UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kıdem Tazminatlarımız Gasp Edilemez

Ekim 2009, No: 19

Sermaye sınıfının, kazanılmış haklarımıza yönelik saldırılarının azgınca sürdüğü şu dönemde, hükümet, kıdem tazminatı hakkımızı da elimizden almayı hedefliyor. Biz işçiler, bu yasaya karşı ciddi bir eylem hazırlığı yapmalı ve sendikalarımızı da harekete geçirmeliyiz.

Hükümet, uzun zamandır kıdem tazminatını işçilerin elinden alacak bu saldırı paketinin hazırlığını yapıyor. Bu hazırlığı yaparken kıdem tazminatını gereksiz ve çağdışı, tazminatı bir fona devretmeyi ise işçilerin çıkarına gibi göstermeye çalışıyor. Sınıfımızın verebileceği tepkiden çekinen hükümet, kıdem tazminatını gasp edebilmek için sendikaların rızasını almak istiyor. Hükümet, bir fon oluşturup işçilerin tazminatlarını bu fondan alabileceklerini söylüyor. Ancak bir işçinin bu fondan tazminatını almayı hak edebilmesi için, en az 10 yıl sigortalı olarak çalışmış olması gerekiyor. Üstelik bu fondan elde edilecek faiz geliri de gasp edilip hazineye aktarılacak.

Geçmiş yıllarda oluşturulan Tasarruf Teşvik Fonu ve Konut Edindirme fonlarında oynanan oyunlara baktığımızda, kıdem tazminatı fonunun da başına ne geleceğini anlayabiliriz. Tasarruf Teşvik Fonu taksit taksit geri ödendiğinde işçiler sözde güvence anlamına gelen bu paralarla ancak çerez alabilmişti. Konut Edindirme Yardımı için işçilere geri ödenen parayla ise işçiler çocuklarına oyuncak bir ev bile alamadılar!

Hükümetin 2003 yılında çıkardığı 4857 sayılı İş Yasası ile başlayan saldırılarla işçilerin elindeki birçok hak gasp edildi. 8 saatlik iş günü ortadan kaldırıldı. Tüm sınırlamalara rağmen çalışma saatleri fiilen 12 saatin üzerine çıktı. Esnek çalışma yasalaştırıldı. İşçilerin hafta sonu tatili patronların keyfine bırakıldı. Emekli olma yaşını 65’e ve prim gün sayısını 7200’e yükselterek emekli olmayı bir hayale dönüştürdü. Meclisten son geçirilen saldırı paketiyle, milyonlarca işsiz işçi açlıkla boğuşurken, işçilerin kendi parası olan işsizlik fonu patronların kasasına aktarıldı. Sırada bekletilen saldırı paketi ise kıdem tazminatını hedefliyor.

Bu yeni yasa işten atmaları daha da kolaylaştıracak. Patronları tazminat ödemekten kurtaracağı gibi işten atılan işçiler, haklarını almak için mahkemeye gidip dava bile açamayacak. Bir yıla 1 ay olarak hesaplanan kıdem tazminatı, yasayla birlikte 1 yıla 15 gün haline getirilecek. İşçilerin çok büyük bir bölümü yapılacak yasal düzenlemelerle bu fondan faydalanamayacak. Tıpkı işsizlik fonunda 42 milyar lira biriktiği halde 15 milyon işsiz işçinin çok az bir bölümünün işsizlik sigortasından yararlanabiliyor olması gibi. İşsizlik fonundan yararlanan işçilere ödenen miktar ise asgari ücretin yarısı gibi çok komik bir miktara tekabül ediyor. İşsizlik sigortası yağmalanıyor. Nihayet kıdem tazminatı fona devredildiğinde, biriken para sermaye sınıfına ve onun devletine aktarılacak, işçilerin çoğunluğu ise bu fondan hiç yararlanamayacak. Ama patronların temsilcisi politikacılar, medya aracılığıyla günlerce süren haberler eşliğinde, gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar ve kafamızı bulandırmaya çalışıyorlar. Örgütsüz ve bilinçsiz olan milyonlarca işçi kardeşimiz, bu saldırı yasaları karşısında çoğu zaman nasıl davranacağını bilmiyor.

Sendikalar, kıdem tazminatının tasfiyesi gündeme geldiğinden beri, “kıdem tazminatına dokunmak genel grev sebebi olur”, “bu, işçi sınıfı için bir felaket olur” şeklinde açıklamalar yaptılar. Fakat şimdiye kadar ne ciddi bir direniş gösterdiler ne de bunun hazırlığına giriştiler. İşçileri bu konuda bilinçlendirmek için bugüne kadar anlamlı bir faaliyet yapılmadı. Oysa sendikaları bu saldırılara karşı harekete geçirmeli ve patronların arzularının yasalaştırılmasını beklememeliyiz. Bugüne kadar zamanında ve yeterince harekete geçmediğimiz için birçok hakkımızın gasp edilmesine göz yumduk. Bir hakkımızı daha yitirmemek için yasanın çıkmasını beklemeden gücümüzü birleştirmeli ve mücadeleyi yükseltmeliyiz. İş işten geçmeden işyerlerimizden, sendika şubelerimizden başlayarak bir araya gelmeli ve haklarımızın takipçisi olmalıyız.

15 Ekim 2009
AttachmentBoyut
no19.pdf2.2 MB






  İşçi Dayanışması Bülteni

Son Eklenenler

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this