UİD-DER youtube Web TV Twitter'da UİD-DER facebook'ta UİD-DER

Kot Taşlama İşçilerinin Hakları Tanınsın!

Aralık 2010, No: 33

İMES’ten bir işçi

İşçilerin canını alan “silikozis” yeni bir hastalık değil. 1930’lardan beri biliniyor. Madenlerde, dökümhanelerde, tünel ve yol yapımı işlerinde, seramik vb. işkollarında çalışan işçilerin, granit, taş-kum tozundan oluşan silika tozuna maruz kalmasıyla ortaya çıkan tehlikeli bir hastalık. Bilinen klasik silikozis hastalığı, 15-20 yıllık bir çalışma boyunca kumun veya tozun solunmasına bağlı olarak ortaya çıkan, nispeten yavaş seyirli bir hastalıktır.

1980’lerin sonlarında başlayan kot kumlama işinde, şimdiye kadar en az 10 bin tekstil işçisi çalıştırılmış durumda. 2-3 ay gibi çok kısa sürelerde de olsa, bu işi yapan binlerce işçi, soludukları tozun yoğunluğu nedeniyle hastalık tehdidine maruz kalmış. Yanlış teşhis konmuş ya da hâlâ doktora gitmemiş işçilerin bir kısmı hastalıklarının nedenini bilmediğinden (daha acısı, bilse bile mecburiyetten) aynı koşullarda çalışmaya devam ediyor. Bu nedenle silikozis hastalarının sayısı tam olarak bilinemiyor. Ancak hastaneye giden işçilerin yarısının hasta olduğu görülüyor. Yani şu anda, en az 5 bin kot kumlama işçisi silikozis hastası!

“Bir kompresör, kum fırlatan bir tabanca ve taşlama yapılacak malzeme, bütün işimiz buydu. Bilmek gerekmiyordu. Günde 12, 14 saat bu işi yapıyor, para kazanıyorduk, zaten derdimiz belli bir süre çalışmak ve sonrasında köyümüze dönmekti. Kullandığımız maskeler sıradan nalburlarda satılan maskelerdendi. İşveren için taşlamada kullandığımız kum, o kadar değerliydi ki ziyan olmasın diye havalandırma küçük bir delikten ya da bir pencere aracılığıyla yapılırdı. Sonunda, soluduğumuz kum hastalanmamıza neden oldu Çocuklarım ve ailem için hayatımdan vazgeçtiğimi bilmiyordum.” Bu sözlerin sahibi 28 yaşında bir silikosiz hastası. İstanbul’a dört yıl önce köyünden arkadaşlarıyla gelmiş. İstanbul’da kalacak yerleri olmadığı için merdiven altı tabir edilen atölyelerde çalışmak zorunda kalmış. Çok değil sadece 8 ay çalışmış. Geceli gündüzlü 8 ayın sonunda, nefes darlığı ve öksürük şikâyetiyle hastaneye gittiğinde karşılaşmış bu hastalıkla. Hiçbir sosyal hakkı yok. Hiçbir güvencesi yok. Onunla gelip bu hastalığa yakalanan bütün arkadaşları ya ölmüş ya da yatalak olmuş. Hasta olduğu ortaya çıkar çıkmaz da işinden olmuş. Zaten kayıt dışı çalışıyor olmaları patronun ekmeğine yağ sürmüş. O, hastaneden çıktığında atölye çoktan kapatılmış ya da taşınmış.

Bu işte yalnızca küçük patronlar suçlu değil. Büyük tekstil patronları her ne kadar kot taşlamada parmağımız yok deseler de, el altından taşeronlara iş veriyorlar. Sonuçta küçüğüyle büyüğüyle patronlar işçilerin hayatlarının kararmasına yol açıyorlar.

Peki, bizi ölüme yollayan, ölümüne kullanan bu düzende suçlu kim? Elbette baş sorumlu patronlar ve onların kâr düzenidir. Ama aslında bizi öldüren, bizi yataklara mahkûm edenin örgütsüzlüğümüz olduğunu unutmamalıyız. Bu amaçla kot taşlama işçileri, çarenin örgütlü olmak olduğunu anlayıp bir araya geldiler ve yaptıkları çalışmalarla hem kendileri, hem de henüz bu hastalığın farkında olmayan birçok insanı bilinçlendirmeyi başardılar. Geçtiğimiz günlerde bir kot taşlama işçisi olan Yılmaz Dımbır sosyal güvenlik kurumuna açtığı davayı kazandı. Bu işçinin geriye dönük haklarını almış olması örgütlü ve bilinçli davranmanın ne denli önemli olduğunu gösteriyor.

