmelerine rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığı durumlarda, haklı nedenlerle iş sözleşmelerini 6 işgünü içinde feshedebilirler.

Ancak işçiler örgütlü olmadıkları müddetçe yasanın bu maddesinin kâğıt üzerinde kalacağı açıktır. İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları tümüyle işçilerin denetimine verilmedikçe ve patronlara yaptırım uygulanmadıkça, işçilerin işyerindeki tehlikeleri patronlara bildirmeleri yeterli olmayacaktır. Üretimin devam etmesini isteyen patronların, işçilerin bildirdikleri tehlikeleri dikkate almayacağı, devam eden iş kazalarından ve işçi ölümlerinden bellidir. Bu nedenle, gerekli tedbirler alınmadığında işçilere koşulsuz iş durdurma hakkı tanınmalıdır.

İş güvenliği önlemlerini almayarak işçinin ölümüne neden olan patrona hapis cezası verilebilir mi?

İş kazasında ölen işçinin ailesi, patronu, Türk Ceza Kanunu’nun “ihmal yoluyla kasten adam öldürme” başlığı altında yer alan 83. maddesi gereğince dava edebilir. Bu madde bir sözleşme ya da kanuni bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi sebebiyle, bir kişinin ölümüne neden olma ya da hayatını tehlikeye atma sebebiyle ihmali olan kişinin hapisle cezalandırılmasını kapsar. Hapis süresi yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar belirlenebilir.

Patron, kanun ve sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyerek, gerekli tedbirleri almayarak “kasten ölüme sebebiyet vermekten” ya da “kasten yaralanmaya sebebiyet vermekten”  yargılanır. İşçinin yasal mirasçıları olan eşi, çocukları, anne veya babası bu davayı açabilir. Ancak yasaların uygulanması için işçilerin davalarının takipçisi olması şarttır.

İşçi, gerekli denetimleri yapmayan devlet kurumlarını dava edebilir mi?

İşçi, patronları denetlemesi gereken Sosyal Güvenlik Kurumu’na ya da işyerinin bağlı olduğu ilçenin belediyesine denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmediği için dava açabilir.

Patronun, işçi sağlığı ve güvenliği kurallarına uyup uymadığının denetimi ve gözetimi devletin kamu hizmetinin bir parçasıdır. Bu görevini yerine getirmeyen kurum “hizmet kusuru” gerçekleştirmiş sayılır. Buna bağlı olarak devlet, işçinin meslek hastalığına yakalanmasında ya da iş kazası mağduriyetinde tazminat ödeme yükümlülüğü altına girer.

17 Haziran 2014






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this