UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kendimize ve Sınıfımıza Güvenelim, Örgütlenelim!

Gebze’den bir işçi

İşçi kardeşlerim; aynı tezgâhta yıllarca beraber çalıştığımız arkadaşlarımızdan zaman zaman duyduğumuz, “bu fabrikadan bir şey olmaz, bu işyerinde kimseye güvenilmez” lafları var. Birisi bir soruna işaret edip “bu soruna karşı birlikte mücadele etmemiz lazım” dediğinde adeta papağan gibi otomatik bir şekilde hemen bu sözler söylenir. Peki, doğru mudur bu düşünce? Asıl olması gereken nedir?

Günümüzde, biz işçiler birbirine güvenmeyen, bir araya gelmekten sakınan, hakkını aramaktan korkan bir topluluk görüntüsü çiziyoruz. Aslında birçok ülkede durum aşağı yukarı aynı. Fakat Türkiye işçi sınıfı olarak bizler belki de daha da vahim durumdayız. 41 ülke arasında başkalarına en az güvenen insanlar Türkiye’de yaşıyormuş. Yapılan anketlerde insanlara güvenilebileceğini söyleyenlerin oranı sadece %14’müş. Bunun sebebi aslında çok belli. Aileden başlayarak eğitim gördüğümüz okullara kadar sürekli güvensizlik aşılanan, “babana bile güvenme” düşüncesinin hâkim olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Oysa insanlar birbirlerine güvenmeye, yalnız olmadıklarını hissetmeye ihtiyaç duyar. Diğer insanlara güvenmezsek, aynı zamanda kendimize güvensizliğimizi dışa vurmuş oluruz.

İşçilerin hem kendilerine hem de sınıflarına güven duymaları ihtiyaç olmanın ötesinde, bir zorunluluktur. Güvensizliğimizin başlıca bir nedeni de elbette ki örgütsüz oluşumuzdur. Bugün toplumun, özellikle de işçi kitlelerin örgütsüzlük ve güvensizlik girdabında nasıl savrulduğunu maalesef yaşayarak görüyoruz. Geçim derdimiz, fiziksel yorgunluğumuz, aşağılanma, sosyalleşecek zaman bulamama, iş kazası riskleri, mobbing gibi sorunlarla boğuşan biz işçiler, sorunlarımızı dillendirdiğimizde işten atılmakla tehdit ediliyoruz. Çözüm yolu bulamadığımız için yılgınlığa düşüp, yaşadığımız sorunları yok farz ederek, devekuşu gibi kafamızı kuma gömerek hayatlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Örgütsüz işçi, patronun dayatmalarına karşı duramaz, taleplerini dile getiremez. Yaşadıkları sorunlara rağmen iş arkadaşlarıyla ya da sendikasıyla birlikte hakkını arayamayan işçiler, kendilerine de diğer işçilere de güvenlerini kaybederler. Örgütsüzlük güvensizliği, güvensizlik örgütsüzlüğü besler.

Yaşama biçimi düşünme biçimini belirler. Öyleyse güvensizliğin çaresi birleşmek, örgütlenmek ve birlikte mücadele etmektir. Örgütlenmenin, birlikte mücadele etmenin yolu da kendine ve yıllarca beraber çalıştığımız, ailemizden daha çok birlikte olduğumuz, işçi arkadaşımıza güvenmekle başlar. Sıkıntılarımıza karşı tepkimizi eyleme dönüştürmemiz için önce kendimize sonra sınıfımıza güvenmeli, örgütlenmeliyiz. Birlikte eyleme geçmek, ruh halimizi de bilincimizi de bir anda değiştirir. Bugüne değin yaşanan yüzlerce örnek bize, işyerlerinde işçilerin bıçak kemiğe dayandığı vakit bir anda harekete geçebildiklerini, o güne kadar biriktirdikleri tepkileri patlamalı biçimde dışa vurabildiklerini ve “bu işyerinde kimseye güvenilmez” diyen işçilerin mücadele içinde birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenecek kadar güven duyar hale geldiğini, kardeş olabildiğini gösteriyor. Mücadele, işçileri birleştirdiği gibi, kendi gücünün de farkına varmasını sağlıyor. Sorunlarımızı alt edecek başka bir sihirli formül yok! Kendimize güvenelim, sınıfımıza güvenelim, birleşip haklarımız için mücadele edelim!

29 Haziran 2018






Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this