UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

İşyerlerinde Ne İmzaladığınızı Biliyor musunuz?

Eylül 2011, No: 42

İşçi sınıfının örgütsüz oluşu patronların saldırılarını daha ileri boyutlara taşıyor. Patronlar üretimi arttırmak ve işçileri daha çok sömürmek için hiçbir kural tanımıyorlar. “İşinize gelirse” diyen patronlar sınıfı kendi orman kanunlarını işçilere dayatıyorlar.  

Son dönemde patronların keyfi uygulamaları giderek yaygınlaşıyor. Örneğin daha işe alınmadan işçiden, hiçbir alacağının olmadığı, işten kendi isteğiyle ayrıldığı ve tazminatını istemediğini beyan eden bir kâğıdı imzalaması isteniyor. Bu durum giderek yaygın bir hal almaya başladı. Kimi zaman da işe başlarken boş borç senetlerinin altına imza attırıyorlar. Olur ya çalışırken işyerine bir zarar getirirsek, daha baştan bu zararı bizden tazmin etmek istiyorlar. Binlerce işçi, işsiz kalmaktansa imzalamayı tercih etmek zorunda kalıyor. İşe alındıktan sonra yıllarca çalışıyor, patronu sırtımızda taşıyoruz ama günün birinde işten atılıyoruz. Patronun istediği kâğıtları imzalayan işçiler, ücretlerini, mesai paralarını, tazminatlarını bırakıp gidiyor.

Bazı patronlar da yasalara uygun davranıyor görünüyor ama yine kendi bildiklerini okuyorlar. Yasal olarak belirlenen asgari ücretin altında işçi çalıştıran patronlar, işçilerin asgari ücretini tam ve usulüne uygun olarak bankaya yatırıyor. Ancak ay sonu geldiğinde maaşlarını çeken işçilerden bu paranın bir kısmını geri alıyor. İşçilere asgari ücret değil daha düşük maaş ödüyor. Aynı uygulamayı SGK primleri konusunda da yapıyorlar. Patronun ödemesi gereken sigorta primi, yatırılıyor ama yatırılan bu tutar daha sonra işçinin maaşından kesiliyor. Hepimiz biliyoruz ki asgari ücret altında işçi çalıştırmak yasal değildir. Benzer şekilde sigortasız işçi çalıştırmak da suçtur.

Patronların örgütsüzlüğümüzü fırsata çevirdikleri saldırılar yalnızca bunlarla sınırlı değil.  Ağır ve tehlikeli işkollarında yaşanan iş kazalarının, ölümlerin nedeni de daha baştan işçiye fatura ediliyor. Örneğin, binlerce işçinin iş kazalarında hayatını kaybettiği tersanelerde patronlar işçilere şöyle bir kâğıt imzalatıyor: “Tersane sınırları içerisinde uymakla yükümlü olduğum İş Güvenliği Talimatı’nı okuyup anladığımı, kabul ettiğimi, işveren tarafından şahsıma verilen aşağıdaki koruyucu malzemeleri sağlam aldığımı, işyerinde ve iş esnasında devamlı kullanacağımı beyan ederim. Ayak parmaklarımı ve topuğumu koruyan çelik korumalı iş ayakkabısını kendim sağlayacağımı, koruyucu malzemeleri kullanmamam halinde meydana gelecek olan kazalardan tamamen kendimin sorumlu olacağımı kabul ederim. Alt işveren ve üst işveren yetkililerini sorumlu tutmayacağımı, maddi-manevi tazminat davası açmayacağımı, bu yazıyı baskı altında kalmaksızın kendi iradem ile kabul ederek imzaladığımı beyan ederim.” Böylece daha en baştan, patronun iş güvenliği önlemi almadığı için gerçekleşen iş kazalarından işçi sorumlu tutuluyor. Gerekli malzemeler verilmemesine rağmen verilmiş gibi gösteriliyor. İşçi bunları istediğinde rest çekiliyor ve işten atılmakla tehdit ediliyor. Bu durumda çalışmak zorunda kalan işçiler, göz göre göre iş kazalarında ya sakat kalıyor ya da canlarından oluyorlar.

Patronların dayattıkları bu tür sözleşmeler ya da boş kâğıtlar “işsiz kalmaktansa çalışırım” deyip imzalanmak zorunda kalınıyor. Ama bir de şunu düşünelim, zaten patronların bu tür dayatmaları biz hakkımıza sahip çıkmadığımız, elimizden alınan hakkımızın hesabını sormadığımız için ortaya çıkmadı mı? Biz sustukça, yapılanları kabullendikçe patronlar daha çok saldırıyla karşımıza çıkmadı mı? İşyerlerinde saatlerce durmadan çalıştırarak sömürdükleri yetmezmiş gibi bir de utanmadan bizden haklarımızdan vazgeçmemizi istiyorlar.

Patronların bu türden hilelerini, haksızlıklarını iş müfettişleri, devlet ve hatta bürokrat sendikacılar da biliyor. Ama hepsi üç maymunu oynuyor. Duymadım, görmedim, bilmiyorum… Onlara kalırsa ya halimize şükredeceğiz ya da elden bir şey gelmez deyip katlanacağız. Sistemin çarklarını oluşturan bu kesimlerden işçiler için bir şey yapmalarını beklememek gerekiyor. Bu duruma son verecek olan ancak ve ancak biz işçileriz. Örgütsüz olduğumuz için susuyoruz. Patronlar sesini çıkarmayan, boyun eğen, her şeye “tamam” diyen korkak insanlar olmamızı istiyorlar. Bizler susmayalım, çalıştığımız işyerlerinde işçi arkadaşlarımızla bir araya gelelim. Patronların keyfi uygulamalarını, kuralsızlıklarını ortadan kaldırtmak için hep birlikte mücadele edelim.

15 Eylül 2011






Son Eklenenler

  • viransehir_iskur_kura_cekimleri.jpg
    Konkordato ilanları, daralma ve ekonomik kriz gerekçesiyle işçi çıkarmalar her geçen gün artıyor. İşsizlik oranları da buna bağlı olarak artıyor. TÜİK’e göre Ağustos itibariyle işsizlik oranı yüzde...
  • kadin-isciler-1.jpg
    Her zamanki gibi o gün işe başladım. Vardiyamı teslim alıp tezgâhıma geçtim. Biz aynı tezgâhta dört kişi çalışıyoruz. Herkesin yaptığı iş zor fakat sadece bir pozisyondaki iş diğerlerine göre kolay...
  • adaletsizlik-890x395.jpg
    Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev...
  • ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg
    Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini...
  • cinde-tokat-motivasyonu.jpg
    Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı...
  • gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg
    Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen...
  • students-protests-colombia.jpg
    Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT...
  • hastane-acil-kalabalik.jpg
    Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar...
  • alisveris-cilginligi.jpg
    Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını...
  • emekci-kadinlar.jpg
    Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı...
  • somali-isciler-isten-atildi.jpg
    Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında...
  • kres.jpg
    Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar....
  • dogan-gunes.JPG
    Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe,...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this