UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kardeşim Kara Gözlü Muhammed’in Hikâyesi

Gebze’den bir metal işçisi kadın

Anneannem derdi ki hep “kâbuslar olmadan hayaller olmaz, tehlikelere göğüs germeden de harikalar olmaz.” Onca zaman sonra, bana bu sözleri hatırlatan kara gözlü kara bir çocukla karşılaştım. Adı Muhammed, Suriyeli…

Telaşlı bir hali vardı yaklaşırken yanıma. Bir tüy gibi hafif eline sıkıştırılmış bir kâğıt parçasını uzattı bana, çekinerek. “Bu adrese nasıl gidebilirim?” diye sordu. Kara gözlerinde mahcubiyeti ve itilip kakılma korkusunu aynı anda yaşıyordu sanki. Öylece baktım ona, gülümsedim. Elindeki adreste Gebze Adliyesi yazıyordu. O tarafa gidiyorum seni de götürürüm dedim ve yola koyulduk birlikte. Sohbet etmeye başladık. “Muhammed anlat bakalım, ne işin varmış senin orada?” diye sordum. Bunu sormamla yüzüne aniden bir hüzün çöktü kara çocuğun. Gamzeleri siliniverdi sanki. Kara gözlerinde bir buğu vardı artık, anlatmaya başladığında olup biteni.

“Adliyeye küçük kardeşimi almaya gidiyorum. Daha iki yıl oldu Türkiye’ye geleli. Ben alıştım ama kardeşim henüz dilinizi çok iyi konuşamıyor. O yüzden de derdini anlatamıyor. Daha 10 yaşında. Ben ağabeylik yapmak zorundayım ona. Okula gidebilsin diye ikimiz de çalışıyoruz. Pazarcının biri getir götür işi verdi sağ olsun. Ama yolda başka çocuklar tartaklamış birkaç defa, bizimki de dayanamamış elindeki malları fırlatmış çocuklara. Derken çocukların aileleri, mal sahibi toptan şikâyetçi olmuş kardeşimden. Alıp götürmüşler sorgulamak için. Ama derdini anlatamaz ki, dilinizi bilmiyor. Hem zaten burası sizin ülkeniz, biz yabancıyız. Ne yapsak da sonunda biz suçlu çıkarız. Abla başka bir ülkede yabancı olmak çok zor. Ben 15 yaşındayım. Ama sanki yüz yaşındayım. Öyle çok acı yaşadım ki. ‘Annen nerde?’ diyorlar, çok uzakta diyorum. ‘Baban nerde?’ diyorlar, çok uzakta diyorum. ‘Evin nerde?’ diyorlar, bilmiyorum diyorum. Ailemi bir gecede kaybettim, kardeşimden başka kimsem yok. Amcam bakıyor bize, onun da bizden başka kimsesi kalmadı zaten. Ben alıştım, ama kardeşim küçük daha, annemi çok özlüyor, o hiç alışamadı. Savaşı anlamıyor. ‘Biz kimseye bir şey yapmadık. Niye evimizi bombaladılar?’ deyip duruyor. Ama sizin buradaki büyükler de anlamıyor abla. İnsanlar kızıyor bize, sizin ülkenize geldik diye. Ama savaşı bilmiyorlar abla, bilseler öyle demezler. Televizyondaki gibi değil hiçbir şey. Kimse kimseye acımıyor. Bir sabah uyanıyorsun, ne evin var ne ailen, hesap soracağın kimse de yok üstelik…” Kara gözlü, kara çocuk sustu. Ben sustum…

Birlikte gidip kardeşini aldık adliyeden. İkisini evlerine yolcu ettiğimde, durup düşündüm şöyle bir. Biraz önce dinlediğim sadece Muhammed’in hikâyesi miydi sahi? Hangimizin hayatı pamuk ipliğine bağlı değil ki bu lanet düzende. Hangimiz bir sabah savaşla ailesini kaybetme riskini taşımıyor? Hangimizin hayatı egemenlerin iki dudağı arasında değil ki? Hayır, bu sınıf kardeşimin, senin, benim, bizim hikâyemiz. Peki, ne zaman bitecek bu kâbus?

Tarih nice savaşlar, yıkımlarla dolu. O zor günlerden, çekilen acılardan pek çok deneyim bırakıldı bizlere. Geçmişten ders çıkartıp yarını kuracak umutlar beslemeyi böyle öğrendik. Zorluklar olacak elbet, ama önemli olan bu zorluklar karşısında yılmadan mücadeleyi sürdürebilmek. İşte o zaman dünyanın hiçbir yerinde, kara gözleri, kara bulutlu bir tek çocuk kalmayacak! Birlikte mücadele ederek ekeceğiz yeni dünyanın eşsiz tohumlarını!

20 Eylül 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this