Silikozis bir meslek hastalığıdır. Bu hastalığa yakalanan bütün işçilere tedavi, bakım ve emeklilik hakkı tanınmalıdır. Ancak bütün bunların kazanımla sonuçlanması mücadelenin biteceği anlamına gelmez. Şunu çok iyi biliyoruz ki, bugün bu topraklarda kot taşlama işinden vazgeçenler tezgâhlarını daha yoksul ülkelerde açacaklar, açıyorlar da. Daha yoksul olan ülkelerde de aynı işi yapmaya devam edecekler. Orada da birçok işçi bilmediği, adını duymadığı bir hastalık yüzünden, örgütlü ve de bilinçli olmadığı için genç yaşta ölecek ya da yatalak kalacak. Haklarımız için yılmadan mücadele etmek zorundayız. Ölümüne çalıştırılmak sadece kot taşlama işçilerinin değil, tüm işçilerin sorunudur. Tersanede, madende, tekstilde yani emeğiyle hayatını kazanan bütün dünya işçileri patronların kârı için çalışıyorlar. Bu durumu nasıl tersine çeviririz sorusunun cevabı ise oldukça net: Birlik olmalıyız, haklarımız için ortak tavır gösterebilmeliyiz. Yoksa hiç kimseden hesap soramayız, hiçbir şeyi tersine çeviremeyiz. Mesele bu kadar açıkken başka ne denebilir ki?

15 Aralık 2010






Son Eklenenler

  • adaletsizlik-890x395.jpg
    Hayatımızın her alanını saran ve geçinmemizi git gide daha da zorlaştıran ekonomik kriz; gün geçtikçe hayatlarımızı daha çok etkiliyor, akıllarımızı meşgul ediyor. Ben de üniversitedeki ev...
  • ahmet-kaya-bir-mesajla-kabus.jpg
    Arkadaşlar mektubuma başlamadan önce sizleri uyarmak istiyorum. Yazının ortasına bile gelmeden birçoğunuz “Bu kadar da değil. Gerçek değildir bu!” diyecektir. Birazdan paylaşacağım gazete haberini...
  • cinde-tokat-motivasyonu.jpg
    Bir insan niye çalışır? Hiç kimse “bu gün canım sıkıldı, gideyim de biraz araba parçası üreteyim, montaj yapayım, pantolon dikeyim” demez. Yaşamak için çalışmak zorunda olduğundan çalışır. Hatta bazı...
  • gulsan-cam-iscileri-img_20181112.jpg
    Gülsan Group’a bağlı fabrikada Ramazan Bayramından itibaren ücretleri düzenli ödenmeyen işçiler, 23 Ekimde üretimi durdurarak fabrika yöneticileriyle görüştüler. Ücretlerinin ödeneceği sözü verilen...
  • students-protests-colombia.jpg
    Hükümetin katma değer vergisini (KDV) yükseltme ve vergi dışı bırakılan kimi ürünleri vergilendirme kararının ardından Kolombiya Eğitim İşçileri Federasyonu (Fecode) ve Üniter İşçi Sendikasının (CUT...
  • hastane-acil-kalabalik.jpg
    Hastanede doktor, hemşire, fizyoterapist, temizlikçi, hasta bakıcı, tıbbi sekreter, güvenlikçi, hasta ve hasta yakınlarından duyup dinlediklerim sağlığımızla nasıl oynandığını ve uyuyup uyanana kadar...
  • alisveris-cilginligi.jpg
    Fabrikada yemek saatinde yemeğimizi yerken hükümetin krizin etkilerini “azaltmak” için aldığını söylediği önlemler aklıma geldi. UİD-DER’in internet sitesindeki “Havyar da mı Yemeyelim” yazısını...
  • emekci-kadinlar.jpg
    Ekonomik kriz büyüdükçe işçilerin, emekçilerin yaşamını daha fazla zorlaştırıyor. Küçük esnafından işçisine, eğitim emekçisinden kendi hesabına çalışan emekçiye kadar her evde krizin yarattığı...
  • somali-isciler-isten-atildi.jpg
    Ekonomik krizin etkileri her geçen gün biz işçiler tarafından çok daha derinden hissediliyor. Gıdadan temizlik maddelerine, giyimden ev eşyasına her şeye zam üstüne zam geliyor. Enflasyon karşısında...
  • kres.jpg
    Merhaba dostlar, ben devlet hastanesinde çalışan bir sağlık işçisiyim. İşyerimizde kreş olmadığı için, arkadaşlar çocuklarını ya tanıdıkları birine bırakıyorlar ya da özel kreşlere gönderiyorlar....
  • dogan-gunes.JPG
    Masamız balkonda/ Masada iki kâse çorbamız/ Karşımda karım/ Karımın gözleri çimen yeşili/ Çimen yeşili gözler kederli/ Kederimiz karşı balkondaki iki aç bebeden/ Paylaştık yoksul soframızı iki bebe,...
  • bulasikci.jpg
    Geçenlerde Kadıköy’e sendikama gideyim dedim. Ama sendikamız o gün erken kapanmış. Sekreterimiz de çıkmış. Oraya gitmek için de biraz aceleyle yürümüştüm. Geri dönüp yürüyecek gücü bulamadım. Bir...
  • yoksulluk-artiyor.jpg
    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi görüşmeleri, bir önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda yapıldı. Görüşme sırasında ortaya konulan veriler, yoksulluğun ne kadar yayıldığını...

UİD-DER Aylık Bülteni

Share this